2019 - 2020 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 13.HAFTA

01.12.2019

2019 - 2020 Sezonu Süper Lig Maçlari 13.hafta

2019 – 2020 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI

13.Haftanın izlenimleri ve [Göztepe - Fenerbahçe Maçı: (2- 2)]

Sezonunun 13. haftası tamamlanırken hala takımlarda belli olan, geleceğe ışık tutan veya futbol adına bazı göstergeler ortaya koyan bir anlatım yok. Transfer sezonu tamamlanmışken hala adları yeni-yeni sıralanan bazı oyuncular konuşulabiliyor. Bu da sanırım transfer komisyoncularının ilginç başarılarının eseri olmakta.

Futbolseverlerin unuttukları asıl önemli bir şey var ki tekrar tekrar hatırlatmakta yarar vardır. Asıl futbol tek tek alınan futbolcular ile değil kurulacak “takım” ile oynanacaktır.

Futbolumuzu gerileten, insanların futboldan soğumasına yol açan konulardan birisi de kulüplerimizin isimlerinin şirketlere satılması olmuştur. Üstelik de bu satışın şartlarından en önemlisi de şirketlerin adlarının kulüp adından önce yazılma şartları olmuştur Şu anda Süper ligimizde bu şekilde isim satışları yapılmış 2 si önceki yıllarda tamamlanmış tam 10 adet kulüp var. Neyse ki 3 büyük kulübümüz şimdilik bu satışlara hayır demekteler.

VAR sisteminde konuşulanlar bu hafta epey fazlaydı. Penaltı tekrarları olsun, aut çizgisi dışından çevrilen topun golle sonuçlanması olsun maçların sonuçlarını da etkiledi.

Tabii sistemin itirazsız kabul edilmesini sağlayacak görüntüyü sesli olarak yayma serbestliğinin sağlanması çözümünü tekrarlamakta da yarar var.

İzlenen Diğer Maçlar:

- Trabzonspor, Galatasaray'ı ağırlarken 1-1 berabere kaldılar. İki takımın taraftarlarıyla dolu tribünler maç boyunca seslerini azlatmadılar.Yalnız Trabzon seyircisinin top rakipteyken tezahürat yerine ralibi ıslıklaması yanlıştı. Top uzun süre rakipte kalınca bunu sesli olarak anlatmış oluyorlardı. Yağışlı bir sahada saha seçimini Galatasaray kazandığı için maça da Trabzonspor başladı. Maç tabiî ki Ev Sahibi takımın daha çok hücum etmesiyle başladı. Gene de Galatasaray hücumları da tehlikeli oluyordu. Galatasaray'ın beraberliğe razı bir şekilde maça çıktığı sakatlananların uzun süre yerde kalmalarından belli oluyordu. İlk yarı Trabzonspor'un daha net gol pozisyonları bulmasıyla golsüz tamamlandı. Trabzonspor ikinci yarıya daha baskılı başladığı gibi 50.dakikada golü de bulan taraf oluyordu. Kullanılan frikik atışında biraz etiyle rakibi iterek faul de kullanan Sörloth, çok iyi yükselip attığı kafa vuruşuyla takımını 1 -0 öne geçiriyordu. Tabii ki golden sonra Galatasaray hücum üstünlüğünü ele geçirerek beraberlik golünü aramaya başladı. İlginç olan ise bir çok şüphe taşıyan pozisyonlarda VAR'a gidilmemesiydi.Maç böyle bitiyor derken 90.dakikadaki baskılı hemen hemen son hücum diyebileceğimi karambol sırasında Ömer topu Japon oyunu Nagatomo'nun önüme doğru uzatınca bu futbolcunun sert şutu maçın da 1 -1 beraberlikle bitmesine neden oluyordu.

- Beşiktaş, İstikbal Mobilya Kayserispor'u 4- 1 yenerken tabiî ki hiç zorlanmadı, Beşiktaş yavaş yavaş en diplerdeki pozisyonundan 3.lüğe kadar yükselirken, kendi söylediği gibi tek kadın başkanla yönetilmeyi göze alan Kayserispor sonunculuktan kurtulamıyordu. Beşiktaşlı taraftarların yer yer boş bıraktığı tribünlerin tezahüratlarında ne dedikleri de pek anlaşılamıyordu. Beşiktaş maça hakim başladı. Başarılı Kayserispor'lu kaleci Lung'un kurtarışları olmasa Beşiktaş golü 20. dakikadaki Atiba'ın golünden daha erken bulabilirdi. Daha sonra 30.dakikada sağ bek Gökhan ve 41.dakikada Burak'ın golleriyle devreyi Beşiktaş 3– 0 önde kapattı. ikinci yarı maç daha çok orta sahada iki takımın da skora razı futbollarıyla devam ederken ve maç böyle bitecek zannedilirken 86.dakikada Adebayor Kayserispor'un tek golünü atarken Burak da 90. dakikada maçın skorunu 4 – 1 şeklinde ilan ediverdi.

Göztepe -Fenerbahçe Maçı ( 2 –2)

Fenerbahçe iddialı, Hocası iddialı, bazı futbolcuları iddialı ama “takım” iddialı değil, daha doğrusu hala ortada bir takım yok. Bazen hızlanıyorlar, bazen de hızlanan rakibin gerisinde kalıyorlar. Oysa bu maça çok hızlı ve galibiyet amaçlı çıktıkları belli olmaktaydı. Henüz ilk dakikalarda ilk hücum eden takım oldukları gibi ilk gol pozisyonuna ulaşan taraf da oluyorlardı. Ama bekledikleri olmuyor ve ilk golü yiyen taraf da 7. dakikada kendileri oluyordu. Tabiî ki maçı kazanmak isterken yenik duruma düşen tarafın her maçta olduğu gibi ipleri eline geçiren ve beraberliği araya taraf da Fenerbahçe oluyordu. Ancak zaten maça çıkmak üzereyken takımı değiştiren taraf olduklarından kimin hangi hücumda hangi mevkide oynadığı pek de belli olmayan bir takım olarak oynamaktalar, ya da bir “takım” olarak oynayamamaktaydılar.

Pozisyonları kaçıranlar ya da pozisyon olup olmadığı dahi pek akılda kalmayan dakikalardan sonra devrenin de sonuna gelinmişken Emre'nin bir frikiğinde Serdar hem rakiplerinden hem de arkadaşlarından çok daha yükseğe zıplarken attığı kafa şutu kalenin kurtarılmaz bölgesine şiddetle ulaşırken kalecinin de, kale içinde golü önlemek için bekleyen savunma oyuncusunun da bu golü önleyecek olanakları yoktu. Böylece bütün ilk yarının tek golünü atan Fenerbahçe, 1- 1 beraberliği sağlayarak 1. devreyi bitirmiş olmaktaydı.

İlginç olan 2. yarıya da Fenerbahçe galibiyeti arayarak, Ev sahibi takım ise beraberliği koruma amacıyla başladılar. Tabii ilginçlikler bu kadar basit değildi. Fenerbahçe aleyhine penaltı vererek oyunu durduran VAR, o andan itibaren 2 – 1 öne geçen Fenerbahçe'nin de önüne geçerek 3 dakika sonra 2-1 yenik duruma düşmesine neden oldular. Tamam, ilk atışta başarılı bir plonjonla penaltıyı bloke eden Altay, atış sırasında hatalıydı, Yani atıştan önce ayağını kale çizgisinden ayırmıştı. Üstelik her 2 hakem de bunu farketmemiş ve oyunu devam ettirmişlerdi. Ama tam da bu sırada Altay'ın elle attığı uzun topunu yakalayan Fenerbahçeli 2 futbolcu top sürüp takımlarını 2-1 öne geçirmişlerdi. Yani oyun devem etmekteydi. Pekii VAR nedeniyle durum 2-1 olmak üzere Fenerbahçe geçerli bir golle öndeyken oyunu durduran VAR, bu golü neden iptal etmişti. Gerekli olan penaltının tekrarı ise oyun oynanmaktayken atılan golü neden iptal etmekteydi. Bunlar hep akıllarda kalan soru işaretleri olarak bu maçın da arkasında kalacaktır.

Neyse ki hiç olmazsa Fenerbahçe aynı 2. golü hemen bularak maçı 2-2 duruma getirerek hiç olmaz ise şaibeli maçı tekrar berbere duruma getirmeyi sağladı. Ama şu anlaşıldı ki bu Federasayonla, bu hakemlerle, bu VAR ile, bu sistemle Fenerbahçe'nin bu yıl şampiyonluğu kazanması epey zor.

Üzerinde Durulmayan Bazı Önemli Futbol Gerçekleri

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

. Maç Sırasında Vakit Geçirme Gayretleri

Yabancıların maçlarında pek karşılaşılmasa da bizim maçlarda bol bol karşılaştığımız ve de alışık olduğumuz bir konu var. Takımlardan biri elde edilen puana razı olup maçın bu sonuçla bitmesini arzu etmekteyse oyunun yavaşlaması için bazı vakit geçirici eylemlere baş vurabilmektedir.

Tabii ki bu eylemlerden en çok karşılaşılan da sakatlık iddiasıyla yere yatarak vaktin geçmesine gayret etmektir. Bir örnek verecek olursak önemli bir darbe almadığı, sakatlıkla bir ilgisi olmadığı halde yere yıkılan ve yerde debelenerek oyunun durmasına üstelik epey vaktin geçmesine gayret eden çok sayıda oyuncu ile karşılaşılmasıdır.

Hakemlerimizin burada yapacağı bir şey de yoktur. Yerde yatan oyuncuyu sahtekârlıkla suçlayıp cezalandıramazlar. Sağlıkçı değiller ki “sen sağlamsın” şeklinde suçlasınlar.

Bu konuda akla başka bir spor dalı gelmektedir. Yurdumuzda “Amerikan Futbolu” diye de adlandırılan spor dalında hakem tarafından suçlu bulunup saha dışına çıkartılan futbolcular birkaç dakika oyun dışımda tutulduktan sonra oyuna dâhil edilebilmektedirler.

Bilmiyorum dünya ve Avrupa futbolunda uygulanmayan bir kaide ülke spor dalına uygulanabilir mi? Veya uluslarası bir izin alınarak tatbik edilebilir mi? Eğer bu usulü futbolumuza uygulayacak olursak sahtekârlıkların da önüne geçmiş olacağız.

Gelecek yazıda buluşmak üzere

YMM. Okan İnanç Yenicagymm@hotmail.com