2018 – 2019 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 9.HAFTA

23.10.2018

2018 – 2019 Sezonu Süper Lig Maçlari 9.hafta

9.Haftanın izlenimleri [D. G.Sivasspor–Fenerbahçe Maçı :(0 -0) ]

Gene garip bir hafta yaşandı.diyebiliriz. 5 Büyükler dediğimiz takımların hepsi puan kaybederken üstelik Beşiktaş rakip sahada Göztepe'den 2 gol yiyerek 3 puan kaybediyordu. Liderlik mücadelesi yapan Medipol Başakşehir 3 puanını alarak Lider Galatasaray'ın arkasından 2.liğini sürdürürken 3 puan olan farkını 1 e indirmiş olarak şampiyonluktaki iddiasını sürdürdü.

Fenerbahçe 2 puan daha kaybederken 1 puan kazanarak düşme hattının üstündeki 15. sıradaki yerini korumuş oldu. Bu haftanın en başarılı takımı olarak Akhisar'ı 5 – 0 yenen Kasımpaşa puan cetvelinde 3.lüğe de yükselmiş oluyor.

Alt sıraları incelemeye şimdilik gerek görülmediği için bir başka konu olan ve bu yıl başlatılan VAR konusuna gelecek olursak.:

Önemli bir araştırma ve yanlış kararların düzeltilmesine olanak sağlayan VAR sistemi için nedense bazı “Futbol Yorumcuları” tenkidi tercih etmektedirler. Oysa incelendikten sonra verilen kararlardan çoğunun önceden verilen yanlış kararlar olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Herhalde yorumcular kendi tenkit olanaklarının azalmasına yol açtığı için VAR'a bu kadar karşı olmaktalar.

İzlenen Diğer Maçlar:

Galatasaray Bursaspor'la 1 -1 berabere kalırken 2 puan kaybından ucuz kurtuldu diyebiliriz. Dolu tribünler önünde Galatasaray taraftarlarının devamlı tezahüratlarıyla başlayan maç iki tarafın karşılıklı akınlarıyla ama gol pozisyonsuz başlayan maç 20. dakikaya kadar da böyle devam etti. Bunun nedeni iki takımda da henüz yorulan veya daha az koşma çabasında bulunan oyuncu bulunmamasıydı. Her topa en az 2 – 3 oyuncu koşup kapma veya engelleme gayretinde bulunurken maç çok gayretli ama pozisyonsuz devam ediyordu. Akınlar başlarken topu kapan rakip takım akına başlıyor ama ya topu kaptırıyor ya da akın autla sonuçlanıyordu. 20. dakikada ise Galatasaray 2 sıkıntı yaşadı ve sakatlanarak çıkan 2 oyuncu yerini yeni oyunculara bırakırken ileride yapılacak 2 taktik oyuncu değişiklik olanağı kaybedilmiş oluyordu. Tam böyle düşünülürken 3. oyuncu sakatlığı da 42.dakikada yaşandı. Maçın ilk gol pozisyonu da 41. dakikada gelişti ama Bursaspor gole ulaşamadı. Maçın en tehlike yaratan pozisyonun da Bursaspor gole ulaşmak üzereyken boş kaleye giden topu Mariano çıkarttı. İkinci yarıya da aynı karşılıklı ama etkisiz akınlarla başlandı. 59. dakikada Bursaspor'un attığı gol haklı bir ofsayt kararıyla verilmedi. Akınları çoğaltan Bursaspor 61. dakikada genç oyuncu Ozan'ın dikkatsizliği nedeniyle yaptığı faul ile Bursaspor penaltı kazandı. Penaltı atışını kullanan Aytaç direği nişanladıysa da dönen topu gole çeviren de gene kendisi oldu. Bursaspor 1 – 0 öne geçince telaşlanan Galatasaray daha etkili oynamaya başladı ve 77. dakikada Eren sağ taraftan orta yükseklikte gelen topu ayağı yerine akıllı bir uçuş sonrası kafa vuruşuyla gole çevirince Galatasaray da maçı bir puanla bitirmiş oldu.

GöztepeBeşiktaş'ı 2 – 0 yenerken pek de zorlanmadı. Tribünleri doldurulmuş maç tezahüratlarla başladı. Aslında birbirlerine rakip olan İzmir takımları bu yıl Süper Lig'de sadece Göztepe ile temsil edilmekte olduğundan“İzmirliyiz, Göztepeliyiz” şeklinde afişlerle birleşme mesajları verilmek amaçlanmıştı. Artık her maçta görüldüğü gibi bu maça da karşılıklı akınlarla başlandı. Gol pozisyonu da gelişmiyordu ki 17. dakikada VAR kanalıyla verilen Penaltı'yı bu sezon birkaç maçta yaptığı gibi kaleci Beto gene kutardı. Maçı Tv.den izleyen bizler gibi hakemin de geçmek üzere olduğu bir pozisyon Var tarafından incelettirilince hakem havadaki ele çarpmayı izleyip penaltıyı vermişti. Maç 0 – 0 a dönünce de gene karşılıklı akınlar izlenmeye devam edildi ve gol pozisyonu dahi oluşmadan ilk yarı sona erdi denirken 45. dakikada ilk gol pozisyonunda golü kaçıran da Göztepe oldu. Üstelik verilen + 2 de de Love ile Beşiktaş golü kaçırıyordu. İkinci yarıya Beşiktaş daha hâkim başladıysa da 50. dakikada güzel bir kafa vuruşuyla golü bulan Jerome ile Göztepe oluyordu. Üstelik Beşiktaş daha kendini bulamadan 2. golü bulan da gene Göztepe oluyordu. Üstelik gene bir kafa vuruşunu bu kez Reis yapıyordu. Maçın bitmesine 30 dakika kalmış olmasına rağmen Beşiktaşlı futbolcularda “bu maç bitti artık” havası hissedilmeye başlanmıştı. İki takım için de bazı gol pozisyonları geliştiyse de durum değişmedi ve Beşiktaş sahayı 3 puan kayıpla terk etti.

Trabzonspor, Büyükşehir Belediye Erzurumpor ile kendi sahasında 0 – 0 berabere kalırken pek etkili olamadı. Stadı dolduran seyircilerin tezahüratlarıyla başlayan maç her maç gibi karşılıklı akınlarla devam etti. Ne var ki henüz 6.dakikada Özer Hurmacı yakaladığı bir topu öne çıkan kalecinin üzerinden aşırtarak bir gol attıysa da hakemin VAR ile yaptığı tespit sonrası bu gol ofsayt nedeniyle iptal edildi. Trabzonspor'un savunmasının daha kolay aşıldığı görülürken çok sayıda pozisyona rağmen ilk yarı golsüz berabere sonuçlandı. İkinci yarıya da karşılıklı pozisyonlarla girildiğinden çok sayıda gol pozisyonu sonuçsuz kaldı. Bu arada 66. dakikada rakip saha içinde yapılan mücadeleye önce hakem Trabzonspor lehine bir penaltı düdüğü çaldıysa da VAR tetkiki sonrası bu hatalı kararından döndü ve iptal etti. Sonlara doğru, Erzurumspor'un beraberliğe razı bir futbola dönmesiyle maç da son dakikalarda ve verilen en az +5 dakika sürede bu akınlar gol getirmedi. Maç da B.B.Erzurumspor'un 1 puanı almasıyla sonuçlandı.

  • Fenerbahçe'nin maçını ele alacak olursak:

Demir Grup Sivasspor – Fenerbahçe Maçı : (0 - 0)

Artık kaybedilen puanların önemi kalmadı gibi. Şampiyonluk hedefinin kalmadığı belli oldu ve düşme hattında olunmasına rağmen bu hatta veya yakınında olunmasının Fenerbahçe gibi bir büyüklük için sonunda buralarda olunamayacağı da bilinmekte. Yer yer büyük boşlukların bulunduğu tribünler önünde Fenerbahçe taraftarlarının da seslerini duyurdukları maç karşılıklı etkisiz akınlarla başladı. İlk yarı böyle başladı ve bitti. İkinci yarıda az sayıda olan gol pozisyonlarında ise Fenerbahçe'nin pozisyon sayısı daha fazlaydı.

3 puansız ve golsüz gidişin artık söylenmesine bile gerek kalmamış olan nedeninin “Takım” olma konusunda yapılan yanlışlar olduğu da bilinmekte. Birbirleri ile ilk kez önlü arkalı veya yanında oynayan oyuncularla her maçta ilk kez oynamaları bilindiği gibi takım olunmasını önlemekte. Her hafta değişen bu geniş kadroda bu haftada da ilk kez karşılaşılan bir değişiklik yapılmış ve zaman zaman birbirlerinin yerinde oynatılan 2 solbek Hasan Ali ile İsmail ilk kez önlü arkalı oynatılmıştı. Birkaç kez bu şekilde oynatıldıktan sonra verim alınabilecek bu tür değişiklikler tabii ki sezon öncesi değil de sezon ortasında yapılınca puan kayıpları da devam etmekte.

Deplasmanda alınan bu golsüz beraberliğin anlattığı bir konu da tabii ki savunmanın sağlamlığı forvetin beceriksizliği demek oluyordu. Fenerbahçe'nin geçen yıldan beri değişmeyen geri dörtlüsü aynı kalınca takımın da en sağlam bölgesi olmuş ve bir tek gol pozisyonu vermişti. Onda da çok tartışılan Harun çabuklukla öne çıkarak golü önlemişti. Tabii Volkan ve Harun çok iyi 2 kaleci olunca kalede problem yaşanmayacak ve genç kaleciler onların arkasında 3. kaleci olarak yetişecekti. Eğer Volkan kadrodan çıkartılacak olursa ara transferde Comolli nasıl olsa pahalı bir yabancı kaleci ile kaleyi dolduracaktır.

Gelelim forvete:4 lü savunmanın 2 stoperi birbirlerine yakın olarak en geriyi kontrole alınca orta saha 4 +3 ve 2 forvetle gol aramak gibi gole yakın bir duruma getirilmiş oldu. Bu da Fenerbahçe'nin devamlı hâkim bir oyun sergilemediği halde rakibinden daha çok gol pozisyonuna girmesine neden oldu. Ne var ki Frey ile Soldado golcülerden beklenen özellikleri gösteremeyince maçta gol de gelmedi. Hele Soldado'nun önüne gelen 3 fırsatta golü bulamaması bir golcü için şanssızlık kadar beceriksizlikti de.

Üzücü bir başka konu ise formda gözüken ve etkili frikiği direkten dönen Mehmet Ekici'nin oyuna girdikten 15 dakika sonra sakatlığının nüksetmesiyle ağlayarak oyundan çıkmasıydı. Kısacası bu deplasman maçı gol yenilmeden bitirilirken gol de atılamadı. Her futbolcunun her maçtan sonra söylediği gibi artık önümüze bakacağız.

  • Bilinen Veya Bilinmeyen Bazı Önemli Futbol Gerçekleri
  • Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.
  • 9. Çekilen şutlar arasındaki farklar.

Futbolumuzda ki bu haftalarda en çok görülen eksikliğin rakip kalelere şut atma eksikliği olarak görülmekte. Oysa bu şutların kaleyi veya kaleciyi bulup sekmesi dahi yeni bir gol şansı doğuracaktır. Bunlar da golcülere yaratılan fırsatlar demek olup, yapılan ortalardan daha etkili oldukları bilinmektedir.

  • Bu eksikliği ele alınca rakip kaleye şut çeşitlerinin neler olabileceğini de ele almak gerekecektir. Sıralayalım:
  • 1-Önce Ceza sahası dışı şutları ele alalım: Frikikler ile önüne gelmiş olan bir topu şutlayan oyuncuları gözünüzün önüne getirin. Topa vuruş anında topa dokunacakları bölüm ile ayaklarının vuruş bölümünü iyi bilen oyucuların gollerine bakacak olursak giden topun kavisli olduğunu,önündeki barajı veya ceza sahası içindeki kalabalığı aştıktan sonra alçalma özelliği taşıdığını görürüz. Bu atış bazı oyuncuların kişisel becerileridir ve hocaları bu tür vuruşu onlara yaptırır ya da bu noktalardan vuruş yapma serbestisi tanırlar.
  • 2-Gollük şutların özellikleri. Topu sürerek kaleye yaklaşılırken atılan şutlar veya ceza sahası içinde gelen pas sonrası atılan şutların gol olmasının en büyük nedeni ani bir vuruş olmasıdır. Ani vuruşların sert olmasının nedeni de bellidir. Belden gelen bir vuruş değil de bacağın kendi gücünden gelmesidir. Bu konuyu açıklayacak olursak.
  • Bazı şutlar ayak geriye alınarak atıldığında ya bu vuruşa rakip savunmacı ayak koyar ya da önüne yatarak golü önlerler. Çünkü bu oyuncunun şut çekeceği hem biz Tv. izleyicileri tarafından hem de rakip oyuncular tarafından açıkça görülür. Oysa bacağı açmadan hiç beklenmedik şekilde ani şut çıkartabilenler asıl golcü forvet oyuncularıdır. İşte burada pek üzerinde durulmayan bir konu ortaya çıkmakta. O da golcünün ulaştığı her topta mutlaka tek vuruş ile golü gerçekleştirmesidir. Yoksa stop et ya da önce çalımını at sonra kaleye yuvarla özellikleri golcülük vasıflarının yok olması demektir. Beklenmeden atılan bu sert şutlarla gol atan oyuncular çok az sayıda rastlanan oyunculardır.
  • Bilinen tıbbi bir gerçek vardır. Zenci ırkın bazı adaleleri diğer insanlarınkinden farklıdır. Bacaklarında da farklı bir ek adele yapısı vardır. İşte bu fark nedeniyle şut çekerken daha sert ve etkili şutu hiç gerilmeden yani belli etmeden çekme özellikleri vardır. Bu nedenle de daha çok golü yetiştirmelerinde fark yaratmaktadırlar. Zaten en tanınmış golcülerin çoğunluğu da zenci ırkı oyuncularıdır.
  • Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

okaninanc@mynet.com

http://www.yenicagymm.com/