ALİ KOÇ BAŞKANIMIZI KUTLARKEN FUTBOL İÇİN BEKLEDİKLERİMİZ- (4)

25.06.2018

Ali Koç Başkanimizi Kutlarken Futbol İçin Beklediklerimiz- (4)


Fenerbahçe'miz için güzel günlerin geleceğinden emin olduğumuz gibi beklentilerin de gerçekleşeceğinden eminiz. Seçim sonrası başladığımız çeşitli futbol görüşlerine devam:

Sezon henüz başlamadı. Gelecek için görüş bildirmek olanaksız. Transferler, çalışmalar beklenmekte. Bu nedenle konuları “genel” anlamında seçmek daha yararlı olacak:

  • Küçük, büyük, önemli, önemsiz demeden 2017-18 Süper Lig hafta sonu yazılarımda ele aldığım konulardan bazıları aşağıya sıralanmaya devam edilecektir:
  • --- Bazı futbol ile ilgili konular vardır ki küçük bir teferruat sayılarak pek üzerinde durulmazlar. “Aslında bazen bunlar önemli yer tutan konular olabildikleri için ele alınacaktır. Futbol yöneticilerinin eline, zihinlerine ulaşacak olursa belki bazıları onları da etkileyebilecektir” demiştik, devam ediyoruz.

9. Kornerlerin Değişik Düşünceleri.

Kornerler atılırken akla golün gelmesi normaldir. Sonuçta top kaleye yakın bir noktaya gidecektir. Ancak değişik bazı düşünceleri de ayrı ayrı ele almak gerekmektedir:

  • a)Korneri kullanan oyuncuların bazen atıştan önce elleriyle kendi oyuncularına “korneri ne şekilde kullanacağına” dair bir işaret yaptığı görülmektedir. Bu demektir ki her korner için değişik çalışmalar yapılmıştır. Top ya yakın direğe ya uzak direğe ya da başka bir oyuncuya doğru gönderilebilecek demektir. Yani bazı çalışmalar yapılmış demektir.
  • b)Kornerler sonrası gelen gollerde korneri kullanan futbolcunun asist yapmış olduğunu ileri sürmek tamamen saçmalamaktır. Korner atılan noktada bazen 21 futbolcu bulunmakta ve bunun gene bazen 11 adedi de kornerin atıldığı takımın oyuncusudur. Yani golü atanın şansı % 4- 5 civarındadır. Tabii ki gol şansı kornerin atılış şekline bağlıdır ama korneri orta yaparak atan tarafından seçilmemiştir. Bazı gollerde 18 içine değil de dışarıda bekleyen bir oyuncuya pas şeklinde gönderilmesi sonrası gol gelecek olırsa bu asist edilerek atılmış bir gol demektir. (Rapaiç'in bir golü gibi bu şekilde atılan golleri hatırlayanlar olacaktır.)
  • c)Orta şeklinde yapılan korner atışlarında elleri her oyuncunu kafasından daha yükseğe ulaşabilen her kaleci ile birlikte her takımda bulunan uzun boylu ve asli görevleri kafayla topları kaleden uzaklaştırmak olan stoperler bulunmaktadır. Zaten genç takım kuran Teknik Direktörler takımlarına gelen az sayıdaki uzun boylu gençleri önce stoper olarak yetiştirmeye başlarlar.
  • d)Havaya dikilerek ceza sahasının içine düşmesi beklenen her kornerde top kalecilerindir. Normal yapılan ortalarda da top stoperlerindir. Yakın direğe yapılan ortalarda hata yapmaz iseler topu uzaklaştıranlar ise savunmacılardan bu görevi yüklenenlerdir.

  • e)Adam adama savunma ile alan savunması şekli kornerler için yapılan savunma çalışmalarında esas alınmaktadır. Maçlarda da adam adama savunma sırasında ikili hale getirilen iki rakip mücadele içine gireler. Kavgalar, yaralanmalar, kartlar çok görülür. Oysa alan savunması en gerçekçi savunma şeklidir. Rakibe bakmaksızın topun nereye düşeceğini izleyip, sağlam bir duruş sonrası topu uzaklaştırmak uzun boylu savunmacılar için kolaydır. Sahanın paylaşılması sırasında uzun boylu oyuncuların alanı da saptanmaktadır zaten.
  • f)Kornerlerde atılan goller izlenecek olursa giren gollerde en çok rastlanan şeklin olduğu yerde değil de topu izleyerek koşan forvetler tarafından atıldığı görülmektedir. Bunun en canlı şekli Teknik Direktör Aragones tarafında uygulatılan “bir oyuncu kalecinin önünde beklerken diğer tüm forvetin ceza sahası dışına çıkarak topu bekledikten sonra topun önüne doğru yaklaşan oyuncunun koşmaya başlaması” şeklidir. Karambol gollerin dışında çoğu korner golleri bu şekilde topa doğru koşarak yapılmaktadır.
  • g)Kornerlerin pek üzerinde durulmayan en büyük özelliği ise kendi kalesine korner atılan takım için kontratak şansının en önemli olduğu şekil olmasıdır. Ne var ki çoğu takımda görülen ise kalesine korner atılan takımın tüm oyuncularının kendi ceza sahasına yakın durmalarıdır. Üstelik bu geriye çekilme ile rakip takımın tümü rakip kaleyi çember içine almış olduğundan korner sonrası dönen toplarla akınlarına devam edeceklerdir. Oysa en az 2 – 3 oyuncu kendi sahalar içinde santra çizgisine kadar dağılarak ileriye atılacak topları bekleyecek olsalar hem rakibin gol şansı azalacak hem de karşı atakla gol yapılabilecektir.

10. Santraforların Kafa Gollerindeki Ustalıkları.

  • Birçok futbolcu uzun boylu oldukları için forvet bölgesinde yer almıştır. Aslında genç takım hocaları ülkemizde az sayıda olan uzun boylu futbolcuları öncelikle stoper mevkiinde oynatmaya çalışırlar. Eğer ellerinde 3 ten fazla uzun boylu varsa ya da onlardan birisi forvet oynamış ve tecrübesi ile başarısı biliniyorsa ilerde oynatırlar. Gelelim santraforların kafa gollerindeki becerilerine.
  • Eğer bir santrafor uzun boyuna güvenip ceza sahası içinde dikilip kafasına top yaklaşmasını bekleyerek kafa golü atıyorsa gol sayıları ayağıyla attığı gollerden daha az sayıdadır. Zaten atılan kornerlere ve diğer duran toplara golden sonra “harika orta”“etkili orta” sözleri de boş beğenilerdir. Böylesi topların çoğu da uzun boylu stoperler tarafından uzaklaştırılır
  • Stoperin akıllı ve becerili olanları bu ortaları ceza sahasında dikilip beklemezler.O bölge zaten itiş kakış halindedir duran top beklenirken. Havada da çarpışmaları devam ettiğinden faul de yoktur. Bu şekilde kafa golü az görülür varsa da tamamen savunmacıların hatasıdır.

Burada durma yerine akıllı santraforlar ceza sahasının gerisinde durup gelecek olan ortayı beklerler. Eğer rakip adam adama savunmayı seçmiş ise onun savunucusu da başında ve gözü kendisinde beklemektedir. Oysa top havadan geldiğinde topun kavsi, sürati, alacağı falso ve ceza sahası içine yaklaşacağı nokta tespit edilebilir. Tabii bu nokta akıllı, başarılı ve tecrübeli santraforlar tarafından tespit edileceği için bu şekil goller de onların gömleğini bir kat daha arttırır.

11. Penaltı nedeni elle oynama mıdır ele çarpma mı?

  • Bu konu Federasyonların futbol kurallarında düzenlenmiştir. TFF da elle oynama ile ele çarpma ayırımını yapmıştır. Hatta “elin topa doğru mu topun ele doğru mu gitmekte olduğu” esasını getirmiştir. Hakemlerimizin çoğunun bu kuralları istedikleri gibi yorumlamakta olduklarına çokça rastlanmaktadır.
  • Gene bu kurallarda yazılı olduğu gibi topa çok yakın olan bir oyuncu için, eli hareketli olsa dahi elle oynama kararı verilemeyeceği açıkça anlatılmaktadır. Tamam bir frikik atışında barajı kuran oyuncuların ellerini kaldırarak sabit tutmaları halinde dahi elle oynama verilebilir. Ama arkası rakibe ve topa dönük bir oyuncunun açık duran koluna kendisi görmeden bir faul hatta penaltı verilmemelidir. Oysa çoğu maçlarda hakemlerimizin bu şekilde penaltı düdüğü çaldığına da rastlanmıştır.
  • Bunu en açık tarifi olan topun ele çarpmasının bir elle oynama sayılamayacağı görüşünün her kesime iyice anlatılmasıdır. Oysa ele çarpma neticesinde verilen bir penaltı sonrası iki takımın taraftarlarının ayrı ayrı ama kendilerine yarayacak şekilde yorumları hiç utanmadan yapabilmektedirler. Biraz bilgi edinelim ve biraz da ayıp nedir düşünelim derim.
  • Not: Dünya Kupası maçlarında da, daha önce yazılmış olan (22.hafta yazısı) bu yazıda yazılanların doğru olduğu ispatlanmıştır.

12. Maç Boyunca 30 Dakikada Bir Taktik Değişikliği :

Özellikle kontratak taktiklerinde hep aynı oyuncular ile yapılması durumunda bu sürat koşuları onlara büyük güç kaybı nedeniyle çabuk ve önemli yorgunluklar getirmektedir.

  • a)Bu nedenle 30 dakikada bir kontratak oyuncu tercihlerinde değişiklik yapılarak 2 şer 2 şer farklı oyuncularla kontratak koşularının düzenlenmesi düşünülmelidir. Kalecilerin elleriyle göndermelerinde olsun, savunma oyuncularının aralarında paslaşma yerine önceden belirlenen noktalara havadan topu göndermeleri olsun hepsi kontratak başlangıçlarıdır. Topun ilk gönderileceği oyuncu, kendisine ayrılan bölgeye koşarak topa hâkim olacağı için bu konuda en iyi olanlardan seçilmelidir. Bu oyuncular kısa boylu ama teknik ve topa sahip olma özellikleri yüksek olan oyunculardan seçilmelidir.
  • b)Zaten savunma kendi sahasında gol önleme çabalarında olduğu için uzun boylu oyuncular da kendi ceza sahası içindedirler. Top bu oyuncuya doğru yükseltildiği anda da karşı yan çizgiden de en süratli oyunculardan bir tanesi koşuya başlamış olmalıdır.

Bunlar zaten bilinen kontratak çalışmalarıdır. Burada söylenmek istenen ise maç boyunca 3 kere yani 30 ar dakika arayla bu ikililerin değiştirilmesidir. Daha sonra gelecek 3. 4. hatta 5. oyuncunun değiştirilmesine de gerek yoktur. Onlar karşı kaleye daha yakın olanlar arasından zaten koşuya başlamışlardır bile.

13. Açıklardan Koşu Yapan Oyunculara Pas gönderme

  • Sağ ve sol kanatta oynayan bekler ile onların önünde yer alan açıkların paslaşmaları en çok gol getiren eylemlerdir. Özellikle kontratak şeklinde ki akınlar daha gole yakın akınlar olmaktadır. Açıklardan yapılan paslaşmalardan en etkili olanları ise bir oyuncunun koşuya başlaması sonrası diğer oyuncunun topu onun önüne atmasıdır. Bu koşuyu bazen bek olan bazen de açık oynayan yapar.
  • Eski maçları hatırladım da.Fenerbahçe Kulübünün stadının kendi parasıyla yaptırdığı yıllardı. Fenerium tribünü inşa halinde olduğundan bütün maçları maratonda izlerdik arkadaşlarla. İşte o sırada sağ çizigiye yakın durduğumuzdan o çizgide koşanlar bizim önümüzden geçerlerdi. Fenerbahçe'de oynarken çoğu kez de sağ bek mevkiinde oynadığı zamanlar İlker Yağcıoğlu, yan çizgiden koşuya başlar ve sonra önümüze doğru gelip daha da ileriye devam ederdi. İşte o sırada tribünde yanımda olanlara onu göstererek “bakın gene önümüzden lokomotif geçiyor” derdim.
  • Bu koşular yapılırken onların önüne atılacak her top karşı kalede tehlike yaratacak demektir. Oysa bazen görüyoruz ki bu koşuyu yapanların önüne atmak yerine yan tarafa doğru topusürmeye devam edenler de olmakta.Hem de çoğunda topu kaptırarak akını bitirmek üzere.
  • Oysa koşan futbolcunun önüne atmak hem daha büyük gol fırsatı yaratmak demektir, hem de“emeğe saygıdır”. Gençliğimizde bizler emeğe saygıyı çok iyi bilirdik ama sanırım şimdilerde fazla önemsenmiyor.

14.Taç atışından ofsayt olamaz.

Hemen her maçta görülmekte olduğu için tekraren ele alınmıştır. Taç atışından ofsayt olamaz.Peki tamam da bu bilindiğine göre neden hiçbir maçta, hiçbir takımın uyguladığını göremiyoruz. Rakip aut çizgisine yakın yerden taç atmakta olan takımın oyuncularının taç atışı görevlerini uzun taç atma becerisi olanlara bıraktıkları bilinmekte. Onlardan topu bekleyenler ise uzakta da olsa akıllarını kullanarak rakip aut çizgisine yaklaşarak bu topu alacak olsalar hem kendileri ofsayttan kurtulmuş olacaklar hem de takım arkadaşları o oyuncunun hizasına gelerek ofsayda düşmeden rakip kaleye yaklaşmış olacaklar.

Hele rakip savunma da ofsayt zannıyla duracak olurlarsa savunmanın yapacağı bu hata sonrası anında gole bile ulaşılma olasılığı gayet yüksektir.Hatta Dünya Kupası maçlarında da bu hataya devam edildiği dikkat çekmiştir.

Şimdilik sezon arası akla gelelere son verip2018-19 sezon hazırlıklarını beklemeye başlayabiliriz. Önce transferleri hazırlıklar ve hazırlık maçları sonra da sezonun ilk maçı.

Gelecek yazıda görüşmek üzere.


YMM.Okan İnanç

okaninanc@mynet.com