2018 - 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 26.HAFTA

18.03.2019

2018 - 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 26.hafta


26.Haftanın izlenimleri (Fenerbahçe – D.G.Sivasspor Maçı:(2 -1) ]

Lefter Küçükandonyadis sezonunun 26. haftası sonrası Milli Maçlar ile Milletin yerel yönetim seçimleri için verilen 3 haftalık ara öncesi beklentiler pek değişmedi.

Lider Medipol Başakşehir, İ.M.Kayserispor deplasmanında 2 puan kaybetmesine rağmen çok zorla da olsa rakibi Bursaspor'u deplasmanda 2 -0 yenik durumdan 2 -3 yenerek 3 puanı kurtaran Galatasaray ile hala aralarında 6 puan fark bulunmakta. 3. durumdaki Beşiktaş ise kendi sahasında zor da olsa Göztepe'yi yenerek Galatasaray'ı hala 5 puan gerisinden izlemekte. 4. durumda ki Trabzonspor bu haftayı da kayıpsız kapatarak yerini korumaya devam etti.

Üç büyüklerden Fenerbahçe, kendi sahasında çok zor da olsa D.G.Sşvasspor'u 2 -1 yenerek 3 puanı alınca bir basamak yükselerek13.lüğe yükseldi. Önemli sayılacak 8.lik için önündeki takımlar ile arasında sadece 4 puan, 5.lik için de 6 puan fark var. Kalan 8 hafta öncesioynayacakları ilk 3 maçın sonucu durumlarını epey belli edecek.

Gerek üst sıralar için birkaç takımın beklentileri gerekse düşecek takımların durumlarında beklenen değişiklikler nedeniyle lig cetvelinin hala ne orta sıraları ne de en alt sıraları hakkında bir yorum yapma konusunda ki olanaksızlık devam etmekte. Sadece son haftalarda puan toplayamadığı için 21 puanda takılıp kalan Akhisarspor'undüşmemesi için mucize galibiyetlerle 8 puan toplaması gerekirken yukarıdakilerin de puanlar kaybetmesi gerekmekte.

VAR sistemi için hakkı olan olumlu yorumların devamı için ekran başında insan faktörünün hem de yurdumuz insanının bulunması nedeniyle eskisi kadar olumlu söz edilememekte.Buna çözüm bulunamazsa demokrasi gibi yavaş yavaş kaybolacağı da görülecektir. Yapılan incelemeler ve araştırmaların hala sürmesi nedeniyle kesin yorumlar yapmak için de bir süre beklenmesinin doğru olacağı anlaşılmakta.

İzlenen Diğer Maçlar:

(Maç öncesi yapılan saygı duruşları önemli anıları canlandırıp saygı gösterilmesini anlatır. Çok değerli anlardır. Ne var ki tribünlerde de her zaman için içkili, saygısız veya bu anların önemini kendi görüşleri istikametinde kullanmaya çalışan seyirci sayısı da çoktur. Üstelik1-2 kişi ile başlayan bu saygısızlık sonraları stadın yarısını da kapsamaya başlar. Bu ayıba stadın diğer yarısı da onların yanlışını önlemek için ıslıklamaya başlayınca bütün stat saygısız hale gelir. Hemen hemen her takım bu konuya çare olarak stat yönetimince kayda alınmış olan “Ti Borusu” sesi ile engelleme yolunu bulmuştur. Oysa Fenerbahçe her maç için gerekli ikazlara rağmen bu uygulamayı kullanmadığından saygısızlıklar da devem etmekte. Aman “Dikkat” demekten başka yapacak bir şey de kalmadı.)

Trabzonspor, Büyükşehir Belediye Erzurumpor'u deplasmanda 0 – 1 yenerken stadı dolduran Erzurumlulara yakın sayıda Trabzonlu da maça gelmiş ve tezahüratlarını yapmaktaydı. Maça B.B.Erzurumspor'un daha fazla ve etkili akın yapmasıyla başlandı. 15.dakikada ki frikik atışı direkten dönerken 30. dakikada başarılı kaleci Uğurcan golü önlüyordu. Sonraki dakikalarda orta sahalar çabuk geçilmeye başlandığından gol pozisyonları karşılıklı olarak arttıysa da ilk yarı golsüz sonuçlandı. Karşılıklı kaçan gol pozisyonları ile 64.dakikaya gelinmişti ki Erzurumspor gol ararken topu kaptırdı ve 3 kişi ile tamamlanan Trabzonspor akınını Nowakaeme golle sonuçlandırıverdi. 78.dakikada ki beraberlik golü ise VAR tetkiki sonrası elle oynama nedeniyle iptal edilince maç da Teabzonspor'un so haftalardaji galibiyet derisine 1 maç daha eklenmesiyle tamamlandı. B.B.Erzurumspor'a ise alt ligin kapısı görünmeye başlandı.

Beşiktaş, Göztepe'yi 1 – 0 yenerken epey zorlandı diyebiliriz. Yer yer boşluklara rağmen tarafların stadı doldurduğu görülen maç karşılıklı akınlarla başladı. İlk yarı bu karşılıklı akınlara rağmen gol pozisyonları geliştirilemeyince golsüz sonuçlandı. Bu arada yeni kaideyi uygulayan yan hakemin gol vuruşundan sonra ofsayt bayrağını kaldırmasındaki anlamsızlık gene dikkat çekti. 2. yarıya da aynı tempo ile mi başlanacak derken 46. dakikada sağdan akın geliştirip ortayı yapan Quaresma'nın topunu Beşiktaş'ın yeni golcüsü Burak kafa vuruşuyla gole çeviriyordu. Golden sonra rakip atakların çoğalacağı düşünülürken Beşiktaş akıllı futboluyla yani devamlı akınlar yenileyerek bunu önlemeyi başardı. Bu arada Vida'nın, hem stoper olarak hatasız oynarken hem de ani ataklar geliştirecek paslar çıkartması dikkat çekiyordu. İlerleyen dakikalarda Göztepeli oyuncuların yorgunluğu akınlarının azalmasına neden okuyordu. Birkaç karşılıklı akın gol getirmeyince maç da 1 -0 sonuçlanmış oldu

Galatasaray, Bursaspor'u deplasmanda 2-3 yenerken son yılların en beklenmedik maçlarından birisi oynandı. Stadı dolduran seyircilerden ev sahibinin tezahüratları rakiplerininkini bastırırken her zaman yapılan ve Ti Borusu bile çalınsa artık saygısızlık duruşu halini alan gürültüler ile maça başlanacaktı. Bu gürültülere rağmen güzel görüntülerde vardı. Sahaya çıkan hakem ve futbolcuların yanında bu kez Çanakkale zaferine adlarını yazdıran hemşire kıyafetleri kız çocuklarına asker kıyafetlerinin de erkek çocuklarına giydirilmiş olmaları bu güzel zaferimizi hatırlatıyordu. Karşılıklı etkisiz akınlarla başlayan maçın 14. dakikasında boş kale ile karşı karşıya çekile şutu Muslera ayakla kurtarmasa Bursaspor öne geçecekti şeklinde hayretle karşılanırken Galatasaraylıların bu korkusu hemen 1 dakika sonra gerçekleşiverdi. Bursaspor'un en başarılı futbolcusu Yusuf Erdoğan maç boyu yaptığı gibi Galatasaray savunmasının durduramayışı ile sağ açıktan kaparak sürdüğü topu ” hemen orta” şeklinde kaleye gönderince savunmanın durduramayacağı bir şekilde koşarak gelen Sakho takımını 1 -0 öne geçiriverdi. Bu galibiyet golüne rağmen oyun karşılıklı ataklarla geçerken 42. dakikada hiç bekenmedik bir şekilde Bursaspor, Salvet'in 18 dışından attığı sert şut sonrası farkı 2 ye çıkartıyordu. Devre böyle bitecek sanılırken +3 dakika uzatmada Galatasaray'ın imdadına mucize gibi bir gol yetişiyordu. Atılan frikik sonrası Ndiaye sert bir kafa vuruşuyla maçı 2- 1 e getiriyordu. Maç iki farklı olarak Bursaspor'un kesin galibiyeti ile bitecekmiş gibi görünürken gelen bu gol Galatasaray'a ümit ışığı oluyordu. Bu nedenle Galatasaray 2. yarıya büyük bir iştahla ve devamlı beraberlik golünü arayarak başladı. Onyekuru'nun çok gol kaçırması dikkat çekerken gene Muslera da kurtarışlarıyla öne çıkmaktaydı. Bu sırada hakemin devam ettirmekte olduğu bir pozisyon VAR tarafından önce incelemeye alındı sonra da penaltı kararı verildi. Oysa düşürüldü denilen Belhanda kendi isteği ile çalım amaçlı ani geriye dönüşle iki Bursasporlu arasında kalıvermişti. Geriye dönmemiş olsa kimse onu zaten durdurmaya çalışmıyordu. Diagne'nin sert ve güzel penaltısı maçı berabere hale getirmişti. Bu penaltı kararına hırslanan Bursaspor etkili akınlarla galibiyet golünü ararken 62. dakikada Feghouli Bursaspor'un 2. golünün benzeri uzaktan bir vuruşla takımını 2 -3 öne geçiriyordu. Bu goldeki ofsayt araştırmasında ise VAR'ın kırmızı ofsayt çizgisini ceza sahası çizgisine paralel çizmeden göstermesine itraz eden Bursaspor'un hocası Samet Aybaba'yı haklı çıkartmaktaydı. Kalan dakikalarda ve +6 dakika uzamalarda olsun Bursaspor çok gayret etmesine rağmen gole ulaşamayınca maç Galatasaray'ın mucize galibiyeti ile sona eriyordu.

Fenerbahçe -Demir Grup Sivasspor Maçı : (2 - 1)

Geçen hafta oynanan maç sonrası yorumumuz Beklendiği gibi bir maç olmadı. Rakip şişirilince, çok incelenince, her futbolcuya alışılmışın dışında görevler ve oyun tarzı verilince, hiçbir zaman “Takım Oyunu” da oynanamıyor. Oysa Fenerbahçe demek,rakip hangi takım olursa oksun maça çıkıp her zamanki oyununu oynayan takım demektir. Rakibe göre futbol denince sahada silik kalmaya hazır bir takım haline gelmek demek oluyor.şeklinde olmuştu. Bu maç ise hem Fenerbahçe'nin kendi sahasında hem de rakip şişirilecek kadar gücü fazla olan bir rakip değildi.

Oysa maç başlar başlamaz futbolculara bu maça özgü bazı taktikler verilmiş olduğu hemen anlaşıldı. Her fırsatta ileriye akın başlatan beklere özellikle sağ taraftan gelecek tehlikelerden çekinildiği belli olacak bir şekilde Hasan Ali'ye ileriye çıkmamaları anlatılmış olduğu belli oluyordu. Sonuç hiç beklenmedik bir şekilde, ilk yarının sıfır futbolununsonucu olarak iki taraf için de hemen hiç gol pozisyonu olmadan tamamlanmasına neden oluyordu. Hücum üstünlüğünün konuk takımın elinde olan bir şekilde oynana ilk yarı böyle tamamlandı.

Maça; 25 hafta sonrası 14.sırada bulunulmasına rağmen stadı doldurmuş ve takımları lehine büyük tezahüratlarda bulunan seyirci ile başlandığı halde bu kötü futbol nedeniyle sadece kaleciye geri pasları ıslıklanmaya başlanmıştı artık. Beklere ileri çıkma engellenmesi bitirilmiş biraz daha aktif hale gelinmişti ama ilk önemli gol pozisyonunu kaçıran da Sivasspor oluyordu.73. dakikaya kadar bu şekilde gelinmişti ki eski bir Fenerbahçeli olan ve sahanın en iyisi şeklinde görülen Özer Hurmacı'nın koşarak geldiği ceza sahasından kaleye vurduğu top da maçın ilk golü olarak konuk takımı 0 – 1 öne geçiriyordu. Özer'in bu koşusunu görmeyen hangi oyucularsa bu golün sorumlusu da onlardı.

Tam bu bir felaket habercisi denecek bir duruma geliniyordu ki sadece 13 saniye sonra bu felaket düşüncelerini önleyen beraberlik golü geliverdi. Sanki yenilen golün aynı pozisyonunda ani gelişen atakta topu önünde bulan Soldado'nun direğe çarptıktan sonra dışarıya değil de kaleye giden top kurtarıcı bir gol oluyordu. Bu gole sevinirken bile “ama birpuan hiçbir işe de yaramaz” şeklinde düşünen Fenerbahçelileri kurtaran gol ise maçın bitmesine 4 dakika kala geliyordu. Artık rahat rahat ileriye çıkışlarına başlamış olan Hasan Ali'nin uğraşı sonrası kazandığı topu kaleye yakın ama kalecinin kurtaramayacağı mesafeden kaleye paralel ve çok sert göndermesi sonrası gol geliyordu. Gönderilen topu en uzaktakalenin sağ köşesi yakının bulunan Mehmet Ekici şutladı. Önünde duran rakip oyuncu, kaleci ve kale direğine vurması olasılığı % 99 iken kaleye girmesiyle Fenerbahçe'de 2 – 1 öne geçiriyor ve uzun bir uzatmaya rağmen başka gol gelmeyince maç da galibiyetle sona eriyordu.

Maçlarda rakip takım incelendiğinde tüm takım yerine birkaç futbolcuya taktik ve görev verilirse ve eğer kalan maçlarda Fenerbahçe rakibe göre değil de takım haline gelip kendi futbolunu oynayacak olursa kalan her maçını kazanabilir. İleriye doğru diğer takımlarla aralardaki farklar çok az rakamlarda olduğuna göre mucizeler bile yaşanabilir.

  • Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri
  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.
26. Kaleciye Geri Paslar :

Oyunu yavaşlatma amacıyla kaleciye geri paslar rakibi yorar, kendi takımının ise dinlenmesini sağlar tamam da çabucak gole ulaşılması gerekirken kaleciye pas ise haklı olarak seyircinin (kendi oyuncusunu ıslıklama ne kadar yanlış olsa da) ıslıklamasına neden olur.

En geride yer alan oyuncunun da ileriye uzun olsun, kısa olsun bir vuruş yapması beklenirken bu vuruşu yapması için topu kalecisine bırakması da yanlışlardan birisidir. Oysa kendisi ileride ki arkadaşlarına daha yakın olarak topu daha isabetli kullanacaktır. Kalecinin uzun vuruşu ise %50 oranında kendi arkadaşlarına ulaşabilecektir.

Kalecilerin vuruşlarının üstelik çoğu taca da gider. Oysa ayağına hâkim savunma oyuncuları daha isabetli, daha gole yakın olan arkadaşlarına uzun pas atışları yapabilir. Hızlı futbol demek topu ayağına alanın en çabuk yolla en uygun durumdaki arkadaşına yönlendirmesi demektir. Kaleciye pas ise oyunu yavaşa almak demektir.

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com