Başkanimiz Ve Yöneticilerimiz Gündemi Değerlendirdi

19.12.2012

Başkanimiz Ve Yöneticilerimiz Gündemi Değerlendirdi

Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım, Yöneticilerimizden Av. Şekip Mosturoğlu ve Av. Deniz Tolga Aytöre, FB TV’de yayınlanan ’Gündem Özel’ programında gündemi değerlendirdi.

Programda söylenen sözler ve yapılan değerlendirmeler şu şekilde:

SORU: Sayın Başkanım, derbinin öncesi ve sonrasında yaşananlarla ilgili birçok sorumuz olacak ama öncelikle derbideki futbol ile ilgili konuşalım. Ayrıca maçın ardından, Fenerbahçe son yıllarda Galatasaray’a karşı kurduğu psikolojik üstünlüğü kaybetti, şeklinde yapılan yorumlar, değerlendirmeler var. Neler söyleyeceksiniz?

BAŞKAN AZİZ YILDIRIM: "BİZ FENERBAHÇE İÇİN VARIZ, BU ASLA DEĞİŞMEYECEK"

BAŞKAN AZİZ YILDIRIM: Önce şuradan başlamak isterim Metris’ten sonraki 6 aylık dönem, ben ve yönetici arkadaşlarım kamuoyunu germemek adına açıklamalar yaptık, her türlü saldırıya cevap vermedik. Bu kamuoyunda şu algıyı getirdi: Mahkemede verilen kararların Yargıtay’a gitmesi ve Yargıtay’daki süreçten dolayı konuşmuyorlar, susuyorlar, buradaki yargının kendilerinden dolayı verecekleri cezayı aza indirmek veya ortadan kaldırmasını sağlamak için konuşmuyorlar algısı getirdi. Bunun böyle olmadığını öncelikle Fenerbahçeliler bilsinler. Ben 3 Temmuz’da, mahkemede hakime ’Darağacında olsak bile son sözümüz Fenerbahçe’ dedim. Yargıtay’ın vereceği karar ne olursa olsun, biz hukuka saygılı olacağız.  Başta ben olmak üzere bizim bu süreçteki susmamızın sebebi: yöneticiler çok konuşuyor, başkanlar çok konuşuyor, kamuoyu, taraftarlar geriliyor birbirlerine giriyorlar, spor sporluktan çıkıyor şeklinde yapılan değerlendirmeler, suçlamalar dolayısıyla bunlara mahal vermemek adına adım atmak istememizdir. Eskişehir’de Caner’de olan olayda olduğu gibi beyan dahi vermedik. Sayın Fırat Aydınus’a yapılan hadiselere sağduyulu davranarak karşı çıktık. Bu konuda, haklı olduğumuz konularda sağduyulu olduk, gerekli, başvurularımızı yaptık ancak bunu kamuoyu önünde tartışma konusu yapmamaya çalıştık.  Tam aksine hakeme yapılanların yanlış olduğunu anlatmaya çalıştık. Ancak görüyoruz ki bu sessiz kalma, sağduyulu davranma durumu, bazı çevrelerce ve hatta taraftarlarımızca da sanki bizim bir beklentimiz var gibi yanlış anlaşıldı ve bir oluşum başladı, zihinlerde, hareketlerde, tavırlarda. Bunun böyle olmadığını herkes bilsin. Herkes bilsin ki ben Aziz Yıldırım olarak ve arkadaşlarımın adına söylüyorum. 3 Temmuz’dan önceki, 3 Temmuz sürecindeki Aziz Yıldırım neyse, bugün de aynıdır. Hiç değişen bir şey yok. Fikrimde, düşüncemde hiç değişen bir şey yok.  Biz Fenerbahçe için varız. Fenerbahçe için varlığımızı devam ettireceğiz. Çünkü Fenerbahçe yaşamdaki sevincimiz, üzüntümüz, kavgamız her şeyimiz. Bu asla değişmeyecek.

BAŞKAN AZİZ YILDIRIM: "YASA SADECE FENERBAHÇE İÇİN UYGULANDI"

Geçtiğimiz süreçte kulüp yöneticileri, birbirlerinin maçlarına taraftar götürmemek üzere bir mutabakata varmış, derbilerde rakip takım taraftarları maçlara gitmeyecek şeklinde karar alınmıştı. Hadiseler olmasın, insanlar zarar görmesin diye kararlar almışlar. Bizim yöneticilerimiz de bu karara göre davrandılar. Ancak gördük ki bu kararlar tam tersine işlemeye başladı. Sporda şiddeti önlemek adına çıkarılan 6222 sayılı yasa yalnızca Fenerbahçe üzerinde uygulandı; haklı veya haksız. Bu süreçte diğer takımların taraftarları ve yöneticileri adına bu karar gündeme taşınmadı ve uygulanmadı. Şimdi baktığınızda maçlara seyirciler gidemiyorlar ama yine aynı kavgalar, dövüşler sokakta veya başka yerlerde devam ediyor. Biz de yönetim kurulumuz ile bu yasağın kaldırılması adına girişimlerde bulunacağımıza dair bir karar verdik. Galatasaray Kulübü’ne Valiliğe, Türkiye Futbol Federasyonu’na her yere yazılarla başvurularda bulunduk. Biz kendi sorumluluğumuz taşıyacağız, taşırız, seyircimize güveniyoruz, bizim söylediğimiz şekilde davranacaklarına inanarak bunu yaptık. Lafın gelişi değil, inanarak yaptık. Ülkemizde sportif faaliyetlerde barış ortamı sağlanması adına inanarak gerekli tüm başvuruları yaptık. Türkiye’de toplumsal barışı sağlamak adına, biz Galatasaray’a bu maça seyircimiz gitsin, ikinci maça da onlar gelsin dedik. Böylece bir yumuşama hadisesi ortaya getirmek istedik. Çünkü bugün amigoların çoğu statlarda birbirlerine küfür ediyorlar, ama ertesi gün kol kola geziyorlar. Yani bizim dışımızda zaten onlar aralarında sohbet içerisindeler. İyi bir şeye aracılık etmeyi hedefledik. Herkes sorumluluğunu alsın dedik. Biz de kendi sorumluluğumuzu yerine getirerek bu işi yapalım dedik. Ama maalesef hüsrana uğradık.  Kabul edilmemesinin neden olduğunu ben anlamıyorum. Kurumsal barış adına taraftar yasağının kalkmasını istedik.

YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL

Diyorlar ki 20-30 yıl önce iki kulüp taraftarları dostane şekilde maç seyrederlerdi. İşte o zaman yapalım bunu dediğimizde herkes kaçıyor. Söylemde herkes var ama icraata gelince kimse taşın altına elini sokmuyor. Hazreti Mevlana’nın bir sözü var: "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol." Zaten bu söz, tüm olayları anlatıyor. Biz her zaman olduğu gibi samimiydik, görüşümüzü ortaya koyduk ve böyle davrandık. Ancak karşı taraflar, diğerleri bu samimiyeti gösteremedi; hep göründüklerinin dışında, arkada kafalarında başka şeyler olduğu için bunu ortaya koyamıyorlardı; sonuç da bu şekilde oldu ve bu olayla da bunu görmüş olduk.

SORU: Fenerbahçe’nin Galatasaray ile TT Arena’da oynayacağı için bu yasağın kaldırılmasını istediği yönünde sığ yorumlar yapıldı. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

DENİZ TOLGA AYTÖRE: Biz bu söylenenlerin tam aksine biz yalnızca Galatasaray maçı için değil bu ve bundan sonraki tüm maçlar için başvuruda bulunduk. Bunun Galatasaray maçı öncesinde olması ise taraftarları takımlarının sportif faaliyetlerden uzaklaştıran bu yasağın böyle önemli bir maç vesilesi ile kaldırılmasının sağlanması idi. Galatasaray taraftarı da sezonun ikinci yarısında bizim stadımıza gelebilecekti. 12 Mayıs’ta yaşananlar ile ilgili 6222 sayılı yasadan yargılanan taraftarlarımız, 4’er 5’er ay içeride kaldılar. Bizim taraftarlarımız her olayda 6222 sayılı yasadan yargılandı. Ancak bizim dışımızda hiçbir takımın taraftarları, hatta Fenerbahçe’ye ve Fenerbahçelilere saldıranlar bile kesinlikle 6222 sayılı yasadan yargılanmadılar. Bu nedenle bu centilmenlik yasasını bir hükmü kalmamıştır. Bu yasa sizin bu önemli maçlar için getirilip, kabul görmediği bir yasadır.

ŞEKİP MOSTUROĞLU:  6 aylık süreç içerisinde kamuoyunda konuşmadık ama Kulübümüzün haklarını savunmak içinde Kulübümüzün haklarını son noktaya kadar kullandık. Herkes Fenerbahçe Spor Kulübü yönetiminin sessiz kalması ile ilgili yorumlar yaparken, biz sessiz kalıyor gibi görünürken arka planda kulübümüzün tüm haklarını korumak, Fenerbahçe’ye yapılanları engellemek adına RTÜK’e, TFF’ye, mahkemeye, kısacası hakkımız olan her yere gerekli birçok başvuru yaptık. Yapmadığımız şey bunun olumsuz sonuçlarını kamuoyunda tartışmamamız. Spor Kulüplerinde vs. gibi yerlerde tartıştık ve tartışmaya da devam ediyoruz. Tartışmayı sonuç üzerinden yapmıyoruz. Gördüğümüz, bize yapılan kurumsal aksaklıkları her zaman dile getirdik. Kurumsal anlayışımız olarak bunları yazılı bir şekilde dile getiriyoruz. Gerek 3 Temmuz sürecinde, gerekse de son 6 aylık süreçte Kulübümüzün haklarının korunması konusunda büyük bir gayret içerisindeyiz. Bununla ilgili her türlü başvuruyu da yapıyoruz. Aynı şekilde Tolga Bey de bu hukuksal anlamdaki konularda her zamankinden daha fazla çalışıyor. Fenerbahçe için ne gerekiyorsa yaptık. Bana göre de Galatasaray maçı, böyle bir yasağın kalkması için çok önemli bir fırsattı. Böyle bir yasak kalkacaksa bu önemli maçtan önce kalkmalıydı. Bizim deplasman yasağının kaldırılması talebimiz sadece Fenerbahçe için sunduğumuz bir şey değildi. Bütün karşılaşmalar içindi. Beşiktaş, Bursaspor, Trabzonspor karşılaşmalarının tümüne ilişkindi.  Ancak karşılık bulmadı.

SORU: Futbol anlamında tüm yorumcular kabul ediyor ki iki takım da birbirinden üstün değildi. Ancak yorumlar psikolojik üstünlüğün Galatasaray’a geçtiği yönünde oldu. Bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?

BAŞKAN AZİZ YILDIRIM: "OYUNLAR DEVAM EDİYOR ANCAK BU BİR MİLATTIR"

BAŞKAN AZİZ YILDIRIM
: Psikolojik üstünlüğün Galatasaray’a geçmesi için Galatasaray’ın bizi 6-0 yenmesi gerekiyor. Bu böyle olmadığı sürece psikolojik üstünlük kaybolmaz. Ben iddia ediyorum Mayıs ayında Galatasaray ile stadımızda oynayacağımız maç ile bir 10 yıllık süreç daha başlayacak. 10 senede 1-2 maç kaybedilir. Zaten yendikleri de 2-1’lik bir skor. Galatasaraylılar her yere yazdıkları, gündeme getirdikleri Mayıs ayında sadece ’yarım puan fark ile’ şampiyon oldular ve bu da statü gereği. Fenerbahçe’ye yapılan, yaşatılan onca şeye rağmen. Fenerbahçe’nin başına 3 Temmuz süreci getirilmesiydi, böyle olmazdı. 2011-12 sezonunda bize tüm yaşatılanlara rağmen arkalarına aldıkları tüm destek ile son maçta bizimle 0-0 berabere kalarak şampiyon oldular. Siz sanıyor musunuz ki Fenerbahçe’ye 3 Temmuz yaşatılmasaydı geçen sezon o şekilde bitebilirdi? Fenerbahçe’ye 1 yıl boyunca yapılanlar olmasaydı Fenerbahçe kurduğu kadro ile oturmuş yapısı ile geçen sezon ve bu sezon uzak ara şampiyon olmaz mıydı? Geçen sene de şampiyon olurduk ama Fenerbahçe’nin önü kesildi, 2006’da olduğu gibi. Bunlar gerçekler.

Benim için dediler ki; Aziz Yıldırım hakemleri ayarlıyor. Bir tane bir şey çıktı mı hakemlerle ilgili. Ama görüyoruz ki, bizimle ilgili dahi olmayan hakemler tarafından, tepkiler ortaya koyuluyor. Örnek, Fırat Aydınus. Eskişehirspor maçında küfür duydu, Fenerbahçeli oyuncuyu attı. Belki bir o gün 11 kişi devam etseydim, maçı kazanabilirdik ve 2 puan da az bir puan değil. Bunun bir etkisi var. Hakem tayinini bile gazetelerden öğreniyoruz. Eskiden, maçlardan birkaç gün önce hakem atamaları resmi olarak açıklanmadan önce 3-4 hakem ismi sayılırdı. Şimdi 2 gün önceden Twitter’dan hakem ismi açıklanıyor ve iddia ediliyor: Galatasaray kulübü bunu istedi diye. Ama hiçbir şekilde bu konuya ilişkin bir açıklama yapılmıyor. Maçtan hemen sonra hakem raporu sızdırılıyor ve kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor. Buradan Meireles’e 8-10-14 maç ceza verilecek diye yazanlara söylüyorum: "futbolcumuza ömür boyu men" versinler, çünkü Fenerbahçe’yi başka türlü yenemezler, başka türlü bu takım ile başa çıkamazlar. Maçlarda, futbolcularımız psikolojik olarak eziliyor. Meireles, bir önceki pozisyonda aynısını yaşadı.  Hak etmediği tavırları görüyor. Ama hakem hiçbir müdahalede bulunmuyor. Fenerbahçe üzerinden oynana oyun devam ediyor ama buna müsaade etmeyeceğiz. Bugün bir milattır.  Bundan sonra susmayacağım, yapılan haksızlılara karşı gerekeni yapacağım. Fenerbahçe üzerine oynanan oyun devam ediyor ama buna devam edeceğiz.

BAŞKAN AZİZ YILDIRIM: "İKİNCİ YARIDAKİ MAÇTA 1 GALATASARAY TARAFTARI DAHİ STADIMIZA GİREMEZ"

Sayın Abdullah Kiğılı, iyi niyetli davranmaya çalışıyor. Daha önce aldığımız kararı yineleyerek ve kendisinin bilgisi dışında biz konuşmalar yaptığımız ve yine düzenlemeler yaptığımız için iyi niyetle Galatasaray taraftarı stadımıza gelebilir dedi, maçtan sonra sıcağı sıcağına. Ancak biz bugün Abdullah Kiğılı da dahil tüm yönetim olarak arkadaşlarımızla konuşmalarımızda şu kararı verdik, ’Galatasaray taraftarından 1 kişi bile ikinci yarıdaki maçta stadımıza giremez, gelmeyecektir.’ Bundan kim zararlı çıktı? Türk Sporu. Çünkü bir yangın varsa, yangını söndürmek için hepimiz taşın altına elimizi sokmalıyız.  İşini gelmediği zaman kaçacaksın, işine geldiğinde biz de gelelim, girelim diyeceksin. Bu olmaz. Bu karşılıklı özveri gerektiren bir konudur. Önümüzdeki maçta hiçbiri gelmeyecek. Yıllarca bizim taraftarımız statta kareografiler yaptı. Ama geçen yıl ve bu sene yapmadı. Çünkü Türk Sporunda biz Fenerbahçeliler kırgınız, üzgünüz ama inançlıyız. İnancımız, Fenerbahçe’nin bu işlerin içinde olmadığıdır. Burada ifade ediyorum ve fazla da detaylı konuşamıyorum. Çünkü biz yargıyı etkilemek istemiyoruz. Ama bizim dışımızda yargıyı etkilemek isteyenler var; hem televizyonlarda hem de bugünkü Akşam Gazetesi’nde Sayın İsmail Küçükkaya’nın yazmış olduğu ’Şike bitmiştir’ haberinde…

BAŞKAN AZİZ YILDIRIM: "ADALETLİ OLSUNLAR"

Ben de yorumluyorum şike sürecini, iyi duysunlar: Tüm takımlar ne kadar temizse, Fenerbahçe de o kadar temizdir. Ne demek istediğimi hepsi anlasın. Türkiye’de tek takım teşvik primi almamıştır. Bu da Fenerbahçe’dir. Diğerleri çıksın, biz de almadık desin. Ben kendi sorumlu olduğum kulübümle ilgili konuşuyorum. Fenerbahçe, tarihinde hiçbir şekilde teşvik primi almamıştır. Bu söylediklerim de olay olacak biliyorum ama bazı şeyler de bizi rahatsız etmeye başladı. Biz sustukça, Türk Sporu için bir şeyler yapılsın dedikçe hadiseyi yanlış noktaya götürüyorlar. Haberde Sayın Savcı şikeyle ilgili yorum yapıyor. Sayın Savcı Fikret Seçen’i ben bu kulübe üye yaptım. Eğer bizlerin şike yaptığımıza inanıyorsa ve bu tarihi kulüpten böyle bir şey bekliyorsa, o zaman üyelikten istifa etmesi lazım. Çünkü böyle bir kurumun içinde, böyle saygın ve değerli bir savcının olmaması gerekiyor. Bu konuşmalarla, bu yazılarla yargıyı etkilemeye çalışıyorlar. Ben bu konulara girersem çok şey söylerim ve o zaman neyin nasıl yargılandığını daha iyi anlarız. O yüzden bu tip konuşmaları kimse yapmayacak; biz de onlar da. Şunu da bilsinler, yargının işleyişi konusunda benim hiçbir talebim olmayacaktır. Yargının ne karar verirse biz ona saygı göstereceğiz. Bizim için konu kapanmıştır.

Biz, UEFA Kurallarına uymak için kendi içimizde, kulübümüzün imkânları ile bir yapı kurmaya çalışıyoruz. Biz tüm kurallara uymak için çalışırken önümüz kesilmeye çalışıyor. Fenerbahçe, yayın havuzunda olmasa, bugün 150 milyon doların üzerinde gelir elde eder. Ancak şimdi, naklen yayın gelirlerinden yaklaşık 40 milyon dolar elde ediyoruz. İddia’da aynı şekilde. Bu şekilde baktığınız zaman 70-80 milyon dolar havuzdan, 15 milyon dolar  iddiadan da gelen yani artı 100 milyon dolarlara çıkan bir bütçelerle biz zaten hiçbir şey söylemeksizin rahatlıkla tüm UEFA kriterlerini sağlamış oluruz. Ancak bu yapılmıyor bir de aksine kulübümüzün önü kesiliyor, kısıtlama geliyor.

Futbol takımımıza yapılan cezalandırma diğer takımların futbolcularına karşı yapılmadı, yapılmıyor. İki gündür açıklamalar yapılıyor, 9 maç 10 maç cezalar. İlk önce düşünün, bu kadar ceza verdiğinizde bu ülkenin parası gidiyor, buradan da bakmak lazım. Fenerbahçe Avrupa’da oynuyor. Yapmışsa alsın buna itirazımız yok. Ama böyle abartılı cezalarla… Bütün raporlar değişime uğruyor. Hakemlerin ilk yazdıkları raporlar değiştiriliyor, kamuoyu etki altına alınıyor sonra da kamuoyunda oluşturulan algı neticesinde Kulübümüze, sporcularımıza ceza veriliyor. Türkiye Futbol Federasyonu’nda belli kişiler var ki; Sayın Başkan’ı ayırıyorum, hem kulüplerin, hem kulüpler birliğinin, hem tahkimin, hem disiplinin avukatlığını yapıyorlar. Cuma günü Sayın Yıldırım Demirören ile görüştükten sonra bu kişilerin isimlerini de açıklayacağım. Bunun tarafsız olma şansı var mı? Yok. Çünkü belli şahıslar orada yuvalanmışlar. Bir bakıyorsun Galatasaray’ın avukatı, yanında çalışıyor. Sivas’ın Eskişehir’in avukatı aynı şahısın etrafında toplanıyor. Bu durumda biz kendimizi nasıl savunacağız? Rahmetli Hasan Doğan zamanında bu karmaşa ortadan kaldırılmıştı. Yeniden kümelenme başladı. Türkiye Futbol Federasyonu’na sesleniyorum: Lütfen adaletli olsunlar!

DENİZ TOLGA AYTÖRE: "TÜRKİYE’DE ALGI TETİKÇİLİĞİ YAPILIYOR"

DENİZ TOLGA AYTÖRE: Biz Akşam Gazetesi’nde yayınlanan bu habere, röportaja hukuksal açıdan bakıyoruz. Hukuka uygun olup olmaması anlamında bakıyoruz. Burada sanki kesinleşmiş bir hüküm var gibi konuşuluyor. Kesinleşmiş hüküm üzerinden yapılmış bir yorum var. Ortada biten bir şike davası icrai bir nitelik kazanan kesinleşmiş hüküm niteliği taşıyan bir karar yoktur. Ben şunu söyleyebilirim: "Özel yetkili mahkemeler, şike davasındaki dosya ile birlikte bitmiştir. Şike ile ilgili bir yorum yapmak doğru değil, bunu ilerleyen günlerde göreceğiz. Türkiye’de algı tetikçiliği yapılıyor. Bu Fenerbahçe’nin taraf olduğu her konuda yapılıyor.  Oyuncu 10-15 maç ceza alır, peki bu neye göre söyleniyor. Biz her şeyin farkındayız. Takip ediyoruz. Adalet salt doğruyu bulmak değil, eşit davranmaktır. Siz bazı takımların 5 maçlık cezalarını kaldırıyorsanız, bazı takımların cezalarını tam Fenerbahçe maçı gününden önce kaldırıyorsanız, bazı teknik direktörleri kurullara bile sevk etmezseniz, konu Fenerbahçe olunca, özellikle haftalar öncesinden alınacak cezaları abartılı bir şekilde; toplumda algı tetikçiliği yaparak belli cezaları alarak kamuoyunu buna ikna etme girişiminde olursanız, biz bunu kabul etmeyiz. Hakem raporlarının sızdırılması hukuk dışı bir olaydır.  Bununla ilgili hukuki başvurular yapacağız. Sayın Başkanımız da bunu söylüyor. Türk sporunun kurtulması, bekasının sağlanması isteniyorsa konuya buradan başlamalıyız. Bizim 2 yöneticimiz sözde menfaat karşılığı Türk sporuna zarar vermekten suçlanıyor. Bunlardan bir tanesi; Şekip Mosturolu. Siz burada birbiri ile ilgili her iki tarafın da avukatlığını yaparsanız, ticari menfaatler karşılığı kulüplerle de görüşürseniz, bu kulüplerle ilişki içerisine girerseniz, bunun bir açıklamasını bize yapma zorunda kalmayacak mısınız? Biz bunları sorgulamayacak mıyız? Tabi ki sorgulayacağız.

ŞEKİP MOSTUROĞLU: "AİHM VE GEREKLİ BİRÇOK YERE BAŞVAURDUK"

ŞEKİP MOSTUROĞLU
: Şöyle bir kamuoyu yaratılmaya çalışılıyor: Futbol Federasyonu’nun kararlarını; Etik, Tahkim, kurulları ile ilgili kararları biz eleştirmiyoruz. Çünkü 3 Temmuz süreci ile ilgili verdikleri karardan memnun değiliz. O karara karşı da hala haklarımızı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde kullanış durumdayız. O verilen kararları içimize sindirmiş değiliz. Bunu kamuoyu ile şu ana kadar paylaşmadık ama Federasyon ile bu konuları paylaşıyoruz. Elimde şu an bir rapor var; Erzurum’da oynanan Süper Kupa finaline ilişkin. Hakem raporunda çok net olarak şöyle deniyor: ’Sahaya yabancı madde atıldı. Atılan yabancı maddeler 1 tanesi yardımcı hakeme isabet etti. İsabet etti ama herhangi bir etki yaratmadı’ bunun Futbol Disiplin Talimatı’ndaki karşılığı; saha kapatmadır. Bunu hangi savunma ya da delille olursa olsun, karşılığı seyircisiz oynamadır. Hep diyorlar ya, kitaptaki gibi konuşalım. Hakemin yazdığı raporda bu maddelerin yardımcı hakeme isabet ettiği yazılı. Buradan çıkacak sonuç para cezası olamaz. Ama Futbol Federasyonu’nun bu maça ilişkin verdiği karar, kamuoyunun malumu. Yine Tolga Bey söyledi, çıkan seyirci olayları nedeniyle, oynanması mümkün olmayan, hatta soyunma odasına kadar sirayet edip, Beşiktaşlı futbolculara fiili müdahaleye kadar varan hareketlerden dolayı verilmiş bir ceza var. Biz hiçbir kulübün aldığı cezadan memnun ya da mutlu olmayız. Tam tersine bunun da bir sportif avantaj olmasını istemeyiz. Şunu da istememe hakkına sahibiz:  Bursaspor’a yapılan uygulama eğer Futbol Federasyonu yeni yaklaşım şekliyse, en yüksek idari amir ve kulüp bir daha bu olayları tekerrür etmeyeceğine dair taahhütname vermek suretiyle bu cezalar ortadan kaldırılabiliyorsa, bize verilen cezalardan daha hafif oluyorsa, o zaman bunu sorgulama hakkımız var. Bizim de cezamız bunlar gibi olsun ve ya uygulaması bu şekilde olsun. Son iki örnek vermek gerekirse; bir tanesi Bursaspor-Fenerbahçe maçından önce yaşandı. Diğeri de Kayserispor-Fenerbahçe maçından önce yaşandı. Her iki takım da PFDK tarafından ’seyircisiz oynama’ cezasına çarptırıldı. Ardından Tahkim Kurulu’na başvuruldu ve her iki ceza da kalktı. Maçtan bir gün önce de bize tebliğ edildi, seyircisiz oynanması gereken maçlar, seyircili oynandı. Bu cezaların kalmasına sağlayan gerekçe ne olara sunuluyor; Kulübün bu olaylara karışan kişiler hakkında şikayetçi olması ve dava açması. Bizim burada Galatasaray maçından sonra çıkan olaylarla ilgili bu davalar açıldı. Tutuklanan taraftarla oldu. Hakkında şu an yargı süreci devam eden taraftarlar var. Bunların hiçbirisi hafifletici sebep olarak ortaya konmuyor, iki kişinin isminin bildirilmesi ve güvenliğin olaydan sonra bu iki kişiye müdahale ediyor olması cezanın kaldırılması için bir gerekçe olabiliyor. Biz bunları Futbol Federasyonu ile paylaşıyoruz.  Tolga Bey’in de dediği gibi bir algı tetikçiliği yaratılıyor. Bunu yaratanlar, bunu da görmeliler. Bunun da takipçisi olmalılar. Bizim söylediğimiz bu.

SORU: Taraftarın transfer beklentisi hiçbir zaman bitmez. Yazılı ve görsel basında da transfer ile ilgili çeşitli yazılar oluyor. Devre arası ile ilgili görüşlerini nelerdir?

BAŞKAN AZİZ YILDIRIM: "TRANSER YAPACAĞIZ, ŞAMPİYON OLACAĞIZ"

BAŞKAN AZİZ YILDIRIM:
Transfer yapacağız, 2 veya 3 tane. Bunlar üzerinde Aykut Hoca çalışıyor. Aykut Kocaman dün geldi ve görüştük. Biliyorsunuz, Sayın Aykut Kocaman’ı ben kardeşim gibi severim. Saygı duyduğumuz, saygı gösterdiğimiz bir Fenerbahçelidir. Bu kelimenin altını çiziyorum, "Fenerbahçeli." Kendisiyle küstük, dün geldi ve dayanamadı küs kalmaya; geldi, beraberdik. Hani diyorlar ya "Küsler" diye. Biz de geçen gün antrenmana gittik. Kendisi de hazırlık yapıyor, çalışıyor. Transfer yapacağız ve şampiyon olacağız. Ben bunu söylediğim zaman diyorlar ki "Aziz Yıldırım neden böyle söylüyor?" Ama Galatasaray cephesine bakıyorsunuz, yazarına kadar "Çantada keklik" gibi şampiyonluğu söylüyorlar. Ben söylediğim zaman "Operasyon yapıyoruz " anlamı taşıyor ama başkaları söylediği zaman bir şey olmuyor. Yönetimimizle birlikte bu takıma inanıyoruz. 2.devrede daha başka bir Fenerbahçe olacak. Yeni gelen arkadaşlar geçiş dönemi yaşadılar. Bunu kendileri de söylüyorlar; 2.devre Fenerbahçe’ye büyük katkıları olacak onların da. Büyük oyuncularımızın hiçbirini satmayacağız, bu da bilinsin, burada kalacaklar. Sürpriz transferler yapacağız. Kimsenin söylediği, bildiği isimler değil.  Gazeteler yazıyor, onlar değil. Arkadaşlar çalışıyorlar. Hocanın verdiği liste dâhilinde transfer yapacağız. "Paramız yok" demeyeceğiz, yapacağız. Mevki söylemeye gerek yok, hocamız isimleri anlattı, arkadaşlarımız çalışmaları yapıyorlar. 2 veya 3 transfer yapacağız. Kesin yapacağız.

SORU: Futbol takımımız 3 kulvarda da yoluna devam ediyor? Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

BAŞKAN : "UEFA’DA DA BAŞARILI OLMAK İSTİYORUZ"

Artık yeni dönemde futbol kulüpleri; para kazanma üzerine olan sistem için çalışmalar yapacaktır. Bugün Türkiye Kupası oynuyorsunuz, getirttim dün listeleri. Ne alacağız, ne olursa diye. Herkesi yenersek, yanlış söylemeyeyim ama 12 maçta 3 milyon dolara yakın kasaya para girecek. Ben bu sisteme karşıyım. Geçen sene olmadığım için bununla ilgili yorum yapamadım ama önümüzdeki yıl için şimdiden söylüyorum. Zaten Federasyon başkanına da bunu anlatacağım Cuma günü. Fenerbahçe 11-12 maç oynuyor. 11-12 maçın karşılığında Fenerbahçe, 3 milyon para alacak. Biz oyuncularımıza maç başı ödüyoruz. 18 kişilik kadronun her maç maliyeti 250 bin, 300 bin eurodur. 10 maç olduğu zaman 3 milyon euro. Ben alıyorum 3 milyon dolar, harcıyorum 3 milyon euro. Yani bu sistemin Fenerbahçe’ye hiçbir katkısı yok. Ama ben 3 maç 4 maç oynardım, kupayı alırdım veya alamazdım o sistemde olsaydık, tamam. 11-12 maç yayın oluyor ve bu da dâhil. Hâlbuki normal olsa ben hakkımı satsam, en azından 500 bin’e satsam 10 maç sadece 5-6 milyon naklen yayından gelir. Yani bence Beşiktaş’ın Galatasaray’ın elenmesi, prestijin dışında iyi olmuş. Bir menfaati yok. Bir kupa alınacak ama kulübe katkısı yok artık. Önümüzdeki dönemde daha çok dikkat edilecek. UEFA’da ise bir prestij var, UEFA’da gidebildiğimiz kadar gitmemiz için hocamızın istediği takviyeleri yapacağız. UEFA’da da başarılı olmak istiyoruz.  Kurada çıkacak takımı yendiğimizde ondan sonrasının daha kolay olacağına inanıyorum. Bizim oyuncular, teknik heyet bunu yapacaklardır. 2.sezonda daha iyi bir Fenerbahçe seyredeceğiz. Daha çok koşan, mücadele eden ve netice alan bir takım izleyeceğimize inanıyorum.

DENİZ TOLGA AYTÖRE: Psikolojik üstünlüğü 1 maçla kazanmadığımız için 1 maçla kaybetmeyiz. Bunlar çok spekülatif şeyler, bunlara girmeye gerek yok.  Ama Başkanımızın dediği gibi, Fenerbahçe’nin özellikle 2.yarı performanslarını değerlendirdiğimizde 2.yarı sonuca çok daha rahat gidiyor takımımız. Bu sene de böyle olacağını düşünüyoruz. Sonuçta Başkanımız ve Yönetim Kurulu olarak elimizden geleni yapacağız. Fenerbahçe’yi güzel ve güneşli günler beklediğine inanıyoruz.

ŞEKİP MOSTUROĞLU: Galatasaraylı bir yöneticimiz Abdürrahim Albayrak psikolojik üstünlüğün kaybedildiğini söylüyor. Aynı Abdürrahim Albayrak devre arasında fenalık geçirdi. "Teknik ekip bana yardımcı oldu" diyor. Nasıl psikolojik üstünlük kaybedilmiş, çelişki var sanki.

SORU: Sayın Başkanım, sizi sürekli Fenerbahçe Uluslararası Spor Kompleksi Ülker Sports Arena’da sıkça görüyoruz. Gerek Fenerbahçe Ülker olsun, gerekse de Bayan Basketbol Takımımız olsun, Fenerbahçe Ülker Arena’da görüyoruz sizi. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

BAŞKAN AZİZ YILDIRIM: "HEDEF YİNE 5’TE 5 YAPMAK"

Basketbolda iyi bir takım kurduğumuzu söylüyorlar, kim söylüyor Kemal Dinçer. Kendisi basketbolun içinden gelen bir insan; Fenerbahçeli. Zamana ihtiyacımız var diyordu. Artık zamanın geldiğini söylüyor. Bir de şunu söyledi:  Bizim grubun zor olduğunu, gruptan sonra daha rahat oynayacağımızı, başarıya gideceğimizi ifade ediyordu. Hakikaten o şekilde gidiyor. Türkiye’de de herhalde şampiyon olmak için en büyük aday biziz. Şampiyon da olacağız, hedef 5te 5 yapmak yine. Futbol, 2 basketbol ve 2 voleybolda şampiyon olmak. Diğer amatör branşlarda da öyle. Voleybola da transfer takviyeleri yapmaya başladık ve buna devam edeceğiz. Basketbolda gerekirse hem kız, hem de erkekte takviye yapacağız. Bütün takımlara ihtiyaçları doğrultusunda ki var diyorlar: Yönetim kendine düşen görevi yerine getirecek. Bu hoca bazında da olabilir, sporcu bazında da olabilir… hepsini yerine getireceğiz. 5’te 5 parolasıyla Fenerbahçe yola devam edecektir.  Basketbolda yarın bütün salon dolacaktır. Şanssızlık Sivas maçıyla aynı saatte koymuşlar basketbol maçını, aslında bunları sporda biraz ayırmak lazım. Seyirci nereye gideceğini bilemiyor. Saatlerini ayarlamak lazım. Maalesef saatler yayıncı kuruluşlara göre ayarlamalar yapılıyor. Bunu daha çok gelecek insanlara göre yapmak lazım çünkü onlara hizmet veriliyor. Ama hizmet verilenlere değil, para kazanması gerekenlere göre yapılıyor. Ben şikâyet ediyorum. Diyorlar ki, "Hem para alıyorsunuz, hem şikâyet ediyorsunuz" ben az para alıyorum. Bizim önümüz kesilmiş şekilde. Biz büyük patlama yapabiliriz. Ama maalesef yayın hakları, iddia veya başka bir şey olsa da hep ortam eşit. Bunlarla önümüz kesiliyor. Ben bütün Fenerbahçe taraftarını salona bekliyorum. Bizler de yönetim olarak orada olacağız. Orada takımımızı en içten şekilde destekleyerek, kazanmalarınızı sağlamak için elimizden geleni yapacağız.. Oyuncularımız da kazanacaklardır buna inanıyorum.