2019 - 2020 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 3.HAFTA

02.09.2019

2019 - 2020 Sezonu Süper Lig Maçlari 3.hafta

3.Haftanın izlenimleri ve [Fenerbahçe – Trabzonspor Maçı: (1 -1) ]

Sezonunun ilk üç haftası tamamlanırken belli olan geleceğe ışık tutan veya futbol adına bazı göstergeler ortaya koyan hiçbir anlatım yoktu. Transfer sezonu tamamlanırken hala adları sıralanan bazı oyuncular konuşulabiliyor. Bu da sanırım transfer komisyoncularının ilginç başarılarının eseri olmakta.

Futbolseverlerin unuttukları asıl önemli bir şey var ki tekrar hatırlatmakta yarar vardır. Asıl futbol tek tek alınan futbolcular ile değil kurulacak “takım” ile oynanacaktır.

Üç büyüklerden sadece Fenerbahçe'nin liderliği söz konusuyken Trabzonspor beraberliği onu da liderlikten ikinciliğe indiriveriyordu. Beşiktaş kendi sahasında galibiyeti kaçırırken Galatasaray'a deplasman galibiyeti hem 3 puan hem de moral vermekteydi. Hem de Beşiktaş 8. sıradaki yerini korurken, Galatasaray 14.lükten onların hemen altına yani 9.luğa kadar yükselmekteydi.

VAR sistemine bu hafta daha az yer verilirken şimdilik yararlı bir şekilde devam ediyor demek daha doğru olacaktır

İzlenen Diğer Maçlar:

Gelelim yayıncı kuruluş vasıtasıyla izlenen maçların özetlerine:

- Galatasaray, İstikbal Mobilya Kayserispor deplasman maçını 2 – 3 kazanırken çok acayip ve çok gollü bir maç izlendi. İlk gol pozisyonunu Muslera'nın önlemiş olmasına karşın Galatasaray ilerleyen dakikalarda hücum üstünlüğünü ele geçirdi. Savunmasının da hatalarına karşın Galatasaray fazla gol fırsatı da bulamamışken 37. dakikada savunmasında Lujindama'nın Muslera ile arasında ki rakip oyuncu Henrukie'yi görmeden vermeye kalkıştığı topu kaptırınca bu oyuncu da Kayserispor'u 1 -0 öne geçiriverdi. Kayserispor'un mutlak bir golü kaçırmasından sonra ilk yarı bu şekilde sona erdi ama 2. yarı maçla birlikte gariplikler de başladı. VAR'ın devreye en çok girdiği maçlardan birisi oynanmaktaydı. Penaltı, gol iptalleri, Şüpheli bazı pozisyonlara VAR'ın müdahalesinin istenmemesi gibi çok sayıda şüpheli pozisyonlar sonrası gollerin gelişimi şu şekilde sonuçlanıyordu. 66. dakikada günün en çok hata yapan oyuncularından Belhanda penaltıyı gole çevirip durumu 1 -1 e getiriyordu. İlerleyen dakikalarda kırmızı kartlar sonrası rakibin 9 kişi kalması Galatasaray'ın gol aramasını tek kale haline döndürdü. Ancak beklenen gol maçın bitmesine 3 dakika kala Bebel'in şutu rakibe çarpıp başarılı kaleci Lung'u ters ayakta (kontrpiye) bırakıp Galatasaray'ı 1- 2 öne geçiriyordu. Maç Galatasaray'ın galibiyeti ile sonuçlanacak sanılırken garipliklerden birisi olarak +9 dakika verileu zatmanın +3. dakikasıında günün başarısız oyuncularından Umut maçı 2 -2 berabere duruma getiriveriyordu. Bu arada Kayserispor 8 kişi kalmaktayken Galatasaray'da da Emre Mor maçın 4. kırmızı kartını göreni olarak takımını 1 kişi eksiltmekteydi. Oysa daha bu garip maç henüz bitmemişti ve 90+9 da Adem Büyük bu kez büyüklüğün çoğunu yaparak.

- Beşiktaş, Çaykur Rizespor ile 1 – 1 berabere kalırken kazanabileceği bir maçta 2 puan daha kaybetmiş oldu. Tribünleri 30 bin kişi civarında doldurmuş olan Beşiktaş seyircisinin süren maç boyu tezahüratlarına rağmen maç sonunda kendi futbolcularını (Lens'i) ıslıklama “kötü taraftarlığını” da gösterdiler. Beklendiği gibi maç, Beşiktaş baskısıyla başladı. Rizespor akınları seyrek ve etkisiz devam ederken gene de Ljajic'in bir hatası sonrası bir gol yiyebilecekken kaçıran Rizespor oluyordu. 3 eski ve uzun süre (Gökhan, Caner ve Lens) Fenerbahçe'de oyanmış oyuncular olmak üzere kaliteli bir takımdan beklenen goller bir türlü gelmiyordu. Güven'in gollük pozisyonlarda çektiği şutlar da gol getirmeyince beraberlik beklenirken 37. dakikada Oğulcan'ın kontratakta kaptığı topu sürüp beklenmedik şekilde ani ve güzel bir vuruşla göle çevirmesi ilk yarının da Rizespor'un 0 – 1 galibiyeti ile tamamlanmasını sağlamış oldu. İkinci yarıya da tabii ki Beşiktaş baskısıyla ve beraberlik golünü aramasıyla başlandı. 8 dakika dolmuştu ki Caner'in sol açıktan yaptığı bir ortayı iyi takip eden Vida oldu ve kafa vuruşu beraberlik golünü getirdi. Bu ortayı savunma iyi izleyerek karşılayacak olsa gol gelmeyecek ve asist diye bir şey de oluşmayacaktı. Bu arada karşılıklı akınlarda Rizespor akınlarından birisinde Rizesporlu futbolcuya açık bir şekilde vurulan dirsek sonrası hem penaltı verilebilirdi hem de kırmızı kart. Oysa konu ne VAR'a götürüldü ne de VAR imcelemeye aldı yani geçiştirildi. Maçın sonlarına doğru Beşiktaş akınları iyice “tek kale” akınlarına dönse de başka gol gelmedi. Bu arada eski ve iyi bir sol bek olan İsmail kartal'ın savunmasına verdiği iki kişilik markaj taktiğinin de ne kadar olumlu sonuçlar verdiği dikkat çekmekteydi. Topu ayağına her alan rakip oyuncu hemen 2 kişi ile marke edilirken biri sağa gitmesini önlerken diğeri de sol tarafını bağlamaktaydı. Böylece her top ayağındaki oyuncu topu rakibe kaptırmış olmaktaydı. Maç Beşiktaş'ın galibiyetine dur denecek bu hamleler ile sonra ermek üzereyken + 4. dakikada Beşiktaş'un kalesinde Vetrih, kaleci ile karşı karşıya kalınmışken boş durumda topu direğe gönderip golü atamaması maçın beraberlik ile bitmesine neden oluyordu.

Fenerbahçe – Trabzonspor Maçı: (1 - 1)

Fenerbahçe için erken bir liderlik maçıydı. Hem de lige iddialı başlayan ezeli rakiplerden birisi sayılabilecek Trabzonspor la oynanacak bir maçtı. Durum böyle olunca taraftarlar da tribünleri doldurmuş devamlı tezahüratlarla stadı inletmekteydiler. Beklendiği ve olması gerektiği gibi maça Fenerbahçe'nin ilk topla oynamanın gol pozisyonuna dönüştüğü ama bu fırsatın da sonrakiler gibi kaçırılacağı baskılı hâkimiyetiyle başlandı. Gene de gole erken ulaşıldı denebilir. 17. dakikada yapılan çok paslı bir akında Rodrigues kaçırmak üzereyken son vuruşu ile gole çevirdi. 1 -0 galibiyet beklendiği gibi Fenerbahçe'yi yavaşlatıp Trabzonspor'u golü arayan taraf durumuna geçirdi. 10 dakika sonra da bu akınlardan birisinde Ekuban ayağına gelen fırsatı kaçırmayıp maçı 1 -1 berabere duruma geçiriverdi. Kalan dakikalar başta Uğurcan olmak üzere kalecilerin başka gole izin vermeyecek kurtarışlar yapmaları ilk yarının bu sonuçla bitmesine neden oluyordu.

İkinci yarıya Fenerbahçe'nin bastırarak oynaması ama Trabzonspor'un da belli aralıklarla gol aramasıyla başlandı ve devam etti. Trabzonspor'un yeni oyuncularından Sörloth'un etkili futbolu dikkat çekerken Fenerbahçe'de dikkat çekecek bir başarı gösteren oyuncu yoktu. Diğerlerine göre daha başarılı bir futbol oynayan oyuncuları sıralamak yerine bekleneni vermeyenleri saymak daha doğru olacak.

Ters tarafta bek oynaması uygun görülen ve beğeni toplayan Dirar bu kez vasatın altında olanların başında geliyordu denecekken Zajc'ın ne oynadığını nasıl oynadığını tetkike alınca onun önüne geçtiği düşünülmekte. Deniz, kaliteli bir oyuncu olduğunu kendisi de bildiğinden takım oyunu yerine kendini gösterme oyunlarını tercih etmekte ve çok top kayıpları yapmaktaydı. Muriqi hemen her yere koşmakta, her mevkide yer alma sanısı yaratmakta olduğu için ne gole yaklaşabildi ne de arkadaşlarını gole yaklaştıracak ortamlar yaratabildi. Tolga bile maç boyunca toplamda zayıf kaldı demek yanlış olmayacak.

Maçın geneline bakacak olursak gene de rakibe kendisini zayıf hissettirecek bir futbol oynanmasını bu yılın ilk üstünlüğünün ispatı olarak gösterme artısı bu maçta da yaşanmıştır. Arkası geleceğini gören taraftarlar da bu nedenle kaybedilen 2 puana rağmen maç sonrasında da takımlarını canı gönülden desteklemişlerdir.

Üzerinde Durulmayan Bazı Önemli Futbol Gerçekleri

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

3- Her gol öncesi top ayağında olan oyucu asist yapmış sayılır mı?

Gerek serbest atışlardaki gerekse kornerlerdeki ortalar aslında ikiye ayrılmakta. Yükseklerden gönderilen ile yere paralel alçak ortalar. Her ikisi de aslında asist değildir. Oraya toplanmış 20 kadar oyuncunun birisinin vurduğu kafa gol olunca bu ortaya asist dememek gerekir.

Detaylı olarak ele alacak olursak:

Buradaki konu da bu değil zaten. Havaya dikilerek kalenin yakınına gönderilen ortalara asist demenin yanlışlığını anlatacak bir görüştür buradaki görüş. Bir kere bu tür orta ceza sahası içinde ve yakınındaki herkes tarafından daha uzun bir süre izlendiğinden savunmanın uzaklaştırması forvetin kaleye gol olacak şekilde yönlendirmesinden çok daha kolaydır.

Korner atan kişi asist yapmış sayılabilir mi? Aslında korner atılırken çoğu maçta 20 kişi ceza sahasında gelen topa yükselirken bir kişi gol atmış olabilir. Tamam gol o kişiye yazılırsa da korneri yollayana nasıl asisti yapan adı verilmekte işte onu anlayamıyorum. Aynı şekilde sağ veya soldan akan açık oyuncu içeriyi göremezken yaptığı orta gol olunca asist yaptığını söylemek doğru mu?

Bunlar yerine sadece görerek verilen gol pasları “asist” kavramına dahil edilmeli diğerleri için bir değeri yok kabul edilmelidir. Golün tartışmaları yapılırken bu vuruşların asist olup olmadığı da tartışılmalıdır. Ancak burada kimin veya kimlerin kararının kabul edilebileceği sorusunun cevabı da bulunmalıdır. Örneğin: asist yapmayan ama topun üstünden atlayarak gol atılmasını sağlayan iki oyuncudan hangisi asist yapmış sayılacaktır.

Burada maç sonrası tartışmaları bitirerek, Federayonlar tarafından aynen golü atanın kim olduğu kararları gibi müştereken alınacak kararlar esas alınmalıdır. (Tıpkı rakibe çarparak giren gollerin kararı gibi ortada bırakılmamalıdır).

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

yenicagymm@hotmail.com