Alex: "vücudum El Verdiği Sürece Oynayacağim"

09.04.2012

Alex: "vücudum El Verdiği Sürece Oynayacağim"

Takım Kaptanımız Alex de Souza, Fenerbahçe Gazetesi’nin 100. sayısına verdiği röportajda,  gücünden çok şey kaybetmediğini belirterek, "İnsanlar hep derler, ’32- 33 yaşından sonra gücünü kaybedersin’ diye. Ama ben hiç bir zaman vurduğu yeri yıkan güçlü bir oyuncu olmadım! ’Hızını kaybedersin’ diyorlar. Aslında zaten ben hiç hızlı bir oyuncu olmadım ki!. Bu saatten sonra olayın daha fazla mental olduğunu düşünüyorum. Vücudum el verdiği sürece ben oynamaya devam edeceğim" dedi.

Alex’in Fenerbahçe Gazetesi’nin 100. sayısında (Nisan) yer alan röportajı şöyle:

"Her taşın altından o çıkıyor. Türk futbolunda tüm istatistikler, rekorlar onunla anlam buluyor. "10 numara Brezilyalı", futbolunun yanı sıra iyi bir aile reisi, taraflı tarafsız herkes tarafından  sevilen ve takdir toplayan bir futbol idolü..

Fenerbahçe’ye geldiği ilk günden itibaren oynadığı her maça damgasını vuran, taraftarın ondan ne istediğini bilerek oynayan, gol atamadığı maçlarda dahi asistler yapıp gol attıran, saha içinde rakip futbolcu ve hakemlerle tartışmaya girmeyen "KAPTAN ALEX.."

değerli kaptanımızla yaptığımız söyleşide kendisinin ne denli örnek bir aile reisi olduğuna bir kez daha şahit olduk. Futbolun yanı sıra sık sık ailesinden söz eden Alex’in değerli eşi Daianne  için kullandığı ilginç bir cümlesi  "Eşim Benim Koruyucu Meleğim" ile söyleşimize başlamak istedik..

-Yaklaşık 6 yıl önce Samsunspor’a attığınız bir röveşata golü ve son olarak da Galatasaray’a attığınız golleri biz unutmadık. Acaba sizinde unutamadığınız ve iz bırakan gollerini bizimle paylaşır mısınız?

İnsanlar bu tür golleri hatırlıyorlar. Çünkü görmeye alışık olmadıkları tarzda golleri görüyorlar. Elbette bunların dışında benim için de unutulmayan goller var. Bir tane örnek vermem gerekirse, Zico zamanıydı, Beşiktaş’a karşı İnönü’de oynadığımız bir maçta 2. golü atmıştım. Benim için unutulmaz gollerden bir tanesidir.Çünkü Nobre ile çarpıştıktan sonra yere düşüp sonra tekrar kalkıp Semih ile duvar pasından sonra golü atmıştım. 2-1 kazanmıştık o maçı o yüzden benim için unutulmaz gollerim arasında o gol de var.

-Fenerbahçe’ye geldiğinizde, burada 8 sene kalacağınızı, taraftarın gönlünde taht kuracağınızı ve Fenerbahçe’nin vazgeçilmezi olacağınızı hiç düşündünüz mü?

2004-2007 yılları arasında kontratım vardı. Benim ilk baştaki hedefim kontratımı burada en iyi şekilde sürdürüp, kontratım bittikten sonra da ne olacağını o arada anlayamadım. Fakat ilk geldiğimde aklımdaki düşüncem 3 senelik kontratımı devam ettirip kontratım bittikten sonra da hayatıma devam etmekti. Tabii işler daha da olumlu şekilde gelişince, uzun seneler burada kaldım.

-Bayan ve çocuk seyircilerin izlediği maçları diğer maçlarla kıyasladığınızda takımın oyununda olumlu veya olumsuz bir farklılık oluyor mu?

Benim görüşüme göre kadın ve çocuk taraftarların geldiği maçlar ile normal herkesin geldiği maçlar arasında büyük farklılıklar var. Kadınlar ve çocuklar maça geldiğinde maç içerisinde olabilecek herhangi bir şey onlar için eğlence sebebi ve son maçta 43 bin tane kadın ve çocuk seyirci vardı. Bu 43 bin seyircinin belki de %10’u normalde maça gelip maçları takip eden seyircilerdi. O yüzden baktığımızda saha içerisinde herhangi bir pas hatasında verdikleri tepkiler farklı tepkiler oluyor. Normal maçlarda baktığımız zaman maçları daha sık takip eden seyirciler maçlara geldiği için bir pas hatasında tepki olabiliyor, ıslıklanabiliyorsunuz. Bayanların bitmeyen pozitif  enerjisi bizi iyi yönde etkiliyor, o açıdan maçlara gelen bayan ve çocuk seyircilerin oranlarının artması bizi mutlu eder...

-Şu anki olgunluğunuzla değerlendirirsek Alex futbolcu olmasaydı ne olurdu?

Bilmiyorum, çünkü bunu düşünmek için herhangi bir zamanım olmadı. Çocukluktan itibaren futbola merak sardım. Futbol ile birlikte okulumu götürmeyi araştırıyordum. Öyle bir zaman geldi ki, artık ikisi birlikte gitmiyordu. Sonuç olarak bir seçenek yapmam gerekliydi. Futbolcu olmasaydım ne olurdum diye düşünmek için zamanım olmadı. Çünkü hayatımda futboldan başka bir şey düşünmedim.

 Futbol oynadığınız sürede hiç menüsküs olmadınız ama eşiniz menüsküs ameliyatı oldu bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Aslında bir sporcunun hayatında başına gelebilecek her türlü sakatlıklar eşimin başına geliyor. Menüsküsünden sıkıntı yaşadı. Bunun haricinde son zamanlarda çapraz bağları koptu. Bu yüzden baktığımız zaman bizim inancımıza göre, biz o kadar yakınız ki benim başıma gelecekler sanki onun başına geliyor. Sanki o benim koruyucu meleğim. Maalesef tabii ki bana gelmesin ona gelsin mantığında ilerliyor.

-Futbol otoriterleri Alex bu performansıyla daha beş yıl oynar diyorlar, siz ne dersiniz?

Zaman hakkında elbette bir yorum yapamam. Ama 10 sene öncesine baktığım zaman çok fazla bir şey kaybettiğimi düşünmüyorum. İnsanlar hep derler, "32- 33 yaşından sonra gücünü kaybedersin’ diye. Ama ben hiç bir zaman vurduğu yeri yıkan güçlü bir oyuncu olmadım!..’ Hızını kaybedersin’ diyorlar. Aslında zaten ben hiç hızlı bir oyuncu olmadım ki!.. Bu sebepten dolayı 10 sene öncesiyle karşılaştırdığımda çok fazla bir şey kaybettiğimi düşünmüyorum. Bu saatten sonra olayın daha fazla mental olduğunu düşünüyorum. Vücudum el verdiği sürece ben oynamaya devam edeceğim.

-Takım arkadaşlarınızdan hangisi sizi farklı yönleri ile cezbediyor?

Saha içi -saha dışı birlikte olduğum, daha fazla zaman geçirmekten mutluluk duyduğum Özer var. Saha dışında da onunla birlikteyiz. Ve takımımızdaki diğer Brezilyalı Baroni ve Bilica ile hem saha içi, hem saha dışında beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Dia, Sow ve Bienvenu ile de aynı şekilde sürekli birbirimizle eğleniyoruz ve şakalaşıyoruz.
 
-Futbolu Türkiye’de mi yoksa Brezilya’da mı bırakacaksınız?

Şuanda tam olarak nerede bitireceğimi bilmiyorum. Zamanı geldiğinde oturup hep birlikte konuşacağız. Ben de her zaman olduğu gibi aileme konuşup karar veririm. Zaten şu anda böyle bir soru gündemde değil.

-Futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük düşünüyor musunuz?

Bu benim kafamda belirlediğim bir şey değil ama eğer fırsat olursa çalıştırıcı olabilirim.

-Fenerbahçe’de Samsunspor maçında fileleri havalandırarak 165. golünü attın. 1959’dan bu yana resmi maçlarda en çok gol atan futbolcu oldun. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Bu büyük kulüpte ilklere imza atmak benim için çok güzel bir duygu. Ben bunu burada yaşıyorum. İnanıyorum ki, benden sonra da Fenerbahçe’de bu rakamları aşacak oyuncular olacaktır.

-Taraftarlar seni her şeyinle çok seviyorlar onlara mesajın nedir?

Fenerbahçe taraftarı  çok  bilinçli bir taraftar grubu. Özellikle son bir yıldır tüm branşlara verdikleri maddi ve manevi destek ortada. Bizler başarımızın önemli bölümünü onların desteğine borçluyuz.  Yani başarılarımızın büyük oranını onlarla paylaşıyoruz. Onlar tribünde biz ise sahada konuşuyoruz. Taraftarlarımız bizi desteklemeye devam etsinler, biz de başarılarımızı sürdürmeye…"