2017– 2018 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 17. HAFTA

26.12.2017

2017– 2018 Sezonu Süper Lig Maçlari 17. Hafta

Haftanın özeti ve Atiker Konyaspor - Fenerbahçe Maçı : (1 - 1)

İlk yarı bu sezona kadar görülmemiş şekilde Fenerbahçe'nin de dâhil olduğu tam 7 takımın şampiyonluk adayı sayılabileceği şeklinde bir puan cetveli sıralamasıyla sonuçlandı. Beklenmedik bir yükselişle ilk yarıyı tamamlayan Fenerbahçe, nasıl camia olarak hocası Aykut Kocaman'ın arkasında yer aldıysa, büyük kayıp yaşayan Galatasaray da eski hocası Fatih Terim'in arkasında yer aldı.

Sezonun 17. Haftası'nın Gösterdikleri:

  • Şampiyonluk adaylığına ölçü olarak alınan puan farkı, ilk yarı başında 9 puan farkla lider olan Galatasaray'a yetişilmesi esas alınmaktadır. Bu durumda; ilk yarıyı 36 puanla lider bitiren Medipol Başakşehir'i takip eden 7 takımdan en geride olan Trabzonspor ile arasındaki fark da 7 puan. Orta grup ise liderin 10 puan gerisindeki 8. durumdaki Demir Grup Sivasspor ile başlamakta.
  • Liderlik mücadelesi veren bu 7 takımdan tabii ki ilk 4'e girenler de başarılı sayılacaklardır. Ne var ki ilerleyen haftalarda puan kayıpları çoğalmaya başlayan takımların daha aşağılara doğru inmelerinin görüleceği de tabiidir. Yukarılara çıkması artık olanaksız halen gelen takımlar ile düşme hattı ile ilgisi tamamen kesilen takımlar rahatlayacaklardır ama bu durum ancak son haftalara doğru ortaya çıkabilecektir. (Puan cetveli sıralamalarının Ziraat Türkiye Kupası maçlarına, takımların ertesi yıl hangi aşamalardan itibaren katılacaklarının belirlenmesinde de rol oynadığı unutulmamalıdır.)
  • Bu nedenle düşme hattı da büyük önem taşımaktadır. Uzun zamandır en altta üstelik epey puan farkıyla yer alan Kardemir Karabükspor en az ümidi olan takım. Kurtuluş hattı olan sondan 4.lük için hem alttaki iki takım; Gençlerbirliği ile Atiker Konyaspor mücadele vereceği gibi bu hatta yakın veya ilerleyen haftalarda bu hatta yaklaşacak takımların da işleri çok zorlaşacak.
  • Devre arası dinlenmesi ile çalışmalar ve bunlardan daha önemli olarak yeni hocalar ve yeni futbolcu transferlerinin tüm takımların ligin 2. yarısında performanslarını değiştireceği de bilinmektedir. İkinci yarıyı bekleyecek ve izleyerek göreceğiz.
  • İzlenen Diğer Maçlar:
  • Bursaspor Gençlerbitliği ile 1 – 1 berabere kalırken kendi sahasında oynanan maçta son hafta alınan sonuçların etkisiyle trbünlerde yer yer boşluklar bulunuyordu. Maça baskı ile başlayan Bursaspor rakibin verdiği mücadele sonucu fazla gol pozisyonu bulamıyordu. Ayrıca Hofp'un başarılı kurtarışları da gole izin vermiyordu. İlk yarı golsüz berabere kapandıktan sonra ikinci yarıya da aynı şekilde başlandı. Konuk takımın atakları da gol getirmiyor diye düşünürken 52. dakikada Skulatic takımını3 pas sonrası atıverdiği gol ile 0- 1 öne geçirdi. Tabii gol sonrası Bursaspor tek kale baskılı futbola geçti. 66. dakikada da kapanan savunmayı karambolde çok vuruş sonrası son vuran olarak Titi geçti ve durumu 1 – 1 yaptı. Sonraki dakikalar Bursaspor'un galibiyet golü aramasıyla geçmesine rağmen beraberlik bozulmadı.
  • Beşiktaş yabancı saha maçında Sivasspor'a 2 – 1 yenilirken böyle bir sonuç hiç beklenmiyordu. Henüz 5. dakikada gelen Sivasspor golü yenilgi olasılığını beklenir duruma getirmişti. Her maçta olduğu gibi gol sonrası komuk takım baskısı çoğaldı. Kaçan goller sonrası hakemin hiç tereddüt göstermeden çaldığı düdük sonrası atılan penaltı golü ile maça beraberlik geliyordu. Beşiktaş galibiyet golünü devamlı akınlarla ararken Sivasspor'un arada yaptığı kontrataklar da gol tehlikesi yaratırken,. 53. dakikada gelişen Sivasspor akınında top direkten dönmekteydi. Hücum gücü sağlıklı olurken burada dikkati çeken de rakibin Beşiktaş savunmasını kolay geçmesiydi. İşte bu çabuk geçmelerden 83. Dakikada biri dah gerçekleşti ve Sivasspor'u öne geçiren gol geldi. 15 e karşı Sivasspor'un ilk kez attığı korner golle sonuçlanmıştı. Son dakikalar da uzatmada ki yaşanan gol pozisyonları da gol getirmeyince Beşiktaş ilk yarının son maçını 3 puan kayıpla kapatmaktaydı.
  • Kardemir Karabükspor ile Trabzonspor 1 – 1 berabere kalırlarken kazanmayı hak eden bir taraf yoktu. Tribünlerde büyük boşluklar görülürken Trabzonspor taraftarları ev sahibi takım taraftarları gibi (son haftalardaki yükselişleri nedeniyle) takımlarını coşkuyla desteklemekteydi. İlk yarı karşılıklı kaçan çok önemli birer pozisyon sonrası golsüz beraberlikle sona erdi. K.Karabükspor, 8 puanla ligin en dibine yerleşmiş bir takım olmasına rağmen başa baş mücadelesi ile maçı zorlu bir maç haline getirmekteydi. Çok sayıda sakatlık oluşan maç çok sık ve çok sayıda duraklamalarla 74. dakikaya gelirken konuk takım korner atışında Yatabare'nin kafayla vurduğu top ile 1 – 0 öne geçiyordu. Olcay'ın çok hata yaparak oynadığı maçta ev sahibi takımda üstün futbolu bilinen Poko dışında Osman da başarılı ve üstün gayretli futboluyla dikkat çekti. Maç bu şekilde bitecek denirken 80.dakikada Burak, faul verilebilecek gayreti ile uzun pas topunu ceza sahasının tam orta önünde kaparak takımına 1 puan kazandırıyordu. Üstelik 90 + 3 te galibiyeti kaçıran taraf da Trabzonspor'du.
  • Galatasaray, Göztepe'yi 3 – 1 yenerken hiç zorlanmadı diyebiliriz. Bunun en büyük nedeni hemen her kulüpte görülen yeni hocalarının ilk maçında kendilerini gösterme gayretiydi. Dolu tribünler önünde her iki tarafın da seyircilerinin devamlı ve olumlu tezahüratları eşliğinde maç başladı.Beklenmedik bir şekilde 8. dakikada Göztepe, kazandığı haklı penaltıyı gole çevirince Galatasaray yenik duruma düşüverdi. Bu dakikalara kadar konuk takımın çok akıllı ve olumlu paslarla oynaması dikkat çekerken her maçta olduğu gibi maça yenik takımın hâkimiyetiyle devam edildi. Beraberlik Rodrigues'in golü de erken (18. dakikada) gelince ev sahibi takımın futbolu çok olumlu bir hale dönüverdi. 2. yarıya da aynı baskılı futboluyla başlayınca Galatasaray, 52. dakikada Yasin'in güzel bir golüyle 2 – 1 öne geçiverdi. 70.dakikada maç boyunca pek de başarılı gözükmeyen Maicon 3. golü kaydedince oyun da yavaşladı. 76. dakikada % 100 lük bir gol pozisyonunu kaçıran Göztepe son dakikaların daha çekişmeli belki de beraberlikle bitme olasılığını da kaçırmış oluyordu. Göztepe de eski bir Fenerbahçelinin, Selçuk'un başarılı ve akıllı futbolu da dikkat çekenler arasındaydı. Maç Fatih Terim kutlamaları, seyircisi ile bütünleşmesi sahneleri ile sona erdi.
Gelelim Fenerbahçe'nin maçına.


Atiker Konyaspor - F
enerbahçe Maçı : (1 - 1)

Fenerbahçe'nin şampiyonluk iddiasının devam ettiği bir ilk yarı tamamlanırken beklenmedik maçlar oynanmakta. Yabancı oyuncu sayısındaki serbestlik hemen hemem tüm takımları aynı performansa ulaştırdı diyebiliriz. Fenerbahçe maçları gibi seyircisi çok olan maçlarda kendisini göstermek isteyen rakip futbolcular normalin üzerinde bir gayret gösterince maçlar beklenmedik sonuçlarla tamamlanabilmekte. Bunu çaresi ise takım oyunu oynayarak maçları tamamlamakta. İşte Fenerbahçe'nin son maçlarındaki yükselişinin nedeni de buydu. Bu maçta bunun sağlanamaması ise sakat ve cezalı sayısının çokluğu nedeniyle değişik bir takımın sahaya çıkmasıydı. Burada yapılan tek yanlış ise bu kadar eksik ve farklı oyuncu ile maça çıkılırken az sayıda maça çıkmış olan genç bir oyuncuya da yer verilmiş olmasıydı. Yani bu kadronun “takım oyunu” oynamakta zorlanması normaldi.

Maça da bu zorlukla başlandı ve son maçlarındaki başarıyı gösteremeyen bir Fenerbahçe ile ligin alt sıralarında kalan bir A.Konyaspor'un başa baş bir futbol oynadıkları görülmeye başlandı. Bu nedenle her maçında bu gayeti göstermiş olsa bu takımın bugün bulunduğu yerde olmayacağı açık olduğundan, kendine göre aşırı bir gayret gösterdiği ön görülmekteydi. İkinci yarıda bu futbolu gösteremeyeceğine göre teknik kapasitesi daha yüksek olan Fenerbahçe'nin maça hâkim olacağı görüşü de ikinci yarıda haklı çıktı.

Valbuena'nın her zamanki güçlü ve teknik kapasitesi yüksek futboluna, diğer oyuncular da destek çıkınca her an bir galibiyet golü beklenmeye başlandı. Takımda en çok hata yapan ve biraz zayıf görülen oyuncu ise Dirar olmuştur. Oğuz Kağan gibi genç oyunculara takımda her zor maçta yer vermek yerine kiralık olarak başka takımlarda yetişmelerini sağlamak daha akılcı bir tercih olarak dünkü maçta da görüldü.

İkinci yarıya başlandığında her geçen dakika Fenerbahçe'yi öne geçirecek bir görüntü vermekteydi. Ne var ki 58. dakikada İsla'nın bir hatası takımı yenik duruma getiren gole neden oluyordu. İsla'nın buradaki hatası bu kalibrede bir futbolcudan beklenmeyen bir hata idi. Teknik kapasitesi yüksek futbolcular top kendilerine gelmeden önce etraflarında ki arkadaşlarına ve rakiplerine bakıp bu durumu hafızalarına aniden işleyerek gelen topla ona göre hareket ederler. İsla'nın bunu yapmayarak rakibini görmeden kalecisine pas vermeye kalkışmasını ve gol yenmesine neden olasını anlamak çok zor.

Tabii ki yenilen gol sonrası her takım gibi maça hâkim olan Fenerbahçe'nin beraberlik golünü bulmasına rağmen galibiyet golünü bulamamasının en büyük nedeni de kaleci Serkan Kırıntılı oluyordu. Fenerbahçe alt yapısından yetişen bu kalecinin gönderilmesi de bir hata sayılmalıdır. Volkan ile birlikte oluşturacakları ikili önceki yıllarda görülen ağabey – kardeş Kalecilerin bir örneği daha olabilirdi.

Beraberlik golünü atan M.Topal'ın iki hafta maçında attığı bu ikinci gol çok önemli bir gerçeği yeniden ortaya çıkartmaktaydı. Korner asist sayılmamalıdır. Kötü korner havalara dikilen, iyi atışlar ise sert ve eğimli gelen kornerlerdir. Her atışta topa vurma olanakları ise her iki takım için de % 50 – 50 oranındadır. Burada Mehmet gibi gol vuruşu yapanların özelliği ise ceza sahası içinde kafasına gelecek bir topu beklemek değil önden veya yanlardan koşarak izlediği gelen topa yaklaşarak kafa vuruşu yapmaktır. Gene böyle bir atış sonrası Fenerbahçeli rakibini elle iterek topa vuruş yapmasının önlenmesi ise kesin bir penaltı olup “iş bilir ve işleri idare edici” Cüneyt Çakır da bunu görmezden gelmiştir.

Direkler,90 + 4 te kaçan goller sonrası Fenerbahçe 2 puan kaybetmiş olsa da ligin ilk yarısını diğer liderliğe oynayan rakipleriyle birlikte yukarılarda bitirip çok başarılı olmuştur. Üstelik bu başarıya ilerleyen haftalarda ulaşılmışken bu haftalarda rakiplerin futbolu da puan cetvelindeki yerleri gibi gerilemiştir.

  • Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri
  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

17. Ortalar Asist Sayılamaz

  • Gerek korner atışları gerekse ceza sahasına uzaktan gönderilen ortalar golle sonuçlanacak olursa futbol yorumcuları tarafından bu atışı yapanın asisti olarak değerlendirilmektedir. Tamam “etkili orta” şeklinde değerlendirilebilir bu golle sonuçlanan ortalar ama asist sayılmamalıdır. Eskiden söylediğimiz bir şekilde minarelerde müezzin düşürecek nitelikte ortalar da yapılmakta. Tamam, bu ortalar etkisiz, hatalı ortalardır. Yapanı eleştirmek de normaldir. Ne var ki bu kötü orta bir tesadüfle kendi oyuncusunun kafasıyla gol olursa da asisti yapmış sayılacaktır. Kaleye paralel, falsolu veya kaleye yakın inişe geçen ortalar tabii ki çok güzel ve olumlu ortalardır ama gol asisti değildir.
  • İster kornerden olsun, ister frikikten olsun hatta isterse taşınarak kalenin uzağına getirilerek yapılmış bir orta olsun, rakip kale önünde kendi oyuncusu ile buluşma olasılığı % 50 dir. Ceza sahasında bulunan oyuncuların yarısı rakip savunmacılardır. Tamam “hemen orta” adıyla anacağımız sağ veya soldan koşarak getirilen ve ceza sahası hizasına gelindiğinde o tarafa bakılarak, kendi koşan arkadaşını görerek, onun kaleye atış yapabileceği şekilde topu gönderen oyuncu gol olduğunda asist hem de nefis bir asist yapmış sayılacaktır. Ama diğer atışlar değil.
Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com

http://www.yenicagymm.com/