2016 – 2017 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 31. HAFTA

16.05.2017

2016 – 2017 Sezonu Süper Lig Maçlari 31. Hafta

Haftanın özeti ve Fenerbahçe - Antalyaspor Maçı ( 0 – 1) :

Fenerbahçe'nin ligi ikinci bitirme ümidi kendi sahasında kaybettiği 3 puanla sona ererken ligin bitmesine 3 hafta kaldığı halde şampiyon hala belli olamadı. Lider Beşiktaş ile hemen arkasından 2 puan farkla gelen M.Başakşehir'in şansları devam etmekte.

Sezonun 31. Haftası'nın Anlattıkları:

Beşiktaş'ın deplasman maçı oldukça seyirci topladı. Oysa Bursaspor son haftalardaki maçlarını hem de açık farklarla kaybetmiş olarak düşme hattı sınırına kadar da gerilemiş bir takımdı. 3.lük için Fenerbahçe ile 2 puan farkla arkasından gelen Galatasaray ümitlenmekteler. Tabii Fenerbahçe'nin Ziraat Türkiye kupası ümidi çok daha önemli

Düşme tehlikesi iyice azalan takımlar dışında geçen hafta sondan 4. olan Kayserispor'u yukarıya alarak tehlike sınırına 8 puan kadar yaklaşan da Bursaspor oldu. Bu bölgede artık matematiksel olarak da düştü denilecek takım Adanaspor. Son düşecek 2 takım olan Ç.Rizspor ile Gaziantepspor'un ise kurtulabilmeleri için son 3 maçlarını kazanmaları, Bursaspor'un da kaybetmesi gerekmekte. Tabii ikili averaj ile genel averajlara kalınması da olasılıklara dâhil. Bu nedenle sondaki 3 takım için artık düştüler denebilir.

  • İzlenen Diğer Maçlar:
  • Kendi sahasındaki maçta Gaziantepspor, Galatasaray'a 1 – 2 yenilirken matematiksel olarak değilse de artık düştü denilebilecek. Bu son şansı iyi kullanamazken Galatasaray da Fenerbahçe'ye yani 3.lüğe yetişme maçlarından birisinde çok önemli bir 3 puan kazandı. Maçın başlarında iki tarafın da karşılıklı gol pozisyonlarına girdiği fakat golü bulamadıkları izlendi. Bu karşılıklı akınlar 31. dakikaya kadar izlenirken bu dakika da güzel paslaşmalar sonrası Josue'nin önüne gelen top onun da güzel bir şutuyla ağlara ulaştı. 0 -1. Gol sonrası ev sahibi takım hücum üstünlüğünü ele geçirdiyse de Muslera'yı geçemedi. Usta kaleci takımını kurtarmayı başarırken korner atışından gelen beraberlik golünü önleyemedi. 1 – 1. Zaten bu takımın korner atışlarındaki gol yeme zaafı da bilinmekteydi. 80.dakikada bir duran top atışında topu müthiş bir şutla Sneijder gole çevirmese maç beraberlikle bitecek gibi görünmekteydi.Kurtarışlarıyla günün başarılı isimlerinden kaleci Victor yerinden kıpırdayamadan gol vuruşunu sadece gözleriyle izleyebildi.
  • Deplasmanda Bursaspor'u 0 – 2 yenen Beşiktaş zayıf rakibi önünde seyircisi epey fazlatribünler önünde bir gün için yerini bıraktığı liderliğe gene kavuşmuş oldu. Maç karşılıklı akınlarla başlasa da 15 dakika sonra Beşiktaş hâkimiyeti ele aldı. Ne var ki bu üstünlüğe rağmen rakip takım da gol fırsatları yakaladığından her an iki taraftan da bir gol beklenir halde ilk yarı tamamlandı. Sahalara atılan yabancı maddeler nedeniyle anons yapılması ile durdurulan maç ilk yarının 5 dakika uzamasına da yol açtı. 2. Yarıya da Beşiktaş'ın baskısıyla başlandı ve 65. dakikada sonradan oyuna giren Cenk Tosun'un golüyle Beşiktaş rahatladı. Bu gol sonrası Bursaspor beraberlik golünü aramak amaçlı akınlar yaptıysa da önemli pozisyonlar oluşturamadan +5 dakika uzatılan maçın son uzatma dakikasında golü bulan taraf da Beşiktaş oluyordu. Gelelim Fenerbahçe'nin maçına.
  • Fenerbahçe - AntalyasporMaçı :

Fenerbahçe bu maç sonrası lige havlu attı diyebiliriz. Keşke havlu atma futbolda da olsa da diğer maçlar için 3 er puan verilip daha kötü durumlara düşülmese. Birkaç oyuncu dışındakiler ligi bitirmiş gibi bir futbol oynamaktaysa, takım antrenörü onları daha faal bir futbol oynayacak şekilde motive etmeyi bilmiyorsa veya gerek duymuyorsa, bazı oyuncuları neden ilk onbirde oynatmadığı anlaşılamıyorsa (Stoch gibi), takımın hiçbir taktik çalışması olmadığı oynanan futboldan anlaşılmaktaysa bu takımdan galibiyet ile galibiyet hırsı ve isteği bekleyemezsiniz. Yapılması gerekenleri daha önce anlatmaya çalışanlar bir kez daha haklı çıktılar. Bunlar tekrarlanacağına eski yazılara bakılması daha doğru olacaktır.

Takımda sadece Mehmet Topal ile Hasan Ali Kaldırım takım için oynadılar ve sadece bu iki oyuncu olumlu işler yapıp hemen hemen hiç hata yapmadılar. Diğer oyucuları anlatmaya ve onların yaptıkları hataları, yanlışları anlatmaya hiç gerek yok. Volkan Demirel'in başarılı ve gelecek yıllara yaktığı yeşil ışığı anlatmaya da hiç gerek yok. Çünkü onun başarısı açık farklı bir yenilgiyi önlemiş olmakla sadece bir felaket kokusunun duyulmasına neden olmuştur.

28. haftada oynanan maçta; ikinci yarının başarılı takımlarından Trabzonspor'u deplasmanda 0 - 3 gibi bir sonuçla yenen Antalyaspor'u izlemiş olanlar zaten bu maça korkarak gitmişlerdi. Hoş maça gelenler gene az sayıda olup kötü oyunu gördükçe sırtlarında Fenerbahçe forması taşıdıklarını düşünmeden futbolcularına küfürler yağdırmaktaydılar. Maç başlamadan yapılan anonslarda bu tür küfürlerin güvenlikçilere iletilmesi istenildiği için görev kabul ettim ve güvenlikçilerden en yakında olana küfürbazlardan birisini gösterdim ama aldığım cevap “bir şey yapamayacakları” olunca ben de bu durumlara bir şey yapılamayacağını anlama ve edilen küfürleri kabullenme durumunda kaldım.

Tekrar dönelim Trabzonspor – Antalyaspor maçına. Antalyaspor'un kontratak becerileri ile Etoo ile Deniz'in güzel futbolları kazanmaları için yeterli olmaktaydı zaten. Bu maçı izlemiş olan bir hoca kendi futbolcularını buna göre yerleştirecek olsa bu maçı bu Fenerbahçeli futbolcular ile pek ala da kazanabilirdi. Ne var ki maçta izlediğimiz gibi başarılı bir Stoch'u sonradan oyuna alan bir hocadan başarı beklemek de çok anlamsız kalmakta.

Advocaat'ın dediği gibi takımı çok değiştirmek yanlış olacaktır. Sadece birkaç başarısız futbolcunun gönderilmesi ile yerlerinin doldurulması yeterli olacak ve gerisi de sadece takımı nasıl oynatacağı konusunda kafası çalışan bir hoca yeterli olacaktır. Tamamen yeniden kurulmuş bir takımın şampiyonluk yolunda başarısız kaldığı çok görülmüştür. Gönderilmesi gerekenlerin kimler olduğu da Sportif Drektörün bazı yanlış veya şahsi çıkarlarına bağlı oyuncular olduğu da bilinmekte.

Futbolda Konuşulmayanlar:

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan ama gerçeklerde önemli yer tutan konular ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir. Bu hafta ele alacağım konu:

Hakemler neden maçların ilk dakikalarında sarı kart göstermekten kaçınırlar:

  • Sarı kart gören bir oyuncu dikkatsiz oynamakta ve her an için 2. sarı kartı görme olasılığı yüksek bir oyuncu demektir. İşte haklı da olsa erken bir sarı kart demek maç bitmeden kırmızı kart gelecek demektir. Hakemler sonuç üzerinde etkili kararlar vermek istemezler. Bilirler ki karşı takım taraftarları olası bir yenilgiyi eksik kalmalarına ve haklı dahi olsa hakemin kararına bağlayarak yenilgiye kılıf aramaya çalışacaklardır. Aslında maç yeni başlamışken verilmesi gereken bir hareket sonrası hakem o oyuncuyu yanına çağırarak ikaz etmekle yetinir. Hatta bazen de, 2. sarı kartlık bir harekete eğer maç ikinci yarıya geçmemişse eliyle 2 oldu işaretini sarı karta tercih ederler. O oyuncu tarafından sarı kartlık bir hareket tekrar edildiyse mecburen eliyle 3. tekrar işareti yapıp kartını gösterir ama zaten süre epey ilerlemiştir artık. Tabii mutlak kart gerektiren hareketleri ayrı tutmak gerekir ama ayrıca kırmızı kartlık hareketler de maçların erken saatlerinde sarıya boyanıverir.
  • Konu hakemden açılmışken iyi bir hakemin adalet duygusunu bir tarafa bırakması gerektiğini de hatırlatalım. Gençliğimizde halı saha maçlarımız bazen hakemli oynandığında ve hakemlik görevi verildiğinde iki takımdan birisini tutuyor şeklinde kanaatler oluşmasın isterdik. Bu nedenle bir tarafa yanlış bir kararla bir avantaj veya dezavantaj sağladıksa hemen aynı yanlış kararı öteki tarafa da gösterip adaletli davranmaya çalışırdık. İşte en büyük hata da buradadır. Bir takıma yanlış bir karar verdim diye, eşitliği sağlama amacıyla yani adil davranayım diye bir hakemin diğer takıma da aynı hatayı yapması çok yanlış olur. İyi bir hakem adaleti bir tarafa bırakıp maçın her anından itibaren önceki dakikalarını unutup, hep ondan sonrasına bakması gerekir. Yoksa eşitlik yapacağım diye maç boyunca hatalı kararlarında çoğunluğa neden olur gider.
  • Gelecek yazıda buluşmak üzere.


YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com

http://www.yenicagymm.com