26.11.2014

Küçük Fikret

“Nasıl anlatayım ki, rüya gibi, rüya!” Böyle cevap veriyordu Fikret Kırcan, nam-ı diğer “Küçük” Fikret, “Fenerbahçeli olmak nasıl bir şey?” diye sorulunca. Gözlerinde yüzyıllık bir camiaya mâl olmanın, onun tarihinin yetmiş senesinde rol oynamanın mutluluk ve gururu vardı.


Fikret Kırcan Fenerbahçe’ye çok küçük yaşta geldi; 1935 yılında A takımına alındı. 15 yaşında başlayan sarı-lacivert aşkı hiç tükenmedi. Futbolcu olarak çıktığı 412 maçta attığı 139 golle istatistiklerdeki yerini aldı; ama yaşadığı yenilgisiz şampiyonluğu, Fenerbahçe tarihinin efsanevi oyuncularıyla, kadrolarıyla ulaştığı başarıları kaydedecek istatistik yoktu.


Melih Kotanca’yı da, Büyük Fikret’i de, Lefter’in takıma gelişini de gören; Halit ve Lefter’le beraber rakip kalelerin önünde adeta bir “şeytan üçgeni” kuran Fikret hakkında anlatılan hikayelerden birine göre, o kanattan topu kapıp fırladığında skor tabelasındaki görevli yerinden kalkıp skoru değiştirmeye hazırlanırdı, çünkü sağ kanattan Fikret’in, sol kanattan Halit’in taşıyıp Lefter’e verdiği toplar mutlaka tabelaya gol olarak yazılıyordu.


O dönemde kolay kolay milli maç yapılamadığı için kırmızı-beyaz formayı yalnızca sekiz kez giyebilen Fikret, yine de önemli uluslararası maçlara çıktı; Fenerbahçe’nin meşhur Leningrad seferinde, dağların arasındaki tünelleri yaran, Rusya’nın buz gibi soğuk kuzeyinde efsaneye dönüşenlerden biri de oydu. Futbolu bırakan ama Fenerbahçe’yi hiçbir zaman bırakmayan, teknik heyette görev alan, yöneticilik yapan Fikret Kırcan'ın lakabı “Küçük Fikret”ti ama o alçakgönüllülüğüyle, çalışkanlığıyla çok “büyük” bir Fikret’ti...