2018 - 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 30.HAFTA

28.04.2019

2018 - 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 30.hafta

30.Haftanın izlenimleri [Fenerbahçe – Trabzonspor Maçı:(1 - 1)]

Lefter Küçükandonyadis sezonunun 30. haftasında oynanan ve üst sıraları ilgilendiren 3 maç sonrası lider Medipol Başakşehir'in kendi sahasında Göztepe'ye yenilince en yakın takipçisi 2. durumdaki Galatasaray'ın sadece 1 puan kazanmasıyla lider değişmedi ama aradaki fark 2 ye inmiş oldu. Tabii liderin puan kayıpları sonrası liderlik umutları artan, 3. durumdaki Beşiktaş'ın MKE. Ankaragücü karşısında aldığı 3 puan sonrası liderle arasındaki fark da 3 puana inmiş oldu. Son durumun ise bu 3 takımın kalan 4 haftada yapacakları maçlardan sonra ortaya çıkacağı belli oluyordu.

4. durumda ki Trabzonspor'un ise lidere yetişmek için her maçını kazanması gerektiğini bilirken Fenerbahçe derbisinde 20 yıllık galibiyete ulaşamama serisine bir maç daha ekliyordu. Üstelik de galibiyeti uzatma sürelerinin son dakikası içinde frikikten yediği golle kaybetmekteydi. Ne var ki Avrupa liglerine garantili katılma yeri olan ilk 4 sırada lige devam etmekte.

Bu 4 takım içinden yarı finale kalmış olan sadece Galatasaray olduğuna göre Ziraat Türkiye Kupasını kazanması halinde önemli olabilecek 5. sıranın da Avrupa kupalarına katılma olasılığı nedeniyle çok daha değerli bir hale geleceği de bilinmekte. Buradaki 5.lik aday sayısı da epey fazla ve kalan 4 hafta içinde de tabii ki değişiklikler olacak.

Üç büyüklerden Fenerbahçe'nin, bu haftayı da 2 puan daha kaybederek kapatması ve 14. sıradaki yerini değiştirecek bir hamle yapamadığı gibi oynadığı futbol da taraftarlarının üzüntülerini önleyememekte. Sadece kendi sahasında 20 yıllık yenilmezlik serisinde Trabzonspor'a uzatmanın son dakikasında attığı gol ile 1 puan alması taraftarlarca sanki bir Bayram sevinci gibi kutlanmıştır. Üstelik üst sıralara yükselerek bazı avantajlar elde edilmesi görüşleri de çoktan değerini kaybederek bu yılın böylece bitmesi gene beklenmeye devam edilmiştir.

Kalan 4 hafta orta sıralardaki takımlar için yükselmeleri bekleme haftaları olmakla birlikte alt sıralarda bazı belirlemeler oluşmaya başlamıştır. 4-5 takım için beklenmedik sonuçlarla düşme olasılığı var denecekse da sonuncu durumda olan Akhisarspor için kurtulma ümidi çok azalmış ve en az 6 puan alıp üstlerinde er alan rakipleri 3 takımın ise hiç puan alamamalarına bağlıdır. İlginç olan ise Akhisarspor'un Ziraat Türkiye kupası yarı final maçlarını oynayacak Galatasaray dahil 4 takımdan birisi olmasıdır.

VAR sistemi için ne kadar yararlı olacağının bilinmesine karşın Türkiye gibi demokratik sorunların çok olduğu bir ülkede hala problemlerinin de çok bulunduğu görülmektedir.

Bu nedenle 22.hafta maçlarından beri VAR sistemi için bu sütunlarda tekrarlanan görüşlerimiz aşağıya tekraren alınmıştır.

[Maçları izlerken anlaşılan bir konu da VAR kararlarının ya tam bilinmemesinden ya da kendi düşüncelerine uygun karalar beklenmesinden kaynaklanan bilgi eksiklikleriyle karşılaşılmaktadır. VAR konusunu futbol cahillerine tekrar anlatmak gerekmekte. Onların zannettiği gibi VAR her konuda bir karar mercii değildir. Sadece aşağıdaki konularda yorumu beklenmektedir:

  • 1)Gollerin iptali veya geçerli sayılması.
  • 2)Penaltı kararlarının iptali veya verilmesi
  • 3)Kırmızı kart verilmesi veya verilen kararın iptali
  • Sadece bu konularda ya VAR tarafından hakem ikaz edilmekte veya çağırılmakta ya da hakemin kendisi verdiği bir kararını değiştirme konusu için yardım isteyebilmektedir. Hakem ile VAR yetkililerini konuşmaları ise izleyicilerce bilinmemektedir..

BİR ÖNERİ: Çok tartışılmaya başlanan VAR kararları maçın hakemi ile VAR yetkili hakemi çağırılarak (veya hakemin kendi isteği ile gittiği) VAR odasında olayın tekrarları ekranlarından izlenerek tartışılmaktadır. Önerimiz bu konuşmaların sesli olarak anında maçı veren yayıncı kuruluş tarafından izleyicilere de duyurulmasına izin verilmesidir. Burada gizli bir konuşma yapılmaması gerektiğinden halka açık olmasında da bir sakınca olmadığı gibi yapılmakta olan tartışmaları da sonlandıracaktır.

Bu konuşmaların aynen sesli dinletilmesinin halen Hollanda gibi başka birçok Avrupa ülkesinde de kullanıldığı da açıklanmıştır.]

İzlenen Diğer Maçlar:

(Yayınca Kuruluş Neleri Yanlış Yapmakta:

Bu bölgeye bazen yazılmakta olan bu yanlışlar devamlı hale gelince her hafta yazmak da gerekli hale geldi:

Oyuncuları tanımaları : Yayıncı Kuruluş spikerleri maçları anlatırken sahanın karşı çizgisinde yani kendilerine göre uzak taraflarda yer alan ve oynamakta olan futbolcuların isimlerini söylemezler. Daha doğrusu anlaşıldığına göre söyleyememektedirler. Ya soldan hücum eden oyuncu ya da sağ tarafta yer alan savunmacı şeklinde idare ederler. Bundan anlaşılan da göz problemlerine gözlüklerinin yetmediğidir. Onlara tavsiyemiz ise bir doktora giderek gözlük numaralarını yenilemeleri şeklinde olacaktır. )

- Beşiktaş, MKE.Ankaragücü'nü 4 – 1 yenerken hemen hemen fazla zorlanmadı diyebiliriz. Maça çocuk istismarını önleme çabalarına katkı amacıyla 2 takımın da daha önceden hazırlanmamış olsa da birlikte yaptıkları saygı duruşu sonrası başlandı. Karşılıklı akınlarla orta sahada başlayan maç, Beşiktaş'ın daha önceleri istenmeyen golcüsü Burak Yılmaz'ın 8.dakikada ki beklenmeyen golüyle 1 – 0 Beşiktaş birden öne geçiverdi. İşte golcü böyle olur dedirtecek bir şekilde topu ayağına alır almaz önce bir çalım ve arkasından çıkardığı ani şutla adeta golü yaratıyordu. Kalan dakikalar karşılıklı akınlarla geçerken ender rastlanan gol pozisyonlarında Beşiktaş'ın başarılı kalecisi Karius'un kurtarışları da dikkat çekiyordu. Yalnız ilk yarının son 15 dakikasında Ankaragücü'nün daha çok gol aramakta olduğu görüldüyse de ilk yarı tek gol ile sonuçlandı. İkinci yarıya hızlı başlandı. Ankaragücü beraberlik golünü sağlamaya çalışırken 2. golü yiyen taraf oluyordu. 2. yarı başlayalı 10. dakikaya geliniyordu ki Beşiktaş'ın Karius kadar başarılı diğer oyuncusu Vida, orta sahada sahip olduğu topu önce sürdü sonra sağ açıkta gördüğü oyuncusuna attıktan sonra koşusuna devam edip kaleye yaklaştı. Sağdan ortalanan topu kafa vuruşuyla gole çeviren de gene bu koşusunu 2. golle tamamlayan oyuncu Vida oluyordu. VAR incelemesi sonrası gol geçerli sayıldı. Zaten bir önceki gün Fenerbahçe'nin oynadığı maçta Cüneyt Çakır'la ilgili VAR incelemesi hiç yapılmazken bu maçta 4 kez VAR'a müracaat edildi. 63. dakikada Burak durumu attığı penaltı sonrası 3 – 0 a getirdi. Daha sonra ise verilen penaltıyı Beşiktaş'ın başarılı kalecisi Karius kurtarsa da VAR tekrar ettirince durumu Saico 3 – 1 e getiriyordu. Maç bu sonuçla bitmekte denirken 81. dakikada Ljajic Kagava ile yaptığı güzel paslaşmalar sonrası attığı gol ile 4 – 1 lik sonucu ilan ediyordu.

- Galatasaray, Atiker Konyaspor deplasmanından 0 – 0 beraberlikle dönerken kazanacak olsa haftayı uzun süre sonra lider olarak stattan dönme olanağını kaybetmiş oldu. İki takımın da taraftarlarının doldurduğun tribünlerin dostane bir şekilde hayatını kaybeden Konyasporlu oyuncu için yaptıkları saygı duruşu sonrası maça başlandı. İlk dakikalarda oynanan futboldan hemen anlaşılan ise 11 yabancı oyuncu ile maça başlayan Galatasaray'ın galibiyeti aramak için baskılı bir futbolla maçı sürdüreceği şeklindeydi. 20. dakikaya kadar gol pozisyonu olmadan geçen maçta bu dakikalardan sonra sadece karşılıklı kaçırılan 2 pozisyon izlenebildi. Ömer Ali kaçırdığı gol öncesi topu ofsayt pozisyonunda almıştı ama yeni kaidelere göre yan hakem bayrağını ancak gol pozisyonu bittikten sonra kaldırıyordu. Bu saçma görüşü anlamak olanaksız. 42. dakikada Galatasaray'ın golü sonradan kalkan ofsayt bayrağı ile VAR tarafından iptal edilirken de çok tartışıldı ve 2 ayrı görüşten hangisinin haklı olacağına karar vermek de çok güçtü. 2. yarıya da Galatasaray'ın baskılı oyunu ama az gol pozisyonlu bir şekilde başlandı. 62. Dakikada Yatabare maçın ilk uzaktan şutunu etkili bir şekilde kaleye gönderdiyse de top Muslera'da kaldı. Bu dakikalarda Konyaspor'un da karşı akınları çoğalttığı dikkat çekiyordu. Orta sahalar çabuk geçiliyor, akınlar çoğalıyor ama bir türlü gol gelmiyordu. Maçın en net pozisyonunda ise Onyekuru topu boş kaleye gönderemedi. Konyaspor'da en başarılı futbolcusu olarak Uğur Demirok göze çarparken Galatasaray'da da her maçtaki gibi Muslera kalesini gole kapatmıştı. Son dakikalar da gol getirmeyen karşılıklı akınlarla geçti ve 2 puan da paylaşılmış oldu.

Fenerbahçe – Trabzonspor Maçı:(1 -1)

Felaketlere sevinilen bir duruma geldi Fenerbahçe. Bir galibiyetin düşme hattından kurtulma mücadelesine yarayacağı maç berabere bitince, tribünleri doldurmuş olan taraftarlara bayram gibi geldi. Oysa Fenerbahçe'nin içinde bulunduğu zor durum maç başlar başlamaz anlaşılmaktaydı. Trabzonspor'un oturmuş bir takım olduğu Fenerbahçe 11 inin ise ne yapacağını bilemez haldeki bir takım olduğu ilk dakikalardan itibaren anlaşılmaya başlanıyordu. Trabzonspor geçen yıldan itibaren oynatmaya başladığı genç oyucularıyla bu sezonun yarısına kadar zorlandıysa da onlarla devam etme kararını alınca bu günlerin başarılı takımına kadar ulaştı.

Fenerbahçe transferini ellerline bıraktığı Transfer Konisyoncusu Comolli'nin aldığı oyuncularla devam edince ligin 14. lüğüne adeta yerleşti. Sakatlıklar olsun, cezalar olsun her maça en az 4-5 oyuncu değişikliği ile çıkılınca da “takım” olunamadan sezonun bitimine kadar gelindi. Maç yazısı için alınan notlara tam “Trabzonspor'un üstün oyunu ile Fenerbahçe'nin koşmaktan başka bir şey yapamadığı maçın ilk 15 dakikası böyle geçmekte” notu yazılırken de Trabzonspor'un akıl dolu golü geliverdi. Aşırtma vuruş ile Yusuf'un, önüne indirilen topu stop dahi etmeden sol ayağının dışı ile kaleye şutlaması takımını erkenden hem de takip sahada öne geçiriveriyordu. Günün başarılı Fenerbahçeli oyuncularından Harun'un bu golde hatası belki erken çıkıp topa sahip olmaya çalışmamasıydı. Ama asıl hatalı olanlar topa yakın oldukları halde top aşırtılırken hamle yapmayan savunma oyucularıydı.

Gol gelir gelmez Trabzonspor da hatalı bir oyun oynamaya başladı. Takımının üstün oyunu sonrası bu oyuna devam edeceğine gol yemeden maçı galip bitirme yanlışına düşüyorlardı. Fenerbahçe bu gol sonrası ataklara başladıysa da rakip ceza sahasına yaklaşamıyordu bile. Her zaman sol taraftan akınları başlatan Hasan Ali önünde alışılmış bir sol açık bulamıyordu. Maça burada başlayan Ayew, paslaşarak soldan akınlar başlatma yerine top ayağına geçtiğinde içeri doğru atakları tercih edip top kayıplarına uğramaktaydı. Bu kayıplar oyundan çıkarken taraftarlarca ıslıklanmasına da neden olmuştu. Sağ tarafta ise İsla Fenerbahçe'nin sağ beki olmadığını göstererek hem savunmada rakip atakları tam engelleyemiyor hem de Dirar ile paslaşmalar top kayıplarıyla sonuçlanıyordu. Şener'in ondan daha yeterli bir sağ bek olduğunu anlayanlar anlamakta.

Takımda 1-2 oyuncu dışında başarılı oyuncu yoktu. Hemen hepsi top kayıplarıyla oynuyor. Top rakibe geçtikten sonra koşarlarken rakip de bol bol paslaşabiliyordu. Ne yer tutma başarısı ne de top ayaklarına geçtiğinde paslaşma başarısı gösteremiyorlardı. Devre arası alınan oyuncular da geçen sene alınanlara ayak uydurmuş, Fenerbahçe'ye yakışan oyuncular olarak kendilerini gösteremiyorlardı bile.

Bu temposuz ama Trabzonspor'un tercihi olan Fenerbahçe baskılı oyun, Valbuena'nın maça girişine kadar sürdü. 55. dakikadan sonra Fenerbahçe akınları da devam ediyordu ama bu kez kaçan veya günün en başarılı oyuncusu Trabzonspor Kalecisi Uğurcan tarafından kurtarılan gol pozisyonlarıyla devam ediyordu. Hasan Ali'nin şutu dâhil girmek üzere olan topu yumruklayarak yukarıdan auta atan Uğurcan beraberlik golüne izin vermedikçe Fenerbahçe'nin yıl boyunca devam eden talihsiz onlarca gol pozisyonları akla gelmeye başladı. Bu da bu maçın yenik kapatılması ve yıllar süren yenilmezlik yüzünün sona ermesi demekti. Çok vakit kayıpları olmasına rağmen + 5 dakika olarak verilen uzatmalar da artık tükenmek üzereydi. Seyircini sabrı da bitecek ve maç sonrası artık takım ıslıklanarak gönderilecek demekti.

Maçın uzatmaları bitmişti. Son galibiyet şansı bir frikik kazanılmış Harun bile rakip kale sahasına koşmuştu. Valbuena topu kale sahasına gönderdi. Tribünlerden bir ek vuruşla kaleye gitmiş gibi görünürken tekrarlarla anlaşıldı ki kimseye değmeden sadece yere vurarak gol olmuştu o top. Uzun zamandır sevinçten uzak kalmış taraftarlar beraberliğe artık büyük mutluluk olarak gördüklerini, gösterilen sevinçlerle anlatıyorlardı sanki. Yılların Fenerbahçe'si berberliğe çok sevinmekteydi. Hiç olmazsa 20 li yıllardır değişmeyen bir zafer değişmemiş ve Fenerbahçe her şey kötü giderken bile gene yenilmemişti.

Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

30. Golcü Futbolcuda Olması Gerekenler

Tanıdığınız golcü futbolcuları göz önüne getirdiğinizde aşağıda sıralanan özelliklerin hangilerine sahip olduklarını düşünebilirsiniz.

  • 1-Öz güven. Gol pozisyonuna girdiğinde hatta yaklaştığında pas verme yerine ilk düşüneceği dokunuşun gollük bir vuruş olmasını düşünmek için bu şahsi vuruş için önce kendisinin büyük bir öz güvene sahip olması gerekmektedir. Oysa golcü sandığımız birçok oyuncu bencillik yapmayayım diye pas vermeye kalkıştığında gol pozisyonları yok olup takımı golden uzaklaşmaktadır.
  • 2-Kısa Mesafe Top Vuruşları: Çoğu normal futbolcunun kaleye şut çekerlerken ayaklarını topa göre belli bir mesafeye getirdikten sonra vuruş yaptıkları gözlenir. Oysa golcü futbolcular ayağı topa kısa bir mesafe uzaklığındayken diğer futbolcular gibi çok sert vuruşlar yapabilirler. Çalışmayla ya da doğuştan bir kas farkı mı olduğunu tıp anlatabilr. Ancak bu kısa mesafe vuruşlarının zenci futbolcularda çok fazla olduğu da bilinmektedir.
  • 3-Topu Sürerken Gole Hazırlanmak: Paslaşarak da olsa çalımla da olsa kaleye yaklaştığında sadece gol atma hazırlığı yapmak. Oysa görmekteyiz ki golcü sayılan bazı futbolcular kaleye çok yaklaştıkları halde gene de gol için pas vermeyi düşündüklerinden o akın golsüz sonuçlanmakta.
  • 4-Uzun Boylu Olmak: Rakip kaleye yapılan duran top atışlarında olsun, ortalarda olsun uzun boylu olanlar gol avantajına sahiptirler. Savunmacılar, özellikle sağ ve sol stoperler zaten daima uzun boyludurlar. Futbola ilk başladıkları genç takımların çalıştırıcıları zaten 2 uzun boylun oyuncuyu stopere yerleştirerek futbola başlatırlar. Bu nedenle takımlarda uzun boylu santrafor sayısı da az olmaktadır. Yapılan ortaların az sayıda gol ile sonuçlanmasının ilk nedeni de bu uzun boylu savunmacılardır zaten.
  • 5-Yukardan Gelen Topların İneceği Yeri Görebilmek: Her kaliteli futbolcuda bulunması gereken bu özelliğin aslında az sayıda futbolcuda bulunduğu bilinmektedir. Yukarıdan gelen topun düşeceği yeri, topun falsosunu da izleyerek doğru tahmin eden oyuncu gole de yaklaşmış demektir. Hele bu izleme sırasında ceza sahasının göbeğinde yani itiş kakış arasında değil de geride durup topun ineceği yere kolan santraforların bu becerleri zaten gol sayısının çok olma nedenlerinden en önemlisidir.
  • Bu bilinen ya da bilinmeyen özellikler dışında da tabii ki çok sayıda başka özellikler de vardır. Tuttuğunuz takımın santraforunu gözünüze getirerek düşündüğünüzde belki üzülecek belki de “aferin bizim santraforumuza” diyeceksinizdir.

Gelecek yazıda buluşmak üzere

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com