Teknik Direktörümüz Ersun Yanal’ın maç sonu açıklamaları

09.02.2019

Teknik Direktörümüz Ersun Yanal’ın maç sonu açıklamaları

Teknik Direktörümüz Ersun Yanal, İstiklal Mobilya Kayserispor karşılaşmasının ardından yayıncı kuruluşa açıklamalarda bulundu.

İlk olarak maçı değerlendiren Ersun Yanal, "10 kişiyle kalmamızın payı büyük ama Fenerbahçe'nin oyununu 45 dakikada da kıyaslarsak ortada geçen ve daha sonra üstünlük sağlayabileceğimiz her türlü hamleyi yapabileceğimiz bir takım. Ben kendi meslek kariyerimde sadece takımımı konuşmak ve takımımdan yorum yapmak üzere prensip edindim. Şu anda da bunu yapmak istiyorum. Birçok pozisyonu tartışmak ya da bu pozisyonları hakeme bağlamak, rakibe bağlamak benim asla prensibim değil. Bundan ciddi uzak durdum. Lütfen, Fenerbahçe'nin şu anda geçmiş olduğu yoldaki sıkıntılarının, stresin, kaosun ya da bulunduğu durumun bağlantısını çözerek bakın. Bu bağlantıdan bakmayın. Mehmet Ekici'yi oyundan almak zorunda kaldım ama faul bile yok. Aynı zamanda Frey'in normal bir mücadelenin içindeki pozisyonuna kart var da bir şey soracağım. Soldado'nun pozisyonu da ceza sahası içinde olsaydı penaltı mıydı? Bir bunlara iyi bakalım, teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.

BASIN TOPLANTISI

Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında ilk olarak karşılaşmayı değerlendiren Teknik Direktörümüz Ersun Yanal, ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

“Ortamın ve oyunun gerilmesi futbolun doğal bir sonucudur. Ama artık video sisteminde ve analizinden sonra birçok hakemin kolaylıkla işin içinden çıkabileceği birçok oyunun formatını maalesef değerlendiremez oldu. Bu konuyu biz buraya getiriyoruz. Aslında bizler bunun suçlusuyuz, çünkü Türkiye'de futbol; çok daha ince, futbol dışı tartışmalarıyla hep gündemde tutuluyor. Bende bugün bu gündemin içine girdiğim için üzgünüm. Girmemem gereken bir konuydu ama maalesef bir oyuncumu oyundan almak zorunda kaldım. Soldado'nun pozisyonunda ise, verilen faulün ceza sahası içinde olduğunda penaltı çalınabileceğini kabul ediyorsanız ben de o faulü kabul ediyorum. Topa dokunan da Soldado kartı gören de Soldado. Arkasından itiraz etti ya da etmedi tartışılır. Bazen oyuncuyu anlamak da gerekir. Hakem olarak oyuncuyu sahada tutmak onun en büyük vazifesidir. Kurslarda bunlar söylenir. Bazen koridorda bile bunu duymazdan gelirsin ve 'tamam' dersin ama bu iltimaslar farklı değerlendirilmeye başlandı. Bakalım, eşitlik ilkesi nereye kadar devam edecek. Umarım Türkiye'de ben bundan sonra sadece futbol konuşurum. Çünkü yıllardır beraber çalıştığımız, karşılıklı oturduğumuz arkadaşlarım benim futbolun dışında hiçbir şey konuşmadığımı biliyorsunuz. Futbol benim prensibimdir ama bugün maalesef futbol dışı konuştum. Bu konuda üzgünüm. Fenerbahçe'ye gelince bir maç kazanırız, bir maç kaybederiz. Sıralamadaki yerimizi bir aşağıda ya da bir yukarıda tutarız. Bundan sonra her maçı da kazanırız. Kazanmak için de oynarız. Gelişmemiz var, iyi yöne gidişimiz var, gittiğimiz bu yönde birçok oyuncumuzu kullanmaya başlayacağız. Aramıza yeni katılan oyuncularımız var. Onları buraya adapte etmeye ve oynatmaya gayret ediyoruz. Önümüzdeki süreci daha doğru değerlendiriyoruz. Biz, önemli bir camiayız, önemli bir takımız. Kazanmaktan çok daha önemli hedefleri olan bir takımız. Hepsine tamam ama Fenerbahçe takımı, camiası da buna tepki gösteren bir duruşu olması gerektiğini düşünüyorum. Bunu temsilen burada ben bu duruşu başlatıyorum ve ne olursa olsun artık işin o kadar da kolay olmayacağı kesin. Belki abilerimiz bize yukarıda kızacaklar ama biraz da bizim sitem etmeye hakkımız var.”

“Miha Zajc daha yeni geldi. Bizimle beraber iki antrenmana çıktı. İsmimizi zor ezberledi daha. Transferin son günü geldi. Ben de istiyorum. Moses'ı hazırlıyoruz, kendisiyle konuşuyoruz. Kendisi de aynı fikirde. 'Evet, hazırlanıyorum ve buraya adapte oluyorum' diyor ama bu kadar kolay değil bazı şeyleri yapmak. Zaten biz çok iyi bir takım olduğumuzu söyleyebiliyor muyuz? Takım olma konusunda sorunlar yaşadık. Takım olmak üzereyken bunları monte etmek, kolay değil. Kazandığımız zaman bunun işi kolaylaşıyor. Yine bugün emin olun ki hiç üzülmediğimiz kadar çok üzüldük ve etkilendik. Ben, konuyu futbolun dışına çıkarmadan, sonucu hiçbir zaman futbolun dışında nedenlere bağlamadan yine gidip kendi oyuncularımla bu işi tartışacağım. Maalesef kamuoyuyla da bu konuyu paylaşmak zorundayım. Bir oyuncumu çıkarmak zorunda kaldım. Faul bile sayılmadı. Bunlar kritik şeyler ve Video Hakem Uygulaması var. Herkesin sevindiği ve tamam dediği VAR var. Daha önceleri kaçırıyordun. Golü de tartışıyorlar ama ben tartışmak istemiyorum. O, hakemin takdirine kalmış bir şey ama kartlarda uygulanan konular biraz ağır geldi. Çok kolay olmamalı.”

“Ben her zaman şunu savunuyorum; Türkiye'deki yerliler ve yabacılar kaliteli olmak kaydıyla yer alsın. Belirli standartlarla birlikte ölçüler konsun. Ülker üretiyor olsun, çünkü biz yaklaşık 33 Avrupa ülkesinden daha fazla genç nüfusa sahip bir ülkeyiz. Üretiyor olan bir ülkeden olmak, oyuncu oynatan bir organizasyona sahip olmalı. Maalesef burası 30 yaş ve sonrası futbolu bir durak olarak seçen ve buradan hiçbir katma değer olmadan, sadece tüketen oyuncularla dolu bir lig olmamalı. İzlenebilir, keyifli bir lig olmalı. Benim görüşüm bu, bunun için de önemli bir süreç yaşatılmalı. Bu sadece 2-3 kişinin alacağı karar değil. Türkiye'de çok ciddi ortak aklın organizasyonu yapılmalı ve bu ortak akıldaki herkes (medyadan, teknik direktörlerden, futbolculardan, federasyondan, yöneticilerden) ile düzgün bir plan yapılmalı ve o şekilde senelerde Türk futbolunu kurtaracak projeler olarak konmalı. Herkesin sahip çıkabileceği ortak bir akıl ortaya koyduğu değerle bu işler yönetilmeli. Evet, yabancılaştırılmış bir liginizin olması belki İngiltere'yi düşünerek konuşabiliriz ancak bir sonuç elde etmiyor, ekonomik bir değer olmuyor, satılacak bir emtia olmuyor, bundan çok fazla insan kazanmıyor. O zaman böyle yap, bir çok yönü var bunun.”