Kocaman: "topu Kullandiğiniz Sürece Rakiplerinizden Üstünsünüz"

25.04.2012

Kocaman: "topu Kullandiğiniz Sürece Rakiplerinizden Üstünsünüz"

Sportif Direktör ve Teknik Sorumlumuz Aykut Kocaman, rakiplerine oranla topu daha fazla kullanan takım olduklarını belirterek, "Topu kullandığınız sürece rakiplerinizden üstünsünüz" dedi.

Fenerbahçe Televizyonu’nda yayınlanan "Teknik Analiz" programına katılan Aykut Kocaman, soruları yanıtladı ve takımının performansını istatistik verilerle değerlendirerek, Karabükspor maçına değindi.

Öncelikle hafta sonunda Galatasaray karşısında elde ettikleri galibiyetin önemine değinen Aykut Kocaman, Karabükspor maçı ile ilgili ise şu açıklamalarda bulundu:

"Fenerbahçe şampiyonluğu kovalıyor ve bu maçla birlikte büyük bir avantaj sağladı. Kupa maçı, Beşiktaş maçı ve hemen arkasından da maçlarımız var. Karabükspor takımının iki resmi var. Bunlardan biri iç saha durumu. Ve iç sahadaki tüm maçlarını kazandılar. İkincisi deplasman durumu ki deplasmanda en az puan alan takım Karabükspor. Bunu bilerek Perşembe günü sahada olacağız. Türkiye Kupası’nda yarı finalde olmanın motivasyonunu da kullanacaklar. Biz de bunun bilincinde olacağız tabiki."

Fenerbahçe’nin topu kullanma süresini değerlendiren Kocaman, "Topu kullandığınız sürece rakiplerinizden üstünsünüz.
Fenerbahçe’nin genel standartı açısından baktığınızda ben 29 dakikanın yeterli olduğunu düşünmüyorum. Ben antrenörlük sürem boyunca her şeye oyun diye başlarım. Oynama ve oynayabilme, oyun kurma kısmı benim için çok önemli. Topu kullanabildiğiniz sürece, kaliteli, uzun süreli kullandığınız sürece benim için amaca ulaşılmış demektir.  Futbolun ana metaryali toptur. Ve onu kullandığınız sürece rakiplerden üstünsünüz demektir. Fenerbahçe bu ülkenin her spor dalında önde olan takımıdır. 29 dakika olan topun ortalama kullanma süresini bırakmamalı ve bunu 30, 35’lere çıkarmalıdır. Taraftarların ortak noktası futbol oyununu sevmeleridir. Türk futbolunda söz sahibi olanların da bu şekilde düşünmeleri gerekiyor ve bu futbolun gelişmesi için de çok önemli bir noktadır.  29 dakika topa sahip olma bizim için başlangıç olmalıdır"
dedi.

3 Temmuz’dan sonra yaşanan sürece değinen Aykut Kocaman, "3 Temmuz operasyonu, giden futbolcularımız, takıma sonradan katılanlar, yeniden oluşturulan bir kadro gibi bir sürü olumsuz etkenden sonra bile 29 dakika benim için az bir süre. Daha da iyi olmalıydık, olabilirdik. Fenerbahçe takımı bunu başarmalıdır, bunu başaracak yapıda ve güçteyiz" şeklinde konuştu.

Aykut Kocaman, Fenerbahçe’nin top kullanma süresinde rakiplerine üstünlük sağladığını söyledi ve bunu şu cümlelerle ifade etti:

"Fenerbahçe top kullanmada 20 bin 170-rakamına ulaştı. Bu sonuçla, rakiplerine 2 bin 2500 dakika oranında fark attı. Rakipler 18 binlerde kalmış. Aslında şöyle; Fenerbahçe 29 dakika 33 saniye, Galatasaray 25 dakika 20 saniye. Galatasaray  aramızda yaptığımız maçlara bakıldığında ağır basan taraf oldu. Bize göre oyun bazında ağır basan taraf oldu. Ancak sonuca bakıldığında Fenerbahçe istediğini alan takım oldu diyebiliriz.  34 maç oynamışız, topa Galatasaray’dan her maç 4 dakikaya yakın fazla süre sahip olmuşuz. Ancak tekrar söylüyorum bu hiçbir zaman Fenerbahçe en iyisiydi demek değildir. Galatasaray, aramızdaki maçlarda iyi olan takımdı. Futboldan ne beklediğinizle ilgili bu istatistikler. Benim futbol kafam bu, oyuncularımdan da topla buluşma, topla oynama konusunda bunları bekliyorum. Fenerbahçe olarak elde ettiğimizin en az %20 üzerine koymamız gerekiyor. Biraz daha fazla çalışarak bunu elde edebiliriz. Ancak saha dışında da daha stabil hale getirmemiz gerekiyor.  17 bin 435 pas yapmışız, 15 bin 573 ile Antalyaspor yaklaşmış bize, Kayserispor da yine Fenerbahçe’ye yaklaşan takımlardan biri. Bireysel kalitesi yüksek ve seçilerek takıma gelen futbolculardan oluşan bir takımdan oluşan Fenerbahçe’de tüm yüzdeler daha iyi olmalı. Şut sayısı, pozisyon sayısı, gol sayısı vb. değerlerde bunun üzerine koymalıyız. Benim açımdan bakıldığında; bu rakamları daha yukarı çıkarmamız gerekiyor. Fenerbahçe pas ve isabetli konusunda da önde. Beşiktaş ve Galatasaray da Fenerbahçe’yi takip ediyor. Kayseri ve Antalyaspor da rakamlarıyla dikkat çekiyorlar.  Futbolda her şey önemli. Pas sayısı, topla buluşma, isabetli pasa sahip olma. Tüm bunlar kolay elde edilebilir şeyler değil. Çok çalışmak, inanmak gerekiyor. Topu yüksek ritimde ayaktan ayağa geçirmeli, topu birbirimize taşımalıyız. Süper Final’de oynadığımız Trabzonspor maçında zirve yaptık, Galatasaray maçında ise yüzdelerimizi indirdik. Bakalım ortalamada nasıl bir yüzde yakalayacağız.  Futbolda olması gereken değerleri ortalamanın üzerine çıkarırsak iddiada kalmaz şampiyonluğun en büyük adayı oluruz.  Gol yüzdesinde %32 ile ön sıralardayız. Galatasaray %36 oranında gol pozisyonlarını değerlendirmiş ve bu konuda öne geçmiş durumda. İkinci yarıdaki sonuçlarımızla yüzdelerimizi düşürdük. Fenerbahçe Süper Final’de dakikada 17-18 pasa çıkmış durumda. Bunda da aynı konu geçerli. Fenerbahçe şuandaki rakamlarının üzerine çıkabilecek güç ve yapıda bir takımdır. Bunlar arttıkça oyundaki hakimiyetiniz, sonuca ulaşmadaki yüzdeleriniz de artar. Takımın şuanki performansı, beklentilerimin düzeyinde. Ancak artırmamız gereken şeyler olduğu gibi azaltmamız gereken şeyler de var. Basit top kayıpları hala iyileştirmeye çalıştığımız ana sorunlardan bir tanesi. Bunun üzerinde çalışıyoruz, antrenmanlarda buna yoğunlaşıyoruz.  Türk futbolunda oyun oynamak değil oynatmamak üzerine kurulu. Bu sebeple olumsuzlukları olumluya çevirmek daha da zorlaşıyor. Futbolun topla oynamanın değerini bilmiyoruz. Topu rakibe kaptırmamalıyız, topu ayağımızdan bırakmamalıyız. Türk futbolunda geliştirilmesi gereken bir durum bu.  Fenerbahçe olarak kolay top kaybını azaltmamız gerekiyor.  Fenerbahçe, ligde top çalma konusunda 807 ile önde, Süper Finalde yapılan 2 maçta ise 66 ile en iyi durumda olan takımız. En yakın rakibimiz 45 ile Galatasaray. Kaybetme konusunda ise en az top kaybeden takım konumundayız.  Ortak bir kanaat oluştuysa bunu reddetmenin çok akıllıca olduğunu düşünmüyorum. Takımla ilgili iki şey öne çıktı bu anlamda. Öne geçtiğimiz maçlarda sonucu koruma, maçı kaybetmeme içgüdüsü. İkincisi ise sezonun ikinci yarısında, deplasmanda oynadığımız maçlarda, oyunun normal sertliğinin dışına çıkarak oynayan takımlara karşı ortaya çıkan zaaflarımız. Normal bir sezonda, örneğin geçen sezonun ilk yarısında bunlar olduğunda bunlara verilen cevaplar mazeretler olarak kabul edilebilirdi, bunu yapmanın anlamı yoktu ve biz bunu yapmadık. Ancak bu sezon büyük bir mücadele ortaya koyduk. Takımımız yeniden oluştu. Takıma alışan oyuncularımız takımdan ayrıldı. Birçok unsur var dile getirilebilecek. Geçen sezon kazandığımız şampiyonluğu bu sezon yeniden elde etmek için takımımız ciddi bir mücadele veriyor. Ancak takımın geri çekildiği, skoru koruma yoluna gittiği yorumları yanlış, antrenör böyle bir şey yapmaz. Biz bütün maçlara çok asıldık, öne geçmek için çok efor sarfettik ve maçı önde bitirmek için ortaya bir koruma duygusu çıktı.  Çok şükür ki biz bunu tam zamanında çözdük. Tabi ki tam anlamıyla çözdük diyemeyiz. Futbol takımlarında sorunlar tamamen hiçbir zaman çözülmez ancak biz bu sorunları en aza indirdik, bunu başardık. Takımın performansına en az etki edecek hale geldi takımımızdaki sorunlar;  buna yedek futbolculara dair."

Oyuncularına teşekkür eden Kocaman, "Birinci maçtan 34. maça ve sonraki 2 Süper Final maçına ve tabiki kupa maçlarına baktığımız zaman, bu sezon, sezon başında sürekli oynamayı düşündüğümüz bir çok futbolcunun takımda yer alamadığı bir sene oldu.  Play-Off uygulamasındaki nedenlerle en yakın rakibimizden 2 puan gerideyiz. Yarın karşılaşacağımız rakibimizi elemek için yine elimizden geleni yapacağız.  Sezon başında kadro yaparken yedek kalacağını düşündüğüm her futbolcuya, takıma sağladıkları katkılardan ötürü teşekkür borcum var. Ben böyle düşünüyorum. Görevlerini çok iyi yaptılar"

Futbolda antrenmanın öneminde değinen Aykut Kocaman sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

Evet, benim fikrim budur. Takımlar, futbolcuları transfer ederken önce takıma katmak için, antrenman yapıp takıma katkı sağlamaları için transfer ederler ve teknik direktöre teslim ederler futbolcuları. Antrenör de futbolcusuna kendi bilgisi kadar katkı sağlar sonra futbolcu kadroya girer ve böyle ilerler. Ancak esas olan futbolcunun iyi antrenman yapması ve çok çalışmasıdır.  Ancak bizim ülkemizde sahne dediğimiz saha esas olarak ön plandadır ve herkes de buradan kendine pay çıkarır. Ancak bunun arka planı olan antrenman en önemli olan kısımdır. Yani şu niye oynayamadı, bu niye yer almadı, bunu niye oynatmadı eleştirileri gereksizdir. Futbolcular öncelikle antrenmanlara katılmakla yükümlüdürler, saha sonra gelir ve antrenmanla bağlantılıdır. Fenerbahçe’nin, büyük bir öneme sahip olan antrenman performansı da bu anlamda daha iyi olabilir, olmalı da.