2018 - 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 25.HAFTA

12.03.2019

2018 - 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 25.hafta

25.Haftanın izlenimleri [ M.Başakşehir - Fenerbahçe Maçı:(2-1) ]

Lefter Küçükandonyadis sezonunun 25. haftası sonunda lider Medipol Başakşehir Fenerbahçe'yi de yenerek gene haftayı kayıpsız kapatınca 2.durumdaki Galatasaray'laarasındaki 8 puana farkı da korumuş oldu. Öyle anlaşılmakta ki birkaç hafta sonra aritmetik olarak da şampiyonluğunu ilan edecek gibi.

3. Durumdaki Beşiktaş'ın çok zor da olsa A.Konyaspor karşısında 3 -2 ile aldığı 3 puan sonrası hocası ve futbolcuları tafatarlarının büyük ayıbı ile ıslıklanırlarken liderin 13 puan ve 2. durumdaki Galatasaray'ın da 5 puan gerisinde 3. lüğünü devam ettirmekte. . 4. durumda ki Trabzonspor haftayı kayıpsı kapatarak yerini korumaya devam etti.

Üç büyüklerden Fenerbahçe, lider karşısında haftayı puansız kapatarak 14. sıradaki yerini değiştiremedi ama üst sıralardaki takımlara daha fazla yaklaşamamış oldu. Kalan haftalarda tabii ki liderliğin hatta ilk 3 ün arasına girme bile söz konusu olmayacağı gibi önemli sayılabilecek yerlere bile yükselmesi zorlaşmakta.

Gerek üst sıralar için birkaç takımın beklentileri gerekse düşecek takımların durumlarında beklenen değişiklikler nedeniyle lig cetvelinin hala ne orta sıraları ne de en alt sıraları hakkında bir yorum yapma konusunda ki olanaksızlık devam etmekte.

Nasıl üst sıralar 8- 10 puan farklarını kapatmaya çalışıyorsa en alt sırada yer alan 21 puanlı Akhisarspor'un kurtuluşu için zor da olsa gayretleri devam etmekte.

VAR sistemi için yapılan incelemeler ve araştırmalar nedeniyle yorum yapmak içincde bir süre beklenmesinin doğru olacağı anlaşılmakta.

İzlenen Diğer Maçlar:

(Yayıncı kuruluşun güldüren hataları devem etmekte. - - - Güneşli havaların başlaması ile geçen yıllarda olduğu gibi kameraların elle ayarlanması çoğu zaman ekranları ya karanlık bırakarak ya da parlayarak görülmez hale getirmekte.- - - Trabzonsporlu yorumcu Hamdi Akın her zamanki gibi sadece kendi takımının yorumlarını yaparken kurduğu cümlelerden ne demek istediği de pek anlaşılamamakta. - - - - Spiker hatalarından bir tanesi de kalecilerin refleksle topu karşılamalarıma hala “reaksiyon” demeleri.)

Trabzonspor, Akhisarspor'u 2 – 1 yenerken zor bir 3 puan kazanıyordu. Trabzonluların takımlarının futbolundan pek de memnun kalmadıkları tribünlerdeki büyük boşluklardan anlaşılıyordu. Maça 2. dakikada kornerle kesilen bir akınla başlayan Trabzonspor 18. dakikada Novak'ın müthiş şutunda gole ulaşmasını önleyen ise günün en başarılı oyuncusu kaleci Lukac'ın refleksiydi. Maç Trabzonspor'un baskılı oyunu ile ilerlerken ara sıra yapılan Akhisarspor akınları ise etkisiz kalmaktaydı. Son sırada yer almakta olan Akhisarspor kalesinin direkleriile kalecisi Lukac'ın kurtarışları sonrası ilk yarı golsüz sonuçlandı. Akhisarspor'un en zayıf oyuncusu olarak devamlı hatalar yapan Barbosa dikkat çekerken diğer oyuncuları Trabzonsporlular'la başa baş oynamaktaydılar. Akhisarspor iyi direndi diyerek ilk yarıya da aynen başlandıysa da konuk takımın kontrataklarının daha etkili olduğu görülüyordu. Bu gollük akınlarda da bu kez Trabzonspor'un genç kalecisi Uğurcan da başarılı kurtarışlar yaparak golü önlüyordu. Bu etkili kontrataklardan 63. dakikada Bokila ile gole ulaşan da konuk takım olmaktaydı. Bu beklenmedik gol hem takımı hem de tribünleri etkilemişti. Takım durarak oynarken seyircisi de yer yer kendi oyuncularını ıslıklamaktaydı. Bu gole 6 dakika sonra gelişen karambol sırasında Nawakaeme ile cevap verilince seyirci de takımları da rahatladı. Sonra devreye penaltı golü girdi. Ekranlarda görülenler ise bu penaltıya bakışı şüpheli hale getirirken hakemin kararına itiraz eden Akhisarsporlu oyucuların itirazı sonrası hakemin VAR tetkiki kararını değiştirmeyince Sosa da galibiyet golünü atıyordu. Kalan dakikalar beraberlik golünü arayan Akhisarspor baskısıyla geçse de sonuç değişmedi.

Beşiktaş, Atiker Konyaspor'u 3 -2 yenerken çok zorlu bir maç oynandı. Beşiktaş'ın 8 Konyaspor'un ise 6 yabancıyla başladıkları maç günün en başarılı oyuncusu Serkan Kırıntılı'nın kurtarışlarıyla başladı. Beşiktaş saha hakimiyetini ele geçirmiş olduğu halde konuk takımın akınları da zaman zaman tehlikeli olabilmekteydi. Ne var ki bu karşı ataklardan birinde topu kaptırdıkları için karşı atak karşı atağa dönüştü ve Lijajic'in kaleciyle karşıkarşıya kalıp attığı gol ile Beşiktaş 1 -0 öne geçiverdi. “Emekçi Kadınlar Günü” nü kutlamak üzere stataki mikrofondan golün seslendirmesini de kadın sunucuya yaptırmaktaydılar. Aradan 5 dakika geçmemişti ki A.Konyaspor akında Ömer Ali'nin topu biraz sürüp 18 dışından kaleye çektiği şut Karius'un hatalı plonjonu ile eline çarpıp durumu1 -1 e getiriyordu. Karius bu topu bloke de edebilir yumrukla uzaklaştırabilirdi. Tamam hatalıydı ama bu hatasından sonra topun her kendisine ulaşması sonrası kendi seyircisi tarafından ıslıklanması da büyük bir seyirci hatasıydı. 33.dakikada kazanılan frikiği Burak müthiş bir önce yukarı sonra aşağı falsolu bir vuruşla barajın üzerinden kaleciye uzanma şansı dahi vermeden attığı gol Beşiktaş'ı 2 – 1 öne geçiriyordu. Devre arasında ısınmaya çıkan Nagatoma kendisini görmek için stada gelmiş olan Japon seyircilerin fotoğraf çekimi isteklerini ve alkışlarını almaktaydı. Beşiktaş'ın en başarılı oyuncusu Lens'in 52. dakikada çalımlar sonrası kaleci ile karşı karşıya kalıp çektiği şutu Serkan gene kurtarmaktaydı, Beşiktaş'ı farkı açıp maçı garantiye alma çabasıyla akınlarını arttırdığı dakikalarda Serkan'ın kurtarışları bunu egelerken Konyaspor savunmasının sol tarafa doğru yüksekten çok uzun gönderdiği topu çok güzel önüne alıp süren ve kaleye yaklaştığında da şutlayan Fofana beraberliği sağlıyordu. Bu golden sonra da ıslıklanan Karius'un yanına Necip de eklenmişti. Oysa oyuna giren Japon oyuncu ayakta alkışlanmaktaydı. Maçın bitmesine 15 dakika kalmıştı ama Beşiktaş'ın galibiyet golü istekleri nedeniyle gollük baskısı devem etmekteydi. Artık uzatmalar oynanmaktayken oyuna sonradan giren eski tanınmış futbolculardan Ali Turan'ın hatası sonrası topu Nagatoma 'ya kaptırmaktaydı. Genç bir oyuncu iken izlemeye başladığım Ali Turan hakkında zaten bir türlü olumlu bir karara varamamışımdır. Uzun boyuyla iyi bir stoper görüntüsü verirken diğer özelliklerde de hep geride kalmıştır. Topu kaptıktan sonra Lens'in yaptığı ama bir türlü golü bulamadığı şekilde sol açıktan Nagatoma topu sürerek çektiği şut Serkan'ı yenip durumu 3 -2 ye getiriyordu.

Galatasaray, Antalyaspor'u5 – 0 yenerken bu maç tam tersi bir sonuçla bitebilecek bir şekilde oynandı. Bu sonuçla biten bir maçın kahramanı olarak 6-7 mutlak golü önleyen Muslera oldu denince ilk cümlenin izahı da yapılmış olur. Dolu trbümler önünde Galatasaray baskısıyla başlayan maçta Antalyaspor da zaman zaman yaptığı kontrataklarla gol pozisyonları bulmaktaydı. Ne var ki 17.dakikada Galatasaray Feghouli'nin ayağından golü bulunca durum değişti ve beraberlik golünü arayan konuk takımın atakları çoğaldı. 34.dakikada Musleranın refleksi yakın mesafeden golü önlememiş olsa maçım seyri tamamen değişebilirdi. İlk yarı bu şekilde sonuçlandığı gibi 2. yarıya da Antalyaspor'un beraberlik golünü aramasıyla başlandı. Muslera ard arda 2 kurtarışla mutlak golleri önlerken hemen ardından 65. dakikada atılan korner sonrası topu önünde bulan Onyekuru fırsatı kaçırmayıp durumu 2 -0 a getirince Galatasaray da rahatlamış oluyordu68. dakikada Ndiaye, 78 de gene Onyekuru farkı 4 çıkartınca Antalyaspor da artık maçı bırakmış gibi oldu. 87. dakikadaki 5. golü ise VAR inceletip iptal etti ama Galatasaray gene de 90+3 de Diagne ile 5. golü bulup farklı skorla maçı tamamlamış oldu.

Medipol Başakşehir - Fenerbahçe Maçı : ( 2- 1)

Beklendiği gibi bir maç olmadı. Rakip şişirilince, çok incelenince, her futbolcuya alışılmışın dışında görevler ve oyun tarzı verilince, hiçbir zaman “Takım Oyunu” da oynanamıyor. Oysa Fenerbahçe demek,rakip hangi takım olursa oksun maça çıkıp her zamanki oyununu oynayan takım demektir. Rakibe göre futbol denince sahada silik kalmaya hazır bir takım haline gelmek demek oluyor.

İlk yarıdaki etkisiz boynu eğik futbol yerine aynı takımın 2. Yarıda birden nasıl değişiverdiği de bunları anlatmakta. Yoksa değişikliğin nedeni sanıldığı veya yanılanların söylediği gibi Mehmet Ekici'nin oyuna girmesi değildir. Dikkat ederseniz. İlk yarıda kötü futbol oynayan oyunculardan; Moses, Zayt, Tolgay ve İsla'nın futbolları 2. yarıda değişiverdi. Eljif'in ilk kez sol açık mevkiinde oynatılması bile kendisine bir savunma görevi verildiğini anlatıyordu. İlk 15 dakika Başakşehir de Fenerbahçe'den bu kadar korkak bir futbol beklemedikleri için çekingen bir futbol oynarlarken, rakibin korkusunu anlayınca birden değişip sahanın tek hâkimi oluverdiler.

Fenerbahçe'nin yediği golde Volkan'dan çok savunma oyuncularının hatası vardı. Önce çalımı yapıp orta yapmasına izin veren, Tolgay sonra da Volkan'ın havaya diktiği topa müdahale edemeyip yere inmesine izin veren savunmacılardı hatalı olanlar. Rakip oyuncu İrfan Can, sol çizgiden Tolgay'ı geçince; ya yerden atış yapacak ya da orta. Volkan yerden atış için gerekli duruşu alırken top havadan geldi. Gene de geriye doğru hamle ile topu çelip yukarıya gönderdiğinde neden savunma oyuncuları müdahale edemediler? Zaten henüz takıma tam alışamayan Serdar Aziz yerine Sadık oynayacak olsa takım da, hem bu golde hem de tüm oyun boyunca daha başarılı olacaktı.

İkinci yarıda roller değişmişti. Başakşehir Fenerbahçe'den çekinmeye başlarken Fenerbahçe seyircisinin de etkisiyle golü arayan taraf olmuştu. Bu yıl Fenerbahçe'nin futbolu kadar kötü olan “Gol Şansı” da gene yaptı yapacağını ve en az 3 - 4 tane gol fırsatından yararlanılamadı. Tabii bazı kimseler “şans” yerine “beceriksizlik” kelimesini tercih etmekteler. Bu gollük akınlarda Hasan Ali bir kez daha parladı ama bu kez şutları da ya rakibe çarptı ya da dışarıya gitti. Sonra 73 te Soldado ender de olsa fırsatçılığını gösterip Attamah'ın hatasını affetmeyip eşitliği getirdi ama bu gol galibiyet için yetmedi. Sonra sağ taraftan hatalar zinciriyle gelen akın önlenemeyince normal olan yenilgi sonucu da gelmiş oldu.

Artık geriye ne 8. sıra ne de ilk 5 veya 4 beklentileri değil gerçekten de sadece düşme hattına yaklaşmama derdi kalmış oldu. Gene de Fenerbahçe için yapılacak bir uğraşı daha var. Şampiyonlukların 1959 yılından değil haklı olarak daha önceki yıllardan itibaren ele alınmasıyla uğraşılması.

  • Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri
  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

25. Taraftarın Kendi oyuncusunu ıslıklaması:

Önce bunun takımına hiç bir yararı var mı onu düşünmek bile sonra ki yazılacak olanların hepsini doğrulamaya yetecektir.

Zaten öyle bir duruma gelindi ki statta yer alan taraftarlar sadece kendi oyuncularını değil tüm takımı bile ıslıklar hale geldiler. Buna Anadolu takımlarında bile rastlar olduk. Bu büyük hatalı davranışın sonuçlarını teker teker sıralamakta yarar var. Belki konuşulacak olursa bu kötü davranış yavaş yavaş terk edilecektir.

Sıralayalım:

1 - Maç esnasında ıslıkları duyan takım arkadaşları o oyuncuya pas vermekten, kaleciyse top göndermekten çekinecekler ve boş durumda olmayan başka birisine göndererek belki de tehlikeye neden olacaklardır.

2 – Her zaman bu ıslıkların bir başka gün kendileri için de çalınabileceğini düşünerek.

  • a)Kendine güven duygusunu kaybederek risk almadan oynamaya başlayacaklardır.
  • b)Bu takımda oynamanın gelecek için bir yatırım olmadığını düşünerek ilk fırsatta ayrılmayı akıllarına koyacaklardır.
  • c)Seyirci için değil kendileri için oynamaya başlayacaklar ve gündemdeyken para kazanmanın kulüp sevgisini bastırması daha doğru kabul edilecektir.

3 – Kendi oyuncusunu ve takımını ıslıklayan seyirci kulüp sevgisi bırakmayacak ve bunun boş bir sevgi olduğunu düşündürmeye başlatacaktır.

4- Hele takımı ıslıklamak demek, sonraki maçlarda oynayacak arzulu bir takımı ortadan kaldırmak demektir.

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com