2019 - 2020 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 4.HAFTA

17.09.2019

2019 - 2020 Sezonu Süper Lig Maçlari 4.hafta

2019 – 2020 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI

4.Hafta

4.Haftanın izlenimleri ve [Aytemiz Alanyaspor - Fenerbahçe Maçı: (3 -1) ]

Sezonunun 4. haftası tamamlanırken hala daha belli olan, geleceğe ışık tutan veya futbol adına bazı göstergeler ortaya koyan hiçbir anlatım yok. Transfer sezonu tamamlanmışken hala adları sıralanan bazı oyuncular konuşulabiliyor. Bu da sanırım transfer komisyoncularının ilginç başarılarının eseri olmakta.

Futbolseverlerin unuttukları asıl önemli bir şey var ki tekrar tekrar hatırlatmakta yarar vardır. Asıl futbol tek tek alınan futbolcular ile değil kurulacak “takım” ile oynanacaktır.

Üç büyüklerden sadece Fenerbahçe'nin liderliği söz konusuyken ve o da liderlik ümidini son maçında A.Alanyaspor'a 3-1 yenilerek iyice kaybederken, Trabzonspor'un beraberliği de onu 8.liğe kadar indiriyordu.

Galatasaray'ı aldığı Kasmıpaşa karşısındaki tek gollü ikinci galibiyeti 5.liğe kadar yükseltirken, Beşiktaş deplasmanda G.Gaziantep'e olağanüstü gelişmelerle geçen maçta yenilerek 14.lüğe kadar iniyordu.

VAR sistemine bu hafta daha çok yer verilirken hala tartışılması da ilgi çekmekte. Bu tartışmaların belli sonuçlara doğru ilerlemeye başlaması halinde ayrıca ele alınacaklardır.

İzlenen Diğer Maçlar:

Gelelim yayıncı kuruluş vasıtasıyla “tek spikere döndüğünden beri daha rahat” izlenen maçların özetlerine:

- Galatasaray, Kasımpaşa'yı 1 – 0 yenerken çok zorlandı ve puan kaybından zor kurtuldu denebilir. Tamamen dolu tribünler ve Galatasaray için yapılan tezahüratlara rağmen maça karşılıklı akınlarla başlandı. İlerleyen dakikalarda Ev sahibi takımın akınları çoğalsa da misafir takımın akınları da gole ulaşabilecek seviyedeydiler. Yani Galatasaray rakip sahada devamlı bir baskı kuramıyordu. Bu akınlardan 38 dakikada ki bir Galatasaray akınında çok sözü edilen yeni transferlerinden Falcao golü atan olarak ortaya çıkınca hem ondan çok şey bekleyenleri golü ile mutlu ediyor hem de beklentileri karşılamış oluyordu. Devre bu şekilde sona ererken Galatasaray'ın 2. yardaki futbolundan taraftarları hiç memnun kalmamaktaydı. Kurtarışları nedeniyle Muslera dışında başarılı sayılabilecek futbolcusu bulunmayan Galatasaray tek gole razı bir şekilde gol atmak yerine başka gol yememe mücadelesi vermekteydi. İkinci yarıya ilk yarının verdiği görüntü nedeniyle Kasımpaşa'nın çok kişiyle baskılı oynaması bekleniyordu. Aynen böyle de oldu zaten. Ne var ki Kasımpaşa'da Quaresma dışında başka gol ayağı göze çarpmıyordu. Onun gayreti de gol getirmeyince kalecilerin kurtarışları sonrası maç da ilk yarıda atılan tek golle sonuçlandı.

- Beşiktaş, Gazişehir Gaziantep'e 2-3 yenilirken son zamanlarda bu kadar garip bir maç izlenmemişti. Demek ki kafalara sonradan gelen akıllar hiçbir işe yaramıyor. Beşiktaş 0 - 3 geriye düşünceye kadar ortalarda yoktu. İlk golü 8.dakikada penaltıdan yerken üstelik sahada 10 kişi kalmaktaydı. Ani kontratağı gol olmaktan önlemek için son çaresinin “gole gitmekte olan rakibini düşürmek olacağı” kararını veren Vida, bu yanlışı ile hem penaltının golle sonuçlanarak 0 -1 yenik duruma düşülmesine hem de sahada 10 kişi kalınmasına neden olmaktaydı. 10 kişi kalan Beşiktaş mücadeleyi bırakmış gibi oynamaktaydı. Nasıl olsa yenik duruma düşülen durumu yaratan oyuncu da beliydi ve yapacak bir şey de yoktu. İlk yarı bu düşünceyle sona erdi. Tabii ki bu arada Ev sahibi takım tamamen geriye çekilmiş yenilecek bir golle beraberliğe bile razı durumda oynamaktaydılar. 2. yarıya da her iki takım da bu düşüncelere aynı tempoyla başladı. Gol gelmedikçe Gaziantep daha rahat oynamaktaydı. Ani akınlarla gol tehlikeleri yaratırken bınlardan 58. Dakikada Güray 2 -0 ve 82. dakikada Chibsah maçı 3 -0 a getirdiler. Artık maça, bu sonuçla bitti gözüyle bakılırken 83. dakikada sahneye Umut'un golü çıkıverdi. 1 – 3 lük durum Beşiktaşlılara “neden olmasın” dedirtmiş olacak ki tek kale haline getirdikleri bir oyunla ve Attiba'nın ayağından 84. dakikada durumu 2 -3 e getiriverdiler. Neden olmasına inananlar sadece Beşiktşlılar değildi. Hakemler üzerinde yetkili olanlar da +9 dakikayı maça ekletiverdiler ama bu ekleme başka gol getirmeyince G.Gaziantep maşı 3 -2 kazanmış oldu.

- Trabzonspor, Gençlerbirliği ile 2 – 2 berabere kalırken bu sonucu ne bu takımı yönetenler ne de stadı doldurmuş olan Trabzonspor taraftarları beklemiyordu. Gerçekten de maç başladığında gol yememeye çalışan konuk takıma karşı ev sahibi takımın tek düşünceyle gol aramakta olduğu görülüyordu. Tüm gayretler golü de 17. dakikada Novak'ın kafa vuruşuyla getirdi. Ne var ki bu gol, sonuç gibi maçı da değiştirmişti. Bu kez bastıran beraberlik golünü arayan da Gençlerbirliği olmuştu. Bu gayretleri de devre biterken sonuç verdi ve devreyi Gençlerbirliği Stancu'nun golü ile 1 -1 berabere bitirmiş oldu. Tabii ki 2.yarıya da golü arayan taraf Trabzonspor olarak başlandı. Aradan 10 dakika kadar geçmişti ki gole de ulaştılar. Sörloht 57. dakikada VAR desteği ile alınan penaltı sonrası takımını 2–1 öne geçiren golü attı. Tahmin edileceği gibi bu gol sonrası konuk takımın atakları da çoğaldı. Dikkati çeken en önemli konu ise her iki takımın da kalecilerinin de çok formda ve çok başarılı olarak daha çok sayıda gol izlememizi önlemelerindeki ustalıkları oluyordu. O kadar çok gol pozisyonu izlendi ki kaçırılan ve kaleciler tarafından kurtarılan gol fırsatları gol ile neticelenecek olsa bu maç 10 a 10 beraberlikle sonuçlanabilirdi. Bir taraf üstün durumdayken veya berabeliğe razı bir şekilde oynarken karşı taraf da gol aramaktaydı. Trabzonlular seyirci desteğinden yaralanamayıp 4. hafta sonunda 5. likten 8.liğe kadar inmiş oldular. Üstelik bu 1 puanı da “ ilk puanını deplasman maçında alan” bir takıma kaptırmış oldular.

Aytemiz Alanyaspor - Fenerbahçe Maçı: (3 -1)

Fenerbahçe için galibiyet demek puan farkı ile liderliği ele geçirmek demekti. Hem de asıl rakipler aşağılarda kalmışken. Yalnız unutulan bir şey vardı ki o da liderliği ele geçiren A.Alanyaspor'un burayı tesadüfen ele geçirmediği konusu idi. Takım oyunu oynayarak sahayı ele geçirdiklerinde bir golcüleri de olduğu için galibiyet kaçınılmaz olmaktaydı.

Fenerbahçe de eksik olan ise zaten ”takım” olma konusuydu. Sportif direktör'ün hâkimiyeti altına girmiş olan takım, devamlı yenilenmekte olduğundan zaten henüz ortada “takım” da yoktu. Sahada dolaşan oyuncular da ne yapacaklarını bilemez haldeydiler. Fenerbahçe taraftarları dahi sahada oynayan oyunculardan bir kısmını zaten yeni görmekteydiler. Geri dörtlüsü tamamen yeni kurulmuş, bazısı yeri olmayan görevde oynatılmakta olan bir takımı izlemekteydiler.

Bu keşmekeşe rağmen Fenerbahçe maça hâkim bir oyunla maça başladı. Bunu nedeni de herhalde rakibin de liderliği yeni tanımakta olmasıydı. Fenerbahçe gibi bir takıma karşı hücum oyunu oynamaya çekinmekteydiler. Bu edenle maç ortalarda oynanıp durdu. “Gol tehlikesi” denen futbolun olmazsa olmazlarından olan hareketlilik gelişmeden ilk yarı bitmek üzereydi ki Fenerbahçe'nin 39. dakikada golü geliverdi. Ne var ki geç gelen bu gole rağmen Fenerbahçe'de hatalar başladı ve devre arasına galip şekilde dahi giremediler. Kaleci Altay'dan gelen ilk hata beraberlik golünü de getiriverdi. İkinci yarı başladığında Fenerbahçe'de hatalar da başladı. 3 hata rakibin attığı gol sayısını gösterdiğinde maç da bitmiş oluyordu.

Fenerbahçe'nin yapacağı tek bir şey var. Önce lig boyu birlikte oynayacağı 14 kişiyi seçmek. Bu oyuncuların sakatlık ceza gibi nedenlerle saha dışında kalmaları halinde ise yerleri genç takımdan alınacak oyuncularla doldurulmalı. Yoksa satın alınmış pahalı oyuncular yedek bekletilerek bu boşluklar doldurulmaya çalışılırsa kırgın, yerinde oynamaktan ziyade kendini gösterme gayretinde oyunculara mahkûm olunur. Bekleyip göreceğiz neler olacağını.

Üzerinde Durulmayan Bazı Önemli Futbol Gerçekleri

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

4- Takımlarda kısa boyluların yerleri

Kısa boylu futbolcuların eski yıllardan beri bilinen, onları uzun boylu oyunculardan ayrı tutan avantajları süratli olmalarıdır. Gerçekten de süratlidir kısa boyluların çoğu. Bu nedenle öteden beri kısa boylu ve süratli sağ ve sol açıklara karşı süratli sağ ve sol bekleri seçmişlerdir hocalar. Tamam da açıklar gol atmayı hedeflemişken beklerin asıl görevleri savunmadadır.

Tamam da bu başarılı bekler hücum oyuncularıyla başa baş oynarlarken onları durdurma konusunda başarılı olurlarken tüm takımın savunmaya geçtiği anlarda örneğin kendi sahalarına yapılan korner atışlarında ne yaparlar. Topların çoğu havadan gelmektedir. Tüm takım savunmaya çekilmişken tabii ki toplar hem yerden hem de havadan gelecektir. İşte bu gibi durular için farklı oyunculara farklı görevler verilmesi yerinde olacaktır.

Bu problemlerin çözümü olarak ilk akla gelen ise geri dörtlünün tüm oyuncularının uzun boylulardan seçilmesi olacaktır. Böyle yapan takımlar da daha başarılı olmaktadır zaten. Oyunculara savunma görevleri verilirken rakibin ani kontr ataklarına karşı geri dörtlülerden başka süratli diğer oyuncular görevlendirilmektedir. Rakibin ani hücumu durumunda başka, tüm takım tamamen geriye çekilmiş durumda oynarken başka dizilim görevleri verilen takımlar başarılı oynamaktadırlar.

Gelecek yazıda buluşmak üzere

YMM. Okan İnanç

yenicagymm@hotmail.com