2018 - 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 29.HAFTA

22.04.2019

2018 - 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 29.hafta

29.Haftanın izlenimleri [Aytemiz Alanyaspor-Fenerbahçe Maçı:(1 -0)]

Lefter Küçükandonyadis sezonunun 29. Haftasında oynanan ve üst sıraları ilgilendiren 3 maç sonrası lider Medipol Başakşehir'in kendi sahasında Çaykur Rizespor karşısında 2 puan kaybetmesi ile en yakın takipçisi 2. durumdaki Galatasaray'ın 3 puan kazanmasıyla aradaki fark 3 e, 3. durumdaki Beşiktaş'ın ise hem de deplasman maçında D.G.Sivasspor karşısında 3 puan almasıyla liderle arasındaki fark da 6 puana inmiş oluyordu. Son durumun ise bu 3 takımın kalan 5 hafta sonra yapacakları maçlarla ortaya çıkacağı belli oluyordu.

4. durumda ki Trabzonspor'un ise liderin 10 puan gerisinde 52 puanda olması ise şampiyonluk şansı değilse de önündeki takımlara yetişme şansı doğuduğu açıkça görülmekte. Ne var ki Avrupa liglerine garantili katılma yeri olan ilk 4 sırada lige devam etmiş oldu. Bu 4 takım içinden yarı finale kalmış olan sadece Galatasaray olduğuna göre Ziraat Türkiye Kupasını kazanması halinde önemli olabilecek 5. sıranın da Avrupa kupalarına katılma olasılığı nedeniyle çok daha değerli bir hale geleceği de bilinmekte.

Üç büyüklerden Fenerbahçe'nin, bu haftayı da 3 puan kaybederek kapatması ve 14. sıradaki yerini değiştirecek bir hamle yapamadığı gibi oynadığı futbol da taraftarlarının üzüntülerini önleyememiştir. Üstelik üst sıralara yükselerek bazı avantajlar elde edilmesi görüşleri de değerini kaybederek bu yılın böylece bitmesi beklenmeye başlanmıştır.

Kalan 5 hafta orta sıralardaki takımlar için yükselmeleri bekleme haftaları olmakla birlikte alt sıralarda bazı belirlemeler oluşma ya başlamıştır. 4-5 takım için beklenmedik suçlarla düşme olasılığı var denecekse da sonuncu durumda olan Akhisarspor için kurtulma ümidiçok azalmış görünüyor. İlginç olan iase Ziraat Türkiye kupası yarı final maçlarını oynayacak Galatasaray dahil 4 takımdan birisi olmasıdır.

VAR sistemi için ne kadar yararlı olacağının bilinmesine karşın Türkiye gibi demokratik sorunların çok olduğu bir ülkede hala problemlerinin de çok bulunduğu görülmektedir.

Bu nedenle 22.hafta maçlarından beri VAR sistemi için bu sütunlarda tekrarlanan görüşlerimiz aşağıya tekraren alınmıştır.

[Maçları izlerken anlaşılan bir konu da VAR kararlarının ya tam bilinmemesinden ya da kendi düşüncelerine uygun karalar beklenmesinden kaynaklanan bilgi eksiklikleriyle karşılaşılmaktadır. VAR konusunu futbol cahillerine tekrar anlatmak gerekmekte. Onların zannettiği gibi VAR her konuda bir karar mercii değildir. Sadece aşağıdaki konularda yorumu beklenmektedir:

  • 1)Gollerin iptali veya geçerli sayılması.
  • 2)Penaltı kararlarının iptali veya verilmesi
  • 3)Kırmızı kart verilmesi veya verilen kararın iptali
  • Sadece bu konularda ya VAR tarafından hakem ikaz edilmekte veya çağırılmakta ya da hakemin kendisi verdiği bir kararını değiştirme konusu için yardım isteyebilmektedir. Hakem ile VAR yetkililerini konuşmaları ise izleyicilerce bilinmemektedir..

BİR ÖNERİ: Çok tartışılmaya başlanan VAR kararları maçın hakemi ile VAR yetkili hakemi çağırılarak (veya hakemin kendi isteği ile gittiği) VAR odasında olayın tekrarları ekranlarından izlenerek tartışılmaktadır. Önerimiz bu konuşmaların sesli olarak anında maçı veren yayıncı kuruluş tarafından izleyicilere de duyurulmasına izin verilmesidir. Burada gizli bir konuşma yapılmaması gerektiğinden halka açık olmasında da bir sakınca olmadığı gibi yapılmakta olan tartışmaları da sonlandıracaktır. ]

Bu konuşmaların aynen sesli dinletilmesinin halen Hollanda gibi başka birçok Avrupa ülkesinde de kullanıldığı da açıklanmıştır.

İzlenen Diğer Maçlar:

(Yayınca Kuruluş Neleri Yanlış Yapmakta:

Bu bölgeye bazen yazılmakta olan bu yanlışlar devamlı hale gelince her hafta yazmak da gerekli hale geldi:

Taraf tutma: Önceki yıllarda Yayıncı Kuruluş spikerleri olsun, yorumcuları olsun canlı maç yayınları sırasında tarafsız gözle maçı anlatır veya yorumlarlarken bu yıl sanki kendilerine bir takımı tutma görevi ve gerekliliği verilmiş gibi görünüyor. Özellikle Trabzonspor'lu Hamdi Aslan ve diğer büyük takım maçlarındaki görevliler neredeyse “bizim takım” diyecek bir şekilde maç anlatarak taraf tutmaktalar. Oysa o anda yapılan yayında karşı takımı tutan izleyicilerin de bulunduğu unutulmuş gibi görünüyor. Üst düzey yöneticilerinin değil buna izin vermeleri sanki bu mecburiyetmiş gibi bir durum anlaşılmakta.)

-- Trabzonspor, kendi sahasında Evkur Yeni Malatyaspor'u 2 – 1 yenerken çok çekişmeli bir maç izlendi. Süper ligdeki üst üste 5. galibiyetiyle yükselişi sırasında tribünlerde ki yer yer boşlukların bulunması hayretle karşılandı. Henüz 2. dakikada ki mutlak gol pozisyonunda kaleci Ertaç topu çıkarttı. Maç karşılıklı akınlarla devam ederken sol açık pozisyonundan özellikle Nwakaeme ile yürütülen akınlara Malatyaspor'un hocası Erol Bulut'un bir önlem alamaması da ilginçti. 21. dakikada gene soldan gelişen bir akını günün başarılı kalecisi Ertaç önledikten sonra gelişen karşı akında Malatyaspor beklenmedik bir şekilde Ömer Şişmanoğlu'nun golüyle 0 – 1 öne geçiverdi. Bu gol sonrası tabii ki maçım hücum üstünlüğü Trabzonspor'a geçmişti. E.Y.Malatyaspor ise uzun toplarla devamlı karşılıklı akınlar geliştirebiliyordu. Malatyaspor'un önleyemediği sol taraf akınlarından birisini yürüten Nwakaeme şahsi çalımlar sonrası 31. dakikada maçı 1 - 1 berabere duruma getiriyordu. Trabzonspor'un baskısı, Malatyaspor'un etkili karşı akınlarıyla ilk yarı biterken ikinci yarının da aynı tempoyla süreceği bilinir gibiydi. Gerçekten de 76. dakikaya gelindiğinde aynı şekilde süren maçta bu kez da sahneye Mustafa Akbaş'ın çift sarıdan olmak üzere kırmızı kartı çıktı ve takımını 10 kişi bırakmış oldu.Tabii ki Trabzonspor şiddetle galibiyet golünü aramaktayken oyuna yeni giren Rodellega 79.dakikada yapılan ortaya isabetli bir kafa şutuyla durumu 2 – 1 e getiriyordu. Hem gollerde hem de kırmızı kartta durumu kontrolüne alan VAR hakemin kararlarını değiştirmedi. Gerçekten de genç bir hakem olan yeni hakemlerimizden olan Zorbay Küçük çok başarılı bir maç çıkartmaktaydı. Golden sonra Trabzonspor oyunu yavaşlatırken 10 kişi kalmasına rağmen Malatyaspor da beraberlik golünü aramaktaydı. Trabzonspor'da golleri atanlar dışında ortaya çıkan başarılı başka oyuncular olmadığı gibi Sosa'nın da eski formundan uzak olduğu dikkat çekiyordu. Trabzonspor'lu oyuncuların ilerleyen dakikalarda yorgunluk belirtileri açıkça görülmekteydi. Kalan dakikalarda izlenen maçta her İki tarafın da gole ulaşabilecek gibi oynanmasına rağmen başka gol gelmeyince de kazanan taraf ev sahibi takım oldu.

- Galatasaray, kendi sahasında İstikbal Mobilya Kayserispor'u 3 -1 yenerken iki takımın da temkinli oynamakta olduğu görülüyordu. Galatasaray maça hakim görünmekteyken ani bir kontratak sonrası konuk takım 0 – 1 öne geçiverdi. Kravets'in bu golünde hatayı topu ayağından aldığı Ndiaye yapmıştı. Ne var ki aradan 1 dakika geçmeden Diagne de şahsi gayreti ile durumu 1 – 1 e getiriverdi. Maç Galatasaray'ın baskılı akınlarıyla devam ederken Kayserispor akınları da gol pozisyonları yaratabilmekteydi. Örneğin bir akın sırasında 31.dakikada Muslera'yı geçen şut kale direğinden dönmekteydi. İ.M.Kayserispor'un kontratakları tehlikeli olurken çok çabuk ve çok sayıda çoğalmaları da dikkat çekiciydi. 36. dakikada mutlak gol pozisyonunu kaçıran Umut Bulut ile tamamlanan akın sonrası beklenmedik bir pozisyonda topun Lopes'in eline çarpması sonrası VAR devreye girdi ve inceleme hem kırmızı kartla Lopes oyun dışı bırakılırken hem de ceza sahası içinde olduğu için penaltı ile sonuçlandırıldı. 42.dakikada Diagne hem 2.golünü atıyor hem de takımını 2 -1 öne geçiriyordu. Maç böyle bitecek denirken verilen +5 in 4. dakikasında Galatasaray'ın Japon'u Nagatomo çok güzel bir kafa şutuyla kendisinin Galatasaray'da ilk maçta ise 3. golü atarak ilk yarıyı bitirdi. İkinci yarıya Galatasaray'ın hâkimiyetiyle başlansa da 10 kişi kalmış olmasına rağmen Kayserispor'un da atakları hatta gol pozisyonları ile başlandı ve devam edildiyse de başka gol çıkmayınca maç da ev sahibi takımın 3 -1 galibiyetiyle sonuçlandı.

- Beşiktaş, deplasmanda Demir Grup Sivasspor'u 1 – 2 yenerken son dakikalarda attığı frikik golüyle Burak yıldızlaştı adeta. Maça karşılıklı akınlarla başlandı. 25.dakikada Burak'ın attığı gol VAR tarafından iptal edildi. 31. dakikada atılan korner sonrası Sivasspor kalecisi Tolgahan'ın kurtarışı ve yapılan vuruşun üst direkten dönmesi sonrası 4. kez seken seken topu Vida kafayla kaleye gönderip dutumu 0 – 1 Beşiktaş'ın galibiyeti haline getiriverdi. İlk yarı böyle bitecek denirken 45. dakikada Diabate santradan kaptığı topu sürerek kendisini önlemeye çalışan iki Beşiktaşlı'yı ekarte ettikten sonra sürüp kaleciyi de geçen bir şutla beraberlik golünü atıyordu. Gol sonrası yapılan hesaplarda hızının saatte 31 Km.lik bir hıza ulaştığı bildiriliyordu. İkinci yarı orta saha mücadelesi şeklinde başladı ve sürdü. Beşiktaşlı oyunculardan Gökhan başta olmak üzere Attiba ve Vida başarılı bir oyun çıkartırlarkeni, Sivasspor'da da çalımları ve süratiyle golü de atmış olan Diabate parlamaktaydı. İki taraf da golü arayarak oynarlarken sonlara doğru Beşiktaş'ın hücumları çoğalmıştı. Gene de maç bitiyor denirken Beşiktaş kaleye yakın bir frikik kazandı. Mesafe 40.m civarında çaprazdan bu frikiği Burak kullandı ve takımını öne geçiriverdi. Falsolu vuruşunu kaleci kalenin sağ tarafını kapatarak beklerken kıpırdayamadan top kalenin sol üstünden giriyordu. Maç da Beşiktaş'ın 3 puanı kazanmasıyla sonlanıyordu.

Aytemiz Alanyaspor – Fenerbahçe Maçı (1 – 0)

Hayal mi gerçek mi derken ligi 5. bitirip Avrupa şansını yakalamanın da, 8.likten yukarıda bitirip Ziraat Türkiye Kupasına 1 kademe yukarıdan başlama avantajlarını düşünmekte hayal oldu. Gerçek ise çok acı ve son 3 takım arasına girmeme mücadelesi başladı bile.

Fenerbahçe seyircisinin tezahüratlarıyla başlayan maçın ilk 20 dakikası iki tarafın da karşı takımı kontrol amacıyla geçtikten sonra belli oldu ki bu maçta takım olarak Alanyaspor daha üstün durumda. Takım olarak derken karşılarında bir takım olmadığını anlamaya başlamışlardı. Kişisel mücadelelerde de takım olmayı gerektiren savunmada da hücumda da üstün olan taraf ev sahibi takımdı. Karşılarında da zaten bir “takım” yoktu. Bireysel olarak kendi oyuncularından daha üstün futbolcular da yoktu.

Comolli transferlerinin nasıl yanlış transferler olduğu için bir türlü takım olunamadıysa devre arasında alınan oyuncuların da aynı şekilde takım olunmasını sağlayacak kapasitede olmadıkları anlaşılmaktaydı. Tabii bunun en önemli hatası da belli bir onbir saptanıp birkaç değişiklikle devam edileceğine her hafta yeni 3- 4 oyuncunun denendiği bir takım halinde maçlara çıkılmasıydı. Anlaşılmayanlar da vardı. Önceki maçlarda bir türlü takıma ısınamadığından kötü bir futbol sergileyen Tolgay'da ısrar edilmesi ve aynı kötü futbolunun izlenmesi gibi. Bu maçta da önceki yılın yetersiz transferlerinden İsla, Frey, Ayew ile çok şey beklenen devre arası transferlerinden Zajc, Sadık, Serdar da beklentilerin çok uzağında kalmaktaydılar. Harun dışında iyinin biraz üzerinde bir futbol oynayan futbolcu yoktu. Tabii ki futbolcular böyle olunca “takım”dan söz etmek bile yanlış oluyor.

Harun olmasa maç 6 – 1 filan biterdi derken rakip takım oyuncularının kaçırdığı mutlak gol pozisyonlarını saymıyoruz bile. Yalnız konuşulmayan bir şey akla gelmekte. Acaba Alanyaspor üstün oynamaya başladığı o 20 dakika sonrasında 1 – 0 öne geçecek olsa kalan dakikalarda oyunun şekli değişebilir miydi. Hani Fenerbahçe de gol aramaya, akın üstünlüğünü ele geçirme gayretleri göstermeye başlar mıydı? Tabii ki futbolda hayallere yer olmadığını anlatan bu maç sonrası bu hayali düşünmeye bile yer yok.

Her maçta olduğu gibi maçın seyrini anlatmaya hiç gerek yok. Yenilen tek golde Harun'a topu bırakması gerekirken birlikte havalanmaları sonucunda yenilen gol nedeniyle Sadık suçlanırken oyuna sonradan girmesinin de bu hatada etkili olduğunu unutmak gerekir. Artık ne söylenecek ne de yazacak bir şey kalmadığını düşünürken gelecek yılı tabii ki düşünmek gerekiyor.

Bu sonuçların büyük oranda sorumlusunun Comolli olduğu sanırım artık kesinleşmiş ve gelecek yılın takımını artık onunla birlikte saptanmasının da yanlış olacağı görülmekte. Bu nedenle hem kaliteli bir takım yaratmak için hem de Fener-ol'un başarısı için gönderilmesinin şart olduğu da sanırım artık görülmelidir.

Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

29. Frikiklerde kalecilerin kurtarışları

Çoğu kaleci kalesine doğru yakın mesafelerden yapılan frikik öncesi atışlarda sadece barajın kurulmasıyla uğraşır ve topun geçeceği yeri kapatmayı yeterli bularak atışı bekerler. Atış üzerlerine doğru gelirse de plonjonla ya sahip olurlar ya da yumruklayarak uzaklaştırırlar.

Ancak usta frikik kullanıcıları barajın üzerinden kalecinin koruduğu bölgeye değil de uzak kale direğine doğru atışı yaparlar. Bu atışları ancak bu konuda başarılı kaleciler kurtarabilirler. Aynen penaltı atışlarında kurtarışları ile ünlü kalecilerin yaptıklarını yapmaları gerekmektedir. Penaltı atışlarında vuruşu yapan oyuncunun vuruşundan sonra kurtarış için harekete geçen kaleciler bu topları yumruklayarak önlemekle ünlüdürler. Eski kaleci Altay gibi ve şimdilik adını vermememizin daha doğru olacağı birçok kalecilerimiz gibi penaltı kurtarışlarıyla ünlü bunu uygulayan kalecilerimiz vardır.

Frikiler için bu noktada kurtarışlarda en önemli unsur vuruş anını beklemek ve vuruşu barajın arasından görecek bir yer bulmaktır. Gerekiyorsa; eğilerek barajın bacak aralarından bakacak bir yer bulacaktır. Eğer penaltılarda olduğu gibi vuruş anında ayağın topla buluştuğu sırada topun nereye atılmakta olduğunu da anlayacak bir beceriye sahip bir kaleci bu görüşünden yararlanacaktır. Bu da nereye doğru plonjon yapacğını bilen bir kaleci demektir aynı zamanda.

İşte bu müthiş vuruşun kurtarılacağı müthiş bir plonjon gerçekleştirilmiştir.

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com