2016 – 2017 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 20. HAFTA

12.02.2017

2016 – 2017 Sezonu Süper Lig Maçlari 20. Hafta

Haftanın özeti ve Bursaspor- Fenerbahçe Maçı : (1 – 1)

Fenerbahçe sahaya mutlaka kazanıp önündekilerle puan farkını azaltmak için çıktığı maçta 2 puan kaybedince bu kulvarda hiç ümidi kalmamış şeklinde bir tablo çıkmıştı. Ne var ki çok garip bir şekilde hiç rastlanmayan bir tablo çıktı ortaya ve puan cetvelindeki ilk 4' lünün 4' ü de puan kaybettiler. Üstelik diğer 3'lünün tümü haftayı yenilgiyle kapattı.

Sezonun 20. Haftası'nın Anlattıkları:

Hemkaybedilen puanlar hem de kaybedilen seyirciler tüm takımlar için bazı önlemler alınması gereğini ortaya çıkardı. Üstelik sahaları dolduran taraftarlar dahi puan kayıpları sırasında yer yer hem tüm takımı hem de kendi beğenmedikleri oyuncuları ıslıklamaya başladılar.Ayrıca hemen her takımın Teknik Direktörler de hiç beklenmeyen garip işerle sanki puan kaybının nedeni kendileri imiş gibi görüntüler çıkardılar.

İlk 4 takımın şimdiye kadar aldıkları puanlar nedeniyle aralarına bir başka takımın girmesi olanaksız gibi. Üstelik bu orta gurubun en alttaki düşme korkusu yaşayan takımlar arasına girmeleri de beklenmiyor. Bu haftanın son maçı pazartesi günü oynanmasına rağmen halen en alt bölgede oynanmamış 1 adet maç var. Bu hat için yorum yapılacak duruma hala gelinmedi.

İzlenen Diğer Maçlar:

(Maçları yayınlayan Televizyon kanalı el değiştirdi ama kadro aynı kalınca eski adetler devam etmekte. En başta da Fenerbahçe karşıtlığı gelmekte. Nedense 4 büyüklerin maçları naklen verilirken Fenerbahçe dışında diğer 3 takımın lehine yorumlar yapılmakta. Maç sırasında rakip takım hiç önemli değil ama onlar için önemli olan yorumcusu özenle seçilmiş büyük takımların taraftarları. Sadece o takımlar yorumlanmakta, sadece onların ne yapması gerektiği anlatılmakta. İşte bu yorumcular görevlerini yaparken sadece Fenerbahçe maçı için seçilen yorumcu tarafsız yorumlar yapmakta. Dikkat edin sizler de aynı sonuçları göreceksiniz.)

Haftanın ilk maçında Kardemir Karabükspor Lider Beşiktaş'ı 2 -1 yenerken maç boyunca böyle bir yenilgi beklenmiyordu. Maçın hakimi Beşiktaş olarak maç başlamıştı. Ne var ki buna karşın ilk gol tehlikesi de günün başarılı isimlerinden Latonlevici'nin soldan getirip ortaladığı topta Ceyhun'un uygun pozisyonu gol olarak değerlendiremeyişiydi. Hemenher maçta olduğu gibi bu maçta da seyirci az sayıdaydı. Gene de tezahürat guruplrı maç boyunca takımlarını desteklediler. İlk yarı golsüz tamamlandığında merak edln konu Beşiktaş'ın golü nasıl ve kiminle bulacağı şeklindeydi. Bu golü devamlı arayan Beşiktaş olduğuhalde 50. Dakikada bulan gene ev sahibi takım oluyordu. Üstelik 73. Dakikada da günün başarılı isimlerinden Selezinyov ile durumu 2 – 0 yapıyorlardı. Beşiktaş'ın maç performansına uygun tek golü ise bitime az kala Aboubakar ile geliyor ve bu gol hiçbir işe yaramıyordu.

Osmanlıspor Futbol Kulübü, Trabzonspor'a 0 – 1 yenilirken kendi sahasında oynamaktaydı. Ligin ilk yarısındakinden Trabzonspor'dan çok farklı bir takımla karşılştığını çok geç anladı. Maça da Trabzonspor'un üstünlüğü ile başlandı ve öyle devam etti. Maçın kahramanı seçilen yeni transfer Olcay Şahan'ın 16. dakikadaki golü maçın özeti gibiydi. Sadece sonlara doğru beraberlik golü arayan evsahibi takım ancak ortaya çıkmıştı.Ne var ki bu kez de baş role soyunan Onur olmuştu ve çok sayıda gollük pozisyonlarda gol çıkmadı ve maç atılan tek golle sonuçlandı.

Gene kendi sahasında oynayan Galatasaray, Kayserispor'a 1 -2 yenilmeyecek olsa rakiplerinin kaybettiği puanlara eklenecek bir 3 puanla tam 11 puan kazanmış olacaktı. Maça da bu mutlu olasılıkla çok rahat başladılar. O kadar rahatlardı ki ilk 3 dakika içinde savunmanın kaybettiği toplarla gole yaklaşan rakip takım tam 3 gollük bu pozisyonları harcadı. Bu kaçan goller ders olmadı ki ilk yarım saat hep karşılıklı akınlarla geçti. İkinci yarı başladığında Galatasaray'ın daha etkili ve golü bulan taraf olacağını düşünenler yanıldılar. Çünkü daha devre bitmeden Kayserispor'un 2.golü geliverdi. Hem de ilk golün kopyası olarak atılan kornere 2 kafa golü şeklinde maç Kayserispor'un oluverdi aniden. İkinci yarı ev sahibi takımın futbolu hiç ümit vermediği için Sergen Yalçın'ın takımı kazanmış gibi oynuyordu 2 takım da. Oysa bir gol gelse durumlar değişecekti. Hatta 89. dakikada gelen gol durumu 1 -2 yaparken +4 uzatma sanki beraberlik gelecekmiş gibi oynandı amam bu üre buna yetmedi. Böylece ligin en önde oynayan 4 takımının da puan kaybettiği bir hafta bitmiş oldu. Gelelim Fenerbahçe'nin maçına.

Bursaspor - Fenerbahçe Maçı :

“SAÇMALAMAK" kelimesinin izahını yapan her cümle, yakıştırılan her olay nasıl düşüncelerle ele alınırsa alınsın Bursaspor ile oynadığı maçın anlatımı yapılırken “Fenerbahçe Futbol Takımı" için de yapılabilir. Başlarında bir Teknik Direktör olduğuna göre takım oyuncuları nasıl doğrudan suçlanamayacaksa sahanın içinde olmadığı için de futbolcular bir kenara konup teknik sorumlu/lar suçlanamayacaktır. Sonuç: Bursa'da ki futboldan hepsi suçludur ama nedenini bulma olanağı var mıdır o bilinemiyor işte.

Bu yılın tribünleri dolu, hem de iki tarafın seyircisi ile oynanan görüntüde,az rastlanan bir maç başlamıştı. Fenerbahçe de oyunun başlarında hemen üstünlüğünü anlatan bir görüntü vermeye başlamıştı. Her bölgede sahanın da topun da hakimi Fenerbahçeli futbolculardı. Bir gol beklenirken bir penaltı geldi. Hakemlerin de futbol kamu oyununda çözemediği ama her yerde ve her maçta işlerine geldiği gibi yorumladıkları bir penaltı kararı verildi. Bu penaltı verilmese de Fenerbahçe golü bulacaktı ama sanki hakkı değil de hakemin yarattığı bir penaltı vardı maçta. Bu kavram ile gelen gol ile birlikte sanki Fenerbahçe haksız galip duruma gelmiş gibi bir hava yaygınlaştı.

Üstelik Fenerbahçe de bu havaya uygun sadece golü koruyan bir havaya girdi. Golü arayan Fenerbahçe gitmiş attığı golü korumaya çalışan bir Fenerbahçe çıkmıştı ortaya. Tamam ara sıra akınlarla gole yaklaştığı oluyordu ama unuttukları bir şey vardı. O da maçın son dakikaları yaklaştıkça rakip takımın, bir farkla yenik her takımın yaptığını yapacağı ve golü arayacaklarını unutmuşlardı. Hele rakip, 43. dakikadan itibaren 10 kişi kalınca kalan sürede ne yapacakları futbol gerçeğini akıllarına bile getirmeden tüm Fenerbahçeli futbolcular vakit geçirmeye başlamışlardı. İkinci yarı başlar başlamaz aynı görüntülerle başladıklarında da" bu takımın oyuncuları mı böyle oynamaktalar yoksa hocaları mı böyle istiyor" şeklinde cevapsız soru ortaya çıkıverdi.

Taraftarın aklını oynatan bir pas trafiği vardı Fenerbahçe'nin. İki stoper geriye yaslanmış devamlı aralarında paslaşmaktan başka bir hareket yapmıyorlardı. Bunu hocaları da istiyor olmasa oyuncu değişikliklerini çoktan yapar ve değişen bir oyun tarzına geçilirdi Yapılmadı ve bu çok önemli 2 puanın kaybında hocaları ile birlikte bu maçta oynayan her futbolcunun eş değerde sorumlu olduğu böylece anlaşılmış oldu.

Maçın sonlarında bu kez vakit geçiren değil kapanan bir Fenerbahçe vardı sahada. Aynı görüntüde bir penaltı ile de 2 puan uçmadı da kendi elleriyle teslim edildi. Oysa Beşiktaş bir önceki gün 3 puan kaybetmiş ve Şampiyonluk adaylarına yeni olanaklar doğmuştu ama bu maç sonunda artık o adayların arasında Fenerbahçe yoktu.

Futbolda Konuşulmayanlar:

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan ama gerçeklerde önemli yer tutan konular ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir. Bu hafta ele alacağım konu:

Penaltılık El Nasıl Olmalıdır:

Eskiden Ceza Sahası içinde savunma oyuncularının penaltı nedeni olan “el – top" ilişkisi ile çözülürdü. Eğer top ele istenmeden çarpmış ise hiçbir uygulama yapılmaz, ancak bilerek ve isteyerek olduğu kanaati varsa penaltı düdüğü çalınırdı. Tabii ki eskiden de bu konular çok tartışılır ve kararlar da ikiye ayrılırdı. Ancak yorumlar yapılırken yukarıdaki esasa uyulurdu. Daha sonra yazılı kararlar bir yana UEFA da olsun bizim hakemlerin toplantılarında olsun çok değişik yorumlar çıktı.

Sanki her ele topun teması penaltı şeklinde ki yorum yaygın hale geldi. Bir olasılık düşünelim: Sakatlanıp yerde baygın yatmakta olan bir savunma oyuncusunun eline, yerde yavaş yavaş giden top çarpıp dışarı gidebilir. Hakemin yapması gereken sağlıkçıları çağırdıktan sonra topun ceza sahasından çıkış şekline göre ya aut ya da korner kararı vermesi olacaktır. Oysa şimdiki kararlara göre örnekteki baygın adam da penaltıya neden olmaktadır.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com

http://www.yenicagymm.com/