13.09.2012

Fenerbahçe Türkiye'dir

Sözlerine ülkemizde son günlerde artan terör olaylarında şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine de başsağlığı dileyerek başlayan Başkanımız Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’nin bir vizyona sahibi olduğunu ve her zaman için de bir hedef doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, teknik patronun da Aykut Kocaman olduğunu vurguladı.

NTVSpor’da yayınlanan Futbol Aktüel programında Fuat Akdağ, Rıdvan Dilmen ve Güntekin Onay’ın sorularını cevaplandıran Başkanımız Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’nin Türk sporunun lokomotifi olduğunu ve Türkiye’nin Fenerbahçe’ye, Fenerbahçe’nin de Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

"Alex de Souza bu kulübün oyuncusudur"
Son günlerde Profesyonel Futbol Takımımızın kaptanı Alex de Souza ile ilgili basında çıkan haberlere ilişkin bir açıklama yapan Başkanımız, "Son dönemlerde bir spor yazarının yazdığı 3 A(Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman ve Alex de Souza) başlıklı yazı var ama bu olmaz. Yönetimler seçimle gelir ve giderler. Bu 3A yazanlar bizlerle ilgili yazıyorlar. Bizimle şimdiye kadar konuşmamış insanlar hakkımızda yazar oldu. Getir götür işleri yapanlar bugün sporun büyük insanları oldular. Adımıza karalama politikalı yapıyorlar. Basınımız bazı şeyleri abartıyor.  Ülkemiz son dönemlerde kötü birtakım olaylar yaşıyor ve karalama politikaları var. Fenerbahçe’de yönetim kurulu vardır. Bir spor kulübüdür. 10 yılda bu anlayışı oturttuğumuzu düşünüyorum. Yine de bütün lokomotifi futbol takımına bağlamak yanlış. Alex’i, bundan 4-5 yıl önce taraftar protesto etti ama ben kalktım alkışladım. Gitmek de istiyordu ama bırakmadık. İyi futbolcuların belli süreçlerden sonra kendilerindeki egoları öne çıkabilir. Alex bir değerdir. Türkiye’de efsane olayı abartılıyor. Sadece Alex için demiyorum. Bazı isimleri onure etmek için efsane dersiniz. Aziz Yıldırım efsane başkan. Aziz Yıldırım ne yapmış? Sadece görevimi yaptım. Kimse kulüplerin üzerine geçemez, geçersek kulüpler yok olur. Dostça atılan bir twitte kamuoyuna yansıtmak yanlış. Ben de kızıyorum ama bunu sosyal mecrada paylaşmıyorum. Aytkut Kocaman bu takımın patronudur ve başarılıdır.  İstediği oyuncuyu getiriyoruz ama yine rahat bırakmıyorlar. Kamuoyuna aktarılan şeyler gerçekten çok farklı ve abartılı. 1 ya da 2 maç oynamadı diye kulüplerin içişlerine müdahale doğru değil. Alex bu kulübün oyuncusudur. Sözleşmesi yine uzar ya da uzamaz, teknik ekibin raporu doğrultusundadır. Zamanında da Oğuz Çetin ve Ortega arasında oldu ve oynamadığı için Ortega gitti. Birtakım insanlar dışarıdan yorum yapıyorlar. Şartlara göre ne yapılaması gerekiyorsa o yapılır. Bu yapılırsa bunu tenkit etmemek gerekir. Alex’i silip atamayız, bizim oyuncumuz. Kaptanımızdır. Heykeli konusunda ise, şunu söyleyeyim. Bana bir taraftar grubundan yapılacağı ile ilgili bir takım bilgiler geldi ve yapılmasını isterim dedim ve buna karşı çıkmam mümkün değil. Taraftar heykel yapmak istiyorsa buna saygı duyarım. Atatürk’ten başka kimsenin heykelinin yapılmasına öncülük yapmam, ama saygı gösteririm. Alex ile konuştum. Ancak Aykut Kocaman şunu söylüyor; "belli başlı oyuncular aldım ve zaman zaman yedek kalabilir, takıma öncülük edeceksin" dedi.  Zamanında da Roberto Carlos da gitmek istedi, ailevi sebeplerinden dolayı ve bir şartla gidebileceğini söyledik. Karşılıklı anlaştık ve gitti. Ama biz3 senedir paramızı alamadık. UEFA ile parasal yönde kulüpleri sıkıştırması doğrudur. Aynı şeyi TFF’ de yapmalıdır.  Fenerbahçe ile ilgili bir şey olduğunda hep manşete taşınıyor yaşananlar. Bizim dışımızda da kulüpler var. Ama bizim yaşadıklarımız manşetlik oluyor. Bugün borcu olmayan kulüp yok. Özetle şunu söylemeliyim; yol gösterici olalım. Kavgaları bırakıp, önümüze bakmalıyız. Kimse kenara atılamaz. Aykut Kocaman, zor durumda bırakacak operasyonlar yapmaz.   Bir kişiye yetki veriyorsanız, sonuna kadar güveneceksiniz"dedi.

"Fenerbahçe’nin kapısı sonuna kadar Emre’ye açıktır"
Başkanımız, Atletico Madrid’e transfer olan Emre Belözoğlu için de şu ifadeleri kullandı: "Aynı şekilde 2008 sezonunda Emre geldiğinde de yaşadık. Emre’nin yaşadıkları hep basına yansıdı ve sürekli kötülendi. Ama belli bir süre sonra bu kulübe yansıdı. Emre’ye yurt dışına gitmesi gerektiğini ve biraz olsun rahatlaması gerektiğini söyledim. Kendisini dinlendirme anlamında gitmesi uygundu. Fenerbahçe’nin kapısı Emre’ye sonuna kadar açıktır

"Fenerbahçe vizyonu ve hedefi olan bir kulüp"
Son zamanlarda basında ’Fenerbahçe’nin Avrupa hedefi bitti’ şeklinde çıkan birtakım yazıları da değerlendiren Başkanımız; "Bunların hepsi yalandır. Ben sadece 3 kere üst üste şampiyon olmanın sözünü vermiştim. Ne olmuştu; 1.sene Trabzonspor ile oynadığımz maçta şampiyonluğu kaçırdık, ikincisinde biz şampiyon olduk. Üçüncü sene güzel bir takımımız varken bir takım olaylar yaşandı. Bize Avrupa hedefleri yok, vizyonları yok diyenler, hedeflerimizi açıkladığımız zaman neler yaptılar gördük. Ama bütün yaşanılanlara rağmen Aykut Kocaman ile birlikte Türkiye Kupası’nı kazandık ve Avrupa hedefimiz var. Aykut Kocaman’ın yaptığı transferlere saygı gösteririz. Geçen sene de bu sene de Aykut Kocaman’ın istediği isimleri aldık" açıklamalarını yaptı.

"11 transferin 9’u Milli takımlarda oynuyor"
Takımımızın yeni sezon öncesi yaptığı transferlere de değinen Başkanımız Aziz Yıldırım, "Kuyt bir dünya yıldızı ve Liverpool’dan geldi. Mehmet Topal Valencia’dan, Egemen Korkmaz’ı Beşiktaş’tan transfer ettik. Hasan Ali Kaldırım da Milli takımda forma giyen bir oyuıncumuz. Krasic için söylenmesi gereken pek bir şey yok, Avrupa’nın yıldız oyuncularından biri. Meireles de aynı şekilde. Takımımıza katılan her oyuncu kalitelidir. 11 oyuncudan, 9’u Milli takımlarında görev alan isimler.  Bir transfer yapıyoruz, ama kötüleme için hemen bir propaganda yapılıyor. Türkiye’de Aziz Yıldırım yokken kim ne alıyordu. 2000’den öncesine bakın lütfen, yıldızları Türkiye’ye kazandırdık.  Biz vizyonu ve hedefi olan bir kulübüz. Ama herkes yazı yazıyor. Bilip bilmeden yazıp çiziyorlar" şeklinde konuştu.

"2000 yılından bu yana bakın yıldızları Türkiye’ye kim getirdi"
Takımımızın son 5 yıldır Şampiyonlar Ligi’nde katılmamasıyla ilgili de bir açıklama yapan Başkanımız, "2000 yılından bu yana en başarılı kulüp kim. Galatasaray’da Popescu’yu getirdiğinde yaşı vardı. Tutarlı bir insanım. Biz sadece olumsuz yönleri buluyoruz. En basitiyle Abdullah Avcı-Selçuk İnan arasındaki ilişki gündemde. Bu böyle olmamalı.  Daha iyi işler yapmak için çabalanmıyor.  Türk futbolunun değerini yükseltmek için çaba harcamamız gerekiyor" dedi.

"Ben hiçbir zaman Fenerbahçe taraftarına kızmam, Onlara Teşekkür ederim"
Takımımızın Gaziantepspor ile oynadığı karşılaşmada tribünlerden yapılan yıpratıcı tezahüratlar için de  "Takıma ve hocaya karşı bir olumsuz tezahürat vardı. Ben de müdahale ettim. Olumsuz bir hadise gördüm ve müdahale ettim.Fenerbahçe-Manisaspor maçına gelen bayanlarımız 3 Temmuz tarihini değiştirmiştir. Ben oyuncularımıza sahip çıkması gerektiğini söyledim. Sert konuştuğumu söylediler ama benim tarzım bu. Oyuncularımız sahadaki değerlerimizdir. Orada organize olunmuş bir davranış vardır. Aksi halde bütün stadın aynı şeyi söylemesi olamaz. Ben hiçbir zaman Fenerbahçe taraftarına kızmam, hepsine içinde bulunduğumuz süreçte destek oldukları için birkez daha tüm kamuoyu önünde teşekkür ederim. Bir hedefimiz ve onu yapma isteğiniz varsa uygulamak gerekir" açıklamalarını yaptı.

"Türkiye’nin Fenerbahçe’ye, Fenerbahçe’nin de Türkiye’ye ihtiyacı var"
Fenerbahçe’nin Türk sporunun lokomotifi olduğunu ve amatör branşlara devlet eli olmadan yatırım yaptığının altını çizen Başkanımız AzizYıldırım, "Türkiye’nin Fenerbahçe’ye Fenerbahçe’nin de Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Önemli olan Fenerbahçe’nin büyümesi. Fenerbahçe olmasa; Olimpiyatlara giden 18 sporcu da olmazdı. Bugün amatör branşlara yapılan yatırımlara bakın. Örneğin, Nevin Yanıt.
Öncelikle devletin yardım yapmadığını söylemek isterim. Nimet Karakuş, dünya gençler şampiyonasında ikinci oldu, ama karşılığı sadece 10 altın oldu. 6 amatör branşta ülkemizi temsil ediyoruz ama desteğe bakıldığında başkanlığımdan bu yana 100 milyon dolar amatörlere para yatırdı. Devletin amatör şubeler üzerinde desteği yok. Fenerbahçe’den başka spor kulübü olup da boks alanı ya da atletizm alanı olan başka bir kulüp varmı, yok!.. Atletizm şubesine 10 trilyon yatırım yaptık, Yelken şubesi 3 trilyon para sağladık. Aynı şekilde Voleybolda da yaptıklarımız ortada. Özellikle de Avrupa’da alınan başarılara bakılsın. Fenerbahçe’nin Türk sporuna katkı yaptığı bilinsin. Fenerbahçe’nin değeri bilinsin.  Önceden 100 kişi karşısında oynanan maçlar şimdi 5bin-10 bin kişi ile izlenmeye başlandı. Fenerbahçe’nin voleybola yaptığı katkılar yadsınamaz. Masa tenisi şubemiz Avrupa’da şampiyon oldu, belki de bu Türkiye’de pek önemsenmiyor ama bu çok önemli bir başarı. Ama 2 trilyon açığımız var. Altyapıda 11 trilyon açığımız var. Fenerbahçe Türkiye’dir ve borçların karşılığı da budur. Stadı yaptık, Bolu’da 26 trilyona Topuk Yaylasını yaptık, bunun dışında Faruk Ilgaz Tesisleri’ni ve Dereağzı Tesisleri’ni yaptık, hepsini de kendimiz yaptık. Ben Murat Ülker’e de, Fenerbahçe Ülker Sports Arena’yı apıp teslim ettiği için teşekkür ederim. Masa Tenisi’nde Avrupa Şampiyonu olduk, Bayan voleybolda Avrupave Dünya şampiyonu olduk. Amatör şubelerin kalkınması için pilot bölgeler seçilmelidir.  Toprak bizimdi, beton devletindi. Biz onu yaptık. Şimdi bu stad bizim mi Fenerbahçe’nin mi, stad yapılırken parayı bizler ödedik. Sonuç olarak 2020’ye talipsek,amatör branşlarla ilgili bir düzenleme yapmalıyız. Desteklemeliyiz, devletin gücü var ama anlatamadık ya da yapılamıyor
" dedi.

"Bu bir şike davası değildir"
Kulübümüzün içinde bulunduğu 3 Temmuz ve yargı süreci ile ilgili de konuşan Başkanımız, "Yargı süreci devam ettiği için hukukçular pek konuşmamam gerektiğini söyledi. Türkiye bu süreci yaşadı. Başka hiçbir camia Fenerbahçe’nin dışında bu sürecin altından kalkamazdı. Her kurma ve her kanada saygılı olacağımı söyledim. Bazı şeyler anlatmak isterim. Biz şikeden dinlenmedik,biz silahlı örgütten dinlendik. Eğer siz 25 milyon taraftarı olan bir camianın Başkanını, her gün ortada olan bir insanı belge ve bilgi yokken, dinlerseniz bu yanlıştır. Neden dinleme kararı aldılar ve kimler silahlı örgütten dinleniyordu. Olgun Peker’i de bizi bu davaya monte etmek için dahil ettiler. Türkiye’nin her yerinde olan olaylardan dolayı silahlı suç örgütünde yargılanır olduk. Ben silahlı örgütten dinleniyorum peki arkasından bir kirlilik yansıtıldı. Bizim kaçacağımız ile ilgili bir takım şeyler bile söylendi. Zamanı gelince belge, bilgi ve görüntülerle konuşacağım. Sonuçta biz bu davada Şubat ortası gibi dinlenildik.  Nisan’da da yasa çıktı ama aynı dinleme devam etti. Sonunda bu operasyon yapıldıktan sonra, biz Metris’e giderken, 6222’nin bir maddesinde, şike suçundan diye yazıyordu. Halbuki ben silahlı örgütten suçlu görülüyordum. Mahkemeler başladı ve bizi şikeden suçlu sayamayacakları için suç örgütü ve haksız kazanç üstünden yargıladılar. Dediler ki, ben İbrahim Akın’a 100 bin Euro vermişim, peki bu paraları nereden çıkardım. Hesaplarım incelendi ve herhangi bir olumsuz şeye rastlamadılar. Yapmadığımız konuşmalar hakkında düzenlemeler yaptılar. Orada TFF’den Kenan Bey’e para verdiğimle ilgili bir ibare vardı ve ben de gerekli yardımı yaptığımı söyledim, sadece bu. Fenerbahçe şike yapmış deniyorsa, Türkiye’de şike yapmayan kulüp yoktur. Kimse yapmadım diyemez. Başbakan’a bir şey olduğu zaman gereği yapılıyor ama burada bu böyle olmuyor. Bu bir şike davası değildir. Yargını sonunda görecek her şey. Şike davasında savcı oyuncuları çağırıp, ifadelerini almalıdır. Oyuncuları çağırıp, konuşmalarını istedik. Diğer taraftan 50 bin verdiğimizi söylüyorlar, nasıl verdik biz bunları. Bunların açıklanması, ortaya çıkılması gerekirdi. Herkese; Aziz Yıldırım ile ilgili bilgi verin ve çıkın gidin dendi. Bu şike davası değildir. Herkes gelip ifade veriyor, ama o bahsi geçen için para dolu çanta olayı açığa çıkmıyor. Gecenin bir vakti milyonlarla dolu para çantasıyla gezmek anlamsız. Biz küseriz de kavga da ederiz ama biz Fenerbahçeyiz.Bu dava içinde anlatılanların hepsinden sorumlu benim. Eğer ben bu işleri yapsaydım, iki defa kıl payı şampiyonluğu kaçırmazdık. İftira atıyorlar. Şu an için 7 maçla suçlanıyoruz, bu en başta 19 maçtı. Suçlanan sadece biz de değiliz, Sivasspor ve Beşiktaş gibi takımlar da var. BENİM ÖRGÜT LİDERİ OLMAM MÜMKÜN DEĞİL, OLAMAZ, Eğer kurmak isteseydim 2006’da da kurardım. BU BİR ŞİKE DAVASI DEĞİLDİR. Fenerbahçe’nin ne bir yöneticisi ne de bu camiadan bir isim hiçbir şekilde yenilin ifadelerini kullanmadı. Doğrusunu da açıklamıyorlar. Bizim kullanmadığımız halde söylediğimizi varsayanlar var. 105 yıllık bir kulübü varsayımlarla kirletmeyin. Bunu başlatan yapanlar da üzülüyordur. Sayın Mehmet Berk iki konuda bazı şeyler söyledi. Bunlardan birincisi; "2-3 ayda bu dava unutulur sandık". Bu söz bu davanın şike davası olmadığının kanıtıdır. İkincisi de "basında yazılanların %90’ı yalandır’ dedi. Bu açıklamaların ikisi de çok vahimdir. Bu davanın ne olduğunu göstermektedir" ifadelerine yer verdi.

"Kendisinde ispat külfeti bulunmayanların iddiada bulunması en büyük gunahtır"

"Kapalı kapılar ardından konuşmadım, konuşmam da"
Başkanımız Aziz Yıldırım, eski YÖK Başkanvekili İzzet Özgenç’in Topuk Yaylası’nda yaptığı sünnet düğününe ilişkin Bakanlarla ilgili çıkan haberlere ise şu şekilde yanıt verdi: "Ben Topuk Yaylası’na İzzet Özgenç Bey’in oğlunun sünneti için gittim. Zaten bir gün önceden gidip kalacaktım. Sünnet çıkınca erkenden gitmedim. Beni davet etti. Telefon edip ’Gelmem yanlış olabilir’ dedi. Yarım saat gittim, merhabalaştım. Bütün bakanlara sesleniyorum, iftira atanları mahkemeye veriyorum, onlar da versinler. Herkesle görüşürüm. Hâkimle, savcıyla gidip görüşüyorlar. Ben kimseyle kapalı kapılar arkasında görüşmem. Ayıp bunlar. Türkiye’de spor bitti, bunları konuşuyorlar. Şansal Büyüka bana yazı yazdı, 3-4 sene önce havuz rakamıyla ilgili. Fenerbahçe yarın kalkıp ben bu rakamı istiyorum derse, o Anadolu kulüpleri bu rakamları alamaz."

"CAS davasından Türkiye’nin ve Fenerbahçe’nin menfaatleri için vazgeçildi"
Kulübümüzün CAS davasından vazgeçme nedenlerini de paylaşan Başkanımız, "Hem Fenerbahçe’nin menfaatlerini, hem de Türkiye Cumhuriyeti menfaatlerini düşünerek çektiler davayı. Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaati, neyse Fenerbahçe’nin ki de odur. Mali kayıplar kalkar ama lekeler kalkmaz. Fenerbahçe’yi bu şekilde kimse suçlayamaz. Ömrüm yettiğince bunu savunmaya, bu yalan iddialarla, iftiralarla mücadele etmeye devam edeceğim.  Yalnız bize yapılan bir operasyon gibi yapılan bu olaylar yanlıştır. Türk sporunun lokomotifine karşı yürütülen bu dava çok yanlış bir harekettir" şeklinde konuştu.

"Stadın ismini değiştirmeyi düşünmüyoruz, bu bir vefadır"
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nın isminin bir sponsorluk anlaşması doğrultusunda değiştirilip, değiştirilemeyeceğiyle ilgili konu da ise Başkanımız şu açıklamayı yaptı: "Stadın ismini değiştirmeyi düşünmüyoruz. Bu bir vefadır. Benim dönemimde bir sponsor çalışması yapılmayacaktır. Bu bilinsin."

"Türk sporunda barışın olması gerekir"
Türk sporundaki barış ortamının Kulüplerin bir araya gelmesiyle sağlanacağını belirten Başkanımız Aziz Yıldırım, "Öncelikle Türk sporunda barışın olması gerekir. TFF kulüplerle bir araya gelerek neler yapılması gerektiğini tartışmalı. Bir araya gelinerek barış ortamı sağlanmalıdır. Ben sadece çağrı yapıyorum" şeklinde konuştu.

"Fenerbahçeli kolay kolay pes etmez"
Her şeyden önce bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu ve Fenerbahçelinin kolay kolay pes etmeyeceğini de dile getiren Başkanımız Aziz Yıldırım; "Başkanlığı bırakmam ve Fenerbahçeli öyle pes etmez. Kolay kolay pes etmeyiz. Fenerbahçe ile ilgli yapılan her şeyde varım. Başkan olup olmamam önemli değil. Şike değil, bu şike deniyor ama 3 futbolcu var. Iddia edilen 19 macta 3 futbolcu ile mi sike yapilmiş? Varsayımlarla yapılan işler. Delillerde kesinlik ifade eden hiç bir şey yok" dedi.

"Fenerbahçe camiasına atılan bir iftiradır"
Aşbaşkanımız Şekip Mosturoğlu ile igili çıkan ’gizli tanık’ iddialarını da yanıtlayan Başkanımız; " Şekip Beyle ilgili gizli tanık sözleri çok çirkin. Yapılan operasyonda gizli tanık olan insanlar mahkemede konuşamadılar bile. İki gizli tanık vardı gelmediler. Bu Fenerbahçe camiasına iftiradır. Fenerbahçe’de gizli tanık olamaz. Gizli tanık olmak için bu işleri yapmak lazım. Biz şike yapmadık. Kafanızdan geçenin şike diye uygulayamazsınız. Şekip Bey’e karşı herkes insaflı olsun. Hepimizin çevresi, ailesi var. Herkesin dikkat etmesini istiyorum. İnsanların yaptığı şeylerden eminsen çıkıp söylersin, ama aksi bir durumda gerekli mercilerde konuşursunuz" dedi.

"Bütün kulüpler için her şey kötü giderken, biz değiştirdik"
Başkanımız; diğer 3 büyük kulübün Fenerbahçe ile aralarının iyi olmaması ile ilgili soruya da şu şekilde cevap verdi:

"Özhan Canaydın, Süleyman Seba, Adnan Polat hep beraberdik. Yetkilerimi ya da onların yetkilerini alarak kulüplere giderdim. 3 Temmuz öncesinde gayet iyiydik. Bazıları ile menfaatler çerçevesinde dargın olunabilir. Herkesle de oturup yemek yediğimi göremezsiniz. Şansal Büyüka ve Alattin Metin dışında medyadan kimseyle yemek yemişliğim yoktur. Kimseyi patronuna şikâyet etmem, kimseyi kovdurmam gibi şeyler söz konusu değildir. Var mı öyle bir iddiada bulunan? Varsa çıkıp söylesin Aziz Yıldırım bunu yaptı desin. Toplumun örf ve adetlerine ters gelen konuşmalar yapılıyor. 14 yıldır Başkanım ve biri de diyemez Aziz Yıldırım bizi şikâyet etti. Böyle bir şey yok çünkü. Bütün kulüpler için her şey kötü giderken, biz değiştirdik. Kulüp için, Türk sporu için çalıştık. Kapalı spor salonu yaptırdık, Ankara’da Tesisler yaptık. Beşiktaş’ta Topuk Yaylası Tesislerimiz gibi tesis yapmak için girişimlerde bulundu. Ne güzel  bunlara öncülük etmek önemli bir şey. Aykut Kocaman Topuk Yaylası Tesislerimizde bundan sonraki dönemde kamp yapılabileceğini söyledi ve ben de aynı şeyi düşünüyorum. Sadece bu da değil, 2. ve 3. Ligden de takımlar gelip kaldı. Türk sporuna katkı yaptık. Galatasaray’ın Stadı’nı devlet yaptı ve karşı çıktık mı, hayır. Buraya yapılan her şey bu ülkeye yapılıyor. Biz bir Sivil Toplum Örgütü olarak bunları yaptık. Her şeyi Türk sporu için yaptık" dedi.

"UEFA, Kulüpleri tanır"
Yaşanan süreçte basında yer alan fotoğrafların özel hayatın ihlalini içerdiğine vurdu yapan Başkanımız, "Türkiye Futbol Federasyonu’nun 29 haziran’daki seçiminde ben olmasam o seçim yapılamazdı. Kongrede kulüp başkanları kavga etti. Bir ara verilmesi gerektiği ve konuşulması gerektiğini söyledim. Ben Melih Gökçek ile konuştuk. Ardından kürsüye çağırdım ve uzlaştık.Sonunda da seçim yapıldı. Ben hiçbir seçimde kimseyi önermedim. Ne konuştuysam yönetim ve başkanla konuştum. Hakemleri etki altında bıraktığım ile ilgili de bir sürü şey söylendi. Peki, nerede bunlar. Gaziantep maçında ve Bursaspor maçında yapmadığız halde yapılmış şeyler gösterildi. Bu maçlarda bizim oynadığımız oyunla diğer takımların oynadıkları aynısı mıydı?. Ben bir vatandaş olarak oradaysam, bu şekilde davranılmamalıdır. Böyle şike davası olmaz. Benim resmimi çeken adama ödül verildi, üstelik ben de o resmi basına vermemesi gerektiğini söyledim. Bir gazetede bunu kullandı ve o gazetenin muhabirlerini stadımıza almıyoruz. Ve daha da ileriye gideceğim. UEFA, TSYD tanımaz, sadece kulüpleri tanır. Beni tanır. TSYD bir dernektir, kulüplerle bir şeyi yoktur. Ama TSYD, bizden üstün görüyor kendisini. TSYD çıkıp, yazılan haberlerin yalan olduğunu söylesin ama hiçbir şey yapılmıyor. Biz de bu muhabirleri almıyoruz. BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GİTTİ DENİYOR, BENİM ÖZGÜRLÜĞÜM NE OLACAK PEKİ? Alakasız insanlar akredite oluyor. İleri gidip bundan sonra akrediteleri kulübün yapması için girişimlerde bulunacağım."

"Başarıları Fenerbahçe kazanıyor"
Kısa bir süreliğine Federasyon Başkanlığı görevini yürüten Mehmet Ali Aydınlar ile ilgili de konuşan Başkanımız; "Ben olsam böyle süreci yaşayan insanlar için dışarıdan yorum yapmazdım. Ben hastanede de söyledim, bu şike süreci değildir ve sakın yanlış bir şey yapma. Süreç devam ederken, yargılamaya çok az kala Mehmet Ali Aydınlar kime ne olduğunu göreceğiz diye bir söz söyledi. Biz Mehmet Ali Aydinlar’ın en kötü günlerinde yanında olduk. Bunu dost olduğumuz için yaptık, kendisini o acı günlerinde yalnız bırakmadık. Oğlunu kaybettiğinde Cihan Kamer, Hasan Doğan ve ben hemen yanına gittik ve gerekenleri yaptık, Görevimizdi bunlar bizim. Sonunda da Bayan Voleybol takımını kendisine verdik ve ve ben o şubeye kimsenin karışmamasını söyledim. Bir zaman sonra toplantı yaptım ve gruplaşmadan uzak durulmasını söyledim ve yeni bir antrenörle yola devam ettik. Sonucunda da şampiyonluklar peşi sıra geldi. Zannedildi ki başarıları Mehmet Ali Aydınlar kazanıyor. Hayır, Fenerbahçe kazanıyor. Avrupa Şampiyonu olduk. Biz cezaevindeyken ’göreceğiz neler olacağını demesi, iddialar uzerinden bizleri suçlaması, bizi üzdü" dedi.

"Antrenöre güvenmiyorsanız, takımın başına getirmezsiniz"
Bir başkan olarak ve 14 yıllık Başkanlık sürecinde hiçbir antrenöre hangi oyuncuyu nasıl oynatması gerektiğini bir kez bile söylemediğini vurgulayan Başkanımız, "Oturup konuşulması gereken şeylerdir. Hocayla oturup konuşuruz, ama bu yanlış algılanıyor.14 senedir Fenerbahçe başkanıyım. Hiçbir antrenmana gelmeyenlerin yorum yapması suç değil de, Başkanlar konuşurken suç mu oluyor. Biz bütün gün oyuncularla birlikteyiz. Örneğin, Selçuk Şahin, beni ziyarete geldi ve bana Galatasaray maçında ona uzaktan şut at diyeceğimi söyledi ve güldük. Ben bu camianın içindeyim ve şimdiye kadar hiçbir antrenöre şunu yap, böyle yap diye herhangi bir söylemde bulunmadım. O kadar antrenörle çalıştık, ama hiçbirine niye bu oyuncuyu oynatmıyorsun diye bir şey demedim ve dememde. İnsanlar yanlış konuşarak kamuoyunun kafasını karıştırıyor. Antrenöre güvenmiyorsak zaten takımın başına koymazdık. Fenerbahçe iyi bir kadroya ulaştı ve rahat bırakılmalı. Bütün takımlar bunu desteklemeli. Galatasaray da Şampiyonlar Ligi’nde iyi bir yere gidebilmeli. Kolay bir şey yok. Her takım artık iyi futbol oynuyor. Temkinli olup, geçeceğiz" ifadelerini kullandı.

"Havuz sistemini bu noktaya getiren Aziz Yıldırım’dır"
Türk futbolundaki havuz sisteminde Fenerbahçe’nin önemine değinen Aziz Yıldırım; "Havuz sistemini bu noktaya getiren Aziz Yıldırım’dır. Ben daha önceki konuşmamda da diğer kulüplere şunu söyledim: Fenerbahçe şikeden suçludur ve bizde bir sıkıntı olduğunu düşünüyorsanız biz havuzun dışında kalmalıyız. Siz bu havuzda devam edin. Bizim yargı sonunda temizsek geliriz tekrar havuza. Ben bunu söylüyorum. Bizi suçlayan kulüpler için söyledim bunu. En doğal haklarıdır demek istedim.
Kulüpler konuşmalarında bize saldırmayacaklar. Bizi suçlamaya devam ederlerse havuzdan çıkalım dedim. Ben kirliysem ve benim sayemde para kazanılıyorsa burada bir yanlış var demektir. Havuz sisteminde 45 milyondan fazla alamıyorsunuz, reklam gelirleri de artmıyor. İddada da kulüpler 3.5 - 4 milyon alıyorlar. Oradan da artırım yok. Bilet fiyatlarının Türkiye’deki satışı belli. Yükseltme yapılınca olmuyor. 231 milyon dolar olan Fenerbahçe bütçesini daha da yükselterek Avrupa’da daha da üst sıralara çıkarmak gerekir. Bunlar projelerle olur
" şeklinde konuşurken, Fenerbahçe için iki önemli projenin de varlığından bahsetti:
"İki projede çalışmalar devam ediyor. Bir tanesi taraftarlarla ilgili. Kimse Türk sporu için fedakarlık yapmadı. Bunların anlaşılması gerekir. Yoksa bi kendi fedakarlıklarımızdan vazgeçip büyümek için bir şeyler yapacağız. En büyük hedef kulübe 1 milyon üye yapmak. Buradaki amaç sivil toplum örgütü olan Fenerbahçe’nin daha büyük hale gelmesi. Kongrede bunu öneriye sunacağım. Gelecek parayı iyi kullanmak. Faiziyle 70-80 milyon dolarlık rakamla amatöre katkı yapacağız. Bunun için çalışmalar yapıyoruz. 5 yıl içinde bu rakamlara ulaşabiliriz. 1 milyar dolar bankada nakiti olan bir Fenerbahçe yaratmak istiyoruz. Anne karnındaki çocukların bile Fenerbahçe üyesi olması için gerekeni yapacağız. Böylece yeni doğanları bile Fenerbahçeli yapacağız. İkinci projenin  ön anlaşmasını imzaladık. Daha fazla açıklama yapmayacağım. Fenerbahçe’ye yılda 200-300 milyon dolarlık bir gelir getirecek bir projedir bu. 1 ay içerisinde gerekli açıklamayı yapabiliriz diye düşünüyorum. Gerekli olan hazırlıklar yapıldı. Bilgisayarlı hazırlıklar kuruldu" dedi.

"Bu süreçte bir başka kulüp olsaydı, onların yanında olurduk"
Kulübümüzün içinde bulunduğu süreçte bir başka kulübün bulunması halinde o Kulübün yanında olacaklarını belirten Aziz Yıldırım; "Ben bu süreçteki kulüplerin yanında olurdum. Söyledim ve yine söyleyeceğim ki; "Bu bir şike davası değildir." 19 maçta 3 veya 5 oyuncuyla şike olur mu? Oyuncu satın alacaksan 1 kişiyle mi yapılır? Sözüm ona şikeyi oyuna girmemiş ya da oyunca 7-8 dakika kalmış sporcularla yapmışız. Bu adam para alırken var mı deliliniz? Bir siyah torba koyulmuş ve resmi çekilmiş, işte para deniyor. Mahkeme süreci bitsin, ne olursa olsun konuşacağız. Biz Fenerbahçe’nin lekelenmesine izin vermeyiz. Ben Fenerbahçe Başkanı olduğum için bunları yaşadım ve gördüm. Eğer Fenerbahçe başkanı olmasaydım başıma bunlar gelmeyecekti. Ancak ben Fenerbahce’ye hayatımı adadım. Bunu her zaman söylüyorum. Ben önemli değilim, Fenerbahçe önemli" dedi.

"Fenerbahçe’nin değeri, üç kulübün toplam değerinden daha fazla"
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün sadece sportif anlamda değil; Fenerium, fenercell, taraftarkart’tan elde edilen gelirle de başarılı bir grafik çizdiğine vurgu yapan Başkanımız;"Fenerium’dan bahsetmek isterim. 50’ye yakın mağaza açtık. Ciromuz 59 trilyon. 7 ayda 39 trilyonluk gelirimiz var. Önümüzdeki yıl 100 trilyon ciromuz var dendi. Ondan sonra halka açalım dendi. Bunun yanı sıra Fenercell var, taraftar kart var. Fenerbahçe’nin Sportif A.Ş. olarak piyasa değeri 665 milyon 745 bin dolar. Bu piyasa değeri Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’dan daha fazla. Bu krizlerden önce 1,5 milyar dolara çıkmıştık. Üç kulübü topluyorsunuz Fenerbahçe’nin değeri onlardan daha fazla" açıklamalarına yer verdi.

"Altyapılara önem verilmeli ve sistem getirilmeli"
Türk sporunda altyapının da önemine değinen Başkanımız, "Türk sporu geriye gitti. Kaliteli oyuncuların artık gelmesini zorlaştırıyoruz. Burada ne yapılmalı; Altyapılara önem verip, bir sistem getirilmeli. Örneğin, Abdullah Avcı, daha ikinci maçında eleştirmeye başladık. Daha en başından eleştirmeye başladık. Seyirci bu şekilde hazırlandı. Seyirci gerçekleri görmelidir. Ben Lig TV ve NTVSpor seyrediyorum ve insanlar da bunu yapıp yanlış olana tepki göstermesini isterim.  Doğru yazılırsa ilerleme olur. Doğru yazmak ve doğru satmak çok önemlidir. Hangi gazete doğru haber, hangi TV doğru haber veriyorsa onu izleyip okumalıyız. Sabah okuduğumuz bir haberle bütün günümüz kötü gidebiliyor. Bunu düzeltmeliyiz. Sporun öncüleri bunu yapmalıdır. Bu arada ne Şekip Mosturoğlu ne de İlhan Ekşioğlu ile sorunumuz var. Ben buradayım ve gidene kadar da beraberiz. Ayrıca olmamış bir şeyi de olmuş gibi gösterenlerden de rahatsız olmuyorum, çünkü doğru neyse ortaya çıkacaktır" dedi.

"Şahsımla ilgili söylenenlerin doğru olmadığını gördük"
Kulübümüzün içinde bulunduğu 1 yıllık süreç içerisinde herkesin doğruları gördüğünü dile getiren Başkanımız Aziz Yıldırım; " Bu yaşadıklarımdan dolayı mutluyum demek doğru olmaz. Ama benimle ilgili söylenenlerin de doğru olmadığını gördük. Konuşmam içerisinde gayri meşru işim var mı, benim için kötü bir söylem içeren tape bulabilirler mi, YOK. Onun dışında kendi şahsımla ilgili bir yolsuzluk yaptım mı? Şimdi herkes neyin ne olduğunu gördü.  1998 yılında ilk başkanlığa geldiğimde Galatasaraylı bir gazeteci şampiyon olabilecek misiniz diye sordu, ben de gerekli oyuncuları getirip şampiyon olacağımız söyledim.  Bütün medyada herkes kendini temiz yaptı" şeklinde konuştu.

"Benim için ne varsa Fenerbahçe’dir ve Fenerbahçe için varım"
Sözlerine Yönetim Kurulumuza, Teknik Heyet ve oyuncularımıza, amatör branşlardaki yönetici ve sporcularımıza, kongre üyelerimize ve büyük Fenerbahçe taraftarına teşekkür ederek son veren Başkanımız Aziz Yıldırım; "Yönetim kurulunda benimle çalışan ve şu an aramıza olmayan arkadaşlarımıza teşekkür ederim. Yeni gelen arkadaşlarıma da teşekkürler. Aykut Kocaman ve ekibi ile oyuncularımıza, amatör branşlardaki sporcularımıza ve herkese, kulübümüzde çalışan herkese teşekkür ederim. Büyük Fenerbahçe taraftarına, kongre üyelerimize teşekkür ediyorum. Fenerbahçeliyim ve bundan mutluluk duyuyorum. Yaşadıklarımın hiçbiri önemli değil, benim için ne varsa Fenerbahçe’dir ve Fenerbahçe için varım. Biz en az temiziz diyenler kadar temiziz. Kamuoyu artık spora dönsün ve bundan zevk alalım. Herkesten yazacaklarına, çizeceklerine dikkat etmelerini istiyorum. Tüm sporcularımıza yeni sezon hayırlı olsun diliyorum" şeklinde sözlerini noktaladı.