30.10.2012

"her Zaman Fenerbahçe"

Başkanımız Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe Dergisi Kasım 2012 sayısındaki başyazısı aşağıda yer almaktadır.

"Sevgili Fenerbahçeliler,
Öncelikle geride bıraktığımız Kurban Bayramı’nı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı en iyi dileklerimle kutluyorum. Ülke olarak, ulus olarak böyle günlere, bayramlara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. O yüzden bir kez daha "İYİ BAYRAMLAR".

Her zaman olduğu gibi, yine bol bol Fenerbahçe’nin konuşulduğu, tartışıldığı, haberlere konu olduğu bir ayı geride bıraktık. Herkesin bildiği ve takip ettiği gibi, diğer takımlar, kulüpler, kişiler, kurumlar ne yaparsa yapsın, Fenerbahçe ülkemizde hep gündemin ilk sırasında yer alıyor. Fenerbahçe’nin yaşadıkları, başarıları, sorunları zaman zaman ve hatta çoğunlukla ülke gündeminin bile önüne geçiyor. Sıradan bir gelişme, eğer içinde "Fenerbahçe" adı geçiyorsa manşetlere taşınıyor, saatler süren televizyon programlarına konu oluyor. Ekim ayında da Fenerbahçe, yine gündemin ilk sırasındaydı. Bu durumu çok doğal karşılamakla ve artık alışmakla birlikte, zaman zaman şikayetlerimiz de oluyor. Bu konuya ilişkin daha ayrıntılı görüşlerimi bu sayfadan sizlerle paylaşacağım.

Söylediğim gibi; herkes Fenerbahçe’yi konuşurken, bir yandan da 2012-2013 sezonu tüm hızıyla devam ediyor. Sayın Aykut Kocaman yönetiminde çalışmalarını sürdüren Profesyonel Futbol Takımımız, UEFA Avrupa Ligi’nde başarılı sonuçlar alıyor; hem bizleri sevindiriyor, hem de Türk futbolunun UEFA sıralamasındaki yerini sağlamlaştırıyor. Fenerbahçemiz, Türk futbolunu daha da ileri taşımaya gayret ediyor. Özellikle Almanya’daki Monchengladbach zaferi ve Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki Limassol galibiyeti takımımızın Avrupa’daki hedeflerine ulaşması yönünde çok önemliydi. UEFA Avrupa Ligi’nde gruptan çıkma hedefimize çok yaklaştık. Gruptan çıktıktan sonra, diğer basamakları da tırmanarak zirveye kadar çıkmak istiyoruz. Takımımızın kadro kalitesi ve teknik kapasitesi, bu hedeflere ulaşma yolundaki en büyük güvencemizdir. Her zaman olduğu gibi kritik Avrupa maçlarında "Büyük Fenerbahçe Taraftarı"nın muhteşem desteği, futbolcularımızın arkasındaki en büyük itici güç olacaktır. Bu desteğin sezonun ilerleyen dönemlerinde yarıştığımız tüm kulvarlarda, artarak devam edeceğinden kuşkumuz yok. Bu vesileyle Futbol Şubesi’nden Sorumlu Asbaşkanımız Sayın Ali Yıldırım’a da değerli çalışmaları için Yönetim Kurulumuz adına teşekkür ediyorum. 

Sevgili Fenerbahçeliler, 

Lütfen şunu aklımızdan çıkarmayalım: Biz hep birlikte, bir bütün, bir yumruk olarak ne badireler atlattık. Bu nedenle sizlerden en büyük beklentim; bir takım çevrelerin provokasyonlarına, yıkıcı, bölücü tavırlarına asla geçit vermeyelim. 

Futbolun, sporun, spor yöneticiliğinin doğasında hata yapmak vardır. Bu doğaldır. Yapıcı eleştirilere her zaman açığız. Ancak belli kesimlerin, medya kalemşörlerinin hiç bıkmadan, ısrarla kurguladıkları, yanlı - yanlış yayınlara gereken tepkileri de hukuki platformda veriyoruz. Kulübümüzün Hukuk Departmanı bu konuda gerekli tüm başvuruları yapıyor. Bu yanlı haber ve program yapan yayın kuruluşlarına verilen cezalar da yine Kulübümüzün yayın organları tarafından kamuoyuyla paylaşılıyor. Taraftarlarımız da bu ve benzeri yayınları izlemeyerek, konuya dair üzerlerine düşeni yerine getiriyorlar. 

Aslında genel bir değerlendirme yapmak gerekirse; son yıllarda sürekli zirveye oynayan, ya şampiyon olan, ya son anda kaçıran bir futbol takımından bahsediyoruz. Her sene hem ligde hem Avrupa’da şampiyonluklar kovalayan, kupalar kaldıran, sponsorluk çalışmalarıyla herkese yol gösteren basketbol, voleybol takımlarımızdan bahsediyoruz. Küçücük çocuklarımızın sporla tanıştığı, her yaş grubunda faaliyet gösteren, dünyada sporun en önemli platformu Olimpiyat Oyunları’nda Türk milli takımlarımıza en çok sporcu gönderme gururunu yaşayan bir "SPOR KULÜBÜ"nden bahsediyoruz. Tüm bunları kendi kaynaklarıyla başaran bir "SPOR YÖNETİMİ"nden bahsediyoruz.

Bu noktada; artık toplumun geniş kesimlerinde büyük tepki toplayan, sporseverleri birbirine düşüren, her şeyin ama her şeyin en olumsuz, en kötü tarafına bakan, bunu da en yıkıcı kelimelerle saatlerce televizyon ekranlarına taşıyan medyanın belli kesimleri şunu bilmelidir: Yeter artık! Futbolu sadece sorundan, kavgadan, krizden skandaldan ibaret bir mecra haline getirdiniz. Herkesi birbirine düşürdünüz. Futbolcular, teknik adamlar, başkanlar, yöneticiler geliyor, gidiyor. Siz ise her zaman oradasınız. Kendinizi Türk futbolunun, sporunun üzerinde adeta Demokles’in kılıcı ilan etmişsiniz. Ancak artık yeter! Spora hizmet eden insanlara, hiçbir karşılık gözetmeden Türk sporu için çalışan insanlara saygınız olsun. Konuşacaksak da futbolun gerçek sorunlarını konuşalım, altyapıyı konuşalım, beslenmeyi konuşalım, yatırımı konuşalım, geleceği konuşalım... Önce RTÜK’ü, daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni göreve davet ediyoruz. Basın özgürlüğü adı altında yapılan bu kepazeliğe, kural tanımazlığa, saldırganlığa, kardeşi kardeşe düşürme anlayışına "DUR" deyin. Artık sadece futbol konuşsun, futbol konuşulsun. Buna gerçekten ihtiyacımız var. Milli futbolcularımız, maç öncesi milli takım kampında televizyonu açıyor, milli maçtan başka her şeyi görüyorlar, seyrediyorlar. Kimse milli maçla ilgilenmiyor, gerekli ortam hazırlanmıyor, sonra puan kayıpları gelince başlıyor ahkam kesmeler, hakaretler... Bu gidişe hep birlikte "Dur" demeliyiz. Olimpiyatlar öncesi giden sporcuları teşvik edecek, motive edecek bir tane haber, analiz veya program yapılmıyor ancak madalya gelmeyince top yekun saldırı başlıyor. Bu işte bir yanlışlık var, bu iş böyle gitmez. Sorunları, sıkıntıları olsa da, Türk sporu bunları hak etmiyor. 

Yine bu yazı vesilesiyle Avrupa Ligi’ndeki son maçımızda bizleri Güney Kıbrıs’ta en iyi şekilde ağırlayan başta AEL Başkanı olmak üzere, AEL Limassol Kulübü yetkililerine, çalışanlarına, dostlarımıza da teşekkür etmek istiyorum. Fenerbahçe kafilesinin güvenliğinden sorumlu olan ve bu görevlerini eksiksiz olarak yerine getiren tüm güvenlik güçlerine, resmi görevlilere de teşekkür ederiz. Karşılaşma öncesinde ve sonrasındaki örnek tutum ve davranışlarıyla göğsümüzü kabartan yavru vatan KKTC’li taraftarlarımıza da şükranlarımızı sunuyorum. Maç öncesinde yapılan her türlü kışkırtıcı habere, dedikoduya rağmen takımımızı 90 dakika boyunca Türk ve Fenerbahçe bayraklarıyla destekleyerek galibiyette pay sahibi oldular. Rakip takım taraftarları da aynı şekilde son derece güzel ve anlamlı bir futbol akşamı geçirmemize katkıda bulundular. Herkese tebrikler, teşekkürler, adada futbol kazandı, centilmenlik kazandı. Biz de kendi sahamızda 8 Kasım’da oynanacak rövanş maçında bu dostluk gösterisine taraftarlarımızın da desteği ile karşılık vermeli; ülkemizi, Fenerbahçemizi, Fair Play anlayışı içinde hatırlamalarını sağlamalıyız.

Saygılarımla,

Aziz Yıldırım
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı"