Acun Ilıcalı İle Fenerbahçe ve Futbol Üzerine Konuştuk

06.12.2016

Acun Ilıcalı İle Fenerbahçe ve Futbol Üzerine Konuştuk

Derneğimiz üyeleriyle bir araya geldiğimiz Toplantılarımızın dördüncüsünde konuğumuz olan Acun Ilıcalı ile etkinlik öncesinde keyifli bir sohbet gerçekleştidik. Ilıcalı'nın geçmişten günümüze Fenerbahçe ve futbola dair anılarını paylaştığı ropörtajın tam metnini aşağıda bulabilirsiniz.


- Öncelikle Derneğimize hoşgeldiniz. Futbola olan yüksek ilginiz çocukluk yıllarından başlıyor. O günlerden biraz bahseder misiniz? Çocukluk yıllarından hatırladığınızda hep gülümsediğiniz bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Kendimi bildim bileli futbol oynuyorum. Tabii ki benim oynadığım futbol sokaklarda oynanan o minyatür kale dediğimiz futbollardan. O zamanlar halı saha da yoktu, sokaklar bizim için halı sahaydı, sokağı sahiplenip top oynamaya başlardık. Her araba geçtiğinde ara verilirdi. Araba gelince dururduk, geçince topa devam ederdik.
Komik anılarımdan biri; Bir milli maça gitmek için krize girdim, o zamanlar rahmetli annem şoförünü yolladı ve bizi okuldan aldırdı. Aldırırken, o dönemde tabii ki öğretmene maça gidecekler denemediği için şoför 'Anneleri çağırıyor.' dedi fakat ben tam sınıftan çıkarken 'Ne annesi maça gidiyoruz maça!' diye bağırınca bir yıl boyunca bir daha milli maç göremedim.

- Bir de lisede ders çalışmak için aileniz tarafından odaya kitlendiğinizde kitaplardaki harflerden lig kurup onlara maç yaptırma oyununuz var. Bu örnekten yola çıkarak başarılı yapımlarınızın temelinin aslında gençliğinize kadar uzandığını söylemek yanlış olmaz sanırız. Neler söylemek istersiniz?

Çocukluğumdan beri oyunun içindeyim. Oyun üretmek ve yaratmakla uğraşıyorum. Bunun ana sebebi önce kendimi eğlendirmekti ve bütün okul hayatımda çeşitli oyunlar bularak bir şekilde ders çalışmamayı başardım. Fakat tabii bunun bir gün ileride çok işime yarayacağını hesaplamıyordum. Benim kafa yapım açıkçası derslere uyum sağlayamıyordu. Hani anlatılan dersler sanki anlamadığım yabancı bir dil gibi geliyordu. Fakat oyunda da, ders çalışmayacağım belli olunca, tabii ki kendimi çok geliştirdim. Şu anda da bunun ciddi derecede kaymağını yiyorum diyebiliriz.

- Acun Ilıcalı'nın çocukluktan beri iyi bir futbol izleyicisi olduğunu biliyoruz. Peki sahanın içinde nasıldır Acun? Mesela hiç futbolcu olmayı denediniz mi ya da böyle bir hayaliniz-girişiminiz var mıydı?

Futbolcu olmak gibi bir hayal ya da girişimim olmadı, ancak televizyoncu olmasaydım futbolcu olmak isterdim.
- Her Fenerbahçe taraftarının kendi hayatındaki en özel hikayelerinden birisidir Fenerbahçeli olma hikayesi. Siz nasıl Fenerbahçeli oldunuz?

Dayılarımdan en küçüğü fanatik Fenerbahçe'li. Biz Edirne'deyken kendisi aile tarafından görevlendirildi ve hem beni hem ağabeyimi Fenerbahçe'li yaptığında 4 yaşındaydım.

- Çocukluk ve gençlik yıllarından hayatınızdaki önemli dönüm noktalarından birisi olan spor muhabirliğine giriş döneminize uzanalım. Show TV'de Beşiktaş muhabiri olarak başladınız. Sizin için o dönem nasıl bir dönemdi? Neler hissediyor ve yaşıyordunuz?

Uzaktan zor gibi gözükse bile, Fenerbahçeli olup Beşiktaş muhabiri olmak aslında daha avantajlıydı. Neden diye soracaksınız, çünkü muhabirler maçlarda ciddi derecede problem yaşarlar. Kimi yakalayayım, kimi yayına alayım derken maçın nasıl geçtiğini anlayamazsınız. O yüzden, o dönemlerde Beşiktaş muhabiriydim ama bu sayede Fenerbahçe maçlarını çok rahat bir şekilde izleyebiliyordum. Tabii ki diğer ilginç konulardan biri de Beşiktaş'lı futbolcularla zaman zaman Fenerbahçe-Beşiktaş muhabbeti yapmaktı ki o da işin eğlenceli bölümüydü.

- Başarılı bir gazetecilik geçmişinden yetişerek Televizyon patronluğuna uzanan bir öykünüz var. Türkiye'de entertainment denilince akla ilk gelen isimlerden birisiniz. Spor sektörü artık tamamen eğlence sektörü ile eşleşmiş durumda. Artık müsabakalar eğlence sektörünün bir kolu olarak sınıflandırılıyor. Bu duruma bakılırsa özellikle spor kulüpleri bu bağlamda gelirlerini nasıl artırabilirler?

Çok güzel bir soru. Bunu dünyada başaran birçok ülke var. Ülkemizde de bu konuda ciddi bir gelişime ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Çünkü dünyada birçok gelişmiş ülkede futbol bir eğlence şekli olarak görülür. Bizde ise maalesef bu durum geçerli değil. Bana göre futbolun eğlence yönü çok daha iyi pazarlanıp bundan da ciddi bir ekonomi elde edilebilir. Bu konuda fikirlerim var ama şu anda buraya sığdırma şansım yok.

- Avrupa'ya bakıldığında futbol kulüplerinin en önemli gelir kaynağı yayın haklarından geliyor. Süper lig yayın ihalesi geçtiğimiz günlerde yeniden yapıldı. Ancak ihale bedeline bakıldığında Türk kulüplerinin elde ettiği gelirlerle Avrupa ile rekabet etmesi çok zor görünüyor. Türk kulüplerinin yayın gelirlerinde Avrupa kulüpleri ile rekabet edecek seviyelere gelmeleri nasıl mümkün olabilir?

Naklen yayından elde edilen gelirle Avrupa ile rekabet edilemeyeceği konusuna katılmıyorum. Çünkü şu anki gelirimiz Avrupa'daki beş altı ligin dışında, tahmin ediyorum İngiltere şu anda birinci, ikinci İspanya, üçüncü Almanya, dört İtalya beş de Fransa…Bu beş ligi geçtiğiniz zaman Türkiye'de de; Hollanda, Belçika, Avusturya ya da Portekiz liginden çok daha fazla bir gelir elde edildiğini tahmin ediyorum. Bu nedenle rekabet edilmez diye bir durum söz konusu değil bence. Bu konuda sadece Avrupa'nın süper takımları önde fakat üç büyüklerin de ikinci etaptaki takımlardan olduğunu düşünüyorum.

- İyi bir futbol izleyicisi takımından ne bekler? Bu izleyiciye girişimci bir mantıkla kulüp ne verirse taraftarı daha mutlu eder?

Benim en başından beri ısrarım her zaman büyük takımlarda yıldız futbolcu olmasıdır. Yani her büyük takımda en az bir ciddi derecede yıldız futbolcu olmak zorundadır. Fenerbahçe için de her zaman beklentim budur ve taraftarın da böyle düşündüğünü düşünüyorum. Seksenlerin sonunda Maradona Napoli'ye geldiği zaman 60-70 bin kombineyi aynı anda satıp sezonu öyle kapatmışlardı ki bunun birçok örneği de zaten yaşanıyor. Ben bizim büyük takımlarımızın futbol mentalitesinde mutlaka yıldız futbolcu kontenjanı olması gerektiğini düşünüyorum ve yıldız futbolcu üzerinden ciddi bir pazarlamayla kulübün popüleritesine katkıda bulunulmasından yanayım. Yıldız üzerine olan futbol mentalitesi, tabii ki doğru bir takım profiliyle birleştirilirse çok daha başarılı olur.

- Son dönemlerde merak edilen konulardan bir tanesi de Acun Ilıcalı'nın kanalında spor programı olmaması. TV8'de spor programları da izleyecek miyiz? Ya da yeni bir spor programı projesi var mı?

Spor programı yok yanlış bir yorum oldu. Biz futbol maçları veriyoruz. Unutmayalım ki milli takımımızın maçları TV8 de. Ben şu anda futbol tartışma programı olmamasından yanayım ve fikrim de değişmedi. Yani futbolun tartışılmasının sürekli olarak bir sorun yarattığını düşünüyorum. Bizim kanalımız ve programlarımız insanları mutlu etme konsepti üzerine kurulu, futbol tartışma programlarının insanları mutlu ettiğini düşünmüyorum.


- Fenerbahçe'nin unutulmaz bulduğunuz futbolcusu kimdir ve unutamadığınız maç veya sezon hangisidir?

Bana göre Fenerbahçe'nin unutulmaz futbolcusu Rıdvan Dilmen'dir. Unutamadığım maç, Fenerbahçe'nin 3-0 geriden gelip 4-3 bitirdiği Galatasaray maçı ve unutamadığım sezon rekor sayı ile 103 gol atıp şampiyon olduğumuz sezon.


- Fenerbahçe'yi gelecekte nasıl görmek sizi daha fazla mutlu eder?

Tabii ki her Fenerbahçe'li gibi Fenerbahçe'yi başarılı görmek beni mutlu eder. Dünya'da ne kadar çok konuşuluyorsak ben o kadar gururlanıyorum. Dünya çapında ve Avrupa çapında olan başarılarımızın artmasını diliyorum.

Yabancı bir dostumla konuşurken Fenerbahçe dediğim zaman gözlerinin parlamasını istiyorum. En mutlu olacağım gün 'Fenerbahçeliyim' dediğim zaman karşı tarafın 'Aaa!' diye şaşırıp başarılı bir takımın taraftarı olduğum için bana imrenmesi.