Yöneticiler Milli Maçta Yaşanan Olaylari Değerlendirdi

17.11.2014

Yöneticiler Milli Maçta Yaşanan Olaylari Değerlendirdi

Fenerbahçe Televizyonu’nda  canlı yayınlanan "Gündem" programına konuk olan  Kulübümüz Genel Sekreteri ve Basın Sözcüsü Mahmut Uslu ile Asbaşkanlardan Deniz Tolga Aytöre, milli maçta yaşanan  olayları değerlendirdi. Yöneticiler şu açıklamalarda bulundular:


Deniz Tolga Aytöre: "Zarar gören herkes adına aynı üzüntüyü taşıyoruz"


Aytöre: Öncelikle neler yaşandığını değinmeden önce bu programda bu açıklamayı neden yapıyoruz, buna açıklık getirmek lazım. Bu toplantıyı düzenleme amacımız gergin olan spor ortamlarının, organize bir şekilde gergin hale getirilmeye çalışılan bu spor müsabakalarının, tribünlerin şiddetin üzerine körükle gitmek değil, yaşanan olayları daha doğru ve daha gerçeklikleri ile birlikte kamuoyuna yansıtmamız ihtiyaç ve zaruriyet haline geldi. Bu olaylarda bizim çalışan personelimiz ya da basın mensupları ve zarar gören arkadaşlarımız varsa, hepsi adına aynı üzüntüyü taşıdığımızı belirtiyim.  Ancak kamuoyunu da yanlış yönlendirmek isteyen ve her olayda her kaosta tek sorumluyu Fenerbahçeymiş gibi, Fenerbahçe’nin çalışanları, yöneticileri, başkanı gibi gösterilmesine de bir yerde dur dememiz gerekiyor. Dünden beri bu olayları izliyoruz, elimizdeki görüntülerden de anlayacaksınız. Olayları şöyle bir hatırlayalım; daha doğrusu kamuoyunun pek bilmediği bölümüne değinelim. Milli takım kaptanlarının önemi tartışmasız. Onu hiç kimsenin zaten tartıştığı yok. Özellikle Volkan Demirel ve Emre Belözoğlu’nun üzerine uzun zamandır, ciddi ve organize bir şekilde bir gelinmişlik var. Sürekli bu oyuncularımız ile ilgili spekülasyonlar, sürekli bu oyuncularımız ile ilgili spor dışı söylemler, bunlar sürekli muhatap kılındığımız hususlar. Artık bunların bırakılması lazım geldiğini düşünüyorduk ki, bir milli müsabaka geldi. Buradaki en büyük sıkıntı şu; Volkan Demirel orada milli formayı taşıyor. Isınmaya çıkıyor. Isınması sırasında özür dilerek söylüyorum; ana, avrat, eş, çocuk, bir sürü küfüre maruz kalıyor. Üzüntü veren bir başka tarafı da milli takım kaptanı bu sıkıntıları kendisi bertaraf etmek  zorunda kalıyor. Bir kamu görevi ifa ederken, kendinize size yapılan sözlere fiili saldırıları kendiniz bertaraf etmek zorunda kalmamalısınız. Burada artık ya federasyonun ya da devlet görevlilerin bu eylemler sure geldiği anda müdahale etmesi lazım ama maalesef Volkan bu görevi kendi kendine üstlenmek zorunda kalıyor. Önce tribünlere olayın yatışması için ikazda bulunuyor, bunun devam ettiğini görünce  durumu yedek kulübesindeki hocasına iletiyor. Futbol oynanacak ortamın kalkmasından sonra da sahayı terk ediyor. Sahayı terk ettikten sonra soyunma odasına gidiyor. Teknik Direktör Sayın Fatih Terim’e durumu anlatıyor. Fatih Terim’de kendisinin haklı olduğunu, statdan ayrılabilceğini hatta kendi arabasını tahsis etmek suretiyle stattan ayrılmasının uygun olduğunu belirtiyor. Bunun üzerine Volkan Demirel, ayrılıyor ve evine gitmeye kalkışıyor. Ancak daha sonra gerek Kulübümüzün müdahalesi ile gerekse alınan bilgilerle doping kontrolünde bulunması  zorunluluğu olması ve eğer bu zorunluluğu yerine getirmediği takdirde Türkiye’nin UEFA’dan bir ceza ile karşı karşıya kalmasını engellemek için tekrar stada dönüyor. Buraya kadar hiçbir sorun yok. Stada geliyor. Statda müsabakanın bitmesini bekliyor. Müsabaka bittikten sonra güvenlik görevlileri, kendisine tribünlerle ilgili, tribünlerden tespit ettikleri bir kişiyi getiriyorlar. Şikayetçi olup olmadığını soruyorlar. Şikayetçi ise ifadesinin ne olduğunu soruyorlar. Volkan Demirel de bunun bir kişinin üstlenemeyeceği kadar organize yoğunlukla yapılan bir eylem olduğunu dolayısıyla şikayetinin vakii olduğunu ancak bu kişilerin diğer tribünlerdeki bu hakaret içeren eylem ve söylemleri yapan kişilerin de tespit edilmesini bu kişilerden de şikayetçi olduğunu dile getiriyor.


Deniz Tolga Aytöre: "Hiçbir başarı Türk insanın annesinden, eşinden ya da kızından önemli değildir"


Aytöre: Yaklaşık müsabakadan 2.5 saat sonrada statdan ayrılmak zorunda kalıyor. Şimdi burada önemli husus şu: Bu bölüme olana kadar ulusal emanetimiz olan Volkan Demirel’in yanında hiçbir maalesef yetkili ve görevli yer almıyor. Volkan’ın 2- 2.5 saat sonra stattan çıkmaya hamle yapıldığında dahil hiçbir güvenlik yetkilisi ya da hiçbir federasyon yetkilisi orada yer almıyor. Volkan Demirel stattan ancak kulübümüzün güvenlik personeli ile güvenliği sağlamak şeklinde stattan çıkış yapması sağlanıyor. Önemli olan şu, hiçbir kupa hiçbir galibiyet hiçbir başarı ya da hiçbir oyun Türk insanın annesinden ya da eşinden kızından önemli değildir. Ve bir milli takım kaptanı emekçisi yalnız bırakılamayacak kadar kutsaldır. Bugün bizim üzüldüğümüz nokta şu; 6222 sayılı ya da 6259 sayılı yasa uygulanmasında eğer Volkan Demirel’e yapılan bu eylemleri cezalandırmıyorsak biraz oturup kendimize bakmamız gerekiyor.


Mahmut Uslu: "Devlet bu işe elini koymazsa bu işler bitmez, çözülmez"


Mahmut Uslu: Biz yıllardır söylüyoruz; sayın başkanın verdiği demeçler daha sıcak ve bu olaylar bunun üzerine geldi. Bu işlerin aması falan yok, net olarak söylüyoruz; daha evvelde söyledik. Yalnız bu futbolda da olmuyor. Tüm branşlarda her yerde oluyor. Devlet bu işe elini koymazsa bu işler bitmez, çözülmez.  Kamuoyunda şöyle bir imaj yaratıldı; her şeyin altında Emre ve Volkan çıkıyor. Bunlar külliyen yalan. Bu tamamen yukarıda medyada bazı insanların özellikle bilinçli olarak bu arkadaşların üzerine gitmesinden geliyor. Bizde inadına Fenerbahçeli olarak onlara sahip çıkacağız ve çıkmaya devam edeceğiz. Oradaki insanlar belli. Sus diyor, sus demeden evvel yaklaşık, ben Volkan’la da konuştum. 15-20 dakika ısınıyor, dayanamıyor. Çoluğuna,çocuğuna..susun diyor. Bunlar sadece orada görünen 3-5 kişi değil. Sol oratada 20-30, ortada 30-40 kişi var.  Bunlar organize küfrediyor. Buraya özellikle gelinmiş. Biliyorsunuz daha evvel bir hakemimiz aynı şeyi yaptı, bana küfretti diye; bıraktı gitti. Lucescu’nun takımı olaylar çıkıyor diye sahadan çekildi. Artık bu olaylara dur demenin, en önemli belkide Volkan’ın önemli bir iş yaptığını zannediyorum; en önemli şeyi de bu. Mani olunabilir. Devlet görevlileri valiye, müdüre, maalesef o statda Sayın Cumhurbaşkanı’na da aynı şekilde cillop bir stad hediye edildiği halde Galatasaray’a hakaret edilmişti biliyorsunuz. O zaman Sayın Başbakandı.  Bunları çözmemiz artık daha kolay. Niye kolay. ebilet çıktı. Ona göre bütün tedbirler alındı, kameralar var. Yalnız 3-5 kişi değil, ordaki 40 kişi ellerinde. Bunların hepsine birden soruşturma açılıp, gereği yapılması lazım. Bu kanunlarda aksaklıklar var. Bunu defalarca söylüyoruz. Başkan basın toplantısında söyledi biz her vesile de söylüyoruz. Lütfen çözün bunları ebilet 6222 işle ilgili aksaklıklar varsa adamı tespit ediyorlar, ’karakola gitceksin’ diyorlar, adam gitmiyor, hiçbir cezası yok. Bunları değiştirmek lazım. 6222 sayılı yasanın niye çıktığını biz biliyoruz, tüm Türkiye biliyor. O yasanın bazı şeylerini değiştirmek lazım .O yasa şike operasyonu için yapılmış bir yasa değil. Şiddet ve bu operasyonlar için yapılmış yasa. O aralığa soktular bunları. Onun için o yasanın da değişmesi lazım. Bu bir vesiledir. Benim kendi görüşüm kesinlikle bu vesiledir. Sayın hocamız ve galiba Hüseyin bey var federasyon yetkilisi Volkan ile ilgilenmişler ve kendi arabaya yollamışlar. Fakat sonrasında kendi gitmek istemiş, dayanamamış. Ve sonra  tekrar geri çağırmışlar. Volkan olayı milad olmalı. E bilet diyorlar buradan oraya mecburen geleceğiz, yazmışlar kanuna federasyon hariç. Niye federasyon hariç? Mantıken doğru. Oraya çıkan futbolcu hepimizin herhalde olay olmaz. Passolig ile kanun çıkartıyolar ben e bilet diyorum. E bilet ile ilgili, ebiletler veriliyor. Kime verilmiş o biletleri. Seyirci gelmesi için bilet veriliyor bu da organize hale geliyor, görülüyor. Niye veriyorsun bileti? Ay yıldız için gidenler herhalde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları. Biz aynı şey için yapan insana niye küfrediyosunuz 2 dakika sonra çıkacak işte bu mantık. Biz GS ile son Avrupa’daki örneği de verdiğimiz zaman işte aynı mantık. Üstelik milli takım, milli takımın oyuncusuyuz. Hepimiz aynı gemideyiz. Bu anlaşılmaz bir şey, ama biz biliyoruz bunların hepsi organize. Organize oldukları i,in bunu yapıyorlar bu Volkan’a patladı. Siz Anadolu’ya gittiğiniz zaman bu işler çözülecek diyorsunuz, bileti verin aynı şey orda da olur. Bileti vermeyin. Bunları kime veriyorsanız tespit edin. Özellikle buradan federasyona  söylüyorum. Bütün oyuncular, antrönör stresli. Sebebi şu;  biz başarılı olmalıyız milli takımda. Seyircin sahip çıkmazsa oyuncular nasıl başarılı olacak. İnşallah bu bir milattır bundan sonra bu tür şeyler olmaz. Öyle ümit ediyoruz.


Deniz Tolga Aytöre: "Bu işler çok tehlikeli boyutlara götürülmek isteniyor"


Aytöre: TFF bir mili müsabakada kaptanına bu kadar yoğunlukta ve sıklıkta edilen küfürün sahiplerini bulamıyorsa burada bir sıkıntı var demek.  TFF’de çok serzenişte bulunmakta yersiz. Başkanımız geçen hafta düzenlediği toplantıda çok açıkça ifade etti. Ortada federasyonu hedef almış, milli takımı hedef alan, milli takım teknik direktörünü hedef alan, bakın bunlar çok çok önemli, oyuncuları hedef alan organize hareket var. Büyük resmi, görmek lazım. Kalkıp bir şeyi bir yere ihale etmemek lazım. Devletinde bu işe müdahil olması lazım. Bu iş tek başına federasyonun tek başına kulüplerin, taraftar gruplarının çözebileceğim bir iş değil. Çok tehlikeli boyutlara götürülmek isteniyor bu iş. Başkanımız bunun altını kalın bir şekilde çizdi. Ama tabii maalesef bu görülmedi başka şeyler göründü. Başka yerlere çekildi. Herkesin kendine göre haklı bir tarafı var. Ancak burada yaşananlar iki taraf içinde hoş değil. Bunu kabul etmek lazım. Bunlar olmasını istemediğimiz şeyler. Ben özellikle basın mensubu arkadaşlardan bunu istiyorum, onlar da birkaç ay önce bir arkadaşlarını bir kulüpte görev yaparken hayatını kaybetti. Bu çok önemli bir hassasiyettir bunu anlıyorum. Özellikle olaylara bu hassasiyetle yaklaşıyorlardır bunu da anlıyorum. Özellikle de dileğim bu hassasiyetin de etkisiyle olduğundan farklı kılmayalım. Birbirimize zarar veriyoruz. Eğer burada iki tarafında hatası varsa iki taraf da gerekli hukuki muameleyi görür. Bu konuda hiçbir sorun yok. Hatta maksadı aşan eylemler varsa biz de kulüp olarak da üzerimize düşeni yaparız, bağlı oldukları gazeteler varsa onlar da gereğini yaparlar. Ancak bunun milli takım kaptanına bu şekilde gördüğü eylem ve hareketlerin, futboldaki tribündeki şiddetin, terörün ve küfrün bariz bir örneği olan Volkan Demirel olayının önüne de geçmesine izin vermeyelim. Benim en büyük dileğim bu. Önemli olan taraf o taraf, resmin büyük kısmı o tarafta. Burada güvenlik, korumalar oraya nasıl gitti diye soruluyor Neden içeri girdiler? Soruları soruluyor. Zaten yargılanma gerekçelerinden biri de 6222 sayılı yasadaki akreditasyon kurallarına muhalefet. Şimdi öncelikle akreditasyon talimatının sanıyorum 12. maddesinde yazan talimatlara göre maçtan önceki ve sonraki 120 dakikayı kapsar akreditasyon kuralları. Görüleceği üzere maçın bitiminden 2.5 saat sonra gerçekleşmiş bir olay. İkincisi biz yönetim kuru olarak futbolcularımız için her hangi bir güvenlik tedbirini alınmadığını öğrendikten sonra kendi çalışanlarımızı yollama kararımız, Sat müdürü Mustafa Turgun ve Hüseyin Coşkun, tarafından bilindiği bilgisi bize ulaştı. Hatta oraya gelen araçların dahil plakalarının alındığı bilgisi bize ulaştı. Hatta oraya giden Hasan ve Bülent arkadaşlarımızın yine bu kişilerin bilgisi dahilinde futbolcularımızı içeriye almak için girdiklerini söyleyelim. Onlara neden ihtiyaç duyuldu diye sorulacak olunursa, ben burada TFF’ye de her şeyi yüklemenin doğru olduğuna inanmıyorum. Orada her halde bir güvenlik zafiyeti olabileceği düşünüldü. Bunun üzerine futbolcularımız yalnız bir şekilde futbolcularımız stattan yalnız başına ayrılmak zorunda bırakıldı.


Mahmut Uslu: "10 yıldır bizimle birlikte çalışan stat çalışanlarının karıştığı bir vukuat yok"


Mahmut Uslu: Sosyal medyadan bazı yazılar da geldi. Orada gördüğünüz yerde taraftarlar da var. Milli takım taraftarı ama maalesef küfür eden taraftarlar da var. Bu istihbaratı alınca hatta Başkana söyledik. Bize haber verdiler ve biz de Başkana haber verdik. Ve bizimle 10 yıldır birlikte çalışan stat çalışanları… Basın mensupları tanıyor. Bir tane bu arkadaşların karıştığı bir vukat var mı? Yok.


Deniz Tolga  Aytöre: "Orada bizim 8 personelimizden başka güvenlik görevlisi yok"


Aytöre: Bu olayda da futbolcularımız tahliye edildikten sonra demeç vermeden araçlarına binmeye çalışıyorlar. Basının haber alma özgürlüğünü ne kadar tanıyorsak, onların da demeç vermemek gibi bir özgürlükleri var. Bu insanlar yaşanan olayın sıkıntısı içindeler ve evlerine gitmeye çalışıyorlar. Gördüğünüz gibi hiçbir güvenlik önlemi alınmadan arbede arasında arabalarına binmeye çalışıyorlar. Bizim idari menajerimiz Hasan Çetinkaya’ya 6222 sayılı yasaya muhalefetten ifadesi alındı. Nedenmiş? Olayları başlatan kişiymiş… Hasan Çetinkaya’nın oyuncularını alıp arabalarına bindirip götürmeye çalışması ne zamandan beri tahrik sayılıyor. Çocuk arabasına binip oradan uzaklaşmaya çalışıyor. Çünkü orada bizim 8 personelimizden başka güvenlik görevlisi yok. Orada fark ettiyseniz yaşanan olaya orada başka güvenlik görevlileri de var ama hiçbiri müdahil olmuyor. Dolayısıyla burada bir zafiyet olduğu kesin. İlişkilendirilmeye çalışılırken olayların başlama noktası burası olarak görülüyor ama alakası yok. Uzaklaşması sağlandıktan sonra arkadan mavi parkalı bir kişi, birkaç kişi ile fiziksel ve sözlü bir tepkide bulunuyor. Hatta öyle ki sadece bizim çalışanlarımız değil oradaki basın mensubu arkadaşlar da ne alakası var dercesine dönüp bakıyor. Onun üzerine de bizim çalışanlarımız olaya müdahil oluyorlar. Olaya müdahil olmaları doğru mu? Değil. Kastı aşmış mı? Aşmış olabilir. Ama burada bunların hiçbirisi Volkan Demirel’in, Fenerbahçe’nin ve Türk futbolunun yaşadıklarının önüne geçecek kadar önemli değil. İlk defa mı bir basın mensubuyla idari menajerler, güvenlikçiler itiş kakış yaşıyor? Hayır. Niçin buralara getiriliyor? Bunun gerekçesi çok önemli. Her kargaşayı her kaosu Fenerbahçe’ye tahvil edilmesinden artık sıkıldık. Her şeyin, her kötü olayın başı Fenerbahçe


Mahmut Uslu: "Haber almak demek arabanın üzerine çıkmak demek mi?"


Mahmut Uslu: Bunun temel nedenlerinden biri de şu basın özgürlüğü deniliyor. Tamam basın özgürlüğü ama ben mecbur muyum demeç vermeye… "Bilmem ne çocuklarını saatlerdir bekliyoruz. Bilmem ne çocuğu" diye sözler söylemek bir basın mensubuna yakışır mı? Şimdi ben burada RTÜK kapattırmasın diye detay veremiyorum. Sana kimse dedi mi bekle diye? Sana kimse dedi mi ki basın toplantısı yapacağız? Kimse demedi. 2.5 saat sonra çıkıyor. Bilgi almak istiyorsa kimse kusura bakmasın şu manzara hiç yakışmıyor. Arabanın üstüne çıkılır mı? Arabanın içine mikrofon sokulur mu? Gidin kardeşim görüşmeyeceğiz denmesine rağmen bu kadar zorlamanın ne alemi var. Bakın ben size söyleyeyim bunlar bizim de başımıza geliyor. İzmir deplasmanına gittiğimizde kendi kameramanlarının kafası yarılıyordu. Bunlara gerek yok ki. Bu kaosa gerek yok. Oradaki 8 kişi basın toplantısı yapsan 100 kişi var. Mix zone var orada görüşmek istediğinizi belirtir orada görüşürsünüz ki zaten görüşmek istememiş. Küfür ederek çözmeniz şart değil ki. Biz hep Fenerbahçe şunu yapıyor, o sivri dilli, bu şöyle laflarına gelmeyiz. Hukukçu arkadaşımız az önce söyledi eğer burada herhangi bir günah varsa kimin ne yaptığın gayet iyi görüyoruz. Korumayı neden elle itiyorsun? Ne istiyorsun korumadan? Yani onlar bizim elemanlarımız zaten. Yönetim tarafından gönderilmişler. Ve bu olay 2.5 saat sonra olan bir olay. Ondan sonra şu olmuş hukuk ne gerekiyorsa o yapılacak zaten. Orada, o basın mensuplarının içine karışmış 2-3 tane Volkan’ı sevmeyen veya Emre’yi sevmeyen insanlar varsa bıçağı soksa ne olacak? Bizler korumaları yollarken onlar da korkuyorlar. Ama bir yere kadar. Biraz da gerçekçi olmak gerek. Haber almak demek arabanın üzerine çıkmak demek mi? Sen nasıl arabanın üstüne çıkarsın? Sizin medeni insanlar olmanız lazım. Gelin arabası mı bu, önünü kesiyorsunuz. Hasan Çetinkaya’ya suç duyurusunda bulunuyorsunuz da Hasan Çetinkaya o arabaya nasıl girecek? Adam çekil diyor çekilmiyorsunuz. Nasıl girecek? Neymiş tahrik ediyormuş. Adamın ceketi bir tarafta gömleği bir tarafta…   Bunların hepsinin zapta geçilmesi lazım.


Aytöre: "Neden Fenerbahçe’ye karşı bu kadar gerginiz?"


Deniz Tolga Aytöre: "Bakın büyük resme bakmamız lazım. Fenerbahçe sürekli bir şeylerle, bir yeriyle, kurumlarla, hep karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor. Şimdi de basınla karşı karşıya getirilmeye çalışılıyoruz. Yok böyle bir şeyle. Bu basit bir, sürekli yaşanan bir arbede… Ooo basına saldırı, basına tecavüz… Ya… yapmayın… Lütfen… Bu, bu değil. Bakın bizim yöneticimizden başkanımıza, çalışanımızdan sporcumuza kadar sürekli bize yapılan bu haksız uygulamalar yüzünden, uygulamalarla ilgili biz her türlü mücadeleyi vermeye kararlıyız. Bakın bu oyun, oynanan oyun sadece futbol olana kadar da bu mücadeleyi vereceğiz. Buna hiçbir teredütümüz yok. Bütün spor dallarında.  Ve bunu basınla da birlikte vereceğiz. Bu olaydan biz de üzüntülüyüz. Yaşanan her iki olaydan da. Bunların gereği neyse yapılır. Ama Fenerbahçe olduğu için, karşıdaki tarafın biz olduğumuz için değil. Biz bundan sıkıldık, bıktık. Bu Türk Futbolu için gerekli bir şeydir. Milli Takım için gerekli bir şeydir. Bu Türkiye için gerekli bir şeydir. Oradaki basın mensubu arkadaşlarımızın gereksiz gerginliğinin farkında mısınız? Bu hale kimler getiriyor bu insanları? Bakın bundan önce yaptıranın bilinmesi lazım. Orada bir idari menajer lütfen dedikten sonra daha hala bu kadar bunu uzatıp, arabanın içine girmeye kalkması, fiili bir müdahale şekline getirmesini sağlayan kimler? Biz miyiz? Bizim tüm sıkıntımız Fenerbahçe’nin karşı karşıya bırakılmaya çalışıldığı durumdur. Ama olaydan üzüntülüyüz. Üzerimize ne düşüyorsa da yapmaya hazırız. Ancak olayların olduğu gibi, bütün çarpıklığıyla sergilenmesi halinde. Mesela burada yaşanan arbede tüm basın mensuplarıyla değil ki; bir yada iki kişiyle. O fiili, sözlü müdahalede bulunan bir iki kişiyle. Basının da bu kişileri bulması lazım. Bunun özeleştirisini yapması lazım. Neden Fenerbahçe’ye karşı bu kadar gerginiz? Niçin konu Fenerbahçe olduğu zaman bu kadar hararetli, bu kadar saldırganız. Bakın bunlar yapılmadan hiçbir yere varamayız. Bizim tüm düşüncemiz bu ve buradan da Fenerbahçelilere sesleniyoruz: Artık şu şahsi küskünlükleri, polemikleri, bu sıkıntıları, dargınlıkları hepsini bir kenara bırakmak zamanı. Fenerbahçe’ye şu anda sahip çıkılması gereken bir zaman, birlik içinde olunması gereken bir zaman"


Mahmut Uslu: "Volkan konuşmak istiyordu, Başkan mani oldu"


Mahmut Uslu: "Burada çok önemli bir şey var. Spor yazarlarının bildirisinde ’Azmettiricilerin’ ne demek böyle bir şey? Yani bildiride suç var. Yani bu bildiriden dolayı, 6222’den ben bunları dava etmem lazım. Yani şimdi bunların her şeyi güzel. Ama ne demek yahu; ’Diğer failleri ve azmettiricileri). Azmettirici ne demek ya? Böyle bir şey olur mu? Bir de ayrıca şunu söyleyeyim. Volkan da gelip konuşmak istiyordu. Ona Başkan mani oldu. Doğru yaptı. Çünkü hakikaten tüm bu olaylar sanki Volkan, Emre… Ya Emre arabasıyla geliyor, arkadaşını götürüyor. O nereden çıktı diye yorumlar yapıyorlar. Şimdi totoya döndü. Yüzde 50/50 diyorlar. Yok o haklı, yok o haklı. Ne demek yüzde 50-50 ya… Ben de milli takım antrenörlüğü yaptım. Bana şimdi gelecek Türkiye sınırları içinde ben salondayken bana ana avrat arkadan küfredecekler. Ben o adamı mahvederim ya… Ben Türkiye için geliyorum, fahri olarak çalışıyorum. Yani geliyorum, kendi şeyimi veriyorum. Yaşı gelmiş bilmem kaça. Belki 2 senelik futbol hayatı var veya yok ve her şeyi göz önüne almış; oradan ben gidiyorum diyerek. Yani o da çok önemli bir şey. Her şeyi göze alarak gidiyor. Tabii ki antrenörü ona anlayış gösteriyor. Sonunda da maçı kazanmak isteyen bir antrenör var. Karısına, kızına küfredilmiş bir adam sahada, maç esnasında ne olacağı da belli değil. Tabii ki oynatmayacak onu. Bundan daha doğal bir şey yok. Çok önemli bir karar almış Fatih Terim"


Aytöre: "Egemen küfür yiyecek diye Volkan’a geri pas vermek istemiyormuş"


Deniz TolgaAytöre: "Kimi maçlar var ki… İzleyenler bilmiyorlardır Volkan’ı söylemini direk anlatıyorum. Egemen kendisine geri pas vermek istemiyormuş, Volkan’a küfredilecek, ailesine, onuruna, haysiyetine diye. Bakın bu çocuklar bu şartlar altında oynuyor. Bu futbol, bunun adı oyun mudur? Bu kadar olay yaşandı. Dün ne yapılmaya çalışıldığını söyleyeyim size. İsimlere bakın: Volkan Demirel, Fenerbahçe Menajeri Hasan Çetinkaya, 2-3 tane çalışan ve onları oraya yolladı denen Aziz Yıldırım, bir tane de GFB’li bir çocuk. Bu kadar olay oldu, olayın failleri bunlar. Başka hiç kimse yok. Bakın böyle bir şey olmaz. O tribünlere federasyon ya da güvenlik hemen; bu futbolda şiddeti önlemek istiyorlarsa, kararlı, samimilerse, bu yasanın adı 6222 sayılı yasaysa, eğer 1907 sayılı yasa değilse, sadece bize uygulanan bir yasa değilse, çıkacaklar, bunları bulacaklar. Orada bir tane GFB’li çocuk bulmuşsunuz. Hadi bu GFB’li, bu yapmıştır. Ya oraya o biletlerle kimler girmiş, kimlere verilmiş o biletler? Ya da hiç bedava bilet verilmiş mi? Kulüplere geldiğiniz zaman tüm yöneticilerini yaka paça yargılıyorsunuz. E peki bu adamlar nasıl giriyorlar buraya? Hangi biletle giriyorlar? Bunların hepsini tespit etmemiz lazım. Bizim bataklığı kurutmamız lazım. Bu kadar büyük bir olayı bir kenara bırakıp, oradaki bir arbedeyi ki onu da tasvip etmiyoruz, arbedeyi alıp bu olayların önüne çıkartıp, Türk Futbolunu daha fazla batağa itmeye hiç kimsenin hakkı yok. Üstelik toplumda bunu çarpıtarak yada gerçekliğinden uzaklaştırarak, bir Fenerbahçe kampanyasıyla, kaosu yaratmaya hiç kimsenin hakkı yok"


Mahmut Uslu: "Bu biletleri vermeyeceksiniz"


Mahmut Uslu: "Şimdi bu mixzone’lar niye yapıldı? Ne işleri var kardeşim orada? Burada ne işiniz var sizin? Mustafa Turgun kardeşimize gerçekten teşekkür etmek lazım ve bu arada Galatasaray yöneticilerinin sağduyulu açıklamaları var. Onlara teşekkür etmemiz lazım. Sayın hocamız güzel bir açıklama yaptı. Tekrar irdeleyip açıklayacağım dedi. Onlara teşekkür etmek lazım. Bizim artık Türkiye olarak; bakın biz bu sporu niye yapıyoruz? Bu futbolu niye yapıyoruz? Biz Fenerbahçe olarak başarı olmak istiyoruz. Federasyon da organizasyonla, bir çok kulüpten futbolcular alarak o da başarılı olmak istiyor, değil mi? Olay bu. Peki kardeşim seyirci olarak siz niye antrenörünüze oyuncularınıza sahip çıkmıyorsunuz? Benim için Burak neyse, Emre aynı. Benim için Beşiktaşlı oyuncu Olcay ne ise, benim için Volkan aynı. Yani bizim düşüncemiz bu. Başka türlü olamaz. Yöneticiler de gördüğüne göre, açıklamalarından dolayı da aynı olduğuna göre, bu seyirciler kimdir? Bunları kim yapıyor? Belli, bunlar aslında biliniyor. O zaman bu biletleri vermeyeceksiniz bunlara, bu kadar net, bileti vermeyeceksiniz. Kameralar var, o kameralar da kimler varsa, 20-30 kişi, şahide lüzum yok, o kameralardan polis tespit edecek. Ben buradan İçişleri Bakanı ve Sayın Başbakanımız dahil herkesi göreve davet ediyorum. Bunlar önemli, o 20-30 kişi, öbür tarafta 30 kişi, 30 kişi de ön sırada olan yaklaşık 100 kişilik filan bir gurubu, oradaki tek tek; onlar tespit edilir. Onlar biliniyordur zaten. Bunların hepsiyle ilgili eğer suç duyurusu istiyorlarsa, biz buradan suç duyurusunu yapıyoruz, bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak. Böyle şey olmaz. Yarın benim statta da aynı şey öbürüne olacak. Öbürünün stadında öbürüne olacak. O ona bilet veriyor, o ona veriyor. Biz sosyal medyada bunları duyduğumuz için zaten güvenlik çalışanlarımızı yolladık. Sosyal medyayı ben incelemiyorum ama arkadaşlar sağ olsun bakanlar var, o bakanlar bize haber verdi, biz de arkadaşları yolladık. 2.5,  3 saat sonra bu olay oluyor. Hala arkadaşlar bekliyor. Doğrudur yorulmuşlardır, e görüşmek istemiyor yani, yapacak bir şey yok. Sizin ne işiniz var arabanın üzerinde, burada kaos yaratıyorsunuz. Halbuki orada dursalardı, gelmeselerdi, bunların hiçbiri olmayacaktı. Bir de bizim yolladığımız arkadaşlar tecrübeli arkadaşlar. Öyle normal güvenlik diye anlatıyorlar, öyle bir şey değil"


Aytöre: "Bu insanları tespit edemiyorsanız, kulüplere bundan sonra nasıl ceza vereceksiniz?"


Deniz Tolga Aytöre: "Siz bilet verdiniz. Bu kadar tribün sözcüsü, söylemsel ya da eylemsel olarak tribünde terörü destekleyen insanları tespit edemiyorsanız, bundan sonra nasıl kulüplere küfrü önlemedikleri için ceza vereceksiniz? Bu mümkün değil. Dolayısıyla futbolda şiddet ve terörün artık öyle bir noktaya geldiği aşikar ki, Milli Takımın kutsaliyeti dahi göz ardı ediliyor. Bakın bunu Aziz Yıldırım çok net bir şekilde, bu tehlikeyi çok önceden söyledi. Artık milli takım oyuncusu, teknik direktörü, TFF Başkanı, artık bunların hiçbirisinin bu gruplar için hiçbir anlamı yok. Çünkü başka bir şeyin peşindeler. Organize bir biçimde başka bir şeyin içindeler. Biz bunun çoğu kere dikkatini çektik ama olaylar maalesef buraya geldi ve bu olayları da alıp ikinci, daha düşük profilli bir arbede olayını öne koyup, bunu basına yönelik bir saldırı gibi lanse edip, Fenerbahçe ile şimdi de basını karşı karşıya getirme çabalarını da çok net bir şekilde görüyoruz. Bunların farkındayız ve kamuoyunu bu anlamda bilgilendirmeye çalışıyoruz"


Mahmut Uslu: "Belki de Federasyon Başkanını, antrenörü değiştirmek istiyorlardır"


Mahmut Uslu: "Bu vesileyle Fenerbahçelilere şunu söylemek istiyorum. Bizim ne kadar birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olduğu ortaya çıkıyor. Yani bazı insanların aleyhte tezahüratları, futbolculara kötü laflar, küfürler etmesi, yaptığımız o mücadeleyi diğer herkesin yapması lazım. Belki bu olaylar öyle görüldüğü gibi, bizim tahmin ettiğimiz gibi de olabilir yani. Federasyon başkanını değiştirmek istiyorlardır, antrenörü değiştirmek istiyorlardır. Artık bu hale geldi. Çünkü 100-200-300 kişi, eğer normal orada  1000 kişi varsa o tribünde, o insanları etkileyebiliyor, psikolojik olarak de etkileyebiliyor. Olaylara bu açıdan da bakmak lazım. Ama biz ne kadar haklı olduğumuz, yani Başkanımızla koyduğumuz bu vizyonun, yani 1 milyon üye projesinde ne kadar haklı olduğumuz, şu anda çok aşikar. Eğer biz bu rakamlara ulaşırsak ve Fenerbahçelileri bir araya getirirsek kongre üyesi olarak, ben inanıyorum ki kendi stadımızda bu problemler çok kısa zamanda biter"