Fenerbahçe Dergisi, Simla Türker Bayazit-Burhan Karaçam Röportaji

08.06.2011

Fenerbahçe Dergisi, Simla Türker Bayazit-Burhan Karaçam Röportaji

Fenerbahçe Dergisi'nin Haziran sayısında Yönetim Kurulu Üyelerimiz Sayın Simla Türker Bayazıt ve Sayın Burhan Karaçam ile  Fenerbahçe üzerine gerçekleştirilen  röportajın tam metni şöyledir:

 

Fenerbahçeye Hizmet benim için büyük Şeref!

Pozitif enerjinin yükselen değerleriyle, belki bir inci denizi belki de bir mutluluk köprüsü sadeliğinde olan, 1907 Fenerbahçe derneğinin güzel ambiansında, samimi bir sohbet..

Simla Türker Bayazıt ve Burhan Karaçam ile Fenerbahçe'yi konuştuk.

Büyük başarılar değerli ana ve babaların yetişdirdiği seçkin evlatlar sayesinde olmuştur.

1907 Fenerbahçe Derneği Yönetim Kurulu üyesi Sayın Simla Türker Bayazıt hanımefendi ile yaptığımız Fenerbahçe’ye ilişkin röportajımızı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Simla Hanım, öncelikle bu hareketli iş temponuzda bizi kırmayıp zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Şimdi okurlarımızla sizi daha yakından tanımak için sorularımıza başlayalım.

Sevgili Simla Hanım. Siz sosyal ve pozitif birisiniz. Fenerbahçe'ye olan tutkunuzu da çok iyi biliyoruz. Fenerbahçe hakkında, bizlere neler söyleyeceksiniz? Fenerbahçe sizin için ne ifade ediyor?

Öncelikle, bu güzel söyleşi için size çok teşekkür ederim. Belki klasik olacak ama Fenerbahçe bir yaşam tarzı; Fenerbahçe anlatılamaz, yaşamakla anlaşılır. Bu diğer takımlara gönül vermiş kişiler için de eminim böyledir ama Fenerbahçeli bir ailede büyümüş, yıllardır 1907’de görev alan biri olarak Fenerbahçesiz bir yaşam düşünemediğimi söyleyebilirim. Sevinçlerimize ve sohbetlerimize kadar günümüzün her anına sirayet ediyor. Böyle büyük bir camiaya gönül vermek ve Fenerbahçemize hizmet etmek benim için onur verici.

1907 Fenerbahçe Derneği bir aile gibi. Yönetim kurulunda birçok önemli isim var. Bu birlik beraberlikten doğan güçle, faaliyetlerinizdeki incelemeyi, yönetmeyi ve senkronize etmeyi nasıl başarıyorsunuz?

1907 Fenerbahçe Derneği, Yönetim Kurulu ve İdari kadrosu ile Fenerbahçe Spor Kulübü Asbaşkanı Sayın Ali Koç'un başkanlığında kulübümüze yararlı olmak için omuz omuza yürekten çalışan bir dernektir.. Evet, haklısınız biz bir aileyiz. Çok değerli yönetim kurulu üyelerimiz ve işini layıkıyla yapan çalışma arkadaşlarımızla birlikte kuvvetli bir iletişim ve uyum içinde, takım ruhu ile birlikte başarıyoruz çalışmalarımızı.

Devrimlerin, büyük ve modern kimliği Fenerbahçe hakkında neler söylemek istersiniz?

İzin verirseniz bir kaç cümleyle tanımlamaya çalışacağım;

Atatürk'ün Türkiyesi için cephanelik taşıyan futbolcuların gerçek hikayesiyle başlayan, Türkiye'nin en büyük sivil toplum örgütü olmanın bilincini taşıyan, sporun futboldan ibaret olmadığını ülkemize getirdiği Avrupa Kupalarıyla genç nesillere aktarma misyonunu başarıyla yürüten, ilklerin kulübü Fenerbahçe...

Tesisleşme hamleleri, endüstriyel alandaki öncülüğü, doğuyu kucaklama yönelik adımları ile vizyoner; taraftarıyla birlikte nefes alan onunla birlikte mutlu olurken hüznü de onlarla yaşayabilen Fenerbahçe.. Yarına bakışıyla taşları yerinden oynatabilen, öncü karakterli, ayrıcalıklı tanımlamasını taraftarına yaşatan Fenerbahçe...

Yarına bakışıyla taşları yerinden oynatabilen, öncü karakterli, ayrıcalıklı tanımlamasını taraftarına yaşatan Fenerbahçe...

Fenerbahçenin gelişim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fenerbahçemiz 1998 yılından bu yana Sayın Aziz Yıldırım başkanlığında geçirdiği değişim, kaydettiği ilerleme, kurumsallaşma, ekonomik büyüme, her branşta sportif başarı ile Spor Kulübü anlamında örnek model olduğuna inanıyor; dünyanın en iyi işletme okullarında okutulması gereken müthiş bir başarı öyküsü olduğunu belirtmek istiyorum.

Fenerbahçe'nin Türk futbolunda en büyük güç olması sizce yeterli midir?

Türk Futbolu'nda son yıllarda herkesçe takdir edilebilir gelişmeler yaşanıyor. 2002 Dünya Kupası'ndan bu yana üstüne koyarak giden bir Milli Takım, yayıncılık anlayışında 5 büyük Avrupa Ligi'nin kriterlerini yakalamaya yönelik çalışmalar ve artık ismini duyarken heyecanlandığımız kaliteli yabancı oyuncuların giderek artması...

Futbolumuzda artan kalitenin kuşkusuz en büyük destekçilerinden biri vizyonu ve icraatlarıyla Fenerbahçe Spor Kulübü oldu. Üstelik kaliteli yabancı oyuncuların transferiyle başlayan süreci artık kendi değerleriyle harmanlayabilen bir Fenerbahçe var.

Dolayısıyla Türk Futbolu'nda en büyük güç olmak, alıştığımız ama asla yetinemeyeceğimiz bir şey. Rekabetin olduğu yerde eksiklerini görme ve yenilenme ihtiyacı vardır. Gücünü, sahip olduğu tarifsiz değerlerle Avrupa arenasında da sürdürebilen bir Fenerbahçe'nin adımlarını çok yakın bir zamanda göreceğimize yürekten inanıyorum.

Fenerbahçe'nin dünya futbolunda rol modeli var mı sizce?

Etkilenilen sistemler olabilir bunun için istatistiki boyutta bir teknik bilgim yok ne yazık ki. Ama biliyorum ki Fenerbahçelilik ruhu dünya için bir rol model olabilir..:))

Bir çok alanda yaptığı atılımlarla, dünya sporu Fenerbahçe'yi bekliyor, diyebilir miyiz?

Tabiiki. Kesinlikle.

Kısa sürede büyük bir gelişim gösteren radyo Fenerbahçe hakkında neler söyleyeceksiniz?

Büyük bir camiaya sahip olunca gelişim kaçınılmaz. Sürekli haberdar olma ihtiyacıyla televizyonları, interneti 'cepten' takip eden bizler için Radyo Fenerbahçe ayrı fakat bir o kadar da samimi ve gerçek bir iletişim aracı. Dolayısıyla, futbolu vitrin olan ancak "Spor Kulübü" sorumluluğunu tüm branşlarıyla taşıyan kulübümüz için Radyo Fenerbahçe en az internet sitesi, en az Fenerbahçe Televizyonu kadar değerli.

Radyo Fenerbahçe , Fenerbahçe ile ilgili bilgilerin en doğru şekliyle dinleyicilere ulaştırılması, kaliteli program ve içeriği ile Fenerbahçeli olma ayrıcalığını hissettiriyor. Emeği olan herkesi tebrik ediyorum.

Birçok branşta şampiyon olan Fenerbahçe için duygularınızı öğrenebilir miyiz?

Mutluluktan ağlamak, mutluluktan gülmek.. İkisini bir arada yaşıyoruz. Branşlardaki başarılarla enerjimiz değişiyor. 4 branştaki şampiyonluklarımızla mutlu enerjimizi sağlayan Fenerbahçemiz umarım basketbol erkeklerde de  şampiyon olarak bizleri sevince boğar..

Günümüz rekabet koşullarında yönetim felsefeniz nedir?

İnanmak, azimli olmak… Hangi iş olursa olsun araştırmak, bilgi almak… Farklı görüş ve düşüncelere saygı göstermek, dinlemek… Takipçi olmak… Birlikten güç doğar. Yani, her zaman takım oyunu.

***

Mutluluk ayrıntılarda gizlidir.

Mutluluğun ayrıntılarda gizli olduğu dünyada, en güzel şey güleryüzlü olmayı başarabilmektir.

Doğruluk zengini, gönülden mütevazi Simla Türker Bayazıt da güleryüzüyle, mutlu olmayı en iyi bilenlerden. Çünkü O da bir gönülden Fenerbahçeli.

Simla Türker Bayazıt, sporun olduğu her dalda, her branşta kalbini Fenerbahçe'ye hediye edenlerden...

Sadakatin en yükseği bu büyük hediyenin nedenini soracak olursanız eğer;

Fenerbahçe, tarihindeki tecrübeleriyle taraftarına ve tüm sporseverlere her türlü tutkuyu, mutluluğu, bağlılığı ve düşkünlüğü anlatır. Sevgiyi de sadakatle onaylatır. Yapısal ve kurumsal anlamıyla sonsuza dek sürdürür.

Unutmamak gerekir ki;

Ahlaki değerlerin her zaman ön planda olduğu Fenerbahçe'de; "Futbol, basketbol v.s gibi sporlar bir oyundur. Bazen en mahiri de yenilir." sözüdür asıl önemli olan.

Ve bu düşüncesindeki, değişmeyen kararlılık felsefesi...

 

Fenerbahçe her açıdan takdir edilmelidir

"Gerçek değer, gelmesi boşluk dolduran değil, gitmesi boşluk yaratandır" diyor, üstad Özdemir Asaf.

Tıpkı gittiği her yerde zirveye ulaşan Değer Uzmanı Burhan Karaçam gibi. Her projeye hayat veren Burhan Karaçam neyi tutsa altın yapıyor. Çünkü o da bir Fenerbahçeli.

Profesyonel yönetim anlayışı ve birçok yeniliklerle Türkiye'de bankacılık uygulamalarını tamamen değiştirip, standartları yeniden yapılandıran lider yönetici, değerli iş adamı Burhan Karaçam ile samimi bir sohbet için bir aradayız.

Herkes tarafından çok sevilen dönemin efsanesi Burhan Abi, Futbolun efsanesi Fenerbahçe için bakalım neler söyleyecek..?

Hakan Cerrahoğlu : * Sevgili Burhan Abi, ailenizden size kalan en büyük miras Fenerbahçe diyebilir miyiz?

Burhan Karaçam : Ben ailemden kalan en büyük mirası çağdaş bakış açısı ve insani değerler olarak görüyorum. Bu anlamda Fenerbahçe’nin de temsil ettiği değerler birbiriyle örtüşüyor. Aile bireylerimizin büyük çogunlugunun Fenerbahçeli olmasi da bunun en gerçekçi kanıtı.


H.C. : * Kitabınızda "Orası Yapı Kredi fark oradaydı" demiştiniz. Şimdi burası da 1907 Derneği yani Fenerbahçe. Bize Fenerbahçe farkını, gerçeğini kısaca nasıl anlatırsınız?

B.K. : Fenerbahçe spor alanında gücü ve zekayı estetikle birleştirerek üstünlük yaratan bir çağdaş anlayışı sunar. Burada kullandığım tanımları birçok alanda bir arada görmek pek mümkün değildir. Fenerbahçe’nin bugüne kadar gerçekleştirdikleri aynı alandaki rakipleriyle farkı gösteren en büyük özelliklerdir. Bu farkı Atatürk’ün ünlü sözünde de görmek mümkün; “ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” ve Fenerbahçe de Ata’sına verdiği sözü bugüne kadar hep yerine getirme azmi ve huzuru içinde olmuştur.


H.C. : * Fenerbahçe farkının da kitabını yazmayı düşünüyor musunuz?

B.K. : Bu konuda, benden çok daha Fenerbahçe tarihine hakim olan, çok daha bilgili arkadaşlar var. Bu göreve onların soyunması daha doğru olur. Zaten hazırladığımız Asr-ı Fener kitabı da bu amaçla yapılmış çok özel bir eserdir ve bir benzeri ancak yüzyıl sonra yapılabilecek yeni kuşaklara bırakılan çok önemli bir mirastır.


H.C. : * Yıllardan beri süregelen Fenerbahçe taraftarının sonsuz sadakatiyle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

B.K. : Fenerbahçe duygusu kelimelerle ifade edilmesi çok zor bir duygu. Bu ancak hissedilir ve yaşanır. Fenerbahçe taraftarlığı bir gönül işidir. Bir kere oluştu mu yok edilemez...


H.C. : * Fenerbahçe taraftarı için " Historia de un amor" olan futbol profesörü "
Alex de souza " Newton fiziğini, Quantum fiziği ile ayrıştıracak kadar fizik de biliyor olabilir mi, sizce?

B.K. : Bence Alex, zekanın estetikle birleştiğinde ne kadar büyük bir güce dönüştüğünü gösteren çok özel bir örnektir. Alex gibi bir oyuncunun Fenerbahçe tarihinde yer almış olması ve bizim kuşağımızın da Alex’i seyretme şansına sahip olmasını çok büyük bir ayrıcalık olarak görüyorum. (karşılıklı gülüşmeler)



H.C. : * Futbola tutkulu insanların yaşadığı ülkemizde, insan kalbinin en güzel duygularının yankılandığı Fenerbahçe ruhunun kültürel kaynağı nedir?

B.K. : Bunun için Fenerbahçe’nin kurulduğu dönemin koşullarına bir bakmak lazım. O dönemde, çağdışı kalmış, köhnemiş bir yapının, kendisini yenileme heyecanı içinde mücadeleye başladığı süreçte oluşan bir anlayışın yarattığı kültürdür. Fenerbahçe ruhu, özellikle Atatürk’ün genç Türkiye Cumhuriyeti’nde kendi çağdaş benliğini bulan ve zamanın akışı içinde gücünü camiasından alarak yenileyen, yeniledikçe daha fazla kök salan ve güçlenen bir duygu ve zihniyettir.



Burhan Abi, sorularımıza Fenerbahçe ile başladık, biraz da sizden-sizinle ilgili bilgileri alalım.

H.C. : * Küçükken size "kibrit çocuk, kürdan adam" derlermiş. Bize biraz çocukluğunuzdan bahseder misiniz?

B.K. : İstanbul Fatih, Sarıgüzel doğumluyum. Tabii o zamanki Fatih 2 katlı evlerden oluşan mahallerin bulunduğu daha Vatan ve Millet caddelerinin olmadığı bir Fatih’ti... Bugünkü Belediye’nin karşısında çok güzel, içinde havuzlar olan bir park vardı. Fevzi Paşa Cad. İstanbul’un en görkemli caddelerinden biriydi. Fatih Camii’ne Ramazan da top atışını izlemeye ve 3 tekerlekli kiralık bisikletlere binmeye giderdik. Yazın en büyük eğlencemiz açıkhava sinemalarına gitmek ve yaza denk gelen bayramlarda kurulan bayram yerlerinde kayık salıncaklara binmekti... Gün içinde de çevrede bulunan boş arsalarda futbol oynardık. Bu bölge Üniversiteye yakınlığı nedeniyle orta ve aydın sınıfın yoğunlaştığı bir bölgeydi. İlkokula Hırka-ı Şerif İlkokulunda başladım.

İlkokul 3. Sınıfta babamın görevi nedeniyle Tarsus’a gittik. Tarsus’a gidene kadar, çok ince ve narin bir çocukmuşum. Tarsus’a gittikten sonra Kebap’la tanıştım, tanışma o tanışma... daha sonra da ayrılamadım Kebap’tan... Bunun sonucu olarak kebap’ın katkısı fizik ölçülerimde görülür hale geldi. Annem bile “bilseydim bu hale geleceğini küçükken sana yemek yediricem diye kendimi bu kadar üzer miydim” derdi... Dolayısıyla, çocukluğumun 10 yaşına kadar ki kısmı İstanbul'da, 15 yaşına kadar ki dönemi de Tarsus’ta geçti. Güney insanını da bu nedenle çok yakından tanıma fırsatım oldu. Hala çok sık görüştüğüm 50 yılı aşkın arkadaşlıklarım devam ediyor. Lise için Robert Kolej’e geldim. Lise ve Üniversiteyi Robert Kolej’de tamamladım. Üniversite son sınıfımızda Robert Kolej’in Boğaziçine dönüşmesiyle birlikte Boğaziçi Üniversitesi’nin de ilk yıl mezunlarından oldum.

 

H.C. : * Vizyonunuzu kime borçlusunuz, geleceği nasıl planlıyorsunuz?

B.K. : RC/BÜ’nden mezun olduktan sonra meslek hayatıma Londra’da Arthur Andersen’de (A&A) başladım. Londra’nın farklı kültür yapısı ve A&A’nın çok iyi bir mesleki okul olması nedeniyle Türkiye’de olmayan/bilinmeyen birçok şeyle karşı karşıya kaldım. A&A ortamında edindiğim bilgi birikim ve deneyimlerimin vizyonumu oluşturduğuna inanıyorum. Kısaca, vizyon bilgiye dayanır, bilgi ne kadarsa vizyon da o kadardır.... Benim ve arkadaşlarımın Bankacılık sektörüne getirdiği yeniliklerin de temelinde Londra’daki deneyimlerimiz yatar.

H.C. : * Siz iddialı bir kişisiniz. Hedeflerinizi hep insanların iyiliği için mi belirlersiniz?

B.K. : İnsanlara daha iyi yaşam standartları getirmek ve yaşam kalitesini arttırmak kendini bilen her çağdaş insanın görevi diye düşünürüm. Başkalarını mutlu etmek kişinin de mutlu olmasını sağlamaz mı? Elbetteki hedeflediğiniz bir takım şeyleri gerçekleştirmek için azimli ve kararlı olmanız gerekir. İddialı olmaktan bu kastediliyorsa iddialıyım o zaman.... Bu anlamda iddia sahibi olmadan iş yapamazsınız.


H.C : * Düşünme zor iştir. Motivasyonlarınızı, düşüncelerinizin gizlerinde mi bulursunuz?

B.K. : Evet, ben kendi kendini motive etmesini bilen bir insanım. Tabii buna dışardan gelen motivasyon da eklenirse kendinizi çok daha güçlü hissedersiniz ve hedeflerinizi ona göre belirlersiniz. Sevdiklerinizin ve çevrenizdekilerin mutlu olduğunu görmek kadar büyük bir motivasyon olabilir mi?


H.C. : * Burhan Karaçam'ın müzik tutkunu olduğunu biliyoruz. New age- chill out tarzlarını da sever misiniz? Genelde yerli-yabancı kimleri dinliyorsunuz?

B.K. : Kulağa hoş gelen her türlü müziği severim. Ama benim tarzımda müziğin bir melodisi, tınısı olmak ve duygulara hitap etmek zorunda. Modern müziğin aynı ritmde giden, belirli melodisi olmayan türlerini sevmiyorum. Benim tarzım daha ziyade Akdeniz, Latin ve 50’li 60’lı yılların romantik melodileri.... Akdeniz derken de Yunan, İtalyan, Fransız, İspanyol ve Gipsy türü müzikler... Klasik ve Jazz da dinlerim, Türk Sanat Müziği de.... Geniş sayılabilecek bir kolleksiyonum var ve gece geç saatlerde müzikle uğraşmak, sporun yanında en önemli hobimdir.



Zaman su gibi akıyor, sizi bulmuşken tekrar futbola, Fenerbahçe'ye dönelim.

H.C. : * Bir röportajınızda, "Siz insanın insanı, insanların kurumları sömürmesine karşıyım" demiştiniz. Kalleş rollere soyunan, futbolu sömürenler için neler söylersiniz?

B.K. : Benim bir özelliğim de bilmediğim konularda fikir yürütmemektir. Sömürünün her şekline karşıyım, kurumların insanı sömürmesi de dahil... Bunun dışında neyin kastedildiğini bilemiyorum...


H.C. : * Fenerbahçe'ye yapılan haksızlıkları, hainlikleri dostluğa dönüştürmek için etkinliklere davet, bir proje olabilir mi?

B.K. : Elbette... Fenerbahçe’yi ve camiayı yakından tanımak, Fenerbahçe’nin bugüne kadar yaptıklarını görmek insanlar üzerinde çok olumlu etki bırakacaktır. Biz Fenerbahçe’mizin ne kadar çok insan tarafından tanınmasını sağlarsak, bizimle ilgili olumsuz düşünenlerin de sayısının o denli azalacağına inanıyorum.


H.C. : * Amacı dünyayı yakalamak olan Fenerbahçe, her branşta rakipleriyle arasındaki farkı hızla açıyor. Futbol dünyasının zirvesine doğru bu yükselişi nasıl yorumluyorsunuz?

B.K. : Fenerbahçe, Futbol’un çok popüler olmasına rağmen, sadece bir futbol klubü değil, bir spor klubü... Faaliyet gösterdiği her dalda başa oynuyor. Bunun takdir edilmesi gerekir. Son yıllarda kadın-erkek, basketbol, voleybol ve diğer branşlarda Fenerbahçe’nin büyük başarılara imza atmış olması da bu konumu son derece güçlendiriyor.

Burhan Abi, bu şeffaf açıklamalarınız ve verdiğiniz bilgiler için bizlere "sarı ve lacivert"'in bütün tonlarıyla renk kattınız. Çok teşekkür ediyorum. Daima Sevgiyle..

* * *

Gerçek aşk, daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir. Çünkü Fenerbahçe aşkı; duyguların şiiri ve de koşulsuz aşk'tır.

Fenerbahçeli olmak dünyanın en tatlı mutluluğudur.


Futbolun basamaklarındaki anahtar cümle şudur:

Hayatın büyük bir bölümünü mutluluğu arayarak geçirmeye gerek yok, Fenerbahçe'nin peşinde olmak yeterli.. Tüm Fenerbahçeliler gibi, Simla Türker Bayazıt ve Burhan Karaçam da Fenerbahçe'nin peşinde...

* * *

Karizmatik, lider bir yönetici Burhan Karaçam ve bize Fenerbahçe başarılarının altında yatan sevdanın şifresini veren Simla Türker Bayazıt'la 1907 Fenerbahçe Derneği'nin zarif dekorunda majör bir sohbet, Fenerbahçe'ye özel! Mutlulukla başlayıp, mutlulukla biten premium dakikalar... Her ikisine de sonsuz teşekkürlerimle...

Aşk her yerde yazıldığı gibi okunur, "Şampiyon Fenerbahçe" olarak söylenir...
Bu böyledir!


Hakan Cerrahoğlu