2017 – 2018 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 11. HAFTA

06.11.2017

2017 – 2018 Sezonu Süper Lig Maçlari 11. Hafta

Haftanın özeti ve Osmanlıspor – Fenerbahçe Maçı : (1 –1)

Fenerbahçe gene kendi sahasında 2 puan kaybederken rakipleri 3 er puanlarını alarak farkı açmaya devam ettiler. Artık Fenerbahçe'nin şampiyonluk ümidinin iyice azaldığı söylenebilir.

Sezonun 11. Haftası'nın Gösterdikleri :

  • Bu haftanın en ilginç olayı 3 büyüklerin 3 ünün de maçlarının 7. dakikasında gollerini bulmalarıydı. Ne var ki bu ilk gollerden birini bulan Fenerbahçe 1 -0 dan maçı gene son dakikalarda yediği gol ile 1 -1 e getirerek 1 puan alırken, Başakşehir dahil başa oynayan takımlar 3 er puanlarını toplayınca aradaki fark iyice azaldı ve takım lider Galatasaray'dan 9 puan geriye düşerek tekrar 7. duruma kadar geriledi.
  • Puan cetveline bakacak olursak lider ile aralarında 3 ve 5 puan kalan ilk 3 takım dışında yavaş yavaş orta bloka doğru ayrılmakta. Zira sonra gelen takımlar ile aralarındaki fark gittikçe çoğaldığı gibi yukarıyı zorlayan çok az sayıda takım yer almakta.
  • Gene Beşiktaş liderle arasındaki puan farkını 5 olarak sürdürürken M.Başakşehir lidere 3 puan yakın durumda. Bu 3 lü ligin sonuna kadar bu mücadeleyi sürdürecek gibi görünürlerken orta blokta hala çok sayıda takım ya burada kalma mücadelesi ya da düşmeme mücadelesi verecek gibi. Trabzonspor ise hala 12. sırada bulunmanın üzücü durumundan kurtulamadı.
  • Orta sıralar hala belirlenemeyeceğine göre düşme hattı için de hala en sonda 8 er puanla yer alan 3 takım için söylenebilecek farklı bir gelişme yok. (Puan cetveli sıralamalarının Ziraat Türkiye Kupası maçlarına, takımların ertesi yıl hangi aşamalardan itibaren katılacaklarının belirlenmesinde de rol oynadığı unutulmamalıdır.)
  • İzlenen Diğer Maçlar:
  • Haftanın ilk maçında Galatasaray, Gençlerbirliğini 5 – 1 gibi farklı bir skorla dolu tribünler önünde geçerken kaybettiği moralleri de toplamış oldu. Henüz takımlar birbirlerini tartmadan, nasıl oynamaları gerektiğini saptamadan 7. dakikada Galatasaray golünü buluverdi. 1 -0. Mariano'nun çaprazda önüne gelen topa sert vuruşu usta işi bir goldü. Bu golle beraber ilk 10 dakika Galatasaray baskısı ile geçtikten sonra Gençlerbirliği ancak kendine gelerek karşı akınlar yapmaya başlayabildi. 20. Dakikada oluşan pozisyonda Muslera'nın kurtarışı olmasa beraberlik golü gelecekti. Maçın zor geçebileceği düşünülürken devrenin son dakikalarında Maicon, aklecinin çıkış yaptığı halde yumruklayamadığı topa ondan önce attığı kafa vuruşuyla durumu 2 – 0 yaparken maç da bitmiş gibi oluyordu. 2. yarı başlar başlamaz atılan 3. gol iki takım üzeride de hiçbir etki yaratmadı. Sadece Gençlerbirliği'nin şeref sayısı amaçlı akınları görülebildi. Bunlardan birisi de maç 5 – 0 olduktan sonra 84. dakikada Scekiç tarafından korner atışı sonrası kafa vuruşuyla kaydedildi. Gençlerbirliği'nde Halili kalitesini gösteren bir mücadele verirken Galatasaray'da Gene Tolga en iyilerden olarak göze çarpıyordu. Penaltı kararı veren hakem ele çarpma sonucu bu kararı verirken eski maçlarda ele çarpma ile elle müdahale arsında fark vardı ve çarpmalarda penaltı verilmezdi. Tam olarak açıklanmadıkça bu kararlar farklı maçlarda farklı kararlarla verilmeye devam edecek gibi görünüyor. Maç 5 – 0 olunca Galatasaray'n 6. golü atıp Kasım ayında maçı 6 – 0 a getirmekte pek istekli görülmemeleri deyüzlerde gülümseme yarattı ve maç da 5 – 1 sona erdi.
  • Kayserispor ileTrabzonspor 0 – 0 berabere kalırlarken sahada başa baş bir futbol izlendi. Tribünler yarı yarıya boşken bir güzellik yaşandı ve her iki taraftar grupları da iki takım oyuncularını çağırarak el ele birlikte alkışladılar. Şu tribünleri ele geçiren paralı askerlerden kurtaracak olsak futbol çok daha güzelleşecek. Ev sahibi takımın üstünlüğü ele geçirdiği ilk yarının sonlarına doğru Trabzonspor'u yenik duruma düşmekten kurtaran kaleci Onur olmaktaydı. İkinci yarıda da daha çok akın yapan taraf gene ev sahibi takım olduysa da maçta gol pozisyonları fazla ön plana çıkmadı. Kayserispor'un son dakika baskıları da gol getirmeyince 2 puan paylaşılmış oldu.
  • Deplasman maçında Göztepe'yi Beşiktaş 1 – 3 yenerken çok rahat bir maç kazandı. Tribünleri dolu olan maçta Göztepe seyircisi yenilgiye rağmen takımını teşvik etmekten devamlı sloganlar atmaktan vaz geçmedi. Maçın Beşiktaş için rahat geçmesinin 2 nedeni vardı. İlk golün bu maçta da 7. dakikada Talisca'nın kafa vuruşu ile ve 47. dakikada Babel'in durdurulması olanaksız gibi görülerek topu taşıması ve kendi son vuruşuyla farkı 2 ye çıkarması bu 2 neden oldu. İkinci yarı başlar başlamaz skor 2 farka ulaşınca maç da bitmiş gibi oldu ve öyle de oynandı. Oysa ilk golden önce Göztepe'nin ilk 6 dakikada yaptığı 3 akını Fabri müthiş kurtarışlarla önlemese belki de maç tam tersi bir şekilde gelişecekti. Zira Göztepe'nin tüm lig takımları gibi yenilgiye rağmen yüksek seviyede maç oynadığı da gözlendi. Cenk'in 3. golü ise sahalarda pek göremediğimiz tam bir santrafor golüydü. İki yanında da savunmacılar dururken tam üstüne atılan sert pası tek bir ayak hareketi ile önüne doğru çevirirken öyle çabuk bir dönüş yaptı ki, tam önüne gelen top tek vuruşu ile gol oldu. Çabukluk ile süratin ayrı ayrı beceriler olduğunu gösterirken maçlarda pek göremediğimiz bir santrafor golü atıyordu. Tüm oyuncuları bu maçtaki gibi oynamaya devam ettikçe Beşiktaş'ı durdurmak çok zor olacak gibi göründü.
  • Gelelim Fenerbahçe'nin maçına.
  • Osmanlıspor – Fenerbahçe Maçı

Fenerbahçe'nin her geçen hafta daha iyiye gideceği beklenirken hiç düzelme görülmemesinin nedenleri her zaman için aynı kabul edilmelidir. Bunlar (bir görüşe göre):

1 - Kadrosunu yeniden düzenleyerek işe başlayan Sportif Direktör olarak Terraneo em büyük zararı vermiştir. Şimdi mumla aranan bir çok oyuncuyu göndererek yerlerine çok sayıda yabancı futbolcu alarak adeta yeni bir takım kurmuştur. Aslında bu kadar çok transfer yapması ve daha sonra takımla hiç meşgul olmaması ise Sportif Direktör değil de transfer komisyoncusu intibaı bıraktı.

2- Yapılan bu çok sayılı transfer sonrası bir türlü takım ruhu verilemeyen takımda, sonraki yıllarda da değişen Teknik Direktörler yeni oyuncular isteyip durdular. Yani Futbol takımı ruhuna, Fenerbahçelilik ruhuna bir türlü ulaşılamadı. Yabancı sayısı çokluğu da bu ruhun anımsanmasını önleyen diğer bir faktördü.

3- 2017 – 2018 sezonu başlarken övülerek alınması istenen ve alınan birçok yabancının tanıtıldığı kadar kalite ve futbol hırsına sahip olmadığı görüldü.

4- İstanbul'un gece hayatının yabancı futbolcuları nasıl olumsuz etkilediği bilinirken bu konuya fazla dikkat verilmediği şeklinde duyulanların da yanlış olmadığını insana düşündürtmektedir.

Maç başladığında oynanan etkili futbol 7. dakikada atılan güzel gol sonrası görülemedi ve kalan 83 dakika bu bir golün korunması şeklinde devam etti ve de korunamadı. 3 kurtarışı ile galibiyetin korunmasına katkısı olan Volkan'ın çoğu maçta olduğu gibi galibiyeti, vakit geçirerek koruma gayreti de Fenerbahçeliliğe yakışmıyordu.

Aykut Hoca'yı yayıncı kuruluş maç sırasında pek göstermediyse de maça bir etki yapamadığı futbolcuların etkisiz futbollarından da anlaşılmaktaydı. Tabii 2 futbolcunun sakatlığı nedeniyle oyuncu değişikliği teknik direktörün maça müdahale olanağının en büyük engelidir, Gene de pas almaktan kaçınan oyuncular çağırılarak ikaz edilebilirdi. Ayrıca bu kadar çok sakatlık da teknik yardımcılarının etkisizliğini düşündürmektedir.

Yapılan hatalar oyun taktiğinin olmadığını gösteren hatalardı. Örneğin maç 0 -1 devam ederken kendi ceza sahası içinde kısa paslarla çıkmaya çalışırken kaptırılan toplar gibi. Rakip takım çok kişiyle bastırırken hala kontratak yapılamaması gibi hatalar göze çarpıyordu. Oysa kontratak görevi verilen oyunculara nasıl ve ne zaman toplar gönderileceği, onların ne zaman koşmaya başlayacağı bu hazırlıkların işaretleridir. Keza kendi kalesine atılan kornerlerde 11 kişiyle kendi ceza sahanda toplanırsan dönen toplar gene rakibin önüne düşer ve senin takımın karşı atağa çıkamaz. Rakibin sahanın hâkimi olur. Bu durum her maçta dikkati çekmekte.

Futbolcuların hangilerinin daha iyi oynadığını görmek dahi çok zor. Çoğu zaman spikerler dahi yabancı oyuncuların adlarını ezbere söylemekte, daha sonra ise yanlış çıkmakta. UEFA da oynanan maçlarda sırt isimlerinin omuz hizasında yazılması zorunlu olduğu halde bizim futbolcuların isimleri formalarında bel hizalarına konulmakta. Çünkü üst tarafa,alınan reklamların yazılması gerekmekte. Bu nenle yakın çekimlerde dahi isimlerini göremediğimiz oyuncuları tanımak da zorlaşmakta. Henüz çok az sayıda kendi sahamızda izlediğimiz, bazı maçlarda da oynamayan oyuncuları tanımakta, futbolları hakkında yorum yapmakta da zorlanmaktayız. (Bu zorunlu bir itiraftır. Çoğu kimse de bu itirafı ele dahi almamakta.)

Futbolcuları tanımakta zorlanıldığının bir başka örneğini de maç başlamadan önce gördük. Yayıncı Kuruluş İle Fenerbahçe Televizyonu takım kadroları dizilişlerine göre verilirken Neustader ile Neto'un yarlerini bir kanal sağ stoper olarak yazarken diğeri de sol stopere yarleştirmişti. Bu bilinmezi, bu futbol cahilliğini 9. hafta yazımda “9. Sağ stoper, sol stoper ayırımı” başlığı altında okuyabilirsiniz.

Şampiyonluktan uzaklaştıkça, ümitler azaldıkça maç sonrası yazacaklar da karışmakta, azalmakta. Sadece “önümüze bakacağız” demekten başka söz de kalmıyor.

Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri

  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

11. Hızlı, ve çabuk futbolcu farkı :

Hızlı futbolcuları takımlar daha çok açıklarda oynatırlar. Gerçekten de sağ ve sol açıkta bu hızlı akınları çok sayıda gol getirir takımlarına. Tamam da bir de çabuk futbolcu olma konusu vardır ve pek üzerinde durulmaz. Bir takımı ele alıp hızlı futbolcularını say dediğiniz kişi hemen ve doğru olarak sayarken çabuk futbolcuları da say dediğinizde şaşır kalır çok zaman. Tabii ki bilenler vardır ve sayarlar da.

Çabuk futbolcu ayağına gelen topu çok çabuk stop eden veya önüne doğru sürerken aniden dönerek ya sürmeye devam eden ya da ani şut çekebilen futbolcudur. Çabuk futbolcu bu çabukluğu göstererek oynarken o sırada rakip oyuncular gerisinde kalmışlardır bile. Sadece forvet olarak değil orta saha veya savunma oyuncularında da çabukluk önemlidir. Topu stop ederlerken çabuk hareketlerle rakibi çalımlayıp geride bırakabilirler.Zaten savunmacıların gol hazırlayıcısı olabilmeleri için çabuk oyuncu olmaları da zorunludur. Yavaş (ya da çabuk olmayan) futbolcular topu ileriye taşıyamazlar.

Bir düşünün bakalım tuttuğunuz takımınızda hangi futbolcular hızlı hangi futbolcular çabuk oyunculardır. Bugün oynayanlar veya eskilerden.

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com

http://www.yenicagymm.com/