2018 – 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 11.HAFTA

06.11.2018

2018 – 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 11.hafta

11.Haftanın izlenimleri [Galatasaray - Fenerbahçe Maçı :(2 -2 ) ]

6 Kasım Salı günü Galatasaray'ım 8 Kasım Perşembe günü Fenerbahçe'nin Avrupa kupa maçları nedeniyle 2 Kasım Cuma gününe alınmış olan bu Derbi maçını her iki taraftan birisi kaybedecek olsa futbol takımını yönetenlerin başları çok derde girecekti. Beraberlikle sonuçlanması çok sayıda yer almakta olan problemleri daha sonraya erteledi diyebiliriz.

Medipol Başakşehir kendisini izleyenlerle arasını gittikçe açmaya başladı. Üstelik Beşiktaş gibi iddialı bir takımı da yenerek aradaki farka 3 puan daha ekleyerek. Bu kayıp Beşiktaş'ı 6.lığa kadar getiletti. Galatasaray derbide 2 puan daha kaybettiği halde aradaki 4 puan farkla 2. liğini korumakta. Önceki hafta ligin 2. si durumundaki Kasımpaşa, yerini yeni bir iddalı takıma Antalyaspor'a bırakarak 4. Lüğe indi.

Henüz oynanmamış 23 hafta oynanacak maçlar olduğu için durumlara yorum yapmak zorlaşmakta. Tıpkı Fenerbahçe'nin bu haftada da 15. sırada yer almasının yorumu gibi. Klasik sözle “daha köprülerin altından çok sular akacak” demek en doğru yorum olacak

Yanlış kararların düzeltilmesine bu haftada da çok sayıda olanak sağlayan VAR sistemi hala bazı kesimlerce çok eleştirilmekte. Sanki hakem hataları VAR nedeniyle çoğalmış gibi yorumlar yapılmakta. Hakemlerin hatalarına akıl erdiremediklerini söyleme şaşkınlığına düşmekteler.Oysa hakemler tribünlerdeki izleyenlerden daha zor durumdadırlar. Önlerine gelebilecek bir futbolcu kolu bile saniyenin onlarca biri kadar bir sürede oluşan herhangi bir olayı görmelerini engelleyebilir. Zaten bu nedenle daha önceleri 4 hakemle maçları oynatma gerekliliği kabul edilmişti. Şimdi daha teknik bir 4. hakemin neden kabul edilmekte bu kadar zorlanıldığına bir anlam vermek çok zor. Oysa VAR sisteminin hakemleri zor duruma düşmekten kurtaran bir sistem olduğu açıkça görülmekte.

İzlenen Diğer Maçlar:

Medipol Başakşehir, Beşiktaş'ı 1 – 0 yenerken kendisine büyük bir avantaj yaratırken takipçilerini de zor durumda bırakmış oldu. Tribünlerinde yer yer büyük boşlukların bulunduğu maçın henüz nasıl cereyan edeceği dahi anlaşılamamışken 6. dakikada M.Başakşehir'in golü geliverdiNe var ki VAR'a başvurulunca da, bu golün atılışı sırasında ofsaytta bulunan bir kişinin tespitiyle bu gol sayılmadı. İlerleyen dakikalarda Beşiktaş hakimiyeti ele almak istese de erken gelen sayılmayan gol bir tedirginlik yaratmış ve takım rahatça ileriye çıkmakta zorlanır olmuştu. Zaten 18. dakikada ev sahibi takım bu kez gerçekten de 1 – 0 öne geçiyordu. Atılan korner sonrası Epureianu takımını öne geçiren oyuncuydu. Tabii ki her maçta olduğu gibi geriye düşen Beşiktaş oyun üstünlüğünü ele geçiriyor ve arka arkaya girdiği gol pozisyonlarına rağmen gole ulaşamadan ilk yarı sona eriyordu. İkinci yarıya da Beşiktaş'ın baskısı ve bulduğu gol pozisyonlarıyla başlandı. Maçın başarılı ismi Mert Günok gole izin vermeyice deplasman maçına kazanmak amacıyla çıkmış olan Beşiktaş üstelik yenik ayrılmaktaydı

Trabzospor Bursaspor'la 1 – 1 berabere kalırken,bu maç her sonuçla da bitebilirdi denilecek bir maç izlendi. Tribünlerdeki büyük boşluklar; işler kötü gittikçe taraftarların da statları terk etmeye başladığının bir delili gibiydi. Maç ortada cereyan ediyordu denebilir. İlk 10 dakikada her iki kalecinin kurtarışları kalelerini gole kapatmış oldu. Maç eşit sayıda akınlarla devam ederken maçın üstün bir tarafı yoktu şeklinde izleniyordu. Ne var ki 25. dakikada Bursaspor'un genç oyuncularından birisinden gelen bir hata ile Rodaega takımını 1 – 0 öne geçiriyordu.İlk yarı gene eşit akınlarla sona erdi. 2. yarıda Bursaspor genç oyuncuları yavaş yavaş oyundan aldıkça gelen oyuncuların akınları da çoğalmaya başladı. Gene de her an “Trabzonspor da farkı 2 ye çıkartabilir denirken Bursaspor da beraberlik golünü bulabilir” şeklinde bir maç izlenmekteydi. 65. dakikadan itibaren de maçın tek hâkimi Bursapor oluyordu. Kontrataklar da gene ofsaytlara düşerek yararlı olamayan ligimizin ofsayt kralı unvanlı Burak Yılmaz, oyundan alınırken taraftarlarının yuhalamalarına el –kol hareketleriyle tepki gösterdi ve kulübe yerine doğrudan soyunma odasının yolunu tuttu. Gene Bursaspor her an beraberlik golünü bulabilir derken önce günün başarılı oyuncusu Kalecisi Onur bir şutu müthiş bir refleksle kurtardıysa da geriye dönen topu, Lima'nın beraberlik golüne çevirmesini önleyemedi.

Fenerbahçe'nin maçını ele alacak olursak:

Galatasaray - FenerbahçeMaçı : (2 - 2)

Fenerbahçe'nin artık puan hesabı diye bir hesabı kalmadığı için bu stattan yenik ayrılmaması çok önemli bir zafer sayılmalıydı. Maç sonrası çıkan olaylar da bu cümlenin kanıtıdır. Galatasaray takımı da taraftarı da galip gelememelerine 6 -0 lık maç üzüntüsünden daha büyük bir üzüntü ile karşıladıkları için maç bitimi saha olaylarına kıvılcım yakmışlardır. Bu kıvılcıma bazı yabancı Fenerbahçeli oyuncular da katılınca olaylar büyümüştür. Oysa Galatasaray yönetimi taraftarı ile birlikte maç öncesi, çok çeşitli koreografilerle bu maça ne kadar önem verdiklerini göstermişlerdi.

Maç sırasında kaybedilen genç taraftarın üzüntüsüyle stadı terk eden çoğunluk Fenerbahçe seyircisinin hislerine katılmamak da olanaksız. Ancak bu üzüntü takımı da yalnız bıraktığı gibi rakip sahada oynama çekincesi üstün gelerek maça başladı Fenerbahçe takımı. Yani maç Galatasaray'ın hâkimiyeti ile Fenerbahçe'nin maçı gol yemeden bitirme isteği şeklinde başladı.

Fenerbahçe ilk onbiri görevden alınmış olan önceki hocanın onbirinden farklı olarak yeni Hoca'nın seçimiyle sahaya çıkartılmıştı. İki sol beki arka arkaya oynatma gibi, savunma önemliyken savunma güçleri eksik 2 forvetle çıkma gibi hatalar yapılmamıştı. Asıl önemli fark ise normal ve alışılmış bir sistem olan geri 4 lü yerine 3 – 5 -2 gibi yeni çeşitlemelere başvurulmamış olmasıydı.

Galatasaray'ın bu baskın oyununun sürdüğü ilk 30 dakika sonrası gelen gol hızını da kesiyor onun da oyunu oyalamaya getirmesine neden oluyordu. İlk yarı bu golle sonuçlanırken 49.dakikada gelen gelen 2. gol sonrası Galatasaray takımı da taraftarları da maça “galibiyetle bitti” gözüyle bakmaya başladılar. Ne var ki 66. dakikada devreye VAR girdi. Fenerbahçe tam gerekli olan bir golü kaçırdı denecekken, VAR'ın hakemi ikazı üzerine oyun durdu ve inceleme başladı. Bu inceleme sonucunda Muslera'nın, gol vuruşu yapamayıp topu kaçıran ve ceza sahasına yönlenmesine neden olan İsla'yı ayaklarının önüne yatarak düşürdüğü sonucuna vardı. Penaltı'yı gole çeviren günün başarılı oyuncusu Valbuena durumu 2- 1 yaptı.

Bu gol ilk yarıdaki durumu tam tersine çevirdi ve devamlı gol arayan taraf Fenerbahçe oldu.Jailson, kendisinden beklenmeyen müthiş bir şutla Muslerayı mağlup edip durumu 2- 2 ye getirince maç asıl bu sonuçla 72. dakikada bitmiş gibi oldu. İki takım da yavaşlayarak durumu korumaya alınca kontr ataklar daha önemli hale geliverdi. Bu akınlarda da Muslera 2 gol pozisyonunda başarılı olmasa sahadan Fenerbahçe de galip çıkabilirdi.

Maç bitti ama kavgalar başladı. Maç öncesi söylenenlerin tam tersine, baş sorumlusu Hasan Şaş olan kavgacılar üzücü kovalamacaları televizyonlara aksettirdiler. Bakalım hakemin verdiği kırmızı kartlara Federasyon kaç maç cezalar uygulayacak? Galatasaray stadı ceza alacak mı?

Bu beraberlik Fenerbahçe için kötü günlerin bittiği anlamına gelmesi, ancak Comolli'nin de görevinin bitirilmesi ile mümkün olacağı herkesin ve her kesimin müşterek bir görüşü haline gelmiş gibi. Şimdi başlayacak olan zaman 'Yüksel ki yerin bu yer değildir' zamanıdır.

  • Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri
  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

11. Pası Verdikten Sonrası :

Birçok futbolcunu yanındaki veya önündeki futbolcuya pasını gönderdikten sonra yerinden ufak koşularla maçı izlemeye devam ettiği görülmektedir. İşte bu futbolcu; takımına yararı olmayan, takımının hücum gücünü azaltan, rakip takımın savunmasına yardımcı olan bir futbolcu demektir.

Oysa; pasını verdikten sonra her hangi bir boş yöne doğru koşusuna devam eden, hatta başka yönlere doğru deplase olmaya çalışan futbolcu takımına güç katmaktadır. Bir kere rakip takım muhtemelen ona tekrar gelebilecek topu önleme amacıyla onun koşu yolunu kapatmaya çalışacağına göre savunmaları da bir kişi eksilmektedir.

Hele kontratak bir akın ise pasını verdikten sonra boşa doğru yapacağı koşu rakip savunmayı çok daha zor durumlara düşürecek belki de gol gelecektir. Bilindiği gibi kontrataklarda hücuma katkı yapacak 1 futbolcu bile gol avantajı sağlayabilecektir.

Tabii ki bu tür akınların az olması demek kondisyon eksikliği demektir. Gücü az olan bir futbolcu ileriye pasını gönderdikten sonra koşmuyorsa dinlenmeye geçiyor demektir. Kısacası takımına katkı yapmayan bir futbolcu demektir.

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com