2018 - 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 27.HAFTA

09.04.2019

2018 - 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 27.hafta

27.Haftanın izlenimleri (MKE Ankaragücü - Fenerbahçe Maçı:(1 -1) ]

Lefter Küçükandonyadis sezonunun 27. haftası sonrası Milli Maçlar ile Milletin yerel yönetim seçimleri için verilen 3 haftalık ara sonrası durumlar ve beklentiler hiç değişmedi diyebiliriz.

Lider Medipol Başakşehir, ligin üst sıralarında bulunan Atiker Konyaspor karşısında 3 puanı kurtarınca, ligin 5.si durumunda bulunan E.Y Malatyaspor'u rahat bir şekilde geçen Galatasaray ile hala aralarında 6 puan fark değişmemiş oldu.

3. durumdaki Beşiktaş ise çok zor ve hareyketli bir maç sonrası attığı rekorluk 7 gol sonrası zorlu rakibi Ç.Rizespor karşısında 3 puanı kzanınca onlar da Galatasaray ile aralarındaki 5 puan farkı aynendevam ettirmiş oldular. 4. durumda ki Trabzonspor bu haftayı da kayıpsız kapatarak yerini aynen korumaya devam etti. Yani Avrupa liglerine garantili katılma yeri olan ilk 4 sıra aynı farklarla devam etmiş oldu. Bu 4 takım içinden sadece Galatasaray'ın, Ziraat Türkiye Kupasını kazanması halinde 5.sıranın da çok Avrupa kupalarına katılma olasılığı nedeniyle çok değerli bir hale geleceği de bilinmekte.

Üç büyüklerden Fenerbahçe'nin, M.K.E. Ankaragücü deplasmanında çok üstün oynadığı maçta kaçırdığı çok sayıdaki gollerden bir tanesini atacak olsa alacağı +2 puanla en az 2 sıra daha yükselip alt sıralarla ilişkisi kalmayacağı bilinmekteydi. Üstelik her hafta alınacak 3 puanların ligin 5. Sırasına ulaşma yolu olduğu da gene bilinmekte. Oysa hala ligin 13. sırasında kalan 7 haftanın maçlarında, önce kazanmak sonra da rakiplerin puan kayıplarını beklemekten başka yapılacak bir şey yok. Tabii bu hafta kendi sahasında oynayacağı Galatasaray Derbi maçının önemini anlatmaya gerek bile yok.

Hala daha gerek üst sıralar için birkaç takımın beklentileri gerekse düşecek takımların durumlarında beklenen değişiklikler nedeniyle lig cetvelinin ne orta sıraları ne de en alt sıraları hakkında bir yorum yapma konusunda ki olanaksızlık devam etmekte. Sadece son 3 takımın hala ümitleri devam ediyor derken sonuncu durumdaki B.B.Erzurumspor'un ihtiyacı olan 6 puan farkın kapanması, rakiplerinin kayıpları ile aynen Galatasaray'ın şampiyonluk ümidi olan 6 puanla eşit durumda.

VAR sistemi için ise hala tartışmalar devam ederken eskisi kadar olumlu söz edilememekte. Gene de aranan çözüm yolları bulunamazsa demokrasi gibi yavaş yavaş kaybolacağı da görülecektir. Yapılan incelemeler ve araştırmaların hala sürmesi nedeniyle kesin yorumlar yapmak için bir süre beklenmesinin doğru olacağı anlaşılmakta.

İzlenen Diğer Maçlar:

(Yayınca kuruluşun da kabul ettiği anlaşılan maç yorumcularının maçı oynayan iki takımdan birisini tutabilmeleri yanlışı devam etmekte. Bu bir yanlış çünkü yayını izlemekte olan diğer takım taraftarlarına eziyet edilmiş olmakta. Trabzonspor taraftarı Hamdi Akın ile Beşiktaşlı Reha Kapsal bu hafta da yorumlarına aynı taraftarlık duygularıyla devam ettiler.)

Trabzonspor, Antalyaspor'u 4 – 1 yenerken maç 67. dakikada 3 -1 durumuna gelinceye kadar bu farklı sonuç hiç de beklenmiyordu. Yer yer boşluklara rağmen maça Trabzonluların tezahüratlarıyla başlandı. Trabzonspor'un hâkimiyetine rağmen etkisiz akınları ile 9. dakikaya gelinmişti ki beklenmedik bir şekilde Antalyaspor golü buluverdi. Maç Antalyaspor sahasında oynanırken Trabzonspor kalesine doğru gönderilen bir topu rahat bir pozisyonda uzaklaştırması gerek Trabzonspor savunmasının hatası sonrası topu kapan Doukara Antalyaspor'un ilk akınında topu kaparak takımını 0 – 1 öne geçiriverdi. Maçın ne şekilde devam edeceği merak edilirken, Antalyaspor gene topu kaparak geliştirdiği bir akında kaleciyi de geçerek rakip kaleye gönderdikleri top 13. dakikada direkten dönerek farkı açmalarını önlüyordu. Sonradan anlaşıldı ki bu an bir kırılma anıydı ve Trabzonspor da hemen beraberlik golünü arama akınlarına başlayıverdi. Fazla gecikmeden 21. dakikada Neukame bu kez de Trabzonspor'un bir karşı atağında beraberlik golünü bulunca hem takım hem de seyirciler rahatlayıverdiler. Gol VAR incelemesine girdiyse de sonuç değişmedi. Devre beraberlikle bitse de ikinci yarıya başarılı hocalarımızdan Bülent Korkmaz'ın galibiyeti düşünmeyerek skoru korumaya çalıştığı anlaşılıyordu. Ne var ki beraberliği de fazla koruyamadılar. Trabzonspor takım olarak başarılı bir oyuna başladığı gibi Kamil Ahmet'in hem çalışkanlığı hem de tekniği dikkat çekmekteydi. 58.dakikada kazanılan frikik sonrası rakip ceza sahasında yapılan kalabalık hücum sırasında aynı anda 3 vuruş direklerden dönerken 4. bir vuruş yapan Ekuban takımını 2 – 1 öne geçiriyordu. Gol sonrası gene inceleme yapan VAR gene golü teyit ediyordu. 67. dakikada ise Neukame santra çizgisinin sol kenarında kazanandığı topu hem çalımlarla hem de süratiyle geçtiği rakip oyunculardan sonra topu kaleye yönlendirdiğinde ise günün bir diğer başarılı oyuncusu Olcay durumu 3 – 1 e getiriyordu. Oyundan çıkartılırken de Yusuf Yazıcı ile birlikte seyircilerin ayakta alkışladığı oyunculardan oluyordu. Galibiyet sevinci sürerken maç + 4 verilen uzatma ile sona ermek üzereyken ilk kez A takımda oyuna başlasın diye maça giren Murat Cem; saniyeler sonrası ayağına ilk kez gelen topla şansının da yardımıyla maçı 4 -1 e getiren sonucu ilan ediyordu.

Galatasaray, Evkur Yeni Malatyaspor'u 3 – 0 yenerken hiç zorlanmadı diyebiliriz. Dolu tribünler önünde taraftarlarının tezahüratlarıyla maça başlayan Galatasaray hemen hâkimiyeti ele geçiriverdi. İlk 20 dakika az sayıda etkisiz Malatyaspor akınlarına karşılık tamamen Galatasaray'ın akınlarıyla geçti. Bu dakikalardan sonra Malatyaspor da akınlara başladıysa da 35.dakikada Galatasaray 1 – 0 öne geçiverdi. Ekranlarada da 1 -0 işlenmişken VAR hakeme ulaştı ve bu gol ofsayt gerekçesiyle iptal edildi ve gene 0 – 0 a dönüldü. Başka bir gol çıkmadan ilk yarı bitecek görünümdeyken hakem bir akın sırasında aniden penaltı noktasını gösteriverdi. VAR incelemesi sonunda kesinleşen penaltıyı Diagne gole çevirdi ve ilk yarı 1 -0 sona erdi. İkinci yarıya da önde olmasına rağmen Galatasaray üstünlüğü ile başlandı ve 50.dakikada Emre ikinci golü atınca da maç bitmiş gibi oldu. Ne var ki Emre'nin şutu Diagne'ye çarparak girdiği içn gol de ona yazıldı. Başka maçlarda bu tür çarpmalarda tersi yazılmalar da olmakta ve buna kesin bir karar verilmesi de gerekmekte. Gene tam maç bitti derken 88.dakikada bir penaltı kararı daha çıktı. Gene VAR a gidildiyse de karar kesinleşince gene Diagne penaltıyı gole çevirip maçı 3 – 0' la sona erdirdi.

Beşiktaş, Çaykur Rizespor'u 2 – 7 yenerken hiç de beklenmeyen bir sonuç elde etmiş oldu. Hatta son 20 dakikaya kadar bile bu çok gollü fark beklenmiyordu. Tribünlerin tamamen dolduğu maçta hüsrana uğrayıncaya kadar Rizeli taraftarlar da takımlarına tezahüratlarıyla destek oldular. Üstelik de ilk gol pozisyonunu 4. dakikada Rizespor yaratmış ama golü kaçırmıştı.7.dakikada ise Rizespor kalecisinin kurtardığı gol şutu sonrası atılan kornerde Vida'nın kafa şutu Beşiktaş'ı 0-1 öne geçirmiş oldu. Maç karşılıklı akınlarla ve her iki tarafında devamlı bulmakta olduğu gollük pozisyonlarla devam ederken . 14. dakikada günün başarılı oyuncularından Ljajic 18 dışımdan sağ ayağının içiyle vurduğu çok güzel bir falsolu şut sonrası farkı 2 ye çıkarttı. Çok mücadeleci ve hareketli geçen maçta uzun toplarla geliştirilen karşılıklı akınlar devamlı gol pozisyonları yaratmaktayken Vedat Muriç ceza sahası yakınlarından aldığı topla güzel bir vuruş sonrası farkı bire indiren golü atıyordu. Bu gol ikici yarının da büyük bir mücadele içinde geçeceğini göstermekteydi. Gerçekten de 2. yarı böyle başladı ve 48.dakikada golü kaçıran da Rizespor olunca maça da hâkim olmaya başladılar. Ne var ki 68.dakikada VAR ın da gol kabul ettiği ofsayt görünümlü bir golle Burak skoru 1 -3 e getirince bu hırsın biteceği anlaşıldı ama Rizespor gene de pes etmiyordu. Bu golden 2 dakika sonra durum 1 -2 ile gene tek farka inince maçın pozisyon zenginliği de devam etmeye başladı. Ancak 3 golle üçleme yapıp maçın topunu da hakemden almaya hak kazanan Güven, Beşiktaş'ı 2-4 öne geçirince Rizespor'un da gücü düştü. Günün en başarılı ismi Adem Ljajic maçı 2 -5 e getirirken ilerleyen dakikalarda gelen 2 gol ile Beşiktaş 7 gol bulduğu, müthiş bir mücadele içinde geçen bu maçı kazanmış oluyordu.

MKE. Ankaragücü – Fenerbahçe Maçı (1 -1)

Galibiyetin Fenerbahçe için çok sayıda öneminin bulunduğu bir maçta daha 2 puan kaybedildi. Şu anda 5.durumda bulunan Y.Malatyaspor ile puan farkı 3 e inecek ve Avrupa maçlarına katılma olasılığı artacaktı. “Fenerol" kampanyasına katılım hızlanacaktı. Bir deplasman maçı daha kazanıldığı gibi tehlikeli bölgede dolaşma bitecekti. Derbi maçı öncesi güven arttırılmış olacaktı. Kaçan goller için artık şanssızlık değil de beceriksizlik demenin daha doğru olacağı bu maç sonrası artık iyice anlaşıldı. Soldado başta olmak üzere Moses, Ayew gole hala çok uzaklar.

İki takımın da rengi sarı-lacivertliler tribünler doldurulmuş olarak başlayan maçta Fenerbahçe oyun hâkimiyetini hemen ele geçirdi. Bu zaten maçtan önce de bilinen ve anlatılan bir Ankaragücü için bu maçın taktiği şeklindeydi. İlki henüz 5. dakika dolmadan günün en başarılı oyuncularından genç kaleci Altay'ın müthiş kurtarışıyla önlenen gol pozisyonu olmak üzere ilk yarıda kaçan gol pozisyonları 5-6 adedi bulmuştu. Ne var ki ilk yarı bitmek üzereyken Ankaragücü Fenerbahçe kalesine ilk kez yaklaştı ve Boyd ile golü buluverdi. Harun'un çok yakınından geçen topa müdahale olanağı var mıydı bilinemez.

Ankaragücü'nün de müsaadesiyle oynanan ilk yarıdaki Fenerbahçe hâkimiyetiyle 2. yarıya da aynı şekilde başlandı. Bu oyun tarzında yanlış olarak görülen bir husus ise rakip sahayı Fenerbahçe'ye bırakmış oluğu halde Fenerbahçe geriye ve kalecisine çok sayıda pasla gole çıkış hazırlığı yapmaktaydı. Üstelik rakibin amacı olan hızlı çıkışlarında başarı ile önlenen akınlarda kazanılan toplarla hemen hücuma çıkma yerine geriye paslarla yeni akın hazırlıklarına başlanmaktaydı. Oysa devamlı çalışılan hazırlıklarda geçen 3 hafta süre boyunca kondisyonların arttırıldığı da anlatılmaktaydı. Bu da rakipten daha çok koşulacağı, kaybedilen toplar sonrası kazanılan toplarla akınlara devam edileceği demekti ama yapılmadığı görüldü.

Aranan gol 67. dakikada hem bu maçın hem de önceki maçların en başarılı futbolcusu Hasan Ali'den geldi. Soldado diğerlerinin aksine kendine gelen topu sol açıktan koşmakta olan Hasan Ali'ye aktarıverdi. Hasan Ali ise aldığı topu önce sürerek sonra rakiplerini çalımlayarak kalecinin sağından boşalan kaleye göndererek beraberliği sağladı. Hasan Ali en iyi Valbuena ile pas anlaşmaları yaptığı halde bu kez önüne yerleştirilen Moses ona hiç de verimli katkılarda bulunamadı. Bu konuda çalışmalar nasıl yapılmakta insan merak ediyor ama çalışmalar izleyicilere ve basına kapalı yapılmakta olduğundan bilinemiyor.

Eski kadrolara yapılan Comolli transferlerinden İsla'dan gene verim alınamayınca Dirar geriye çekilip oyuna sağ açık olarak Ayew alındı. Buradan da daha öncelerden beri anlaşıldığı gibi İsla'dan hem daha başarılı hem de tekniği daha yüksek Şener'ın neden oynatılmadığı da cevabı bilinmeyen sorulardan olarak kaldı. Ayew oyuna girdiyse da artı bir katkısı görülmedi Zaten takım olarak ağır hücumlar pek değişmedi. Oysa bir takım gol pozisyonlarına girebiliyorsa daha hızlı bir futbolla daha çok pozisyona girecek ve kaçırdığı gol pozisyonları çoğalarak gol sayısı da artacaktı.

Oyuncuların süratlerini tam bilemesek de takımda hız eksikliği bulunduğu anlaşılmakta. Hatta Valbuena dışında süratine güvenilecek başka bir oyuncu da yok diyebiliriz. Bu nedenle ağır futbol oynanmakta rakip oyuncuları kontrol amaçlı geride kalan oyuncu sayısı fazla tutularak akınlar yavaş ilerlemekte diyebiliriz. Zaten yenilen golde de rakip oyunculara yetişilemediği açıkça görülmüştü. Bu takımla bu kadar demekten başka da yapacak bir şey de yok zaten.

Uzatmalar öncesi çıkan kavgada rakibi ile girişimde bulunup omuz atan Mehmet Ekici ile cevap olarak kafa atan rakibi kırmızı kart gördüler. Rakibi sakatlanarak yerde yatan rakip oyuncuya rağmen oyuna devam etmesi ayıptı ama M.Ekici'nin yaptığı da kendisi için de derbi maçında dışarıda kalması üzücü bir olaydı. Takımı için fark etmez görüşlerinden yanayım. Hem son maçtaki formu hem de yerinde oynayacak çok sayıda aynı kalitede oyuncu bulunması bu görüşte olanları haklı çıkartmakta. Çıkan kavgalar nedeniyle maç 94. dakikada ancak başlayabildiyse de uzatma + 7 dakika verildi. Oysa normal uzatmalar dışında en az 10 dakika daha maç durmuştu.

Taraftara Fener –Ol demekten başka ümit verici hala başka bir görüş ileri sürülemiyor

  • Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri
  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

27. En Uzun Devre Araları Türkiye Futbol Liglerinde mi?

  • Bir okuyucumun, Erdinç Oran'ın önerisiyle ülkemiz liglerinde devre aralarının 15 dakikadan daha uzun tutulmakta olduğu görüşünü ele almak üzere bu hafta oynanan izlediğim maçlardaki devre aralarını aşağıda göreceğiniz gibi ele alarak şu sonucu gördüm:
  • Trabzonspor –Antalyaspor maçı 1.devre sonu saat 21.18, 2.devre başı 21.38 olarak; 20.dakika
  • A.Alanyaspor –Bursaspor maçı 1.devre sonu saat 16.49, 2. devre başı 17.06 olarak; 17.dakika
  • Galatasaray- E.Y.Malatyaspor maçı 1.devre sonu saat 19.52, 2. devre başı 20.10 olarak; 18.dakika
  • MKE Ankaragücü- Fenerbahçe maçı 1.devre sonu saat 16.50, 2. devre başı 17.06 olarak 16.dakika
  • Ç.Rizeapor – Beşiktaş maçı 1.devre sonu saat 20.49, 2. devre başı 21.06 olarak 17.dakika
  • Şeklindeki tespitlerime göre Trabzospor'un sahasındaki maç dışında uzun tutulmuş olan bir maç oynanmadı. Belki ilerleyen haftalarda bu okuyucumun görüşü doğru çıkabilecektir. Bekleyip göreceğiz.
  • Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com