2016 – 2017 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 27. HAFTA

10.04.2017

2016 – 2017 Sezonu Süper Lig Maçlari 27. Hafta

Haftanın özeti ve Fenerbahçe – Akhisar B.G. Spor Maçı ( 3 – 1) :

Fenerbahçe 3 puanı kazanırken öndeki rakiplerinden Galatasaray'ın yenilgisi sonrası 1 puan farkla 3.lüğe yükseliyordu.

Sezonun 27. Haftası'nın Anlattıkları:

Lider Beşiktaş müthiş bir maç sonrası zor da olsa Trabzonspor karşısında kazandığı 3 puanla ikinci M.Başakşehir'le arasındaki 5 puan farkı korumuş oldu. Merakla beklenen Galatasaray'ın maçı ise onlar için hezmetle sonuçlanınca Fenerbahçe'nin 1 puan gerisine düşmüş oldular. Fenerbahçe önceki mçlarda olduğu gibi kötü futboluna rtağman kazanmaya devam ederse en azından bu yerini kaybetmez. Tabii 28. haftada oynanacak Galatasaray – Fenerbahçe maçının sonucu bu yer için epey belirleyici olacaktır.

Ligin dibi için henüz bir belirlenme olmadı. Eksik kalan maçın sonrası kesin yorumlar yapılacak olabilir. Tabii Ç.Rizespor ile Adanaspor için artık düştüler denilmeye devam edilebilir. Bir mucize yok ve mucize de beklenmiyor.

  • İzlenen Diğer Maçlar:
  • Deplasmanda Trabzonspor'u Beşiktaş 3- 4 yenerken zevkli geçen maçta tam 7 gol izledik. Beleştepe örneği beleşe sağlanan yeni ve söylenenlere göre “müthiş bir stat"ta oynanan ilk büyük maça hem Trabzonspor hem de taraftarı büyük gösterilerle hazırlanmışlardı. Tabii futbol adına da büyük bir hüsran ile tamamladılar. Maç öncesi çok gollü bir maç olacak diyenler haklı çıktı. Bunu söylerken düşüncemiz; her iki takımın da forvetlerinin çok iyi olmasına karşın savunma zaaflarının da bilinmesiydi. Deplasmanda olmasına rağmen daha çok hücumla başlayan Beşiktaş rakibine göre daha çok teknik oyuncuya sahip olmasının avantajını maça yansıtmaktaydı. Rakip tarafından 4. dakikada Cenk tarafından kafayla kalelerine gönderilen gol coşkulu Trabzonspor tribünlerini susturuverdi. 1 -0. Bu golden sonra 13. ve 17. dakikalarda 2. golü kaçıran Beşiktaş'ın üstün oyunu devam etmekteyken 25.dakikada savunmanın hataları sonrası Okay, güzel bir şutla beraberlik golünü getiren oluyordu. 1 – 1. Bu arada zaten tüm heyecanını takımlarının kötü futbolu sonrası kaybetmiş olan Trabzon seyircisinin sahadaki fauller sonrası her hakem düdüğü sonrası yuhalamaya başlamalarının hedefinin hakemi, rakip futbolcu mu, kendi futbolcuları mı anlaşılmıyordu. İlk yarının son 15 dakikasında ancak Trabzonspor toparlanıp kendi kalelerine inildiği kadar rakip kaleye inmeye başladılar.41. dakikada Fabri güzel bir kurtarış yapmasa galibiyet gollaeri daha önce gelecekti. 2. yarıya da Fabri'nin müthiş kurtardığı gol sonrası Trabzonspor'un üstünlüğü ile başlandı. Bu açılıma rağmen 55. dakikada Aboubakar'ın ilerde tek başına kaptığı top sonrası rakibine attığı çalım ile yüzünü kaleye dönerken ters kale direği dibinden topu yuvarladığı güzel gol sonrası 1 -2 galibiyete bile geçtiler. Bu arada önceki maçların beğenilen futbolcusu Olcay Şahan'ın tutukluğu da eski takımına karşı oynayan futbolcu psikolojisine bağlanıyordu. Ne var ki; Trabzonspor artık ilk yarı başındaki gibi pasif oynamıyordu. 63 v 65. dakikalarda arka arkaya 2 güzel gol bularak 3- 2 öne geçiverdiler. Başta söylediğimiz gibi iki takımın da savunma hataları bitmiyor ve bu kez biri Talisca'nın 90 a giden müthiş frikiği diğeri de uzatmalarda olmak üzere Beşiktaş da 2 gol daha bularak liderlikte arkasından gelenlerle farkı açacak bir galibiyete ulaşıyordu. 3- 4.
  • Galatasaray, Medipol Başakşehir'e 4 – 0 yenilirken eskiden olsa bunun adına “hezimet" denirdi. Maçın başından sonuna kadar oyunun hâkimi ev sahibi takım oldu. Dolu tribünlerin ev sahibi taraftarları çok mutlu oldukları bir maç izlediler. İlk gol semih'in hatasıyla gelince maçın Galatasaraylı izleyicileri tarafından en çok ıslıklanan oyuncusu oldu. Ne var ki kaptanları Selçuk İnan'da oyundan alınırken epey kendi taraftar ıslığı işitti. Bunun nedeni de takımlarının oynadığı kötü futbol ile yedikleri 4 goldü. Başakşehir'in 3 golünü atan Adebayor yıldızlaşırken tüm takım oyuncuları çok disiplinli bir maç çıkartarak farklı galibiyeti sağladılar.4. gol ise hatalı olarak ileri çıkan Muslera'nın kalesini boşaltması sonrası çalım yemesi sonrası geldi. Ne var ki Volkan Demirel'in hatasını yaparak penaltıya ve kırmızı karta neden olacak hiçbir eylem de bulunmayarak gol yemeye razı oluyordu. Mustafa Pektemek attığı bir çalım daha sonrası topu boşaltılan kaleye atarak durumu da 4 – 0 a getiriyordu. Maç boyunca en çok işitilen seyirci sloganı ise “Yönetim İstifa" sloganıydı. Tabii ki Galatasaraylı taraftarlar için söyleyebilecekleri bir başka söz de yoktu. Gelelim Fenerbahçe'nin maçına.

Fenerbahçe – Akhisar B.G. Spor Maçı :

Fenerbahçe'nin maç sonucuna göre çok başarılı bir futbol oynayarak kazandığını düşünenler yanılır. Bunun nedeni de tabii ki vasatın altında oynayan çok sayıda futbolcusunun bulunmasıdır. Vasatın üstünde oynayan ve parlayan hiçbir futbolcunun ise olmamasıdır. İşin en büyük garipliği ise bu durama rağmen takımı yönetenlerin 90 dakika boyunca hiçbir oyuncu değişikliği yapmamalarıdır. Hemen hiç görülmeyen bu durumu açıklamak da mümkün değildir. Ancak akıl kıtlığı ile açıklanabilir, zira rakip takım 14 futbolcuyla oynayarak koşu mesafelerinde de üstünlük sağlarken Fenerbahçe tabii ki 11 futbolcu ile bu karşılaştırmanın da altında kalmıştır. Bu da demektir ki maç 2-1 devam ederken her an rakibin beraberlik golü gelebilirdi.

Penaltı yaparak rakip oyuncuyu durduran Volkan gibi bir futbolcunun bu hareketinin hem penaltı hem de kırmızı kart olduğunu düşünmesi gerekirdi.Hakem ise daha önce çok sayıda Fenerbahçe aleyhine vermiş olduğu kararlar nedeniyle karşılaşacağı büyük tepkiyi göze alamadı. Volkan'ın; ilk yarıda da elinden sektirdiği top onun henüz hazır olmadığını gösterirken hocaları ise başarılı Fabiano'yu yedeğe almıştı. Volkan'ın Fenerbahçe'ye yakışmayan bir başka hareketi ise 2-1 galip durumdayken vakit geçirmeye çalışması olmuştur. Bu hareket arkadaşlarına güvenmediğini anlatırken, onların da gol atma yerine gol yememeye çalışmaları şekline dönüşmüştür. Rüştü'den miras bu hareketinden hemen vaz geçmesi ümit edilir.

Seyirci ise; artık hem takımdan başarı, hem de puan cetvelinde ilerleme için takımın devamlı kazanmasını beklerken bunun ümitlerinin azalması nedeniyle tribünleri boş bırakmaktadır. Aslında kimlerin kalması, kimlerin gitmesi gerektiğini anlamak için dahi maçlar önemlidir ama anlaşılan bu görüşler de eskilerde kalmakta.

SportifDirektör zamanında yapılan transfer yanlışlarının sadece o kişiye yaradığı her geçen gün anlaşılmakta. Fenerbahçe'nin bu maçta iki bekinden yalnız başarılı bir maç çıkartan Hasan Ali Kaldırım akınlara katılırken Van der Wiel sadece arkada kaldı ve buna rağmen yer tutma hataları ile epey rakip oyuncu kaçırmaya da devam etti. Şener'in ondan bir kaç kat daha başarılı olduğu gene ortaya çıktı. Souza ikinci yarıda koşmaya devam eden Alper, Aatıf gibi oyunculardan birisiydi. Çoğu dakikalarda ileri çıktığı için 60. dakikada takımını 2-1 öne geçiren gole de kavuşturdu. Lens çok çalışmasına karşın önceki maçları kadar takımına yararlı olamamıştı. Bunun nedeni ise arkasındaki Wiel ile paslaşarak ileri çıkma kombinasyonunu yapamaması olmuştur.

Referandum haftasından sonra oynanacak 28. hafta maçında rakip Galatasaray olacağı için tabii ki Fenerbahçe bambaşka bir takım haline gelecektir. Ne yapacağını düşünecek olan ise ezeli rakip olacaktır.

Futbolda Konuşulmayanlar:

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan ama gerçeklerde önemli yer tutan konular ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir. Bu hafta ele alacağım konu:

Alan Savunması mı Adam adama savunma mı?

Korner atışlarında veya ona yakın benzerlikteki frikiklerde bunu kullanacak takımın uzun boylu savunmacıları da ileri çıkıp atışın yapılmasını bekler. Bilindiği gibi her oyuncuya bu atışlarda hangi rakibi tutacağı, rakibin gelen topa kafa vurmasından önce o topu nasıl uzaklaştıracağı hocaları tarafından anlatılır. Buna da futbol literatüründe “adam adama savunma" adı verilir. Zaten bu tip savunmalar nedeniyle çok sayıda itiş kakış olur, forvet oyuncuları savunmacıların seçtikleri kişi tarafından kolları ile zaptedilmeye çalışmaları nedeniyle çoğu zaman atışı durduran hakemin ikazları hatta sarı kartları ile karşılaşılır.

Diğer tam tersi savunma şekli ise yukarıdan gelen topun izlenerek ceza sahası içinde duran en yakın oyuncuya gelmesinin beklendikten sonra uzaklaştırılması şeklidir. Akla ve mantığa uygun bu şeklin en zayıf tarafı ise gelen topun uzun boylu değil de kısa boylu bir savunmacıya yaklaşırken yanındaki daha uzun bir forvetin kafa ile topu kaleye gönderivermesidir. Çoğu Hoca bu tehlike nedeniyle bu şekil savunmaya hayır demektedir.

Bu iki savunma şekli sonrası akla gelen 3. bir savunma şekli daha ortaya çıkmaktadır. O da bu iki şeklin karışımı olarak ele alınmasıdır. Hocalarını seçeceği uzun boylu savunmacılar rakibin uzun boylularıyla adam adama görevlendirilecek ve atış sırasında yardıma gelen oyuncular ise topu izleyerek yakınına galan savunmacı tarafından kafayla veya ayakla uzaklaştırılacaktır. Tabii bu uzaklaştırılmaların en doğrusu da olanağı varsa boştaki arkadaşına pas gönderilmesi şeklidir.

Gelecek yazı da buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com

http://www.yenicagymm.com/