2018 – 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 16. HAFTA

18.12.2018

2018 – 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 16. Hafta

16.Haftanın izlenimleri [Fenerbahçe - Büyükşehir Belediye Erzurumspor Maçı :(2 -2) ]

Super lig çok garip bir görüntüye girdi. Lider Medipol Başakşehirİle 2. arasındaki fark 6 puan derken bu fark 3 büyüklerden birisi ile olan fark olmayıpEvkur Yeni Malatyasor ile olan farkı göstermekte. Fenerbahçe hala düşme hattındaki son 3 takım arasında mücadele ederken sırasıyla, Beşiktaş, Trabzonspor ve Galatasaray liderin 8 puan gerisinde kalmaktalar. Aynı puana sahip bu 3 takımı takibeden 2 takım Kasımpaşa ve Antalyaspor da onlar gibi 26 puana sahip 5 takım arasındalar. Çok aşağı sıralara kadar gerilemiş olan Trabzonspor son haftalarda toparlanarak 6. sıraya kadar çıktı denirken yükselmeye devam ederek 4. sıraya kadar yükselmeyi başardı.

Orta sıralar için, gerek üst sıraların gerekse düşme hattına yakın olan takımların puan farklada çok farklı olmadığı için hala bir sonuç değerlendirmesi yapmakolanaksız gibi.

Sezonun yarısının tamamlanmasına 1 hafta kala sezonun ikinci yarı için değişenTeknik Direktörlerinbaşarıları ile yapılacak çalışmalar ve alınacak olursayeni oyuncuların katkılarıtaraftarlarca ümitle beklenmekte.

VAR sistemiiçin dahi bir yorum yapmak olanaksız. Lehine konuşanlar kadar aleyhinde çok sayıda görüş bildiren futbol yorumcularının bulunması hayretle izlenmekte.

İzlenen Diğer Maçlar:

Galatasaray Başakşehir ile deplasmanda 1 – 1 beraberekalırken puan farkı azaltma olasılığını kullanamadı. Yer yar boşluklar bulunsa da dolu tribünler önünde maç, karşılıklı akınlarla başladı. İlk gol pozisyonu doğurabilecek tehlikeli akını Galatasaray 11. dakikada gole çeviremediyse de maçın 2. gol pozisyonunda, 18.dakikada öne geçen Başakşehiroluyordu. Ofsayt olasılığı nedeniyle Hakem VAR'a müracaat ettiyse de başka bir oyuncunun pasif ofsaytta bulunması gole engel teşkil etmedi ve gol tasdik edildi. Yedikleri gol sonrası Galatasaray akınlara başladığından az da olsa gelişen gol pozisyonlarından 24. dakikada önemli bir gol fırsatını yok ettiler. Ne var ki bu akınlardan 30. dakikadagelişen akın hakemin penaltı kararıyla sonlandı. Gene VAR'a müracaat da bu kararı değiştirmeyince Eren Derdiyok tarafından penaltı gole çevrilince durum da 1 – 1 e getirilmiş oluyordu. Karşılıklı akınlarla biten ilk yarı sonrası 2. yarıya da aynı şekilde başlandı ve devam edildiyse de gollük akınlar çok az gelişiyordu. Bunda iki tarafın da yenilgi yerine birer puan alma arzularının önde gelmesi etkiliydi. Orta saha mücadelesi takım arkadaşlarının geri pasları da olmasa kalecilere akınlar sonrası top ulaşması hemen hemen mümkün olmuyordu. Sonunda maç da iki tarafın da istediği gibi 1 -1 beraberlikle bitmiş oluyordu.

Beşiktaş, Trabzonspor ile 2 – 2 berabere kalırken yenilgiden uzatmanın sonlarında kurtulabildi. Tribünlerin doldurulduğu maçta Trabzonlular da yer almıştı.Maç karşılıklı akınlarla başlarken ilk gol tehlikesini 5. dakikada Karius önledi. 22. dakikadaki gol pozisyonunda ise Caner'in şutu az farkla yandan dışarı gitti. Orta saha çabuk geçilerek karşılıklı gol pozisyonları top kalecilerden ve direklerden dönerken ilk yarıberaberlikle bitiyor derken 45 + 1 deMedel'in hatası sonrası topu kapan Rodellaga'nın usta işi golüyle Trabzonspor 0 -1 öne geçiyordu. Tabii ki 2. yarı Beşiktaş'ın baskısıyla başlasa da 3 dakika sonra 2. golü bulan gene Trabzonspor oluyordu. 57. dakikada karambol sonrası Beşiktaş'ın golü gelirken. Karşılıklı ataklar gol getirmeyice Trabzonspor'un Galatasaray ve Fenerbahçe'den sonra Beşiktaş'ı da yeneceği düşünülmeye başlanmışken 68. dakikada gelen beraberlik golünü VAR ofsayt nedeniyle iptal etti. Son dakikalar yaklaştıkça yenilgi kabullenmiş gibi maç oynanırken 90+6 da Beşiktaş'aMustafa Pektemek'in golüyle beraberlik tekrar geri geliverdi.

Fenerbahçe - Büyükşehir Belediye Erzurumspor Maçı : (2 -2)

Teknik Direktörünün değiştiği ilk maçta her takımın önceki futbolundan daha güçlü bir futbol oynamakta olduğu görüldüğü halede Fenerbahçe maça başladığında önceki maçlarına göre bilinenden çok daha üstün bir futbol oynadığı görülüyordu. Takım paslaşmasını öğrenmiş, birbirlerine uygun hareketler yapabilmekteydi. O kadar topa ve maça hâkim bir futbol oynuyorlardı ki her an gol beklenmekteydi. Öyle ki ilk 25 dakikada rakip takım cezasahasına girebilen bir akın dahi düzenleyememişti. Bu baskı 18. dakikada golü getiriyordu. Sağdan İsla'nın ani ortasına uzak kale direğinden yer alan Ayev'in kafa golü hep önerilen tarzda bir goldü. Bu gol dahi Fenerbahçe'yi yavaşlatıp galibiyete yatar hale getirmeden akınlarına devam ettirmişti.

B.B.Erzurumspor ancak 35. dakikadan sonra başabaş bir futbol oynamaya başladıysa de gol pozisyonu bulamadan ilk yarı 2 – 0 sona eriyordu. İlk yarıda önceki maçlarda görülen pozitif futbollarını oynayan Hasan Ali Kaldırım, Mehmet Ekici, Skertel, Harun görülürken, Valbuena önceki maçlarından daha fazla koşan, verilen taktik gereği sahanın her yerinde görülen bir futbol oynamaktaydı. Ayev, İsla, Mehmet Topal önceki futbollarının üstünde oynarlarken sadece Slimani'nin yetersizliği iyice göze çarpmaya başlamışken, Eljif'in de eskisi gibi çok hata yaptığı ama çok koştuğu futbollarını oynamaktaydılar. Bu üstün futbol ile ilk yarıda ki 2 – 0 lık galibiyetin nedenleri de böylece görülmekteydi.

Ne var ki 2. yarı bambaşka bir Fenerbahçe vardı sahada. 3. dakikada yenilen gol hem moralleri bozmuş hem de farkı açma yerine skoru koruma içgüdüleri gene ön plana çıkmıştı. Maçın hakimiyeti de konuk takıma teslim edilmişti. Tabii bunda her zaman tartışılan, bu takımın kondisyon eksikliğigözlemlerinin doğru çıktığı açıkça görülmekteydi.

Rakip önlenmeye çalışılıyor, paslaşmalarda saklanmak gene ön plana çıkıyordu. Harun kendisine gelen toplarda vakit geçirme uğraşına girerken tüm takım paslaşma yerine top uzaklaştırmayı tercih ediyordu. Tabii amaç vakit geçirip skoru koruma olunca yeteneksiz futbolcuların özellikleri de gene ön plana çıkıyordu. Rakibe cesaret veren bu oyun beraberlik golünün geleceğini göstermekteydi. Sonuçta o da oldu ve 90+ 2 de 2 -2 beraberlikle maç sona erdi.

Üzüntü, üzüntü, üzüntü. Fenerbahçe taraftarları bundan başka bir şey yaşamıyor ve artık başka bir ümit de göremiyor.

Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyenama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

(Talebim üzerine okuyucum Değerli Sinan Kükrer tarafından yazılmıştır.)

16. Futbol Zekası :

Bir takımın başarılı olması için oyuncuların oyun zekasının ileri seviyede olması gerekir.Bu kural her branştaki ekipler içindegeçerlidir.(Futbol,basketbol,voleybol v.b.g.)Burada konumuz futbol olduğu için futbolcuları ele alacağız.

Maç esnasında takımların fizik kondisyonu kadar hatta daha fazla farkı iki takımdaki oyuncuların zekâsı farkıyaratacaktır.

Günümüzde bütün takımlar sezon başında ve sezon boyuncakalabalık bir ekip gözetiminde(teknik direktörden başlayıp,piskolog la biten)digital ortamda her türlü testleri yaptırarak maçlara hazırlanıyor.Stad zeminlerininde artık çim olduğunu düşünürsek,bilgisayar ortamında tüm verilerede erişilebildiğine göre bütün takımlar eşit sayılabilecek bir ortamda bulunuyor.Bir futbolcunun eksik ve fazlalarını hocası çok iyi bilipçalıştırabiliyor.

Oyuncular arasındaki gerçek üstünlüğü getirecek tek fark; oyuncunun oyun zekası olarak görülüyor.Takımında nekadar oyun zekası üstün oyuncun varsa o oran da rakibe üstünlük kurup farklı zevkli maçlar seyrettirirsin. Bu oyuncular devamlı pozisyonlar yaratır. Oyuncu iki pozisyon ilersini düşünmeli. (Ör:Alex başlama vuruşunda topu rakip korner direğine yakın taça atıp,takımı baskıyla oyuna başlatırdı)

Yoksa dünyanın eniyi teknik direktörünü getirsen başarı gelmez.Hocasının taktiğini anlayamayan futbolcuyla başarılı olamazsın.Gol atmayı bırakın,pozisyon bile bulamazsın.Şansızlık bir hafta hadi bilemedin iki hafta olsun sen devamlı kaybediyorsan kesinlikle oyuncu kalitenle ilgilidir.

Haftaya konuya devam edebiliriz.

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com