2019 - 2020 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI 1.HAFTA

20.08.2019

2019 - 2020 Sezonu Süper Lig Maçlari 1.hafta

2019 – 2020 SEZONU SÜPER LİG MAÇLARI

1.Hafta

1.Haftanın izlenimleri [Fenerbahçe – Gazişehir Gaziantap Maçı:(5 - 0)]

Sezonunun ilk haftasının sonraki haftalara ışık tutacak sonuçlarla tamamlandığına kimse inanmıyordur. Tabii birkaç takım için ayna olabilir ve aynı futbolu devam ettirebilirler ama bu takımların hangileri olacağını da kimse tahmin edemez.

Üç büyüklerden sadece Fenerbahçe'nin, bu haftayı mutlu bitiren tek takım olduğu oynanan haftanın maç sonuçlarına bakılınca hemen anlaşılmakta. Galatasaray'ın 0 -2, Beşiktaş'ın ise 0 – 3 lük yenilgilerine yorum yapmak bile anlamsız. İlerleyen haftalarda alacakları sonuçlar sonrası onlar için ilk haftanın yorumları yapılacaktır.

VAR sistemi için ne kadar yararlı olacağının bilinmesine karşın Türkiye gibi demokratik sorunların çok olduğu bir ülkede hala problemlerinin de söze getirilmekte olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle bu konunun ve VAR sisteminin ele alınması da artık gelecek maçlarda yapılacaktır. .

İzlenen Diğer Maçlar:

Yayıncı kuruluşta ki bir değişikliği ele alarak bu satırlara başlanmalıdır. O da artık maçlar sırasında çift spiker veya spikerlere bir yorumcu eklenmesinden vaz geçildiği anlaşılmıştır. Bunun ise yararlı bir yenilik olduğu söylenebilir ama kulaklık vasıtasıyla spikerlere yardımcı olunmaz ise kameranın gösterdiği birçok olay bu haftaki maçlarda olduğu gibi izah edilmeden geçiştirilmiş olacaktır. Gelelim izlenen maçların özetlerine:

- Galatasaray, deplasman maçında Yukatel Denizlispor'a 0 – 2 yenilirken iki taraf da bir varlık gösteremeden maçı tamamladılar demek yanlış olmayacaktır. Ev sahibi takım adının başına bir yabancı şiketin adını alarak lige başladıysa da maça hiç de öyle güvenli başlamadan ilk 10 dakika biterken geriye yaslanmaya başladı. Bunda 3. dakikada gelişen karşı atakta mutlak golü kaleci Stachoviak'ın ayakla kurtarmasından alınan ders bir başlangıç korkusu oldu. Her iki takımda da yeni oyuncuların geç gelmelerinin neden olduğu birlikte oynama sürelerimin azlığı “takım" olunmasını önlemekteydi. 22. dakikadaki rakip atağında Muslera'nı bir golü önlemesinden sonra rakip kaledeki penaltı itirazları sonrası maçı devam ettirmekte olan Hakem yılın ilk VAR'a müracaatın yaptı ve penaltı kararı çıktı. Galatasaray hak etmediği galibiyet golünü bulmak üzereyken Selçuk'un vuruşunda kaleci uçarak yaptığı kurtarışla gole izin vermedi ve ilk yarı karşılıklı akınlarla çok top kaybı yapılırken 0 - 0 berabere sona eren maçta gollük bir top da Galatasaray kale direğinden dönmekteydi. Üstelik +5 verilen uzatmada 2. sarı kartı hak ettiği şekilde gören Marcao takımını 10 kişi bırakarak soyunma odasına gönderiyordu. İkinci yarıya beklendiği gibi 10 kişi kalan rakibine karşı üstünlüğü ele alan Denizli'nin takımı oluyordu. Maçın 75 dakikasına gelindiğinde ilk çekilen sert ve düzgün şut gol olarak Recep Niyaz tarafından takımını 1 – 0 öne geçiriyordu. Türk futbolunun şut eksikliği bir kez daha 75. dakikada tek şut ve galibiyet golü şeklinde kendini göstermekteydi. Ev sahibi takım maçın bu şekilde sonlanması için savunma gayretini gösterirken gene +5 dakika verilen uzatmanın son dakikasında daha önce yaptığı yanlış vuruşlarla çok gol kaçıran Rodellega takımına maçı 2 -0 galip bitirten golü atıyordu.

- Beşiktaş da deplasmanda Demir Grup Sivasspor'a 0-3 yenilerek ilk maçında adeta hezimet sayılacak bir sonuca katlandı. Üstelik yer yer boşluklar bulunan Sivas tribünleri tam da doldurulmamışken. İlk 20 dakikada daha çok gole yaklaşan Beşiktaş olurken artık alışıldığı gibi her maçtan sonra uzun topların çok sayıda paslaşma yerine daha yararlı olduğu tekrarlanıyordu. İlerleyen dakikalarda karşılıklı olarak goller kaçırılırken veya kurtarılırken 30. dakikada Mert Hakan'ın güzel bir şutu sonrası Sivasspor 1 -0 öne geçiyordu. Dağınık futbolu bu golden sonra Beşiktaş'ı daha çok hücum eden taraf haline getiriyordu ama başka gol gelmeyince ilk yarı Ev Sahibi takımın 1 -0 galibiyetiyle sona ermek üzereyken üzücü olay yaşandı. Kaleci Samassa bir topu karşılarken kendisini göremeyen Beşiktaşlı oyuncu Tyler Bıoyd ile çarpıtı ve oyundan alınıp cankurtaran aracıyla hastaneye kaldırıldı. (Neyse ki daha sonra iyi olduğu haberi gönülleri rahatlattı. İlginç olan ise bir süre hafızasını kaybedip futbolcu olduğunu bile unutmasıydı.) İkinci yarıya da Sivasspor'un savunmaya çekilmesiyle başlandı. Ne var k, ilk Sivas akınında Yatabare'in ayağından 54. dakikada gelen gol durumu 2 -0 Sivasspor'un üstünlüğüne getirince maç da bitmiş gibi oluyordu. Beşiktaş'ın hücumu düşündüğü bir anda Medel'in kaptırdığı top bir karşı akına ve gole dönüşüvermişti. Beşiktaş'ın ümitsiz ve etkisiz akınları devam ederken beklenmedik bir anda Emre Kılınç ayağın agelen topu sert bir şutla 30 metre mesafeden rakip kaleye gönderdiğine yere de çarpan top kaleci için kurtarılamaz bir gol haline gelerek sonucu belirlemiş oluyordu.

- Trabzonspor deplasman maçında Kasımpaşa ile 1 -1 berbere kalırken büyük boşluklar bulunan tribünlerde Trabzon taraftarı çoğunluktaydı. Kasımpaşa'nın dikkatli futbolu Trabzon'un daha hâkim bir futbol oynamasına neden oluyordu. Az sayıda da olsa Kasımpaşa'nın da gollük akınları görülüyordu. Gene de 34. dakikada Sörloth ile golü bulan taraf hâkim oynayan Trabzonspor oldu. Tabii ki bu gol Kasımpaşa'yı kendine getirip akınları çoğaltmasına neden oldu. Biraz sonrada 40.dakikada Aytaç Kara'nın korner sonrası çaprazdan vurduğu vole rakip oyuncuya çarpıp başarılı kaleci Uğurcan'ı yanıltıp ters tarafa yatırınca da beraberlik gelmiş oldu. Maç boyunca çok sayıda (gollük olmasalar da) hatalı kararlar veren Cüneyt Çakır'ın bu hatalarının çoğunun Trabzonspor lehine olması da dikkat çekiyordu. Golden sonra iki takım da hızını arttırıp galibiyet golünü aramaya başlayınca maç da hareketlendi. Uzun toplar daha çok gole dönük akınlar haline gelmekteyse de her iki kalecinin başarılı kurtarışları başka gol getirmeyince maç da 1 – 1 berbere sonuçlanmış oldu.

Fenerbahçe – Gazişehir Gaziantep Maçı (5 -0):

Rakipler açık farklı yenilgilerle ilk haftayı puansız kapatmışlarken henüz kadrosunu tamamlatamamış Fenerbahçe'nin de bu haftanın son maçında ne yapacağı merakla bekleniyordu. Ne var ki bu pazartesi maçından bir sonuç çıkartılmasını önleyen çok sayıda konu vardı. Fenerbahçe Sportif Direktörünün 2 yıldır yaptığı hatalı ve geç transferler nedeniyle hala tam bir takım kuramamış olması gibi rakip takım da Süper Lig'e yükselmeden önce garip bir isim seçtiği gibi hala oyuncu transferlerini bitirememiş bir takımdı.

Üstelik takımlar hakkında henüz bir yorum yapma olasılığı bulunamadan maç 6. dakikada beklenmedik bir penaltı ile başlıyordu. Penaltı gol olup Ev Sahibi takım galip duruma geçince bir futbol klasiği olarak konuk takımın da hücum üstünlüğüne başlaması beklenmekteydi. Ne var ki bunun yerine Fenerbahçe'nin üstünlüğünün devem etmesi 2. penaltıyı getirdi ama ilk penaltıyı gole çeviren Moses bunu gole çeviremedi ve kalecinin ellerine teslim etti. “Teslim etti” tabiri yavaş bir vuruşu daha iyi tarif edecek bir vuruştu. Bu vuruşu da Moses'in yapması hatalı bir seçimdi. Teknik bir vuruş yapılmakta olduğu için kalecimim akıllı bir hareketle vuruşu bekledikten sonra plonjon yapacağı anlaşılmalıydı.

Zaten penaltıların arkası kesilmeyince 17. dakikada güzel pası sonrası Vedat Muriqi'i 2. gole ulaştıran Emre'ye attırılması bu hatadan dönülmesiydi. Günün en başarılı ismi Emre, VAR'ın ısrarla hakeme kabul ettirdiği bu penaltı ile Fenerbahçe 3 – 0 öne geçiyordu. Gerçekten de orta sahada hem ileri hem geri pasları toplayıp değerlendiren ve verdiği paslar sonrası boş yerlere kaçarak markajdan kurtulup arkadaşlarına bol pozisyon yaratan Emre yaşına rağmen çok başarılıydı.

İlk yarı bu 3 golle tamamlandıktan sonra G.G. Antep takımının kendinden beklenen gol arama hücumlarına rastlanmayan 2. yarıya başlandı. Maçın ortalarda oynandığı dakikalara gelinmişti ki 74. dakikada Dirar çok paslı bir akın sonrası maçı 4 – 0 a getiriyordu. Daha önce bir gol kaçırmış olan Genç Ferdi 88 de attığı gol ile maçı 5 – 0 a ulaştırıp bu hatasını da affettirmiş oldu.

Böylece son yılların en uzun süre bir takımın maç hâkimiyetiyle oynanmış olan bir maçı, çok farklı bir skorla sona ermekteydi. Tekrarlayacak olursak bu maç da oynanan haftanın diğer maçları gibi ileriye dönük ne bir ışık ne de bir felaket habercisi olmaksızın oynanmış ve farklı bir sonuçla sona ermiş olmaktaydı.

Üzerinde Durulmayan Bazı Önemli Futbol Gerçekleri

Bu sütunlarda her hafta farklı bir konu seçilerek üzerinde durulmayan belki de pek bilinmeyen ama gerçeklerde önemli yer tutan genel futbol konuları ele alınacaktır. Oynanan haftanın maçlarından sonra ele alınacak konu seçilerek devam edilecektir.

  • 1.Tezahürat Yerine Islık
  • Eski maçlarda seyirci ıslık çalarak oyuna müdahale yerine çeşitli tezahüratlarla hem takımlarına moral verir hem de rakiplerinin moralini bozarlardı. Oysa şimdiki seyirci ıslık modası çıkardı Bu ıslıklamalar rakip takımlar bir yana, kendi futbolcusundan tutun da kendi takımına kadar uzamaya başladı. Bu yanlışları sıralayalım:
  • 1-Rakip Takımı Devamlı Islıklama Yanlışı :
  • Top rakip takımdayken seyircinin her top dolaştırmasında kendi stadında seyircinin rakip takımı ıslıkla protesto etmesi çok anlamsız olduğu gibi rakip takımın paslaşması ve akını uzun sürecek olursa da bunun tescillenmesi gibi bir durum yaratması açısından da böyle bir anlatım da ortaya çıkabilmekte. Bunun yerine önceki maçlardan, yaptığı yanlış transferden, sert oynamaktan veya vakit geçirmekten dolayı 1 veya 2 oyuncunun seçilerek ıslıklanması sahadaki oyun için çok daha yarlı olacaktır. Tüm takım ıslıklandığında daha hırsla oynayacak olan takım yerine ıslıklanan futbolcunun eli ayağına dolaşacak hatta arkadaşları da ona pas vermekten vaz geçebileceklerdir.
  • 2-Kendi Takımını Islıklamak:

Kendi formasını taşıyan takımının tümünü ıslıklamak düşünülemeyecek bir yanlıştır ama ne yazık ki statlarımızda bu yanlışla bile karşılaşılmaktadır. Takımı ıslıklamak demek, sonraki maçlarda oynayacak arzulu bir takımı ortadan kaldırmak demektir.

  • 3-Taraftarın Kendi oyuncusunu ıslıklaması:
  • Futbolcusu olsun, teknik adam olsun, yönetici olsun ıslıklanmamalı, hakarete maruz bırakılmamalıdır. Kötü futbolcu nasıl olsa hocası tarafından önce oyun dışı bırakılacak, sonra da yıl sonunda gönderilecektir. Maç oynanırken onlar hakaret altına alınmamalıdır. Bu ıslıklamanın zararları saymakla bitmez ama en önemlilerini ele alacak olursak:
  • a) Maç esnasında ıslıkları duyan takım arkadaşları o oyuncuya pas vermekten, kaleciyse top göndermekten çekinecekler ve boş durumda olmayan başka birisine göndererek belki de tehlikeye neden olacaklardır.

b) Her zaman için bu ıslıkların bir başka gün kendileri için de çalınabileceğini düşünerek kendine olan güven duygusunu kaybederek risk almadan oynamaya başlayacaklardır. Bu takımda oynamanın gelecek için bir yatırım olmadığını düşünerek ilk fırsatta ayrılmayı akıllarına koyacaklardır. Seyirci için değil kendileri için oynamaya başlayacaklar ve gündemdeyken para kazanmanın kulüp sevgisini bastırması daha doğru kabul edilecektir.

c) Kendi oyuncusunu ve takımını ıslıklayan seyirci kulüp sevgisi bırakmayacak ve bunun boş bir sevgi olduğunu düşündürmeye başlatacaktır. Sonraki kuşaklar için “kulüp Sevgisi" diye bir konu tartışılmamaya bile başlanacaktır.

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

YMM. Okan İnanç

yenicagymm@hotmail.com