2018– 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 3.HAFTA

28.08.2018

2018– 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 3.hafta


3.Haftanın izlenimleri [ve Göztepe - Fenerbahçe Maçı : (1-0)]

3.Hafta garip bir hafta oldu. 3 büyüklerden ikisi haftayı yenik kapatırken Galatasaray kendi sahasında Aytemiz Alanyaspor'u 6 – 0 yeniyordu. Yalnız, taraftarları bu skora fazla sevinemediler. Çünkü onlara 6 gollük bir başka hezimeti hatırlatmaktaydı. 3 hafta sonunda 3 maçtan da 3 er puanla ayrılan Galatasaray dışında bir tek Kasımpaşa oldu. “Video Hakem Uygulaması” nda bu hafta da bir olumsuzluk görülmedi.

Transferler 31 Ağustos'a kadar sürecek olması takımların görünüşlerinin de epey değişmesine neden olmakta. Tabii bu takım yenilemeler çok sayıda futbolcu ile gerçekleşince“Takım Olma” faktörü de epey ihmal edilmiş olmakta.

Fenerbahçe ve Beşiktaş takımlarının yenilgileri bir gerçeği bir kez daha gösterdi: Zayıf zannedilen, problemli görülen hatta liglerin sonuna yakın düşme potansiyelinde bulunan takımlar 3 büyük takımla oynadıkları zaman bu takımların tüm futbolcuları bu maçları başka algılamakta ve ona göre müthiş bir gayretle oynamaktalar. Tabii ki bu gayret kendilerine galibiyet kapılarını açmakta. Yalnız çirkin olan sahte sakatlıklarla oyunu çok sayıda durdurarak akıcı tempoyu ve seyir zevkini engellemekteler. Daha önce örnek gösterildiği gibi “Buz Hokeyi” maçlarında olduğu gibi hakemler maç sırasında bu tür hileli hareketlerde bulunan oyuncuları birkaç dakika oyun dışı tutabilmeliler. Hatta sakatım diye dışarı çıkmak isteyenler hemen oyuna alınmayarak sakatlıklarının kendilerine başka dertler açmasını önlemek için Federasyon oyuna girebilmeleri için ortak bir süre koymalıdır. .

Bu haftanın sonuçlar dagene ligin bu sene çok zorlu geçeceğini gösterdiği gibi henüz hiçbir takım için yorum yapılamayacağını da göstermekte.

  • İzlenen Diğer Maçlar:

Trabzonspor Deplasmanda MKE Ankaragücü ile 2 -2 berabere kalırken galibiyeti son dakikada kaybetti.Maçın oynandığı zemin Başkent'e yakışmayacak kadar kötüydü. Ankara seyircisi Süper Ligden kaybettiği Gençlerbirliği nedeniyle birleşmiş ve bu yıl tekrar geri gelmiş Ankaragücü'nü devamlı desteklerken Ankaralı Trabzonlular da geri kalmıyordu. Tezahüratlar arasında maça üstün oynayarak başlayan deplasman takımıydı. Karşılıklı çok sayıda kaçan goller ise orta sahaların yetersizliği nedeniyle çabuk geçilmesinden kaynaklanıyordu. 28. dakikada ise daha üstün olan Trabzonspor'un Novakla golü geldi. Golden sonra sahadaki oyunu eşitleyen ev sahibi takım ilk yarı sona ermek üzereyken Faty ile durumu 1 – 1 e getirdi. Bu gol tribünleri tekrar harekete geçirdi ama 2. yarıya da üstün başlayan Trabzonspor'du. Kaleci Hopfbaşarılı kurtarışlarla gole izin vermiyordu. Bunlardan birinde de aşırtma şut gol olmak üzereyken Hopf,hooop kurtarıverdi. Maç bu şekilde Trabzon akınlarının daha etkili ve daha fazla olmasına rağmen beraberlik ile bitecek diye düşünülürken 80. dakikada Trabzonspor galibiyet golünü Rodellega ile buluverdi. Bu kez de maç Trabzonspor'un galibiyeti ile bitecek denirken 90+1 de Mokhtar2 -2 beraberlik golünü atıverdi. Tabii bu gol Ankara taraftarı tribünleri de uçuruverdi.

  • Beşiktaş kendi sahasında Antalyaspor'a 2 – 3 yenilirken ilk 25 dakikada beklenmeden yenilen 2 gol tüm hesapları alt üst ediyordu. Beşiktaş zaten baskılı başlamış ve her an gol beklenirken rakibin ilk kez girdiği ceza sahasında attığı gol hem seyircide hem de tüm futbolcularda şaşkınlık yaratmıştı. Oysa seyircinin doldurduğu tribünlerden devamlı tezahüratlar takımı teşvik etmiş ve takımı devamlı gol arar hale de getirmişti. Yenilen 2. golden sonra Negredo hemen 1 dakika sonra golü bulunca beraberlik sağlanacağı ümidi de yaygınlaştı, Ne var ki 33. dakikada günün başarılı isimlerinden Yekta rakibin 3. golünü atarak ümitleri epey azalttı. Bu gol 2. Golden sonra Antalyaspor'un yaptığı ilk akındı. Bu da Beşiktaş takımının rakip kotratakları için tedbir alamadığını gösteriyordu. Şenol Hoca'nın bir hatası da değişikliler konusunda görüldü. Hem Tolgay'ın seyirci ıslıklamaları nedeniyle 36. dakikada oyundan alınması yanlıştı hem de 3. değişiklik için yenik durumdaki takımların yapması gerektiği gibi değişikliği 90. dakikada yapmasıydı. İlk yarı tek kale oynan futbol sonrası 1 -3 yenilgi ile tamamlandı ve 2. yarıda da Beşiktaş'ın tek kale futbolu devam etti. Bülent Korkamaz Hoca başarılıydı ama onun gibi saygıya önem veren kişiliğe sahip bir Teknik Direktör'ün sahte sakatlıklarla oyuncularının vakit geçirmelerini önleyememesi ona yakışmadı. Futbolda bu tür sahte vakit geçirmelere bir çözüm öneriliyor ama tatbikatı görülmüyor. İlk yarının ilk 10 dakikasındaki çok sayıda yaşanan gol pozisyonlarında birisi Pepe ile gol olunca durum da 2 -3 e geldi. Antalyaspor'un 64. dakikada yaptığı ilk akında genç kaleci Utku kurtarmasa 4. gol gelebilirdi. Boffin'in çok sayıda yaptığı inanılmaz kurtarışlar sonrası Beşiktaş beraberlik golünü bulamadı ve hemen hemen ilk defa görülen ve Fenerbahçe'ye hiçbir zaman verilmeyen +7 dakikalık uzatma ile maç tamamlandı.

Galatasaray kendi evinde Aytemiz Alanyaspor'u 6 – 0 yenerken ancak 3 -0 dan sonra rahat bir futbol oynayabildi. Şampiyonluktaki rakibi 2 takımın yenilgisi her an bu maçta da rakibin tehlike yaratabileceği korkusunu yerleştirmekteydi. Seyirci tribünleri doldurmuş bir şekilde takımlarının desteklerken bu korkuyu başlangıçta epey yaşadılar. Galatasaray beklendiği gibi maça baskılı başladı. Buna rağmen ilk gol pozisyonu ancak 16. dakikada yaşandı, üstelik de Galatasaray kalesinde. Muslera müthiş bir kurtarış yapmasa belki de bam başka bir maç izlenecekti. Üstelik de ilk golün gelmesi için 37 dakika geçmesi de gerekti. Üstelik korner atışı sonrası doğan karambolde rakip futbolcunun 6 pas içinde ıska geçmesi sonrası atılan bir gol ile öne geçiliyordu. İkinci devrenin başında Galatasaray bir şans golü daha bulmaktaydı. Uzak mesafeden Sinan'ın çektiği şut Alanyasporlu futbolcunun kafasına çarpıp kaleciyi kontrpiye de bırakmasa kurtarılabilecek bir toptu. Tabii ki 2 farklı yenik duruma gelen konuk takım gol atmaktan başka bir şey düşünmez hale gelince de bu kez Galatasaray kontataklarıyla 3 gol daha bularak maçı 6 -0 kazanıyordu.

  • Fenerbahçe'nin maçını ele alacak olursak:

Göztepe– Fenerbahçe Maçı : (1 -0)

Hava çok sıcak, zemin kötü, kura atışını Fenerbahçe kazandı diye maçın anlatımına geçerken aslında ortada takım olmadığı görülüverdi. Sosyal medyaya aktarıldığı gibi Futbolda takım olmanın takım oyunu oynamanın önemini herkes bilirken neden Fenerbahçe bu yıl çok sayıda futbolcu alıp futbolcu satmakta. Son yıllarda Sportif Direktör adı verilenler kazançlı çıkarken takımlar kaybetmekte.Öyle ya emlak komisyoncuları ne kadar çok gayrimenkul alıp satarken nasıl çok kazanmaktaysa onlar da her alıp sattıklarından yüzde almaktalar.

Sahaya çıkan takımda (aslında halen takım değil) yani Fenerbahçe'de önceki yıl oynayanlar dan 4 adedi yeni olup önceki takımın aslarından 5 i de satılmışlardı. Geçen yıl oyunlarından memnun kalınmadığı için yedek oyuncu olarak takıma ancak girebilen İsla, Dirar, M.Ekici ilk onbirde yer almaktaydılar. Üstelik futbolları gene taraftarı memnun etmiyordu.

Maç başlar başlamaz taktik icabı geriye çekilerek durumu izlemekte olan Göztepe'ye karşı oynanan hücum futbolunun hiçbir işe yaramayacağı yani ortada bir Fenerbahçe takımının olmadığı görüldü. Açıklardan yapılan hücumlarda Hasan Ali önündeki ilk defa yer alan sol açıklarla nasıl anlaşmalı bir hücum etkinliği yaratamıyorsa bu maçta yer verilmeyen Şener'in yerinde oynatılan İsla da verimsiz bir maç çıkartıyordu.

Sol stoper (bazıları stoperlerin sol - sağ farkını bilmeseler de)Skertel ile Mehmet Topal Fenerbahçe'nin en iyileri olarak ortaya çıktılar. Başka da vasatı geçen görülmediği gibi vasatın altında çok sayıda oyuncu olması bu yenilginin başlıca nedeniydi. Yeni futbolcular için yorum yapmak yanlış olacaktır. Zira yeni geldikleri takım zaten henüz takım değildi. Gene de Ayew'in boştaki, arkadaşlarına pas vermek yerine dikine dalmayı seçerek şahsi oynayarak devamlı top kaybetmesi dikkat çekti. Ne genç Eljif,ne de geç de olsa oyuna girdikten sonra genç Barış,ortada uyum olmadığı için uyumsuzluğu aşabildiler.

Teknik Direktör Cocu'nun bu yeni oluşan takıma katkı sağlamasının çok zor olduğu görülmekte. Ancak sahadaki oyuna hiçbir etkisi görülmez iken değişikliklerde de geç kalması dikkat çekiciydi. Bu takım, haftalar sonra takım olduğunda ancak Hoca için yorum yapılabilecektir.

Fenerbahçe taraftarı İzmir'de de kendilerine ayrılan yerlerini doldurmuştu ama kendi statlarında bu futbol karşısında ne yapacakları merakla ve korkularak beklenmekte. Eğer ıslıklamalar başlayacaksa bu yılı kayıp yılların içine alacaklar demektir. Oysa umulan, bu zor ligin ilerleyen haftalarında her takımın puan kaybetmesi normal gidişat olduğuna göre toparlanıldığı haftalardan itibaren gene başa oynanacağıdır.

  • Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri
  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.
  • 3.Sağ Stoper – Sol Stoper Futbol Cahilliği
  • Daha çok spor medyasında yer alan bu yanlışlığın yapıldığı da pek bilinmiyor. Fenerbahçeli spor yazarı pek bulunmayan, çok olumlu siyasi yazarlarıyla isim yapmış günlük gazetelerden biri (adını yazmayacağım), oynanacak olan Fenerbahçe maçlarının kadrolarını verirken bu ayırımı bilmediği anlaşılmakta. Keza yayıncı kuruluş Fenerbahçe maç kadrosunu yayınlarken aynı hatalı kadro yayılımını yapmakta. Sağ Bek – sol bek ayırımı doğru da onların önlerinde oynayan stoperleri sol – sağ ayırımı yapmadan sadece “stoper” diye yazarak yayınlamakta. Üstelik de yıllardır yerlerini ters tarafta göstermekteler. Bu nedenle; futbolculara taç atışlarında “cahillik” sıfatının yakıştığı gibi bu ayırımı bilmeyenler için de “futbol cahilliği” sıfatını yazmak yanlış olmayacak.
  • Oysa transferleri yapılırken görülür ki stoperlerin hepsinde aranan mutlak şart olan hava hakimiyeti yanında oynayacakları mevkinin sağ taraf mı sol taraf mı olduğu da araştırılır. Gerçekten de futbol maçlarında “Mehmetçik Basri” zamanından beri bekler açıklardan da hızlı akınlar yaparlar. İşte bu anlarda onların yerleri stoperler tarafından doldurulur. Demek ki sağ bek ileri çıktığında sağ stoper'in, sol bek çıktığında da sol stoper'in ayak durumları önemli rol oynayacaktır.
  • Yıllardır izlediğimiz stoperlerin bazılarının her iki ayağı da mükemmel olduğu için iki tarafta da oynatılabilirler. Ama sadece bir ayakla oynayabilenler hiçbir zaman diğer yanda görevlendirilmezler. Bunları bilmeden yazarlık yapanlara “futbol cahili” demek azdır bile.
Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com

http://www.yenicagymm.com/