2018 - 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 28.HAFTA

15.04.2019

2018 - 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 28.hafta

28.Haftanın izlenimleri (Fenerbahçe – Galatasaray Maçı:(1 -1) ]

Lefter Küçükandonyadis sezonunun 28. haftası sonrası çok ilginç maçlar oynandığı halde yukarıda sadece 1 er puanlık değişmeler yaşandı diyebiliriz. Lider Medipol Başakşehir, ligin 3. sırasındaki Beşiktaş karşısında 3 puan kaybetse de hala 8 puan önlerinde. Fenerbahçe derbisinde 2 puan kayıp yaşayan 2.durumdaki Galatasaray'ın da hala 5 puan önünde.

3.durumdaki Beşiktaş Galatasaray ile aralarındaki puan farkını 3 e indirirken son haftalarını devamlı galibiyetle kapatan 4. durumda ki Trabzonspor yukarısında yer alan takımlara biraz daha yaklaştı. Avrupa liglerine garantili katılma yeri olan ilk 4 sırada devam etmiş oldu. Bu 4 takım içinden yarı finale kalmış olan sadece Galatasaray olduğuna göre Ziraat Türkiye Kupasını kazanması halinde 5. sıranın da Avrupa kupalarına katılma olasılığı nedeniyle çok değerli bir hale geleceği de bilinmekte.

Üç büyüklerden Fenerbahçe'nin, Derbi maçında 10 kişi kaldığı halde önemli bir başarı sayılacak beraberliği sonrası kaybettiği 2 puan bir sıra kaybederek 14 lüğe inmesine neden oldu. Kalan 6 maçta her alacağı 3 puanın kendisini 2 şer 2 şer puanlarla yükseltebileceği anlaşıldığından başka yapılacak bir yorum Türk Futbolu adına üzücü olacaktır.

Kalan 6 haftaya rağmen hala daha gerek üst sıralar için birkaç takımın beklentileri gerekse düşecek takımların durumlarında beklenen değişiklikler nedeniyle lig cetvelinin ne orta sıraları ne de en alt sıraları hakkında bir yorum yapma konusunda ki olanaksızlık devam etmekte. Sadece son 3 takımın hala ümitleri devam ediyor derken sonuncu durumdaki Akhisarspor'un şimdiki ihtiyacı olan 6 puan farkın kapanması, rakiplerinin kayıpları ile kendi alacağı puanlar sonrası belli olacaktır.

VAR sistemi için ise hala tartışmalar devam ederken Fatih Terim, (Başakşehir'i şampiyon yapma amaçlarını gizlice kast ederken) açık açık hileler yapıldığını anlatmaya çalışmıştır. Bu nedenle 22.hafta maçlarından beri VAR sistemi için bu sütunlarda tekrarlanan görüşlerimiz aşağıya tekraren alınmıştır.

[Maçları izlerken anlaşılan bir konu da VAR kararlarının ya tam bilinmemesinden ya da kendi düşüncelerine uygun karalar beklenmesinden kaynaklanan bilgi eksiklikleriyle karşılaşılmaktadır. VAR konusunu futbol cahillerine tekrar anlatmak gerekmekte. Onların zannettiği gibi VAR her konuda bir karar mercii değildir. Sadece aşağıdaki konularda yorumu beklenmektedir:

  • 1)Gollerin iptali veya geçerli sayılması.
  • 2)Penaltı kararlarının iptali veya verilmesi
  • 3)Kırmızı kart verilmesi veya verilen kararın iptali

Sadece bu konularda ya VAR tarafından hakem ikaz edilmekte veya çağırılmakta ya da hakemin kendisi verdiği bir kararını değiştirme konusu için yardım isteyebilmektedir. Hakem ile VAR yetkililerini konuşmaları ise izleyicilerce bilinmemektedir..

BİR ÖNERİ: Çok tartışılmaya başlanan VAR kararları maçın hakemi ile VAR yetkili hakemi çağırılarak (veya hakemin kendi isteği ile gittiği) VAR odasında olayın tekrarları ekranlarından izlenerek tartışılmaktadır. Önerimiz bu konuşmaların sesli olarak anında maçı veren yayıncı kuruluş tarafından izleyicilere de duyurulmasına izin verilmesidir. Burada gizli bir konuşma yapılmaması gerektiğinden halka açık olmasında da bir sakınca olmadığı gibi yapılmakta olan tartışmaları da sonlandıracaktır. ]

Bu konuşmaların aynen sesli dinletilmesinin halen Hollanda gibi başka birçok Avrupa ülkesinde de kullanıldığı da açıklanmıştır.

İzlenen Diğer Maçlar:

(Yayınca Kuruluş Neleri Yanlış Yapmakta:

Bu bölgeye bazen yazılmakta olan bu yanlışlar devamlı hale gelince her hafta yazmak da gerekli hale geldi. Futbol halen, eskisi gibi hemen hemen aynı kadrolarla yıllarca oynanmadığı için devamlı değişen futbolcuları tanımak da zorlaşmakta. Televizyonda yakın görüntüleri verilse bile birçok futbolcuyu tanıyamıyoruz. Eskiden futbolcu isimleri formalarının sırt bölümlerine yazılırdı. Yurt dışında oynanan maçlarda da bu şekil zorunlu. İsimler ekranda görülecek şekilde sırtlarının en üst bölgelerinde yer almakta. Oysa yurdumuz maçları için bu zorunluluk kaldırılınca isimler de en aşağıya belin biraz üzerinde yer almaya başladı. Öyle ya para daha önemli. Kulübün para kazanmasını önleyecek bir gücü yok yayıncı kuruluşun. Bu nedenle seyircinin isteği değil kulübün isteği daha öneli ve isimler en alta yazılmakta.)

Trabzonspor, deplasman maçında Bursaspor'u 1 – 0 yenerken galibiyet serisine 1 maç daha ekledi. İki takımın seyircisinin doldurduğu tribünler devamlı tezahüratların yanında çok güzel dostluk görüntüleriyle de süslediler maçı. Örneğin Trabzonspor seyircisinin 61. dakikadaki sevinç gösterilerine Bursalılar da katılmaktaydı. Maça bir orta saha mücadelesi şeklinde başlandı. İki takımın da gol yemeyi önleme gayretleri önde geliyordu. İlk gol pozisyonunda 13.dakikada Trabzonspor'un şutu direkten dönmekteydi. Ancak 26. dakikada ise gole yaklaşan Bursaspor akınında top önce kaleciden sonra da direkten döndü ve maçın ilk yarısı da golsüz suçlanmış oldu. İkinci yarıya da 2 tarafın da hücumlarıyla başlandıysa de gole ulaşılamıyordu. Ne var ki 68. dakikada soldan atılan uzun bir pası 60 metre civarında bir mesafeden Abdülkadir Ömür, gelişine çok güzel, sert ve falsolu bir şutla takımını 0 -1 öne geçiriverdi. Günün başarılı kalecisi Okan'ın bu müthiş şut karşısında yapacak bir şeyi yoktu. 74.dakikada ise ilginç bir an yaşandı. İki futbolcunun tartışmalarına kart göstermek isteyen günün başarılı hakemi Bülent Yıldırım; Sosa'ya sarı kart göstermek isterken yanlışlıkla kırmızı kartını çıkarıverdi ama yanlışını hemen görerek eliyle yok-yok işareti yaparak sarı kartını çıkartırken de hem özür diliyor hem de kibar bir biçimde gülüyor ve herkesten de bir “bravo” alıyordu. Maçın kalan dakikalarında tabi ki gol arayışlarını arttıran taraf yenik durumdaki Bursaspor oluyordu. 79. dakikada ise bir kontratak sırasında top auta çıktı düdüğünü çalan hakemi VAR kulaklıkla uyardıktan sonra kameraya giderek pozisyonu izleyen hakem penaltı kararını eliyle penaltı noktasını göstererek koşmaya başladı. Ne var ki Sosa'nın kullandığı penaltıyı Okan çok güzel ve usta kaleci işi bir plonjonla kornere yolladı. Bursaspor tek kale oynayarak bastırırken yabancı oyuncularının Lima gibi tamamen şahsi çalımlarla ve top kaybederek oynamaları + 10 dakika gibi gereksiz uzatılan dakikalara rağmen gol bulamayınca sahadan da yenik ayrıldılar.

Beşiktaş, Lider Medipo Başakşehir'i 2 – 1 yenerken aradaki 11 puanlık farkı da 8'e indirmiş oluyordu. Tabii kalan 6 haftada bu farkı kapatmak olanaksız ama şampiyonlar kapısı olan 2.lik için önemli bir yaklaşım. Hele oynanacak Fenerbahçe – Galatasaray maçı öncesi farkın aynı kalması için bu maçta tüm Beşiktaşlılar Fenerbahçeli olacaklardır. Tribünleri doldurmuş olan Beşiktaşlılar'ın çılgın tezahüratlarıyla maça başlandı. Beşiktaş'ın daha üstün gözüktüğü ilk dakikalarda kaleci Mert kurtarmasa 7. dakikada öne bile geçebileceklerdi. 15. dakika itibariyle konuk takım da karşılık olarak akınlarını çoğaltmaya başlamıştı ki 22. dakikada kaleye girmekte olan bir topu Karius müthiş uzanarak golü önledi. 35. dakikada Kaleci Mert geriden kullandığı faul atışını Beşiktaş ceza sahası yakınındaki Visca'ya gönderdi. Günün en iyilerinden Visca yanında ki Beşiktaşlı oyuncuya rağmen istop ettiği topu koşarak gelmekte olan Robinho'ya gönderdi ve onun vuruşu ile maç da 0-1 durumuna geliverdi. Devre böyla sonuçlanacak derken tek kale hücum oynamakta olan Beşiktaş'ın akınlarından 42. dakikadaki korner atışında Gökhan'ın kafa vuruşu gol olnak üzereyken Mert karşıladı. Dönen topu tamamlayan günün bir diğer çok koşan ve etkili oynayan oyuncusu Atiba'nın tamamlayarak durumu 1 -1 e getirmesiyle ilk yarı tamamlandı. 2. yarıya da Beşiktaş'ın hücum üstünlüğü ile başlandı. Bu üstünlük 52. dakikada Burak'ın üst köşeyi bulan sert vuruşu ile galibiyet golünü getiriyordu. Bu gol sonrası karşılıklı olarak çok sayıda gol pozisyonuna girildiyse de gole ulaşan taraf olmadı. Ljajiç beklenilen futbolu oynayamazken Gökhan ile Atiba hem savunmada hem hücumda çok etkin bir futbol çıkardılar.

Fenerbahçe – Galatasaray Maçı (1 -1)

Galibiyetin sadece skorla belirlenmediği bir derbi maçı izlendi. İki ezeli rakibin Can Bartu ile Metin Oktay'ı birleştirerek anılara ulaştırılması da maç öncesi güzelliklerindendi. Doldurulan tribünlerde güzel Koreografi süslemeleri ve tezahüratlarla maça başlandı. Maç biraz ilerlediğinde anlaşılan bir ortak konu vardı. Bu arada futbolu bırakmayı düşünen Volkan'ın son derbim olabilir dediği bir maçta oynatılmaması da yanlış bir seçim olarak dikkat çekti. Her iki takımın teknik direktörü de gol yemeden maçı ileri dakikalara taşıma düşüncesindeydi. Üstelik Fenerbahçe kendi saha ve seyircisi önünde oynadığı halde gol pozisyonuna dahi giremiyordu. Bu dakikalarda dikkat çeken bir diğer konu ise Tolgay'ın en zayıf oyuncu olduğunun hemen anlaşılmasıydı. Buna rağmen uzun süre oynatılması da bir hata olarak görüldü. Karşılıklı birer gol pozisyonuna ancak giren takımlar arasında yapılacak tek yorum ise ilk yarıda Galatasaray'ın daha etkili ve oyuncularının maça hâkim olduğu yorumu olabilir.

İlk yarı böylece golsüz tamamlanacak derken son dakikada başka bir gelişme yaşandı ve Fenerbahçe 10 kişi kalıverdi. Uzun gönderilen bir top Galatasaraylı oyuncuya yöneldiğinde Hasan Ali bunun bir gol pozisyonu olacağını düşünerek rakibini faul ile düşürdü. Bu sırada ileri çıkan Harun bu akını kesebilir miydi veya Diagne bu topa sahip olamadan kaçırırımıydı tabii ki bilinemez. Eskisi gibi son adam olma değil mutlak gol pozisyonunda bulunan oyuncuya faul yapmak kırmızı kart nedeni olduğu için VAR kararını doğru kabul etmek gerekmekte. Hasan Ali bu maçta Fenerbahçe için büyük bir kayıp olduğu gibi takım da 10 kişi kalmıştı.

Tabii ki 2. yarıya Galatasaray'ın saha hâkimiyeti ile başlandı. Fenerbahçe ilk yarıda yaptığı gibi gereksiz şeklide geriye paslarla oynadığı gibi bu kez de zorunlu olarak hücum üstünlüğünü rakibe bırakmıştı. Ne var ki Galatasaray da gole ulaşma yerine geride çok paslaşmalar yaparak çok top kaybı yaşamaktaydı. Fenerbahçe'nin yaptığı en doğru savunma şekli ise top rakip kalecisi ile en geride yer alan 2 savunmacısındayken onlara pres yapmayarak geride çoğalmayı tercih etmeleriydi. Bu 3 oyuncu paslarını kime çıkartırlarsa prese de o oyuncudan itibaren başlamaktaydılar.

Ofsaytlarda ki yeni düzenleme büyük hatalara da yol açmakta. Evvelce ve yıllarca ofsaytta bulunan oyuncuya ayağına top gelir gelmez hemen kaldırılan bayrak artık nedense pozisyon sadece gol, aut veya korner ile tamamlandıktan sonra bayrak kaldırılmakta. Çoğu akın ofsaytlarla veya kale tutturulmadan tamamlanırken oyunun en zayıf oyuncusu olan Tolgay 60.dakikada kaptırdığı top nedeniyle sarı kart görünce ancak oyundan da alındı. Başarısız bir maç çıkartan hakemin çok sayıda gösterdiği sarı kartlar duraklamalarla oyunu da zevksiz bir hal getirmişti. Galatasaray'ım hâkimiyeti 66. dakikada gol ile sonuçlandı. Yapılan ortaya çabuk çıkış yapmayan Harun, direk dibinden Onyekuru'nun kafa vuruşu ile gelen bu golde hatalıydı.

Fenerbahçe 10 kişi kalmasına ek olarak 0-1 geriye de düşmüştü. Yenilgi demek 20 yıldır devam eden “yenilgisizlik başarısının” sonlanması demekti. Maçın böyle bitmesi ise 5 dakika sonra kapılan bir golle engellenmiş oldu. Soldan yapılan yerden ortayı önü kapalı kaleye göndermeyerek topu arkasındaki Eljif'e bırakan Soldado hemen hemen maçtaki tek olumlu hareketini yapmaktaydı. Şimdi akla burada bir soru daha gelmekye. Gol öncesi son topu atan oyuncu mu asist yapmış sayılacaktır yoksa topun üstünden atlayan Soldado mu asist yapmıştır. Eljif'in harika ve hiç düşünmeden yaptığı vuruş beraberliği getirmiş ve tribünleri ayaklandırmıştı. Maçın nereye varacağı bilinmezken Fenerbahçe sadece 1 oyuncu değişikliği ile 85.dakikaya gelinmiş yani sonraki değişiklikler için geç bile kalınmıştı. Son 15 dakika Galatasaray tek kale oynamasına rağmen sadece 1 kere boş kaleye topu gönderemezken uzatmalarda galibiyet golünü kaçıran da oyuna yeni giren Alper Potuk'un ayağından Fenerbahçe oluyordu.

Maç 1 -1 beraberlik ile sona ererken aslında kaybeden konuk takım Galatasaray, kazanan ise ev sahibi Fenerbahçe oluyordu. Gelecek sezon oynanacak ilk Derbi öncesi söylenecek söz belirlenmiş oluyordu. “21 yıldır Galatasaray bu sahada galibiyet yüzü bulamıyor”.

Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

28. Hızlı ve çabuk futbolcu farkı :

Bu farkta sözü edilen hızlı futbolcular tabii ki sahada koşarlarken rakibini hızıyla geçen oyuncularla ortaya çıkar. Bu koşular sırasında hızlı futbolcular kolaylıkla belirlenir. Hızlı futbolcuları takımlar daha çok açıklarda oynatırlar. Gerçekten de sağ ve sol açıkta bu hızlı akınları çok sayıda gol getirir takımlarına.

Bazı futbolcular maç başlarında hızlıdır, bazıları ise maçın sonlarında diğerlerinden daha hızlı hale gelir. Bu artık sürat değil dayanıklılık göstergesidir. Mesela eski hızlı futbolcular aklıma geldi de sağ açıktan İlker'in yaptığı koşuları tribünden yanımdakilere gösterirken “bakın gene tiren gidiyor “ esprisini yapardım. Oysa gene eski bir Fenerbahçeli olan Müjdat, 85. dakikada koşarak tüm rakip futbolcuları arkada bırakırken büyük alkış alırdı. Oysa maç başladığı dakikalarında bu hızı yoktu.

Medya; antrenmanlar gizli yapıldığı için olacak hangi futbolcu hızlı, hangi futbolcu dayanıklı taraftarlara pek bilgi veremezler. Onlar ezberledikleri antrenman özetlerini tekrarlar dururlar. Bu nedenle çabuk futbolcu – hızlı futbolcu ayırımı da pek bilinmez ya da bilinir ama anlatılmaz.

Oysa çabuk futbolcu kabiliyeti başkadır. Kısa mesafelerde adımları çabuktur. Çalım atarken topu iki ayağı arasında çabuk dolaştırır. Çalım atarak geçtiği futbolcuya yetişme olanağı vermez çünkü adımları çabuktur. Bir takımı ele alıp hızlı futbolcularını say dediğiniz kişi hemen ve doğru olarak sayarken çabuk futbolcuları da say dediğinizde şaşır kalır çoğu zaman. Tabii ki bilenler vardır ve sayarlar da ama çok az sayıdadırlar. Çabuk futbolcu ayağına gelen topu çok çabuk stop eden veya önüne doğru sürerken aniden dönerek ya sürmeye devam eden ya da ani şut çekebilen futbolcudur. Çabuk futbolcu bu çabukluğu göstererek oynarken o sırada rakip oyuncular gerisinde kalmışlardır bile. Sadece forvet olarak değil orta saha veya savunma oyuncularında da çabukluk önemlidir. Topu stop ederlerken çabuk hareketlerle rakibi çalımlayıp geride bırakabilirler.

Zaten savunmacıların gol hazırlayıcısı olabilmeleri için çabuk oyuncu olmaları da zorunludur. Yavaş (ya da çabuk olmayan) futbolcular topu ileriye taşıyamaz sadece uzun paslar göndermekle yetinirler. Bir düşünün bakalım tuttuğunuz takımınızda hangi futbolcular hızlı hangi futbolcular çabuk oyunculardır. Bugün oynayanlardan olsun veya eskilerden olsun.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com