2018 – 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 15.HAFTA

11.12.2018

2018 – 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 15.hafta

15.Haftanın izlenimleri [Akhisarspor - Fenerbahçe Maçı :(3 -0) ]

Lider Medipol Başakşehir 2. İle arasındaki farkı 7 puana çıkartarak yoluna devam ederken tüm futbolseverleri üzecek bir şekilde Fenerbahçe düşme hattının içine kadar geriledi.

Bu haftayı yenik kapatan Kasımpaşa lig 2.liğini korurken puam cetvelinin üst sıralarında yer alan ilk 3 takımın içinde Antalyaspor da yer alırken 3 büyükler yer alamıyor. Bu hafta hiç birisi maçlarını galibiyetle tamamlayamasalar da,gene de içlerinden en iyi durumdaki Beşiktaş 4. Galatasaray 7. sırada yer almakta. Çok aşağı sıralara kadar gerilemiş olan Trabzonspor son haftalarda toparlanarak 6. sıraya kadar çıktı.

Orta sıralar için, gerek üst sıraların gerekse düşme hattına yakın olan takımların puan farkları çok farklı olmadığı için bir sonuç değerlendirmesi yapmak halen olanaksız. Tıpkı bu haftayı kendisi gibi alt sıralarda bulunan Akhisarspor'a hem de 3 -0 gibi farklı bir skorla yenilen Fenerbahçe taraftarlarının düşme hattı için bir değerlendirme yapmadan ilerleyen haftaları beklemeleri gibi.

İki hafta sonra sezonun ilk yarısı tamamlanacak. İkinci yarısı için Teknik Direktörlerin başarıları ile yapılacak çalışmalar ve alınacak olursa yeni oyuncuların katkıları ümitle beklenmekte.

VAR sistemi için dahi bir yorum yapmadan sezonun ilk yarısının tamamlanmasını beklemek daha doğru olacaktır.

İzlenen Diğer Maçlar:

Beşiktaş Aytemiz Alanyaspor ile 0 – 0 deplasmanda berabere kalırken bu sonuç hiç de beklenmiyordu. Dolu tribünler önünde Beşiktaşlı taraftarların tezahüratlarıyla maça iki tarafın da karşılıklı akınlarıyla başlandı. Ne var ki oyun orta saha mücadelesi şeklinde devam ederken her iki takım da ilk yarıda sadece karşılıklı birer önemli gol pozisyonuna girebildiler. Kalecilerin karşılıklı kurtarışları da gol olanaklarını önlemiş oldu. Maçın sonlarına doğru Alanyaspor daha çok sayıda tehlikeli akınlar yapmaya başladıysa da kaleci Karius'u geçemediler. Maç da Beşiktaş'ın 2 puan kaybıyla sonuçlanmış oldu.

Trabzonspor, Atiker Konyaspor'u 3 – 0 yenerken hiç de bu sonucun beklendiği bir maç izlenmiyordu. Yer yer boşlukların bulunduğu tribünlerde 2 takımın da taraftarları yer almaktaydı. Maça her iki takımın da dikkatli bir futbol oynanmasıyla başlandı ve bu şekilde oynanan futbol sonrası az pozisyonlu ilk yarı 0 – 0 beraberlikle sona erdi. İkinci yarı ya Trabzonspor ağırlıklı başlanınca gol pozisyonları da yaşanmaya başlanmıştı. Jahovic girdiği çok net gol pozisyonunu değerlendirecek olsa maçın sonucu çok farklı olabilecekti. Ne var ki 76. dakikada genç Abdülkadir'in kazandırdığı penaltıyı Rodallega gole çevirdi ve maçın akışı da değişti. İlerleyen dakikalarda A.Konyaspor akınları da gol tehlikeleri yarattıysa da atılan 2 golle Trabzonspor maçı 3 – 0 kazanıyordu.

Galatasaray, Çaykur Rizespor ile 2 – 2 berabere kalırken maça galibiyetten emin başlamışlardı. Yer yer boşluklara rağmen, konuk takımın ligde sonuncu durumda bulunması nedeniyle,Galatasaraylı taraftarlar bekledikleri açık farklı galibiyetin neredeyse kutlamalarını yapmaktaydılar. Galatasaray'ın hâkimiyeti altında maça başlanacağı belli olmasına karşın konuk takım ilk gol pozisyonuna girdiyse de ofsayt nedeniyle oyun durduruldu. 6.dakikada ki Galatasaray'ın girdiği ilk gol pozisyonunu ise günün başarılı kalecisi Gökhan kurtardı. İlk yarıda ev sahibi takımın hâkimiyetine karşın az sayıda gerçekleşen gol pozisyonlarından en önemlisini 39.dakikada Onyekuru'nun önünden alan da kaleci Gökhan oluyordu. 41. dakikada ise Galatasaray'ın golü Rodriges'in ayağından geldi. Aslında açık bir ofsayt izlendiği halde hakem ilk kez yardımcısı ile birlikte VAR'a başvurup golü geçerli saymaktaydı. İlk yarı bu sonuçla kapandı ve 2. yarıya beraberlik golünü arayan Ç.Rizespor'un akınlarıyla başlandı. Oysa 2. golünü bulan da gene Eren'in çok güzel geriden koşup attığı kafa golüyle 58. dakikada durumu 2 – 0 a getiren Galatasaray oluyordu. Maç bitti gibi görülmekteyse de 2 gol atması beklenmeyen konuk takım geme gol aramaya devam ediyordu. Muslera'nın kurtarışları sonrası durumu 67. dakikada 2 – 1 e getiren ise günün başarılı isimlerinden Aminu oluyordu. Bu arada VAR gene çok tartışılmaya başlandı. Ç.Rizespor'un beraberlik sayısı kaleciye baskı nedeniyle VAR ile birlikte iptal edilirken kaleciye baskı yapılmayıp sabit durduğu izlendi. Sonunda 80. dakikada beraberlik golü gelmekteydi. Üstelik 90+3 tede neredeyse rakibin maçı önde bitirmesine yol açacak gol fırsatını önleyen de Muslera oluyor ve maç 2-2 beraberlikle bitiyordu.

Akhisarspor - Fenerbahçe Maçı :(3 -0)

Yazılacak bir şey kaldı mı ki diyerek bu yazıya başlamış bulundum. Şimdi takımın geldiği noktanın sorumluluğunun “Sportif Direktör sıfatı verilmiş olan D.Comolli” ye ait olduğunda hemen herkes birleşmektedir. Sezona başlanılmadan önce Dernek yazılarımdan tam 4 adedini görüşlerim olarak Sayın ve Sevgili Ali Koç'a hitaben yazmıştım. Bu yazılarımdan; önceki yılın “Sportif Direktör” yanlışını anlatan bir paragrafı aşağıya alıyorum:

(--- Bu görüşler sonrası “Sportif Direktör” adı verilen bir yabancı ile bir Türk Hocanın birlikte çalışması fikri de gündeme gelmektedir. Ancak yaşanan “Sportif Direktör” çalışmasının nasıl bir hezimet olarak bittiği de bilinmektedir. Aslında kendisinin bir yabancı “futbolcu komisyoncusu” olduğu ortaya çıkınca zararına da katlanma zorunluluğu da ortaya çıkmıştır. Üstelik yıllarını vermiş oyuncular kaybedildiği gibi bir takım bozularak yeni bir takım oluşturmanın sakıncalarına katlanma durumu da ortaya çıkmıştır.)

Lefter Küçükandonyadis Sezon'ubaşında 7 oyuncu gönderilip 11 yeni oyuncu alındığında futbol takımının “takım olama” haline gelmesinin zaman alacağı düşünülmüştü. Ne var ki alınan oyuncuların zaman ilerlese bileüstün bir takım haline gelemeyecekleri anlaşılmıştır. Bulundukları mevkinin özelliklerine uygun olmadıklarının anlaşılması dışında teknik kapasitelerinin de düşük olduğu aradan geçen süre zarfında iyice ortaya çıkmıştır.

Akhisar maçına çıkan kadroda da aynı durum görüldüğü gibi ayrıca teknik direktör hatası sayılacak plan, program tertip, düzen açısından ele alınacak hiçbir özellik de görülememiştir. İlginç olan ise önceki maçlarda beğenilen ve geleceğin oyuncuları olarak görülen genç oyunculardan Eljif ile Barış'ın da önceki maçlarına göre gerilemiş olmalarıydı. Rakibin gayreti çok hata yapmalarına yol açmaktaydı.

Tüm oyuncuları ele alacak olursak, Hasan Ali Kaldırım ile Mehmet Ekici dışında oyuna etki, rakibe zor anlar yaşatabilen başka hiçbir oyuncuya rastlanmamasıydı. Geçen yılı kadrosundan gelen ve bu sezonda da başarılı olan stoperler dahi hatalarıyla 2 golün yenmesine neden olmuşlardı. Başarılı kaleci Hatun hatasıyla goller yerken ele alınacak başka hiçbir oyuncu olmaması da çok ilginç bir durumdu.

Teknik Direktörün de hataları sayılacak olursa bu farklı yenilginin diğer nedenleri de ortaya çıkmış olacaktır. Takımın ne iyisini alışık olduğu ve hücuma devamlı katkı yaptığı sol bek yerinden alıp orta sahaya almasının nedeni tabii ki hiç anlaşılamadı. Hocanın takımını ani kontrataklar yapma konusunda çalıştırmadığı da anlaşılmaktaydı. Yetersiz Satrafor Slimani devamlı orta sahaya gelip top almaya çalışırken ani ortalarda ceza sahasında toplanılamadığı da açıkça görülmekteydi.

Seçilen oyuncular yetersiz, Teknik Direktör etkisiz olunca hiçbir maç kazanılamaz. Taraftar Ersun Yanal'ı istemekte. Bugün bulunulan düşme hattından daha yukarılara çıkartması başarı sayılabilecek mi acaba. 4 Ocaktan itibaren 2. devre sezon için kaç oyuncu alınabilecek ve devre arasında kaç tane kaliteli ve güçlü durumda oyuncu bulunabilecek acaba? Avrupa kupaları ile Ziraat T. Kupası maçları ne olacak? Fenerbahçe sevgisi ümitle beklemeyi gerektiriyor tabii ki.

  • Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri
  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.
  • 15. Gerçek Golcülerin esas Özellikleri :
  • Her santrafor oynatılan, adı golcüye çıkmış olmasına karşın gol atamayan oyuncularla çok karşılaşılmakta. Bu nedenle gerçek golcü özelliklerini ele almakta yarar var

Golcülerin özelliği 18 içindedir. Açıklardan süratleriyle gelenler ve sonuçta golü atmış olsalar da aslında bu tür oyuncular golcü değil golcülere asist yapanlardır. Çeşitli şekillerde rakip 18 içine gönderilen toplarda ise golcüler işlerini yaparlar. İşte burada pek üzerinde durulmayan bir konu ortaya çıkmakta. O da golcünün burada ulaştığı her topu tek vuruş ile golü gerçekleştirmesidir. Yoksa stop et ya da önce çalımını at sonra kaleye yuvarla özellikleri golcülük vasıflarının yok olması demektir.

Tabii kafa golleri atması da golcüler için en gerekli olan vasıflarda birisidir. Gelen yüksek topları eğer kaleye yönlendirecekse kalecinin yer tutmadığı tarafa yönlendirme becerisine sahip olmalıdır. Bu da kafasının hangi bölgesiyle ve ne sertlikle göndereceğini bilmesi demektir.

Serbest atışlarda ve kornerlerde markaj altında ceza sahası içinde sabit durarak beklemek bir gerçek golcüye yakışmaz ve yanlış yapması demektir. Oysa ceza sahasının dışında veya yakın içinde gelen topu daha havadayken izleyip, düşeceği yeri saptayıp vücut gücünü kullanarak o noktaya koşması ve topu yönlendirmesi bir gerçek golcüye yakışan atış olur.

(Yazımı okuyan okuyucum Sinan Kükrer ise şu eklentinin de yapılmasını uygun görmüştür: “Golcü santraforların zamanlamalarının da mükemmel olması, tek vuruşlarda kafa ve ayakla topu gol yapabilmeleri gerekir. Örnek: Müller, Osman, Tanju” )

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com