ALİ KOÇ BAŞKANIMIZI KUTLARKEN FUTBOL İÇİN BEKLEDİKLERİMİZ- (3)

18.06.2018

Ali Koç Başkanimizi Kutlarken Futbol İçin Beklediklerimiz- (3)

Fenerbahçe'miz için güzel günlerin geleceğinden emin olduğumuz gibi beklentilerin de gerçekleşeceğinden eminiz. Geçen hafta başladığımız çeşitli futbol görüşlerine devam:

Sezon henüz başlamadı. Gelecek için görüş bildirmek olanaksız. Transferler, çalışmalar beklenmekte. Bu nedenle konuları “genel" anlamında seçmek daha yararlı olacak:

  • Küçük, büyük, önemli, önemsiz demeden 2017-18 Süper Lig hafta sonu yazılarımda ele aldığım konulardan bazıları aşağıya sıralanmıştır.
  • --- Bazı futbol ile ilgili konular vardır ki küçük bir teferruat sayılarak pek üzerinde durulmazlar. Aslında bazen bunlar önemli yer tutan konular olabildikleri için ele alınacaktır. Futbol yöneticilerinin eline, zihinlerine ulaşacak olursa belki bazıları onları da etkileyebilecektir.

1-Kalecilerin Topu Kullanması :

  • Kalecinizin topu eline geçirir geçirmez kontratak için bekleyen oyuncularınıza atması gol olasılığını arttırır. Ne var ki çoğu kalecilerin alışkanlığı kurtarış sonrası alkışları almak için ağırdan alma şeklindedir. Fotoğraflık bir plonjon sonrası yere uzanıp topu elinde tutarak alkış beklerler. Ya da takım galip durumdaysa veya takıma beraberlik yetiyorsa autları yavaş atar, topu elinden son 6 saniyeye kadar bekletir. Ekseriya da oyunu geciktirme nedeniyle gösterilen sarı kartı da kabullenirler.
  • Önlerinde oynayan stoperlere veya yanlardaki beklere verecekleri toplar döner dolaşır gene bir geri pasla kaleciye gelir. Kaleci ya da bu savunmacılar topu uzun bir vuruşla ileriye gönderdiklerinde İki takım da yerlerini aldıktan sonra yapılan bu vuruşların kendi oyuncularına ulaşması % 50 olasılık taşır. Bu da demektir ki rakip takım da her an hücum başlatacak duruma getirilmiş olmaktadır.
  • Oysa çalışmaları yapılarak kaleciler ile uzak paslaşmak çok daha olumlu gol pozisyonları yaratabilecektir. Kaleci kendisine gelen topu çok çabuk olarak ileride koşmakta olan bir oyuncunun önüne attığında ya da ortada (2. bölgede) duran boştaki bir arkadaşına gönderdiğinde onun da seçip paslaşacağı bir oyuncu mutlaka bulunacaktır. Üstelik elle atılan bir topun, sekmekte olan yerden gelen bir topun ayakla gönderilmesinden çok daha fazla isabet olasılığı vardır. Tabii çalışılmasının gerekli olduğu da unutulmaz ise.
2-Kaleciler ve Penaltı Atışları

Bazı maçlarda penaltı atılırken “kaleci yerinde kalacak olsa gol olmayacaktı" demişizdir. Bu konu pek tartışılmasa da kaleciler penaltı atışlarında kaleye şut çekildiğinde gelen topa değil vuruş anındaki tahminine göre atlayışa geçerler. Gene iyi kalecilerin tahmini doğru çıkar ve müthiş bir kurtarışla topun kaleye girmesini önlerler. Çoğu zaman ise ters köşeye yatarak golü yerler.

Fenerbahçe'nin eski kalecilerinden Altay vardır. Garip olmuştu ama en son Altay Takımında da oynamıştı. En çok penaltı kurtaran kalecilerdendi. Kaleci olan Babasından öğrendiklerini tatbik ettiğini anlatırdı. Penaltıyı atan oyuncu vuruşunu yapmadan tahmini olarak bir tarafa atlanmayacağını anlatırdı. Gördüğü vuruşa göre atladığı halde tabii ki kurtaramadığı hızlı toplar da olurdu ama en çok penaltı kurtarmasıyla ünlü olan bir kaleciydi.

Bir başka maçta ise Galatasaray bir kupa finalini penaltılarla kazanırken maç penaltılara kalmış ve maç 23- 22 gibi bir sonuçla kazanılmıştı. Galatasaray'ın meşhur “elleri yağlı" olarak tanınan kalecisinden (adını yazmıyorum), maç sonrası “ bir kaleci penaltılarda ezbere bir tarafa atlar ama ya yer ya da kurtarır. Fakat bu maçta biz iki kaleci de çok şanssızdık" demişti.

Kalecinizin penaltı atışlarında başarılı olup olmadığını bu iki örneği ele alarak tartışabilirsiniz.

3-Tek paslı futbol:

  • Topu ayağına geçiren bir futbolcunun futbol sevdası bir içgüdüsü haline gelmiş olduğundan topu kolay kolay ayağından çıkartmaması da bir diğer nedendir. Bu içgüdüsünü ona terk ettirecek olan ise hocası ile takım arkadaşlarıyla yapacağı çalışmaların alışkanlığı olabilir ancak.
  • Bir unutulmaması gereken gerçek var. Kaliteli futbolcular, top tekniği ilerlemiş olan futbolcular top ayaklarına gelmeden etrafını izleyip boşta olan veya boşa doğru koşmakta olan arkadaşlarını görebilirler. Sonra da onun ayağına ya da koşu yoluna topu gönderirler. Bu ikiliden birisi için seçimi yaparken da futbol kaliteleri ortaya çıkar ve topu ona göre ayaklarından çıkartırlar. Oğuz gibi, alex gibi.

Bir diğer unutulmaması gereken tek pas konusu da kendi ceza sahası içinde rakip çok kişiyle bastırırken kesinlikle yapılmaması gerektiğidir. Yapılan örneklerinde yenilen golleri hatırlayabilirsiniz.

4-Hakemlerin Vakit Geçirmelere Karşı Yapabilecekleri

  • Hakemlerin fahiş hataları neredeyse futbolumuza karalar çalmak üzere. Bu hatalar kadar olmasa da küçük ama bazen verdikleri zararların büyük olduğu hatalar da bulunmakta. Bu büyük hatalar ve nedenlerini başka incelemelere bırakarak daha küçük hataları da ele alabiliriz.
  • Ligimizde tüm maç boyunca olsun son dakikalarda olsun vakit geçirmek için olmadık çareler bulunması artık hemen hemen her takım oyucuları tarafından uygulanır hale gelmiş olduğu gibi hakemlerin de buna karşılık aldıkları önlemler yok gibi. Örneğin maç boyu vakit geçirerek skoru koruma gayretindeki bir kaleciye maçın bitimine 5-6 dakika kala sarı kart göstermeleri gibi. Bu sarı kart o sırada oynanmakta olan maça ne bir katkı yapar ne de o etik olmayan davranışlar içindeki takıma bir zarar verir. Oysa maçın başında bu gecikmelere karşı bir ikaz ve sonra geçen 10 -15 dakika kadar daha devamı halinde de sarı kart gösterebilirler.
  • Asıl önemli örnek ise sahteliği hemen anlaşılan sakatlanmalardır. Sakatlığın sahteliği ise 3-4 dakika yerde yatıp tedavi hatta sedye isteyen bir vakit geçiricinin çizgi dışına çıkar çıkmaz ayaklanıp hakemden giriş izni istemesi ve anında da o izni alarak koşarak oyuna girmesidir. Oysa Amerikan Futbolu'nu izlemiş olanlar bilir. Orada hakemlerin kısa süreli olarak oyuncuları oyundan atma cezası vardır. Yardımcı hakemler suçuna göre verilen o süre cezası dolmadan o oyuncunun maça girmesini önlerler. Tamam dünya futbolunda bu tür ceza yoktur ama sakatlanan futbolcuya tekrar maça girme iznini vermek hakemin elindedir. En azından maçın kaç dakika durmasına neden olmuş ise o oyuncuyu o süre kadar görmezden gelip oyuna almama yetkileri vardır. Bunu birazcık uygulayacak olsalar inanın bu sahte sakatlanmalar ile oyun dışına çıkmalar da o kadar azalacaktır.
  • Futbolu severek izleyenler ; halen gittikçe bozulmakta olan futbolumuzun, tekrar sevilecek hale getirilmesini beklemekte.
5-Sağ stoper, sol stoper ayırımı

  • Ne yazık ki çoğu futbolsever bu ayırımı önemsemiyor. Bilmiyorlar demek olanaksız gibi durmakta ama maç kadroları verilirken yapılan hatalar bir yana bazı stoperlerin alıştıkları konum dışında oynayamayacakları hocaları tarafından bilindiği halde o yanlış yazılan sağ veya sol stoper mevkilerinde de hiçbir zaman oynatılmamaktadırlar.
  • İki tarafta da oynayan stoperler gerektiğinde sağ ve sol bek yerlerinde de oynayabilirler. Sadece sağ ve sol stoper olarak oynayabilenler ise gene sadece kendi ayaklarına göre bek mevkiine geçebilirler. Bu nedenle transferler yapılırken de bu ayırım göz önüne alınarak kadro oluşturulması gerekir. Buna dikkat edilip edilmediği ise Federasyona son kadrolar bildirildiğinde ortaya çıkacaktır. Futbol yorumcularından ise bu konuda yorum yapılıp yapılmadığının tespiti ise bu ayırımı kabul edenlere kalmaktadır.
6-Sert Pasın Yararları

  • Yakınında olsun uzağında olsun takım arkadaşlarına verilecek pasların yavaş bir şekilde gönderilmesi rakip oyuncular tarafından engellenme veya alınma olasılığı her zaman için daha fazladır. Bu bilinir ama üzerinde fazla durulmadığı gibi pası alacak olanın işi zorlaştırılacak gibi algılanır. Arkadaşlarını zor duruma düşürmemek için pasların şiddeti de azaltılır. Oysa bu teknik kapasitesi yüksek takımlar için yanlış olup hocaları tarafından önlenmelidir.
  • Öncelikle kalitesi yüksek oyunculardan kurulu takımlar bu toplar ayaklarına doğru yola çıktığı anda ne yapacaklarının hemen planını yaparlar. Alternatifleri çoktur. Tek pasla değerlendirebilirler, rakibin engellemesinin daha zor olacağı ani bir çalım düşünebilirler hatta kaleye çekecekleri bir şut sert gelen bir topla atılacak olursa kaleciler için gideceği yeri anlama ve kurtarma olasılıkları topun şiddeti nedeniyle azalacaktır.
  • Bir takımın savunmadan çıkarken bu şekilde sert ve çok sayıda paslarla hücuma çıkması halinde ancak başarılı ve hızlı bir futbol oynamış olarak seyircisine heyecanlı dakikalar yaşatır. Akın golle sonuçlansa da sonuçlanmasa da bol bol alkış alır, arkasından da toplu olarak takım lehine tezahürat başlar.
7-Çift Vuruş Şekilleri

Bilindiği gibi ofsayt kararlarında ya da faul gerçekleşmeden ayakları çok yükseğe kaldırma gibi tehlikeli durumlarda hakemler ellerini kaldırıp havada tutarak “çift vuruş" kararı verdiklerini gösteririler. Hakemlerin verdikleri çift vuruş kararı sonrası en çok rastlanan şekil kaleye orta yapılmasıdır. Nasıl olsa kafayla veya ayakla da olsa gol için bir vuruş olacaktır. Eğer kimse vurmadan top doğrudan dışarıya gidecek olursa da hakemin top, 2. vuruş sonrası ancak indirebileceği “çift vuruş kararı veren" eli de havada kalacaktır.

Bu en çok uygulanan çift vuruş atışlarının dışında bazen yanına gelen bir oyucuya pas verilmesi şeklinde kullanıldığı da görülür. Yanında duran oyuncu pası alır almaz ya kaleye şut çekecektir ya da çalımlarla kaleye doğru ilerleyecektir. Ne var ki topun başında iki oyuncu gören savunma da hemen bu durum için tedbir alacaktır. 9 m. 15 Cm. uzakta durmuş olsalar da ilk vuruş sonrası hemen müdahale edebilirler. İkinci oyuncu şut çekecekse ayak koyacaklar, paslaşarak ilerleyecekse de hemen bastırabileceklerdir.

Liglerin başladığı 1959 yılından beri izlediğim maçlarda o yıllarda uygulanan bir sistemin bir daha uygulandığına hiç şahit olamadım. Bunu uygulayan ise o yılların Süper Starı Lefter'di. Kendisine çok iyi destek veren sol açık Niyazi ile birlikte uygulardı. Çift vuruşu kullanacak gibi topun başına geçen Lefter'in arkasına geçen Niyazi, ilk vuruş olarak Lefter'le birlikte çalışmaları sonucu belirlenen şekilde topu onun önüne yuvarlardı. Ne olduğu anlaşılmadan Lefter de şutunu patlatırdı. Tek vuruşluk şut beklemediği için kaleci de, savunmacıları göz hapsine almış olduğundan topu göremezdi bile.

8-Ortalar Asist Sayılamaz

  • Gerek korner atışları gerekse ceza sahasına uzaktan gönderilen ortalar golle sonuçlanacak olursa futbol yorumcuları tarafından bu atışı yapanın asisti olarak değerlendirilmektedir. Tamam “etkili orta" şeklinde değerlendirilebilir bu golle sonuçlanan ortalar ama asist sayılmamalıdır. Eskiden söylediğimiz bir şekilde minarelerde müezzin düşürecek nitelikte ortalar da yapılmakta. Tamam, bu ortalar etkisiz, hatalı ortalardır. Yapanı eleştirmek de normaldir. Ne var ki bu kötü orta bir tesadüfle kendi oyuncusunun kafasıyla gol olursa da asisti yapmış sayılacaktır. Kaleye paralel, falsolu veya kaleye yakın inişe geçen ortalar tabii ki çok güzel ve olumlu ortalardır ama gol asisti değildir.
  • İster kornerden olsun, ister frikikten olsun hatta isterse taşınarak kalenin uzağına getirilerek yapılmış bir orta olsun, rakip kale önünde kendi oyuncusu ile buluşma olasılığı % 50 dir. Ceza sahasında bulunan oyuncuların yarısı rakip savunmacılardır. Tamam “hemen orta" adıyla anacağımız sağ veya soldan koşarak getirilen ve ceza sahası hizasına gelindiğinde o tarafa bakılarak, kendi koşan arkadaşını görerek, onun kaleye atış yapabileceği şekilde topu gönderen oyuncu gol olduğunda asist hem de nefis bir asist yapmış sayılacaktır. Ama diğer atışlar değil.
  • İlk akla gelen bu gibi bazı konulara devam edilecektir. Gelecek yazıda görüşmek üzere.

YMM.Okan İnanç

okaninanc@mynet.com