2019 - 2020 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 6. HAFTA

29.09.2019

2019 - 2020 Sezonu Süper Lig Maçlari 6. Hafta

2019 – 2020 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI

6.Hafta

6.Haftanın izlenimleri ve [Galatasaray - Fenerbahçe Maçı: (0 -0) ]

Sezonunun 6. haftası tamamlanırken hala daha belli olan, geleceğe ışık tutan veya futbol adına bazı göstergeler ortaya koyan bir anlatım yok. Transfer sezonu tamamlanmışken hala adları yeni-yeni sıralanan bazı oyuncular konuşulabiliyor. Bu da sanırım transfer komisyoncularının ilginç başarılarının eseri olmakta.

Futbolseverlerin unuttukları asıl önemli bir şey var ki tekrar tekrar hatırlatmakta yarar vardır. Asıl futbol tek tek alınan futbolcular ile değil kurulacak “takım” ile oynanacaktır.

Üç büyüklerden sadece Fenerbahçe'nin liderliğe oynaması ve ancak onun da gelecek haftalara kalmış olması söz konusuyken diğer 3 büyüklerden Galatasaray kendi sahasında ezeli rakibine 2 puan kaptırarak ancak 7. duruma gelmiş, Beşiktaş ise Trabzonspor deplasmanında da 3 puan kaybederek 16.lığa yani düşme hattına kadar inme garip durumuna düşmüştür. Trabzonspor 9.luktan Beşiktaş galibiyeti sayesinde 4.lüğe karda çıkmıştır.

VAR sistemine bu haftada da daha çok yer verilirken hala tartışılabilmekte. Bu tartışmaların belli sonuçlara doğru ilerlemeye başlaması halinde ayrıca ayrıca ele alınacaklardır.

İzlenen Diğer Maçlar:

Gelelim yayıncı kuruluş “tek spikere döndüğünden beri daha rahat” izlenen maçların özetlerine Ne var ki haftalar derbi ve büyük maçlar haftası olduğundan bunlardan yalnız bir tanesi ele alınmıştır.

- Beşiktaş, Trabzonspor'a 4-1 yenilirken çok şey kaybetti. 3 puan daha kaybetti, taraftarlarının ümitlerini kaybetti. 6.hafta sona erdi ve ancak 5 puan toplayabildi. Oysa maça çok iyi başlamışlardı. Bu başlangıca rakibin mi neden olduğu yoksa Beşiktaş mı çok iyiydi anlaşılamadı diye düşünürken birden Trabzonspor'un golü geliverdi. Aradan 30 dakika geçmişti ki yapılan frikik atış Dorukhan'ın kafa vuruşu ile kendi kalesine atılmış bir gol haline geliverdi. Tabii bu gol yenik duruma düşürünce Beşiktaş hücum üstünlüğünü arttırdı. Her an beraberlik golü beklenmekteyken 42.dakikada Sosa'nın vuruşu savunmaya çarparak Karius'u yanlış ayakta bırakıp 2. golü yemesine neden oldu. İlk yarı beklenmedik bir şekilde Trabzonspor'un 2 – 0 galibiyetiyle sona erdi. İkinci yarıya da Beşiktaş'ın bir gol arayışı ile başlandı. Bu gol gelecek olsa Beşiktaşlılar beraberlik golünün de geleceğini ummaktaydılar. Oysa 66.dakikada Sörloth 3. golü atıverince Beşiktaş'ın bu yeligisi de kesinleşmiş oldu. Gene de Beşiktaş'ın tek golü 79.dakikada Güven tarafından atlıverdi. Karşılıklı hücumlarla öylesine geçen dakikalardan sonra maç böyle bitecek denirken 88. dakikada Nwakaeme'in golüyle Trabzonspor gol sayısını 4 e çıkarttı ve maç da sona ermiş oldu.

Galatasaray – Fenerbahçe Maçı ( 0 – 0)

Bu maçta bu yılın ilk derbisini yenik bitirmemek en önemli sonuçtu. Bundan sonrasını yazmak ile sonucu yazmak aynı ifadeleri taşımakta. Hocaları ile futbolcular aynı düşünceler içinde oynarken gol yememek için çok dikkat ettiler. Galatasaraylılar bu konuda daha çekingen olarak gol atmaktan çok yememeye dikkatli olarak maça başlamışlardı. Zaten maçın ilk 30 dakikasına damgasına vuran da bu oluyordu. Fenerbahçe rakip sahaya baskınlar düzenlemeye çalışırken Galatasaraylı oyucular sadece bu baskınları önleme gayreti göstermekteydiler.

Fenerbahçe ilk30 dakika maça hâkim, gol arayan taraf olarak gözükmekte ise de gene de fırsatlardan yararlanmak için gerekli olan çok kişiyle hücum gereğini yerine getirmekte zorlanmaktaydı. Bunun tek nedeni ise gol ararken gol yeme korkusuydu.

Sonraki dakikalarda Ev Sahibi takım biraz daha rahatlayıp gol aramaya başladı. “Yemiyoruz ama ya bir de atacak olursak neler değişecek” şeklinde düşünmeye başlamışlardı. İşte bu dakikalarda sahneye kaleci Altay çıktı. İlk yarının sonları ile ikinci yarının başlarında yaptığı en az 3 golü önleyen kurtarışlarıyla bu golsüz beraberlik maçında başrolü oynamaya başladı.

Stadı doldurmuş olan taraftarlar da ne istediklerini tam bilemiyorlardı. Her iki takım taraftarı da yenilmedikleri için maç sonunda yerlerinden mutlu ayrılmaktaydı. Henüz lig yeni başlamıştı. Şampiyonluktan söz etmek için erkendi. Bu arada alınacak bir yenilgiden başka kötü sonuç ne olabilirdi ki? Yenilmemek tek mutlu edecek sonuç olarak iki tarafa da yaramıştı işte. Maça hâkim olan dostluk, kavgasızlık da bu sonucun eseriydi yoksa sanıldığı gibi hakemin başarısı filan değil.

Altay'dan başka isim sıralama olanağı yok zaten. Değil kim iyi oynadı ayırt etmek bir yana, futbolcuları tanımakta bile zorlanmaktayız. Zaten isimler sırt yerine futbolcuların bellerinde yazmakta, zaten spikerler bile oyuncuları tanımakta ve isimlerini söylemekte zorlanmakta biz taraftarlar nasıl “kim iyi kim vasat oynadı” diye sıralayacağız ki. Sahaya 11 i de yabancı oyuncu ile çıkan Galatasaray gibi biz taraftarlar değil bu yabancı futbolcu bolluğu ile sevinenler de tabiî ki bizler değil Sportif Direktörler olacak.

Asıl maçlar 10. haftadan sonra başlayacak diyebiliriz. Tabii takriben 10. hafta. Oralardan itibaren bazıları için mücadele başlayacak bazı takımlar için de “artık gelecek yıllara bakacağız” deme zamanları gelmiş olacak. Bekleyip göreceğiz.

Üzerinde Durulmayan Bazı Önemli Futbol Gerçekleri

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

6. Yabancı futbolcu çokluğunun Türk Futboluna zararları

En bariz örneğini Fenerbahçe Derbi maçına Galatasaray'ın 11 i de yabancı futbolcu şeklinde sahaya çıkmasıydı. Taraftarlar olsun maçı anlatan spikerler olsun maçları izlerken veya anlatırken oyucuları tanımakta ve isimlerini sıralamakta zorlanmaktaydılar.

Aslında bu her maçta böyle olduğu için futbol zevki de giderek azalmakta. İnsanları futboldan uzaklaştırmakta. Futboldan uzaklaşmak demek ise sahalardan uzaklaşmak demek oluyor. Tedbir alınmaz ise çekilecek sıkıntıları yavaş yavaş göreceğiz.

Bunu tek çaresi ise açık ve seçik bellidir. Bu da tabii ki yabancı oyuncu oynatmaktaki sınırlamanın tekrar getirilmesinden başka bir çözüm araştırılmamalıdır. Görev futbolun başında bulunan idarecilerden başkasına düşmez.

Gelecek yazıda buluşmak üzere YMM. Okan İnanç Yenicagymm@hotmail.com