Faruk Ilgaz'in Fenerbahçe Dergisi'ndeki Son Yazisi

16.07.2014

Faruk Ilgaz'in Fenerbahçe Dergisi'ndeki Son Yazisi

Fenerbahçemizin efsane başkanlarından Faruk Ilgaz, 1 Kasım 2009 tarihinden bu yana her ay düzenli olarak, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün resmi yayın organlarından Fenerbahçe Dergisi’nde yazıyordu.

 

Merhum Faruk Ilgaz, Fenerbahçe’nin şanlı tarihini genç nesillere anlatma, aktarma misyonu üstlenmişti. Fenerbahçe Dergisi’nde kendisine ayrılan sayfalar için, kendi el yazısıyla beyaz kağıda yazdığı yazıları her hafta Fenerbahçe Dergisi’ne getiren Faruk Ilgaz, yüksek sesle ve büyük bir mutlulukla bu yazıları önce bizlere okuyordu. Bu yazılar arkadaşlarımız tarafından dijital ortama aktarılıyor ve sayfa çıktıları öncelikle yine sevgili başkanımıza veriliyordu.

 

Elimizde çok sayıda bulunan bu yazılar, Fenerbahçe Dergisi’nde her ay düzenli olarak Faruk Ilgaz’ın köşesinde yayınlanmaya devam edecek.

 

İşte Merhum Faruk Ilgaz’nın Fenerbahçe Dergisi’nin 137. Temmuz 2014 sayısında, köşesinde yayınlanan son yazı:

 

"ÇOK YÖNLÜ BİR FENERBAHÇELİ: "ALTIN ÇOCUK" ŞÜKRÜ BİRAND

 

Bu yazımda futbolu kadar sosyal faaliyetleri ve güzel sesi ile ün yapmış olan İngilizlerin "Golden boy" yani "Altın çocuk" dedikleri değerli kardeşim Şükrü Birand’ı tanımak imkanını bulamamış olan Fenerbahçelilere tanıtmaya çalışacağım.

 

Fenerbahçe’ye girişi 1964 senesi, mesleği gazetecilik ve milli futbolcu olan Şükrü Birand, Ankara’da 5 Haziran 1944 günü doğdu. 5 çocuklu bir ailenin tek erkek evladıydı. Tahsilini Ankara’nın Yıldırım Beyazıt Lisesi’nde yaparak bu okuldan mezun oldu. Bu okulun jimnastik hocası Fenerbahçe’nin eski kalecisi olan rahmetli Sabri Kiraz idi. Onun aracılığı ile Şükrü, Ankara’nın ünlü kulübü olan PTT’ye girdi. Kısa bir süre sonra takım arkadaşı Ziya Şengül ile 1 Temmuz 1964 günü Fenerbahçe’ye transfer oldular.

 

Sayın Dr. İsmet Uluğ’un başkan olduğu bu dönemde, kısa sürede başarılı oldular. Şükrü Birand, Fenerbahçe’nin defansının sağında yani sağ bek olarak 10 yıl aralıksız oynadı. 1964-1965 sezonunda Türkiye Lig Şampiyonu olan Fenerbahçe 30 maçta 52 gol atıp sadece bir yenilgi ile sezonu kapatmıştı. Bu şampiyonlukta yeni transfer olan Ziya ile Şükrü’nün büyük rolleri olmuştu.

 

Fenerbahçe’yi Türkiye Şampiyonu yapmış olan Fenerbahçe’nin kadrosu şu elemanlardan kurulu idi; Hazım-Şükrü, İsmail-Ziya, Özer, Ali İhsan-Ogün, Birol, Şenol, Şeref ve Aydın.
Şükrü’nün Fenerbahçe’deki en parlak dönemi benim başkan olduğum 1967-1968 sezonundaki 5 değişik kupalı şampiyonluk idi. Bu dönemde antrenör Molnar ile yardımcılarından rahmetli Basri Dirimlili ile Ahmet Erol bulunuyorlardı. Şampiyon kadro ise şu oyunculardan kurulu idi: Yavuz Şimşek – Ogün Altıparmak, Ziya Şengül, Nedim Doğan, Abdullah Çevrim, Fırat Somer. Hepsi milli futbolculardan kurulu bu kardeşlerimizi hep takdirle anıyoruz.

 

Şükrü’ye taraftarların taktığı lakap ünlü Amerikan artisti James Dean olmuştu. Bu lakap Şükrü’ye fizik olarak bu ünlü artiste benzemesi, iyi giyinmesi ve Avrupai görüntüsü nedeni ile sporseverler tarafından verilmişti.

 

Şükrü’nün oyun tarzına gelince, eskiden bek oyuncuları top ayaklarındayken saha çizgisini asla geçmezlerdi. Şükrü, Türkiye’de sağ çizgiden direk kaleye giden bir oyun tarzı vardı ve onun bu şekilde attığı golleri de vardı.

 

Şükrü’nün Fenerbahçe’deki 10 yıllık futbol hayatından başka başarıları da vardı. Antrenör Rumen Traian Ionescu’nun defansa ağırlık verdiği 1969-1970 sezonunda Fenerbahçe şampiyonluğa ulaşırken oynanan 30 maçta kalecimiz Datcu’nun koruduğu kalede oynanan 30 maçta sadece 6 gol yemesi "Avrupa’da en az gol yiyen takım" unvanını Fenerbahçe’ye kazandırmış ve bugüne kadar hala kırılamamıştır.

 

Şükrü’nün önemli bir özelliği de güzel sesi ile alçak gönüllü olması idi. Dönemin ünlü ses sanatçısı "Nesrin Sipahi" Hanım ile "Kalpleri Fetheden Renkler" marşını beraber okumuşlar ve çok başarılı olmuşlardı.

 

Şükrü, sosyal sahada da önemli faaliyetleri vardı. Benim 87. yaş günüm ile Fikret Kırcan ağabeyimizin 92. yaş gününde Fenerbahçe Sosyal Tesislerimizde yapılan anma gecelerini düzenlemesi Şükrü tarafından yapılmıştı. Sevgili Şükrü Birand kardeşime beraber olduğumuz günlerdeki dostluğumuzun devamını dileyerek bu yazımı bitiriyorum.

 

EN BAŞARILI YABANCI HOCAMIZ: IGNACE MOLNAR

 

Fenerbahçemize, bir asrı geçen hayatında, 50’den fazla yabancı hoca gelmiş; bunların önemli bir kısmı Fenerbahçe’de başarılı olmuşlardır. Fakat hiçbirisi Macar antrenör Molnar kadar başarılı olmamışlardır. Igance Molnar; 1947, 1957 ve 1967 yıllarında Fenerbahçemizde 3 kez antrenörlük yapmış ve her seferinde de Fenerbahçemizi Türkiye şampiyonu yapmıştı.

 

Molnar’ın en başarılı sezonu benim de başkan olduğum 1967-1968 sezonudur. Bu sezonda aynı devrede 5 kupa birden müzemize kaldırdığımız sezondur.

 

Bu 5 kupa şunlardır:

 

1 – 1967-1968 sezonu Türkiye Lig Şampiyonluğu,
2 – Türkiye Kupası’nda Altay’ı 3-0 yenerek aldığımız Türkiye Kupası,
3 – Bu iki kupayı birden almamızdan dolayı statüsü gereğince maç oynamadan otomatik olarak kazanmış olduğumuz Cumhurbaşkanlığı Kupası,
4 – Sezon başında İstanbul’da kazanmış olduğumuz Spor Toto Kupası,
5 – Benim organize etmiş oyduğum 6 Balkan ülkesi arasında yapılmış olan Balkan Kupası.

 

Bu kupaların kazanılmasında büyük emeği bulunan antrenörümüz Molnar kimdir? Fenerbahçe’de nasıl çalışmıştır?

 

İlk kez Macaristan’da komünist rejimin hüküm sürdüğü sırada Molnar, ailesi ile beraber ülkesinden kaçmış ve bir daha Macaristan’a dönmemiştir. İlk kez geldiği 1947 yılında daha Türkiye Ligi kurulmamış olup İstanbul’un 8 takımı arasında oynanan 14 maç sonunda Fenerbahçemiz şu kadro ile İstanbul Şampiyonu olmuştu; Cihat – Murat, Ahmet – Selahattin, Halil, Boncuk Ömer – Fikret, Naci, Suphi, Mehmet Ali Has, Halit Deringör.

 

1958 - 1959 sezonunda lig maçları Türkiye çapına çıkarılmıştı. Bu sezonda hocamız yine Molnar idi. Bu sezonda maçlar İstanbul takımları kırmızı veya beyaz olmak üzere iki gruba ayrılmış, bunlardan birinde Fenerbahçe, diğerinde de Galatasaray seri başı olmuşlardı. Final maçları sonunda Fenerbahçemiz Galatasaray’a ilk maçta 1-0 mağlup olmasına rağmen ikinci maçta 4-0 kazanarak Türkiye şampiyonluğunu kazanıyordu.

 

Bu önemli şampiyonluğu kazanan Fenerbahçe’nin kadrosu şu oyunculardan kurulu idi: Özcan – Osman, Basri- Avni, Naci, Akgün-Mustafa, Ergun, Yüksel, Can ve Lefter. Antrenör Molnar’ın en başarılı sezonu benim Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı olduğum 1967-68 sezonudur ki aynı bir sezonda 5 değişik ve değerli kupayı müzemize kaldırmış olduğumuz sezondur.

 

Bu büyük başarının Fenerbahçe futbol kadrosunun hepsi de Milli olan oyuncularımızdan müteşekkil idi; Özcan- Osman, Basri – Avni, Naci, Akgün – Mustafa, Ergin, Yüksel, Can, Lefter.

 

Antrenör Molnar’ın Fenerbahçe’deki en başarılı sezonu 5 değişik kupayı aldığımız emsalsiz başarıdır. Bu büyük başarının mimarı değerli futbolcu kardeşlerimizin kadrosu şu oyunculardan kurulu idi: Yavuz – Şükrü, Levent – Selim, Ercan, Yılmaz – Ogün, Ziya, Yaşar, Nedim, Fuat ve Abdullah.

 

Şimdi Molnar’ın nasıl bir hoca olduğuna gelelim... Molnar çok enteresan bir insandı ve kendine has bir konuşma tarzı vardı. Mesela "Molnar Fenerbahçe’ye geliyö Fenerbahçe o zaman Fenerbahçe şampiyon oluyööö" demesi dillere düşmüştü.

 

1958-59 sezonunda Fenerbahçe ilk kez Milli Küme şampiyonu olmuş Avrupa Kupası’nda ilk turda Macaristan şampiyonu Sepel takımı ile karşılaşacaktık. O tarihte bir dönem sosyalist ülkesi olan Macaristan ile Türkiye’nin vize anlaşması olmadığından İstanbul’dan Viyana’ya Türk Hava Yolları uçağı ile Viyana’dan Peşte’ye ise Macar Hava yolları uçağı ile gidiliyordu.


Sepel ile İstanbul’da oynanan ilk maçta Macarların ilk devrede attıkları gole karşılık ikinci devrede Can’ın attığı golle maç 1-1 berabere bitmiş, tur atlayan takım Peşte’de oynanacak maçta belli olacak idi. Bu maç için Viyana yolundan Budapeşte’ye hareket eden kafilesinde Sayın İsmet Uluğ kafile başkanı ben de Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri olarak bulunuyorduk.

 

Kafilemiz Viyana’da bir gün kalacak, ertesi gün Budapeşte’ye geçecekti. Molnar, kafile başkanımız olan İsmet Uluğ Bey’e garip bir teklifte bulunarak şunları söyledi: "İsmet bey, biliyorsunuz Macaristan’a benim girmem yasak, ben burada Viyana’da bir otelde kalayım, maçı Peşte televizyonundan izler, sizlere telefon ile talimat veririm." demesin mi? Sinirlenen İsmet Bey, "Bunu neden İstanbul’dayken söylemedin?" diye sorunca Molnar verecek cevap bulamamıştı.

 

Bu şekilde kafilemiz Budapeşte’ye antrenörsüz gitmişti. Sepel takımı ile 23 Nisan 1959 günü Budapeşte’nin 100 bin kişilik ünlü NEP Stadyumu’nda  oynanan maçını Lefter, Şeref ve Avni’nin  golleri ile bu zorlu maçı 3-2 kazanarak Avrupa’da tur atlayan ilk Türk takımı Fenerbahçe oluyordu"