Başkanimiz Kendisi Ve Arkadaşlari İçin Tahliye Talep Etti

04.05.2012

Başkanimiz Kendisi Ve Arkadaşlari İçin Tahliye Talep Etti

Başkanımız Aziz Yıldırım, Mahkeme Heyetinden, kendisi ve tutuklu bulunan arkadaşları yöneticilerimiz için tahliye talebinde bulundu.

Başkanımız ve Yöneticilerimizin de yargılandığı Tarihi Davanın Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda yapılan 15. duruşması devam ediyor. Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve 10’u tutuklu 93 sanığın yargılandığı Tarihi Davanın 15. duruşmasında tutuklu sanıklar ile bazı tutuksuz sanıklar hazır bulunuyor. Duruşmayı tutuklu sanıkların yakınları ile yöneticilerimiz de takip ediyor. 15. duruşmada, dün ek beyan ve talepleri alınmayan tutuklu sanıkların da ek beyan ve talepleri alındı. Bu kapsamda Başkanımız Aziz Yıldırım da bir konuşma yaptı. Başkanımız Mahkeme Heyetine şu beyan ve taleplerde bulundu:

"Sayın Başkan, Sayın Üyeler, Sayın Savcı,

Neredeyse 11 aya yakın bir süredir Metris Cezaevinde tutukluyum.

3 Temmuz 2011 tarihinden itibaren çeşitli suçlamalar ile karşı karşıya bırakıldık. Gözaltına alındığımız ilk andan itibaren, büyük bir linç ve karalama kampanyası ile karşı karşıya kaldık.

Olmayan silahların evimden çıktığı haberleri ile başlayan linç kampanyası, İstanbul Emniyeti’nin şerefine bırakılmış olan adli kayıt fotoğrafımın çarşaf çarşaf gazetelerde yayımlanması, gene olmayan şike paralarının Emmenike tarafından sayıldığına dair uydurma haberler sür manşet gazetelerden servis edilmesi ile devam etmiştir.

Bunlarla da yetinmeyenler, Bizim üzerimizden Fenerbahçe’mizi itibarsızlaştırabilmek için, arkadaşlarımızın tutuklanmasının hemen akabinde resmi internet siteleri üzerinden 19 maçta şike yapıldığının tüm delilleri ile birlikte tespit edildiğini kamuoyuna açıklamakta bir beis görmemişlerdir. Bu maç sayısı iddianame ile 13 maça düşmüş; geldiğimiz durumda ise gerçekte hiçbir suçun olmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.

Evvela "Silahlı Suç Örgütü" suçlamasına maruz bırakıldım. Kimileri alkış tuttu; zafer çığlıkları attı. Sonra görüldü ki, silahlı suç örgütü suçlamasından 1 kişi hariç tutuklu kimse kalmadı. Daha sonra "Haksız Ekonomik Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" suçlamasına maruz bırakılmak istendim. Aynı çevreler, "işte yakaladık, şimdi tamam" dediler. Ama dosyaya gelen Resmi Bilirkişi raporları ile Fenerbahçe’nin tüm mali hesapları tertemiz çıktı. Daha sonra sadece "şike" suçlamasından tutuklandığımı öğrendim. Şimdilerde de şike yapmadığım, teşebbüs dahi etmediğim söylenmekte… Kim bilir yarın tahliye olduğumda da "Biz zaten Seni korumak için tutuklamıştık" diyecekler belki de…

İddianame içinde Bizlere izafe edilen suçlamaların ne kadar tutarsız olduğu dinlenilmesi tanımlanan tanıkların anlatımlarıyla da ortaya çıkmıştır. Örneğin, Manisaspor Başkanı Sayın Kenan Yaralı ile tamamen beşeri ilişkilerden kaynaklanan ve açıkça benim beyanlarımla ilk defa kendiliğimden açıkladığım yardımın teşvik parası sayılarak suçlanmamızın ne kadar haksız olduğu Kenan Yaralı’nın beyanları ile de ortaya çıkmıştır.

Keza, Fenerbahçe-Kasımpaşaspor müsabakası ile ilgili olarak, Emniyet fezlekesinde sözde sike yaptığımız ileri sürülen S.Fırat Kocaoğlu’ndan iddianamede vazgeçilerek maçta oynamayan kaleci Murat Şahin üzerinden şike yapıldığı gibi hiçbir delile dayanmayan ve uydurma suçlamalara maruz bırakıldık.

Emniyetin açıklamasında şike ve teşvik yapıldığının "hiçbir şüpheye yer bırakılmadan" anlaşıldığı ve delillendirildiği ileri sürülen fezlekede suçlamalar ileri sürülen 6 maç (Beşiktaş-Trabzonspor, Kayserispor-Manisaspor, Bucaspor-Fenerbahçe, Konyaspor-Kayserispor, Galatasaray-Trabzonspor, ve Galatasaray-Fenerbahçe maçları), Savcılık tarafından iddianameye dahi konulamamıştır. "3 tarla" olarak gösterilen maçlar böylelikle iddianamede "kaybolmuş", bu maçların hiçbirisinde futbolcularla şike ya da teşvik anlaşması yapıldığına dair hiçbir delilin bulunamadığı Savcı tarafından kabul edilerek iddia dışında bırakılmak zorunda kalınmıştır. Keza iddianameye konu edilen diğer maçlarda da, oyuncularla anlaşıldığına dair delil bulunmadığından futbolcularla ilgili kamu davası açılmadığı gene Savcılık tarafından açıkça iddianamede itiraf edilmiştir.

Trabzonspor’un olası girişimlerini engellemek için hemen her maç için ne kadar çabaladığımız, bunun için uğraştığımız Sayın İlhan Cavcav’ın yeminli beyanında da belirttiği gibi, açıkça ortadadır. Sivas’ta oynadığımız maçta skor 1-1 iken, Sivas’a Trabzon’dan balıkların verilmesine dair telefon konuşmaları, Karabük maçı öncesinde "kutu profillerin" gönderilmesine dair tapeler, Hükümetin aşağılanmasına dair Sayın Başbakanı tehdit etmeye kadar giden telefon görüşmeleri de, asli hedefimizin hep rakiplerimizin teşvik girişimlerini önlemeye yönelik olduğunu ortaya koymaktadır.

Şike ve teşvik iddiaları kapsamında, Gençlerbirliği kalecisi Serdar Kulbilge’ye aile dostu, eski antrenörü Murat Öztürk tarafından 5000 TL gönderilerek şike yapıldığı gibi saçma sapan iddialarla ispat edilmeye çalışılmış, dinlenen yeminli tanıklar ve Mahkemenize sunulan banka kayıtları ile, yıllara sari beşeri ilişkilerden kaynaklanan bu gibi borç alış verişlerinin gerek meblağ, gerek sıklık ve gerekse oynan maçlar ile zaman itibarıyla bağdaştırılmasının olası olmadığı da açıkça ortaya çıkmıştır.

Keza, Sivasspor maçındaki resmi bilet paralarının bile şike parası olarak kabul edilmesini temin için çabalar beyhude olunca, tanıkların yeminli beyanları sabit olduğu üzere Sivasspor yöneticisi Faruk Taşseten’in elindeki VIP biletlerinin olduğu açık iken, anılan çantanın içinde sözde para olduğunun ileri sürülmesi, üstelik içinde elbise olan bir başka çanta içinde de gene para olduğu gibi saçma sapan uydurma senaryolar üretilmesi ile de, soruşturmanın ne kadar yanlı yapıldığı ortaya konulmuştur.

Ayrıca, dava dosyasına giren ve Sayın Savcılık tarafından yaptırılan Mali Bilirkişi İnceleme Raporunda, Fenerbahçe’mizin hiçbir kasa açığının olmadığının tespit edilmiş olması ve hesapların tertemiz olduğunun resmen tevsik kılınması ile, şike ve teşvik iddialarının ne kadar uydurma olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Emniyetin ilk takipleri ile sorgu aşamasında, şampiyonluğun kutlandığı "Bilyoner" gece Kulübü ile ilgili olarak, "Bilyoner’i kapattık demekle ne demek istiyorsunuz?" diyerek Bizleri bahis oyunlarına bağlamak isteyen düşünce, Spor Toto Teşkilatının Mahkemenize de sunulan yazılarını görünce umarız utanmıştır.

Sayın Başkan, Değerli üyeler;

Ben şahsım için bugüne kadar hiç kimseden bir şey istemedim. İstemeyeceğim de… Ancak konu Fenerbahçe olduğu zaman, kapı kapı dolaşırım ki bugüne kadar çok ta dolaştım.

Bugün Sizlerden isteyeceğim taleplerim de, Aziz Yıldırım’ın çok üstünde Fenerbahçe’miz ve Türk sporu ile ilgili olacaktır.

Sayın Başkan,

Türk futbolu ve Türk sporu akıl almaz bir kaos ve gerginliğin içine sokulmuş durumdadır. Takımlar ve taraftarlar kutuplaşmış, adeta patlamaya hazır bir bomba gibi, birbirlerine karşı kışkırtılmaktadırlar. Tüm sorunların kaynağının Aziz Yıldırım olduğunu düşünen ve söyleyenler, bu sorunların ve olası büyük tehlikenin farkında dahi değillerdir. Yönetimler basiretsiz, ilkesiz ve sorumluluk almak istemeden taraftarlar üzerinden futbol siyaseti yapmaktadırlar. Hatta yargılandığımız bu davayı dahi, bu siyasete alet etmekten kaçınmamaktadırlar. Tüm futbolcular huzursuz ve futboldan nefret eder hale gelmişlerdir. Korku ve kin tüm statlara hâkim kılınmıştır.

Bu ortamdan faydalanan kimileri eliyle maalesef tüm oklar Fenerbahçemiz üzerine çevrilmiş, eline taşı alan Fenerbahçe üzerine yürümeye başlamış ve Fenerbahçe’miz planlı bir şekilde yalnızlaştırılmış; kan kokusunu alanlar ise ilk taşın atılmasını beklemeye koyulmuşlardır.

Korkum ve endişem, bu kin ve nefretin çok büyük sosyal olaylara neden olacağı ve bundan tüm Türk futbolunun büyük yara alacağıdır.

Yapılması çok gerekli ve acil olan önlemlerin mevcut kişi ve kurumlar tarafından hayata geçirilemeyeceği açıkça ortadadır.

Tüm Kulüp Başkanlarının acilen bir çatı altında toplanıp, radikal ve samimi kararlar alıp, taraftarlarına iletecekleri mesajlar ile yangını kontrol altına almak bir zorunluluktur.

Şimdi sizlerden talebim, bu kaos ve yangını söndürebilmem için bana müsaade etmenizdir. Benim yargılandığım maddeler ve tutuklu bırakılabileceğim süre bellidir. Burada geçireceğim 2-3 ay Aziz Yıldırım’a bir şey kaybettirmez ama Türk Futbolu ve Fenerbahçe’ye çok şey kaybettirebilir. Bu nedenle tahliyelerde sıralamayı bir müddet ertelemenizi talep ediyorum; bırakın üzerime düşeni yapmaya çalışayım. Elim kolum bağlı olarak şu olup biteni sadece seyretmek benim için zulümlerin en büyüğü...

Kaldı ki başkanlığa tekrar aday olduğuma göre kaçma şüphesinin de olması düşünülemez. Siz bıraksanız 30 milyon Fenerbahçe taraftarı zaten bırakmaz. Sizlerden, gerek Türk futbolu ve gerekse Fenerbahçemizi bu zor günlerden çıkararak aydınlığa ulaştırmak için bırakın yapmam gereken şeyleri yapayım. Şuna inanın ki, Aziz Yıldırım sözünü hep tutmuştur ve bundan sonra da tutacaktır...

Bana inanmak zorunda değilsiniz. Belki Sizler de Aziz Yıldırım’a karşı önyargılı ve şartlandırılmış bir hale getirilmişsinizdir. Bunu dahi saygıyla karşılarım. Ancak bu takdirde dahi yani Aziz Yıldırım’ı hiçbir koşulda bırakmama niyetiniz ve düşünceniz özellikle Fenerbahçe Kongresinin başında olmamamı sağlama eğilimindeyse dahi;

Sizlerden yegane talebim;

Tüm yönetici ve arkadaşlarımın ailelerine kavuşmalarını sağlamanızdır. Onlar ki Fenerbahçe’miz kadar tertemizdirler. Ben elinizdeyken inanın kimse neden ve niçin Onları serbest bıraktığınızı sorgulamayacaktır. Eğer Fenerbahçe’miz için ödenmesi gereken bir bedel varsa, bu bedeli tek başıma ödemeye de hazırım. Darağacında olsam bile son sözüm Fenerbahçe olacaktır...

Saygılarımla,
Aziz Yıldırım
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı"

Duruşmada müdafilerin mütalaalarının arından, Mahkeme Heyeti tahliye taleplerini değerlendirecek ve ara kararla verecek.