2018 – 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 13.HAFTA

27.11.2018

2018 – 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 13.hafta

13.Haftanın izlenimleri [Trabzonspor - Fenerbahçe Maçı :(2 - 1) ]

Medipol Başakşehir aldı başını gidiyor diyebiliriz.Yeni yükselen ve 2.duruma geçen Kasımpaşa da yukarıyı zorlamaya başlarken önceki haftalarda liderliğe kadar ulaşan Galatasaray da gerileyenlerden. Liderle arasında 6 puan, 2. duruma yükselen Kasımpaşa'nın da liderle arasında ki fark 5 puan. Bu hafta Ankaragücü'nü deplasmanda yenerek 3 puan alma başarısı gösteren Beşiktaş da 7.likten yukarıya tırmanamadı.

Tabii Fenerbahçe'nin durumunu anlatacak kelimeler bile bulmakta zorlanılıyor. Daha ne kasar süre düşme hattı sınırında kalacak acaba? Toparlandı denilen takım adeta yok olup bam başka bir takım Trabzon deplasmanından 8 sene sonra yenik ayrıldı. Üsteliko takım da önceki hafta 0 -5 gibi bir sonuçla hezimete uğramış bir takımken.

VAR sistemi Galatasaray yöneticileri ile yazarları tarafından hedef alınarak bombardımana tabi tutulurken maçı izleyenle hiç de öyle olmadığını gayetbiyi görmekteler. Oysa yavaşlatılmışını değil de normal çekimi izleyince Serdar Azizi'in nasıl penaltı yaptığı açıkça görülmekte.

Düşme hattının gerisindeki takımlar ile ona yakın takımlar hakkında (hele Fenerbahçe de orada bulunurken) yorum yapmak hem çok zor hem de üzücü. Şu ilk yarı bitsin daha net yorumlar yapılabilecek gibi görünüyor. Ne var ki belki yanılıyoruz diye de düşünmek olası ayrıca.

İzlenen Diğer Maçlar:

Galatasaray, Atiker Konyaspor ile 1 – 1 berabere kalırken zaten galibiyeti hak edecek bir futbol oynayamamıştı. Rastlantı ya da şans/sızlık sonucu attığı gol ile rakibin çok sayıda kaçırdığı gol sonrası kazandığı haklı penaltı haklı sonucu getiriyordu. Yer yer boşluklara karşın dolu sayılabilecek tribünlerin tezahüratlarıyla maça başlansa da tezahüratlar bir bölümden işitilmekte ve de sözleri anlaşılamamaktaydı. İlk yarı Galatasaray'ın baskılı futbolu şeklinde oynansa da daha çok sayıda gol pozisyonuna giren taraf konuk takım oluyordu. Henüz 3. dakikada bile golü kaçıran A.Konyaspor; 8, 20 ve 43. dakikalarda gene golü kaçıran taraf oluyordu. Galatasaray'da ise Eren'in gol olabilecek pozisyonları duruş ve sonucunda vuruş hatalarıyla kaçırması dikkat çekti ve ilerleyen dakikalarda her top ayağına geldiğinde kendi taraftarlarınca ıslıklanmasına nenden oldu. İlk yarı Muslera'nın kurtarışlarıyla sona erdikten sonra 2. yarıya da aynı tempoyla başlandı. Baskılı başlayan ev sahibi takım, rakibin de bitiremediği pozisyonlar sonrası kale önü karambolunda çekilen bir şutun kurtarma vuruşunda kendi oyuncusuna çarpmasıyla A.Konyaspor 1 – 0 yenik duruma düşüverdi. Tabii bu gol oyunun gidişini değiştirdi ve bu kez oyunun hâkimiyeti de A.Konyaspor'a geçti. Bu durum Galatasaray'ın en başarılı oyuncusunun Muslera olduğunu iyice belli etmesiyle son dakikalara gelinmişti. 87. dakikada da A.Konyaspor'lu Skubic gole yaklaşmak üzereyken sağ çaprazdan koşarak gelen Serdar Aziz!'in kayarak yaptığı müdahalede rakibini düşürmesi sonucu hakem Hüseyin Göçek penaltı noktasını gösteriverdi. Orta sahada yapılacak olsa hemen faul kararıyla oyunu durduracak bu kayma sonucu verilen açık bir penaltı olsa da hakem VAR'ın kararını bekledi ve VAR penaltı kararını değiştirmedi. Penaltı atışını gole çeviren Scubic durumu hakkani bir sonuca yani1 -1 e getiriyordu.

Ankaragücü deplasmanından Beşiktaş 1 – 4 galip ayrılırken maç öncesi çok polemik yapılmıştı. Saha bozukluğu nedeniyle, maça 30 saat kala ev sahibinin şehrinden Kayseri'ye alınmıştı. Gene de Ankaragücü seyircisi takımını yalnız bırakmamış ve tribünleri doldurarak maça tezahüratlarla başlamıştı. Ne var ki artık futbola yakışmayan sahaya yabancı maddeler atılmasıyla maçı hakem durdurmak mecburiyetinde kalmıştı. Maçın karşılıklı akınlarla hatta karşılıklı kaçan gol pozisyonlarıyla devem etmesi, orta sahaların çabuk geçildiğini göstermekteydi. Beşiktaş'ın 17. dakikasında geriden duran top atışına koşarak gelen Vida'nın attığı kafa vuruşu gol olduysa da 3 dakika süren VAR incelemesi ile bu gol iptal edildi. Ne var ki 5 dakika sonra Lijajic uzak mesafeden çok güzel bir şutla takımını 0 - 1 öne geçiriyordu. Ankaragücü daha fazla gol aramaya başladıtsa da Beşiktaş da akınlara devam ediyorken ilk golden 4 dakika sonra doğan karambol sonrası direğin dibinden Mustafa Pektemek pek de emek verdikten sonra golünü bulmuş oldu. İlk yarı bu skorla bitecek zannedilirken Genç Güven kalitesini gösteren bir şutla ilk yarının 0 – 3 sonucuyla bitmesine neden oldu. Ankaragücü ikinci yarıya başlarken ilk yarının sonucu takım oyunu oynayamadıklarının sonucuydu. Bifouma gibi kaliteli oyuncuları olmasına rağmen rakip sahada gole ulaşacaklarına çok top kaybı yapmaları bu farklı sonuca ulaşmalarına neden olmaktaydı. Ankaragücü kalecisi Korcan'ın kurtarabileceği golleri yemesi de farkın bir diğer nedeniydi. Maç farklı skor sonrası düşük bir tempoyla oynanırken 60.dakikada Ankaragücü'nün attığı gol öncesinde faul olduğu gerekçesiyle VAR tarafından iptal edildi. Maç bu sonuçla bitecek denirken 86.dakikada El- Kabir takımı adına farkı indirdi ve böyle de bitmek üzereyken 2 dakika sonra Oğuzhan skoru değiştirdi ve maç da 1 -4 sona erdi.

Fenerbahçe'nin maçını ele alacak olursak:

Trabzonspor – Fenerbahçe Maçı : (2 -1)

Fenerbahçe'nin bu kadar kötü bir maç çıkartması hiç kimse tarafından beklenmiyordu. Ne taraftar, ne takım futbolcuları ve hocaları ne Başkan ve Yönetim kadrosu hatta ne de rakip takım beklemiyordu. Tabii ki böyle bir futbolun çok sayıda nedenleri vardır. Önce futbolu ele alalım sonra da nedenleri bulmaya çalışalım.

Önce hiç saklamadan açıklanmalı ki Harun dışında değil başarılı olan, vasatın üstüne çıkan bir oyuncu dahi yoktu bu maç sırasında. Zaten Harun olmasa açık farklı bir yenilgi rezaleti yaşanacaktı. Üstelik bir de penaltı kurtararak 25. dakikada takımının yenik düşmesini de önlemişti. İsla'nın futbolu bu yerin asıl değişmezinin Şener olduğunu bir kez daha gösteren bir futboldu. Yaptıkları hatalara rağmen Roman ile Skertel biraz vasata yaklaşan oyuncular oldular. Hasan Ali her zaman önündeki sol açıkla anlaşarak olumlu çıkışlar yaparken bu kez Valburna ile hiç anlaşamadı. Tabii bunda; bu maçta Valbuena'nın etkisiz olması ve önceki hocalarını haklı çıkartması ilk nedeni oluyordu. O kadar çok top kaybı yaşadı ki takımına tehlikeli dahi oldu diyebiliriz.

Top kayıplarının nedeni tabii ki diğer oyuncuların kötü futbollarının da başlıca nedeni olan Trabzonsporlu futbolcuların her rakip oyuncunun ayağına gelen her top sonrası 2 -3 kişiyle o bölgeye saldırmakta olmalarıydı. Fenerbahçeli futbolcuların bu baskıdan kurtulması çalım atmaktan vaz geçmeleri ve kısa paslar yerine uzun paslar denemeleriydi. Ne var ki bu şekil bir oyun için gerekli olan kalite sorunu da çoğu futbolcuda sezon başından beri zaten görülmekteydi.

Orta saha da ise Mehmet Topal'ın bu kadar kötü bir futbol oynadığını bu güne kadar hiçbir maçta görmedik. Sakatlık sonrası olması tek neden olmamalı sanırım. Diğer bir çok futbolcuda görülen kondisyon eksikliği de gene akla gelmekte. Eljif Elmas dahi hem her zamankinden daha az mücadele eder göründüğü gibi çok sayıda pas hatası da yapmaktaydı. Ayew her zaman olduğu gibi baskı görünce kendini yere atma huyunu bu maçta da çok sayıda gösterdi ve hem teknik olarak hem de mücadele gücü olarak zayıf kaldı Slimani'nin adı yayında çok az geçerken zaten bilinen kalite eksikliği rakibin presi sonrası tamamen yok oldu. Tek golü güzel bir vuruşla kaydeden ve bir topu da direklerden dönen Frey ise bu gol vuruşları dışında da etkisiz kaldı. Her maçta her tarafa koşarak beğeni topladığı halde bu koşularını bu maçta azaltmıştı.

Maçın durumu bu ise, nedenler nedir diye düşünmeden durulamıyor tabii ki. Önce sezon başından beri söylenenler sezon ilerledikçe doğru çıkmakta. Alınan hemen her futbolcunun futbol kaliteleri sorunlu olarak saptanmakta. Bu transferlerin sorumlusu Comilli'ye güvenilmiş olmasının yanlışlığı iyice anlaşılmakta. Maça çıkan kadro çıkamayanları da ele alacak olsak gene de en iyi onbirdi. Sağbekte sakatlığı nedeniyle oynayamayan Şener oynayabilse İsla da daha başarılı olduğu orta sahada belki daha çalışkan olacaktı. Bu mevki dışında ah olsaydı diyerek ele alınacak başka oyuncu alternatifi de yok yani.

Bu yıl ilerleyen haftalarda bu maçtan alınacak dersler ile bu durumlar için alınacak önlemler sonrası nereye kadar ilerlenebilirse oraya kadar gidileceği ümidiyle Fenerbahçe'ye başarılar dilemekten başka söylenecek bir şey de yok..

  • Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri
  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

13. Genç Futbolcu Sorunu

Genç futbolcu sorunu yıllardır ele alınırken, şimdilerde yabancı futbolcu kontenjanlarının son durumu nedeniyle tekrar ön plana çıkartılması gerekmektedir.

Statlarda futbol seyircilerinin yaş ortalaması ele alınacak olursa genç seyirci sayısının diğer yaş gruplarına nazaran çok daha fazla olduğu anlaşılacaktır. Gençler yaş gruplarının kendi maçları bir yana, kendi aralarında halı saha maçlarında futbol oynayıp maç izlemeye statlara gelmektedirler. Tabii ki bir gün kendilerini veya aynı yaş gruplardaki oyuncuları takımların kadrolarında görmek isteyecekleri akla daha yakın durmakta. Bu nedenle statlardaki seyircilerin çoğu tarafından tecrübeli ve yaşı ilerlemiş futbolcular pek tutulmazlar.

Aslında gerçekten de genç futbolcular takımların geleceğidir görüşü de doğrudur. Ama kulüp yönetimleri bu futbolcuları değerlendirip onlardan gelecek erken paralara daha çok önem veririler. Büyük takımlarda parlayıp diğer kulüplere satılan kaleciler dâhil çok sayıda futbolcu adı sıralayabilirim ama konumuz bu değil.

Genç futbolcu yetiştirmenin maliyetleri de hesaplanmaktadır. Yabancı futbolcu kontenjanının bu kadar yükseltilmiş olduğu son senelerde bu maliyetlere katlanmanın çok gerekli olmadığı hesaplanacaktır. Kaliteli yerli futbolcuların yer bulamadığı takımlarda yeni yetiştirilmiş genç oyuncuların nasıl yer bulacağı sorusu cevaplanamaz.

Bu nedenle yetiştirip satma yerine yetiştirip kiralama ve tekrar kendilerini yetiştiren kulübe dönmeleri konusu ele alınmalıdır. Yıllık düzenlemeler değil geleceğe dönük düzenlemeler düşünülmeli, hem de yönetimler değişse bile bu düzenlemeler yeni yönetimlerce değiştirilemeyecek esaslara bağlanmalıdır.

Ligimizde yabancı futbolcu kontenjanı önceki birkaç yıla göre devamlı değişerek hemen hemen tüm takımlarımızda son yıllarda olduğu kadar çok sayıda yabancı futbolcu görülmemişti. Tüm onbiri yabancı futbolcularla düzenlenmiş bir büyük takımımızın sahaya çıkışı unutulamaz. Bu durumun yararları ile zararları alt alta sıralanacak olsa sanırım eşit çıkacaktır. Ne var ki sezon sonunda bu yarar ve zararlar ele alındığında takımlarımızın durumlarına göre bu konudaki sonuçlar da ortaya çıkacaktır.

Özellikle İstanbul, bekâr yabancı futbolcular için tehlike arz etmeye her zaman için açıktır. Gece hayatları iyi kontrol edilerek form durumlarında eksilmeler de iyi izlenmelidir.

Sözün sonu gene bu konunun bu yıl için sezon sonunda çözüleceğinin umutla beklenmesidir.

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com