Moussa Sow: "şampiyon Olana Kadar Bize Rahat Yok"

02.03.2015

Moussa Sow: "şampiyon Olana Kadar Bize Rahat Yok"

Fenerbahçe Dergisi'nin 145 no'lu Mart sayısında yer alan profesyonel futbol takımı oyuncumuz Moussa Sow ile yapılan röportajın tam metni aşağıdaki gibidir: 
 
 
Moussa Sow: “Şampiyon olana kadar bize rahat yok”
 
Afrika Uluslar Kupası’na ülke olarak her ne kadar erken veda etseler de; milli takım kamp dönemi en az Antalya kampı kadar hazırlamış yetenekli golcümüzü. Kazanma hırsının ve çevikliğinin doruk noktasında olan bir Sow var 2. yarıda karşımızda… Takım olarak hedeflere ulaşmanın kendi ellerinde olduğunu ve bu doğrultuda çok çalıştıklarını vurgulayan Senegalli oyuncumuz, Türkiye Kupası’ndaki dengeyi ve yeni yabancı kuralını değerlendirdi; öte yandan kendi en iyilerini de açıkladı. Sow ayrıca; 1 milyon hedefine ulaşıldığı takdirde, Fenerbahçe’nin rakiplerine açık ara fark atacağını dile getirdi.
 
 
-Afrika Uluslar Kupası’nı takımın adına artısıyla eksisiyle değerlendirir misin?
 
 
Gruptan çıkamadığımız ve daha ileri aşamalara gidemediğimiz için, tüm oyuncular olarak, tüm Senegal olarak üzgünüz. Gol atarak takıma katkı sağlamak, iyi bir oyun ortaya çıkarmış olmak güzel ancak bireysel futboldan çok takımın başarısı önemli olan. Benim bu Kupa’daki performansım hiçbir şey kazandırmadığı için çok fazla bir anlam ifade etmiyor. Daha ileri aşamalara gidebilmeyi çok isterdik ama olmadı. 
 
 
- Bu milli dönem senin için ayrı bir kamp dönemi gibi oldu diyebilir miyiz? 
 
 
Gerçekten milli takımda çok iyi bir çalışma süreci geçirdiğimizi düşünüyorum. Benim için yoğun bir kamp dönemi gibiydi. Önce Senegal’de birkaç gün çok iyi bir çalışma süreci geçirdik, daha sonra da Fas’a gittik ve orada da çalışmalarımıza en iyi şekilde devam ettik. Gerçekten çok iyi çalıştığımızı düşünüyorum. İnsanlar genelde milli takımdaki antrenmanların kulüp takımlarında yapılanlardan daha hafif geçtiğini düşünürler. Bu, tamamen yanlış bir algı. Gerçekten çok çok iyi çalıştık ve bunun kanıtını şu içinde bulunduğumuz dönemde de sahada gösterdiğimi düşünüyorum. Sorunuzun ikinci kısmına gelirsek; o gün gerçekten benim için zorlu ve yorucu bir gündü. Belki birkaç gün dinlenmeye ihtiyacım vardı ama bu dönemde takım arkadaşlarımı yalnız bırakmak istemedim. 
 
 
-Takım olarak iyi futbol oynadığımız bir dönemdeyiz. Bu konu hakkında senin kendinle ilgili ve takım bazında yorumların nelerdir?
 
 
Gerçekten geçtiğimiz 1-2 aylık süreçte, olumlu sonuçlar da aldık. Beklemediğimiz mağlubiyetler de oldu. Ancak ligdeki konumumuz, şu an için gayet iyi. Trabzonspor maçında 3 puanı hak ettiğimizi düşünüyorum. Kendi adıma konuşmam gerekirse; özellikle milli takımdan döndükten ve takımıma katıldıktan sonraki dönemde son derece memnun edici bir performans gösterdiğimi düşünüyorum. Kendi performansımdan büyük bir mutluluk duyuyorum. Umarım bu performansım hep devam eder ve hem kendim için hem takımımız için çok iyi bir 2. yarı geçiririz.
 
 
-Gol ve asistlerinin yanı sıra, sahanın her yerinde var olma hırsınla hem kendini hem de takımı ateşleyen bir oyuncusun. Bir futbolcu olarak bu performansı ve kendine güveni neyle sağlıyorsun?
 
 
Öncelikle ben her zaman kendine güvenen bir insanım. Bu güven içinizde olduktan sonra yapabilecekleriniz, başarabilecekleriniz konusunda hiçbir şüphe kalmıyor. Bu cesaret ve bu güvenle sahaya çıkıyorsunuz. İşinizi yapmak için tüm isteğinizi ortaya koymaya başlıyorsunuz. Benim işim sahadayken gol atmak ve kendime olan bu güvenimle elimden gelenin en iyisini takım için her zaman yapmaya çalışıyorum. Bunun dışında yeri geliyor, savunmaya da destek veriyorum. 
 
 
-İsmail Kartal’ın senin görev alanınla ilgili değişiklikleri oluyor mu? 2. yarıda takım içinde senden beklediği rol tam olarak nedir? 
 
 
Her zaman sorumluluklarımın bilincinde olan bir futbolcuyum. Fenerbahçe’de hiçbir sezon benim için diğerinden farklı olmadı. Benden istenilenlerde de çok fazla bir değişiklik olduğunu düşünmüyorum. Solda, sağda eya merkez forvet olarak oynayayım her zaman elimden geleni yapmaya çalışıyorum ve bu yıl da aynı şekilde olacak. Bu doğrultuda hocam da benden Fenerbahçe’ye her şeyimi vermemi bekliyor. 
 
 
-Fenerbahçe’deki 3. sezonunun içindesin. Bugüne kadar Fenerbahçe sana ne ifade etti?
 
 
Fenerbahçe gerçekten çok büyük bir kulüp. Fenerbahçe’yi seçtiğim için bir gün bile pişmanlık duymadım. Her gün “Allah’a şükürler olsun. İyi ki Fenerbahçe’ye gelmişim” diyorum. Başarılar, kupalar, şampiyonluklar kazandığım ve içerisinde bulunmaktan son derece keyif aldığım bir kulüpteyim. Bu kulüpte kendimi iyi hissediyorum ve bu kulübe katkıda bulunabildiğime inanıyorum. Umarım takımımla beraber daha güzel başarılara da imza atarız. Her başarı yenisini getirir; benim de tek isteğim bu.
 
 
-Bu sezon içinde seni en çok zorlayan veya zor durumda bırakan karşılaşma hangisi oldu? Neden?
 
 
Bu sene çok fazla sayıda zorlu karşılaşma oldu. Aklıma gelen ilk maç; ligin ilk yarısında deplasmanda oynadığımız Akhisar Belediyespor karşılaşması. Son derece zorlu bir maç olmuştu ve bu karşılaşmayı deplasmanda 2-0 kaybetmiştik. Bu mağlubiyetten sonra herkesin tekrar ayağa kalkması gerekiyordu. Hiç iyi oynamadığımız, gerçekten büyük zorluklar yaşadığımız bir karşılaşmaydı ve hemen ardından kendi evimizde Konya ile oynadık. Ve daha sonra bizi Galatasaray maçı bekliyordu. O yüzden Akhisar’dan sonra Konya maçını kazanmak zorundaydık çünkü Galatasaray maçına daha güçlü bir şekilde çıkmak istiyorduk. 
 
Bir yandan şunu da belirtmek istiyorum: Hiçbir karşılaşma kolay değildir. Her karşılaşma zorlu özellikle bizim için çünkü Fenerbahçe’nin karşısına çıkan her takım son derece katı bir savunma anlayışıyla oynuyor ve bize karşı savunmalarını sağlam tutabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. O yüzden bizler için pozisyona girmek o kadar da kolay olmuyor ama biz pozisyona girebilmek ve bu takımı başarıya ulaştırabilmek için buradayız. Bu fırsatları yakalayıp değerlendirdiğimizde de her şey bizim için daha güzel oluyor. 
 
 
-Türk ve yabancı olarak futbolunu en beğendiğin oyuncular kimler?
 
 
Bizim takımımızdan Caner Erkin ve Egemen Korkmaz’ı çok beğeniyorum. Bunun dışında Süper Lig’de Demba Ba da Türkiye’de oynayan en iyi yabancılardan... Burak Yılmaz’ı da beğeniyorum. Avrupa’da ise Cristiano Ronaldo ve Arda Turan. 
 
 
-TFF’nin yabancı sayısıyla ilgili yeni kararını nasıl değerlendiriyorsun? 
 
 
Türk futbolcular açısından avantajları olan bir karar olduğunu düşünmüyorum. Öte yandan, yabancı oyuncular açısından baktığımda; sahada bir yabancı olarak yer bulmak, bu yıl özellikle hiç de kolay değildi. Hocalar açısından hangi yabancıların oynayacağını seçmek de hiç kolay değildi. Federasyon belki de milli takım açısından faydalı olacağını düşünerek, milli takımın aldığı skorların bir sonucu olarak bu kararı almıştır. Önümüzdeki sezon neler yaşanacağını hep birlikte göreceğiz. Belki yabancıların yapacağı katkıyla Türkiye’nin özellikle kulüpler bazında ve genel anlamda Türk futbolunun seviyesi yükselecektir diye düşünüyorum.
 
 
-Türkiye Kupası’nda en iyi mücadele veren 8 takım adını çeyrek finale yazdırdı. Bu sene de en iyisi biz olacak mıyız?
 
 
Bu Kupa’yı kazanmak tabii ki bizim elimizde. Kazanmak istiyoruz. Adım adım ilerleyerek göreceğiz.
 
 
-Öte yandan, Türkiye Kupası kulvarında farklı liglerden takımlara karşı da mücadele verdiniz. Bu maçların futbol düzeyi ile ilgili gözlemlerini paylaşır mısın?
 
 
Bu tür Kupa maçları, Dünya’nın her yerinde bu şekilde organize edilir ve sürprizlere açıktır. Büyük takımlar kendilerinden kalite ve bütçe olarak daha küçük takımlarla karşılaşır. Bunu bir ayrım olarak düşünmeksizin her takım sahaya çıkar ve futbolunu oynar. Küçük görme veya küçümseme gibi bir durum yoktur. Herkes birbirine saygı duyar. Türkiye’de de aynen bu şekilde maçlarımızı yapıyoruz. Bazı büyük takımlar yoluna devam ediyor, bazıları eleniyor… Kupaların belki de güzelliği buradadır. 
 
 
-Geriye dönüp baktığında kariyerinde kendince belirlemiş olduğun hedeflere ulaşabildiğini düşünüyor musun?
 
 
Tüm hedeflerimi henüz başaramadım ama birkaç hedefim daha var; onları kendime saklıyorum.
 
 
-Kariyerinde bundan sonrası için planların nelerdir?
 
 
Öncelikle şu anda tek hedefim Fenerbahçe’de bu sezonu şampiyon tamamlamak. Aynı zamanda kendi adıma hedefim; inşallah aynı şekilde gollerimi atmaya devam etmek, daha da çok gol atabilmek. Takım olarak; şampiyon olana kadar bize rahat yok.  
 
 
-Bundan 4-5 yıl sonra 1 milyon resmi üyeye kavuşmuş olan bir Fenerbahçe nasıl bir fark yaratacaktır, sence?
 
 
Fenerbahçe, çok fazla sayıda taraftarı olan ve herkesin kalpten desteklediği bir kulüp. O nedenle eğer o insanlar bu projeye katkıda bulunurlarsa ve bu proje istediği başarıya ulaşabilirse, evet inanıyorum ki; Fenerbahçe’nin rakipleriyle arasında gerçekten çok büyük bir fark olacak; Fenerbahçe için daha da güzel günler gelecektir. 
 
 
-Şu sıralar futbol dışındaki hayatında neler var?
 
 
Futbol dışında zamanımı hep ailemle geçirmeye çalışıyorum. Eşimle ve kızımla vakit geçirmeye gayret ediyorum. Bazen dışarıya çıkıyoruz, dolaşıyoruz. Beraber birlikte olmanın tadını çıkarmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda arkadaşlarımla vakit geçirmeye de gayret gösteriyorum. Türkiye’de dışarı çıkıp dolaşmanız o kadar da kolay olmuyor. Diğer yandan; oynadığım başka bir spor yok ama izlemekten keyif aldığım sporlar var: Basketbol ve tenis. Zaman buldukça NBA’yi çok severek izliyorum. 
 
 
-Son olarak taraftarımıza sezon sonuna dair buradan neler iletmek istersin?
 
 
Bizi desteklemeye devam etsinler. Unutmasınlar ki; stat dolu olduğunda biz sahada 12 kişi oluyoruz. Onların desteğini alınca, hedeflerimize ulaşma yolunda, kendimizi kesinlikle daha güçlü ve daha iyi hissediyoruz. Sezon sonunda hedeflerimize birlikte ulaşmak istiyoruz. 
Röportajda tercüme konusunda destek veren Deniz Sarıtaç’a teşekkür ederiz.
 
 
Röportaj: Şafak Neyişci
Fotoğraflar: Tolga Ovalı