2018 – 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 23. HAFTA

26.02.2019

2018 – 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 23. Hafta

23.Haftanın izlenimleri [ Beşiktaş - Fenerbahçe Maçı:(3 -3) ]

Lefter Küçükandonyadis sezonunun 23. haftası sonunda İstanbul'un karlı günlerine rastlyınca maçı 1 gün ertelenen Medipol Başakşehir gene haftayı kayıpsız kapatınca 2.durumdaki Galatasaray'ın 6 puan önünde lider durumda bitiriyordu. Liderin 9 puan gerisindeyken 3 -3 lük Fenerbahçe beraberliği sonrası 2 pun kaybıyla 11 puan geriden Beşiktaş 3.lüğünü sürdürmeye devem etmekte.

Üç büyüklerden Fenerbahçe, asrın maçı bile diyenlerin olduğu 3 -0 dan 3 -3 e yükselttiği maç sonrası aldığı 1 puan sonrası puan cetvelinde 1 puan daha alarak bir sıra yükselmiş ve 14. lüğe çıkmış oluyordu. Kalan haftalarda tabii ki liderlik söz konusu olamayacaktır ama unutulmasın ki ilk 8 sıra bile önemlidir. Ziraat Türkiye Kupasında bir eleme gurubunu arkada bırakmak demektir. İlerlme hızına göre bAvrupa Kuplarıma katılma için gerekli olan ilk 4 (hatta bu 4 takımdan kupayı alan olursa ilk 5) ulaşılması büyük yararlarb getirecek sıralanmalar olarak görülebilir.

Önceki yılların her zaman için Şampiyonluk adaylarından bu kez 3 alanTrabzonspor 6. Sıradan 4. Sıraya gelirken ya gerilerken 5. büyük kabul edilen Bursaspor ise gerilemeye devem ederek lidere yenilince 3 puan daha kaybetti ve düşme hattına inerek 16.sıraya kadar indi.

Gerek üst sıralarda beklenen gelişmeler ile gerekse düşecek takımların durumlarında beklenen değişiklikler nedeniyle lig cetvelinin hala ne orta sıraları ne de en alt sıraları hakkında bir yorum yapmak konusunda ki olanaksızlık devam etmekte. Aynı durum düşme hattı için de belirsiz. Nasıl üst sıralar 6 veya 11 puan farkı kapatmaya çalışıyorsa en alt sırada yer alan 18 puanlı Akhisarspor'un kurtuluşu için de şimdilik 7 puan yeterli oluyor.

VAR sistemi gene bu hafta çok konuşuldu hem de kulüpler şikâyetlerini medyaya açıklamaya başladı. Anlaşıldı ki hakemler nasıl sahada hata yapabiliyorsa VAR'ın başında olanlar da hata yapabilmekte. Hatta iddialara göre “kasıt” unsuru bile VAR kararlarını etkileyebilmekte. Bu nedenle TFF'da bu hafta bir değişiklik de yapıldı.

Maçları izlerken anlaşılan bir konu da VAR kararlarının ya tam bilinmemesinden ya da kendi düşüncelerine uygun karalar beklenmesinden kaynaklanan bilgi eksiklikleriyle karşılaşılmaktadır. VAR konusunu futbol cahillerine tekrar anlatmak gerekmekte. Geçen haftada ki yazıda da belirtildiği gibi bazılarının zannettiği gibi VAR her konuda bir karar mercii değildir. Sadece aşağıdaki konularda yorumu beklenmektedir:

  • 1)Gollerin iptali veya geçerli sayılması.
  • 2)Penaltı kararlarının iptali veya verilmesi
  • 3)Kırmızı kart verilmesi veya verilen kararın iptali

Sadece bu konularda ya VAR tarafından hakem ikaz edilmekte veya çağırılmakta ya da hakemin kendisi verdiği bir kararını değiştirme konusu için yardım isteyebilmektedir.

BİR ÖNERİ (Tekrardır) : Çok tartışılmaya başlanan VAR kararları maçın hakemi ile VAR yetkili hakemiçağırılarak (veya hakemin kendi isteği ile gittiği) VAR odasında olayın tekrarları ekranlarından izlenerek tartışılmaktadır. Önerimiz bu konuşmaların sesli olarak anında maçı veren yayıncı kuruluş tarafından izleyicilere de duyurulmasına izin verilmesidir. Burada gizli bir konuşma yapılmaması gerektiğinden halka açık olmasında da bir sakınca olmadığı gibi yapılmakta olan tartışmaları da sonlandıracaktır.

(Geçen hafta yazılan bu yazı sonrası hafta içinde, her zamanhakemlerle ilgili görüşleri ele alanlar tarafından da bu konunun ele alındığı görülmüştür.)

İzlenen Diğer Maçlar:

Trabzonspor, Göztepe'yi deplasmanda 1 - 3 yenerken rakibini düşme hattına yakın bir yerde bıraktı. Dolu tribünler önünde karşılıklı tezahüratlarla başlaması maçın zor geçeceğini anlatmaktaydı. Maç başlamadan önce Abdullah Çevrim'in vefatı nedeniyle yapılan saygı duruşu uzun tutulmuş olmasına rağmen “Ti Borusu” çalınması saygısızların önlenmesini de sağlamaktaydı. Karşılıklı kaçırılan goller orta sahaların dayanıksız oluşuna bağlanabilirdi. Her iki kaleci kurtarışlarının pek olmamasının da hücum hatlarındaki beceriksizliklere bağlanabileceği gibi. 27. dakikaya gelinirken fazlalaşan Göztepe akınlarından birinde topu kapan Trabzonsporluların kontratağı golle sonuçlandı. Akında topun son geldiği Yusuf 'un kaleciyle karşı karşıya vuruşunu kaleci Beto kurtardıysa da dönen topu Rodaellega boş keleye gönderiverdi. Akınları çoğaltan Göztepe'nin hücumları ile ilk yarı sona erdi. İkinci yarıya da 71. dakikada VAR ile de desteklenen hakemin penaltı kararı sonrası Deniz ile beraberliği kurtardık diye sevinirken 2 dakika sonra bu kez Abdülkadir Parmak tekrar takımını öne geçiren golü atıyordu. Göztepe'nin etkisiz akınları ile Trabzonspor'un kontratakları şeklinde maç devam ederken 90. dakikaya kadar gelindi. Bir Trabzonspor akınında sağdan gelen topa ayak koyan Göztepeli Kadu'nun kendi kalecisini avlayarak 3. gole neden olmasıyla maç sona erdi.

Galatasaray, Akhisarspor'u 1 -0 yenerken maç başladığında herkes ligde sonuncu durumda ki takıma kaç gol atabileceğini düşünmekteydi. İstanbul'un karlı kış gününe rağmen tribünlerde boşluklar azdı.Galatasaray hemen maçın hakimiyetini ele geçirdiği gibi maçı da “tek kale maç” şekline çeviriverdi. Gene de az sayıdaki Akhisarspor akınlarından 14. dakikada gelişen akında Muslera müthiş bir kurtarış yapmasa öne geçen taraf da konuk takım olacaktı. Galatasaray'ın gollük akınlarında ya günün başarılı kurtarışlar yapan kalecisi Lukac'a takıldılar ya da topu kale direklerinin dışına gönderdiler ve ilk yarı golsüz tamamlandı. İkinci yarıya da aynı futbol ve aynı baskılı futbol izlenerek başlandı ve devam edildi. Gene de galibiyet için beklenen gol bir türlü atılamıyordu. Bazı üst üste gollük akınlar taraftarlarına “artık gol kokmaya başladı” dedirttiyse de gol hala gelmiyordu.74. dakikada gene kaleci Lukaç müthiş bir kurtarışla golü önlerken 78.dakikada da Feghouli'nin şutu direğe çarparak dışarı gidiyordu. Som 15 dakikaya gelindiğinde Galatasaray tüm takım olarak karşı yarı sahaya yerleşmiş gene tek kale oynamaktaydı. Ceza sahasına yapılan ortaların hepsi savunma tarafından karşılanırken Galatasaraylı oyuncular bu topların hiç birine ilk müdahaleyi yapamadıklarından 90 dakika golsüz tamamlandı. Taraftarlar tam 2 puanı lig sonuncusu karşısında kaybettik demekteyken +5 dakika verilen uzatmanın son dakikasında gol geldi. Hem de günün en başarılı oyuncusu olan, kurtarışlarıyla gol yemez bir duruma gelen kaleci Lukac'ın hatasıyla gol geliyor ve Galatasaray çok zor da olsa maçı 1 -0 kazanarak lider Başakşehir ile arasındaki 6 puanı değiştirmiyordu.

Beşiktaş - Fenerbahçe Maçı (3 -3):

Yok böyle bir maç. Sezonun bitmesine 10 hafta kalmış Fenerbahçe, düşme hattı yakınlarında dolaşmakta, Beşiktaş ise liderlik umutlarını sürdürmekte. Bu durumda oynanan maçın ilk yarısı deplasmanda oynayan Fenerbahçe'nin 0 – 3 yenilgisiyle bitmiş ve devre Arassı her iki takım taraftarları da aynı düşüncedeler: Bu maç bitti artık 3 puan Beşiktaş'ındır. Fenerbahçe sevgisi taşıyanların tek isteği ise bu kötü futbol sonrası açık farklı bir hezimet gelmemesi.

Gerçekten de Fenerbahçe ilk yarıda bu yılın kötü futbolundan örneklere devam ediyordu. Bu kötü futbolun ilk nedeni ise Beşiktaşlı futbolcuların “biz bu maçı alacağız” şeklindeki inatlı ve ısrarlı futbollarıydı. Boşta olsun, Fenerbahçeli futbolculara yaklaşmakta olsun her topa en az 2-3 Beşiktaşlı koşarak inatla baskı yapmalarıydı. Bu durumda Fenerbahçeli futbolcular değil topa sahip olma, paslaşma olanağı dahi bulamıyorlar rakip kaleye bırakın hücum etmeyi rakip ceza sahasına yaklaşamıyorlardı bile. Bu baskılı oyun daha sonra ortaya çıkacak Beşiktaş'ın zayıflıklarını da göstermiyordu.

Fenerbahçe ne topu tutup kanat akınları yapabiliyor ne de orta saha da paslaşamıyordu bile. Sağ kanatta İsla zayıf kaldığı için Dirar akın yapamıyor. Sol kanatta isa Hasan Ali nim önünde her zaman çok iyi anlaştıkları Valbuena'nın yerinde oynayan Moses paslaşma olanağı bulamıyordu. Bu da aslında Moses'in bir kanat oyuncusu değil de ortadan akınlarda daha yararlı olduğunu göstermekteydi. Beşiktaş'ın ilk golü karambol sırasında topu önünde bulan Gökhan'ın şutuyla geldi. Gole sevinmeyen Gökhan'ın bu güzel hareketi taraftara da ” keşke gönderilmeseydi” dedirtti. Tüm medya penaltıyı VAR'ın haklı kararı olarak yorumlarken dikkat edilmeyen bir husus vardı. Her 2 oyuncu karşılıklı tekme sallarlarken Fenerbahçeli futbolcunun ayağı rakibin ayağına çarpıyorrdu. Yani “tekme atma” fiili diye bir eylem olmadığı halde penltıdan gol geldi. Tam o anlarda Volkan sakatlanmıştı ve penaltı kararı sonrası atış öncesi oyundan alınarak Penaltı kurtarma kralı Harun oyuna alınabilirdi. Sakat olan Volkan'a bu bir üzüntü de vermezdi. Neyse belki de farkın açılması Fenerbahçe için iyi olmaktaymış ve bu da sonradan anlaşıldı. Yenilen 3. gol tek bir şeyi anlatmaktaydı ki; Skertel hızlı rakip oyunculara yetişecek bir sürate sahip olmadığı için takım olarak ilerde hücumda bulunduğu zamanlarda daima en az 2 kişiyl rakibin hızlı adamları kontrol altında tutulmalıydı. Üstelik koşarken önce Burak'ın solundaydı ama birden vaz geçip sağına doğru koşunca bu da rakibine göre en az 3 adım fazla atması demekti. 3-0 böyle gelişti ve her şey değil sadece ilk yarı bitmiş oldu.

Fenerbahçe 60 -65. dakikaları beklemeyi değil devre arasında oyuncu değişikliğini seçince sanki sahaya başka bir takım çıkmış gibi oldu. İsla – Dirar ikilisi çalışmadığından Valbuena sağ öne, Moses ile Hasan Ali paslaşmaları yapılamadığından da Ayew o bölgeye alındı ve her 2 kanattan da çok güzel akınlar yapılmaya başlandı. Beşiktaş şaşkındı ama nasıl olsa 3 gol birden gelecek değil ya diye pek da umursamıyorlardı rakip atakları. Yeni bekleri Mirin hiç “mırın – kırın” yapmadan rakiple birlikte her buluştuğu topu mutlaka taca atmaktaydı. Yeni oyunculardan Güven ise her buluştuğu top sonrası mutlaka bir hata yaparak top kaybıma yol açmaya başlamıştı.

İlk yarının tam tersi bir futbolla Fenerbahçe baskılı oyunu oynamaktayken ilk yarının 10. dakikası gibi 2. yarının da 10 dakikasında yeni futbolcusu Zajk'ın ayağından Fenerbahçe ilk golünü buluyordu. Bu gol Fenerbahçe taraftarını biraz hareketlendirse de “hiç olmazsa bir gol daha atıp farklı yenilgiyi ortadan kaldırsak” denilmeye başlanmıştı ki gerçekten de 2. gol geliverdi. Sadık'ın kafa golünde gene VAR müracaatı gerçekleşse de faul kararı çıkmadı ve 2. gol geçerli sayıldı. İlk golden sonra henüz 12 dakika geçmişti ki Beşiktaş kalesinde yaratılan karambol sonrası sağ açıktan Dirar'ın yaptığı orta kalabalık ceza sahasına değil de arkalardan gelen Hasan Ali'nin önüne gönderildi. Son 2 maçta deneyip kaleyi bu şekil şutlarıyla kaleyi tutturamamış olan Hasan Ali tam 90 a giden nefis bir sol ayak vuruşuyla maçı 3-3 e getiriyordu.

Galatasaray'ı rakip sahada gene bu yıl 2 -0 dan 2-2 ye getirmiş olan Fenerbahçe be kez 3 farkı kapatmıştı. Maç berabere bitmişti ama sevinen taraf sanki bir zafer kazanmışçasına coşan Fenerbahçe taraftarıydı. “ Yok böyle bir maç” denilmesini doğrulayan bir sonuç elde edilmişti.

  • Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri
  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

23. Takımların Kaleci Seçimleri:

Sezon başında pahalı futbol takımları kuran kulüplerin kaleci konusunda tutmaları gereken tek bir yol vardır. Yalnız bu yolu anlatmadan önce yerli kaleci yetiştirme konusunda yıllardır başarılı olan Türk Futbolunun yetiştirdiği yerli kalecilerin seçiminin en doğrusu olduğunu belirtmekte yarar var.

Takımlar sezon öncesi esas kalecilerini belirledikten sonra ikinci kaleci seçiminde esas alınacak görüşler de önemlidir. Tecrübeli bir kaleci olması gereklidir. Uzun süre yedek bekleyip görev verilecek tecrübesi az bir kalecinin hata yapma olasılığı çok fazladır. Yani genç bir kaleci alınacak olsa sezon boyu oynamadığı süreler çok fazla, oynadığı süreler çok az olacağı için o az görev verilen günlerde tecrübesizliği heyecanlanmasına neden olacaktır.

Oysa genç ve tecrübesi az bir kaleci yerine tecrübeli ve esas kaleci olma isteğini artık terk etmiş, belki de bir- iki sene sonra futbolu bırakacak yaşta bir kaleci yedek kaleci olmalıdır. Tabii ki yıllarını aynı takımda geçirenler anlatılmaktadır. Ayrıca, esas kaleci ile bir yarışa girmeyeceği için takımda bu durum bir huzursuzluk da yaratmayacaktır. Görev verildiğinden elinden geleni yaparak yetiştiği kulübünde isim bırakmış olmanın mutluluğu ona yetecektir.

Üçüncü kaleci olarak ise her zaman için genç takımının esas kalecisi hangi oyucuysa o yedek olarak görülmelidir. Kendi liginde diğer A takımının esas kalecisi ile aynı sayıda maç oynadığı için görev verildiğinde bir kenarda bekleyen genç bir kaleci değil, aynı sayıda maç yapmış bir kaleci olarak yerini alacaktır. Oluşacak nedenlerle 1. ve 2. kalecinin yokluklarında yedekleri olarak yedek kulübesinde oturmak üzere maçlara da gelecektir. Görev verildiğinde de hem heyecanı az hem de ilerisi için gerekli tecrübeleri edinebileceği dersler almak üzere verilen görevi yapacaktır.

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com